Bismillahirrahmanirrahim
Bizleri yoktan var eden İslam’la şereflendiren ama cihatla da görevlendiren Rabbimize hamd Âlemlerin efendisi, rehberimiz, önderimiz, Peygamber Efendimiz (S.A.V) salât ve selam olsun.
İnsanların eğitilmeye muhtaç olduğu muhakkak bir gerçektir. Eğer siz bu işi Rab’ça yapmazsanız bu işi şeytana bıraktınız demektir. Tarih boyunca toplumlar çeşitli şekillerde çocuklarını, nesillerini eğitmişlerdir. Eğer eğitimi ihmal ederseniz nesliniz başınıza sıkıntı olur. Efendimizin en çok önem verdiği konuların başında eğitim gelir. “Beni Rabbime yaklaştıracak bir ilmi öğrenmediğim günden bana hayır yoktur.” buyurmaktadır. Selçuklular, Osmanlılar konumlarını eğitime verdikleri önemle elde etmişlerdir.
Günümüz dünyasına baktığımız vakit eğitimin en önemli alan olduğu hatta hak-batıl mücadelesinin bu alanda cereyan ettiğini görürüz.
Osmanlı dağıldıktan sonra yeni kurulan devlet laik karakterini koruyabilmek için eğitim sistemine ihtiyacı vardı ve buna büyük önem vermiş zaman zaman ihtiyaç doğrultusunda yeniliklerde yapmıştır. Ancak yüzyılın sonuna yaklaşıldığında şu görülmüştür: Eğitim sistemine bu kadar ağırlık verilmiş olmasına rağmen toplum memnun değil, öz benliğini-islamı talep etmektedir. Bu durum karşısında sistem ani bir savunma ve korunma refleksi ile 8 yıllık zorunlu eğitim kararı alma ihtiyacını hissetti ve tepkilere rağmen bu kararı aldı. Fakat biz bu kararı İmam Hatip Okulları özelinde tartışıp asıl gayeyi yeterince göremedik. 28 Şubat sürecini biz sadece o günlerin fırtınası ile anlamaya çalıştık. Hâlbuki 28 Şubat süreci fırtınasının sona erdiği milenyumdan sonra kök salıp sessizce yeşermeye devam ettiğini çoğumuz görmek istemedik.
Hatta yaşayanlar bilir; kredili sistem uygulaması ile lise erken bitirilebiliyordu. Bundan vazgeçildi. 3 yıl olan liseler 4 yıla çıkarıldı. Liselerin 4 yıla çıkarılması hiç konuşulup tartışılmadı. Çünkü 28 Şubat’ta tokatlanan millet yeni iktidarın her şeyi düzelteceğine ve 28 Şubat’ın rövanşını alacağına inanıyordu. Bu yüzden yeni hükümetin her icraatını hayra yoruyorlardı. Böyle bir atmosferde liselerin 4 yıla çıkarılmasının, 8 yıllık zorunlu eğitim sistemi çalışmasının devamı olduğunu bu topluma anlatmak zordu.
Nitekim gelişmeleri sağlam kafa ile takip edenler yanılmamıştır. Yine aynı hikmetli ve destekli hükümet zehri bal tasında sunuyordu. Dikkatleri İmam Hatip tartışmasına çekerek 12 yıllık zorunlu eğitim kararını almış oluyordu.
Fotoğrafın bütününe tarafsız bakanlar doğru görme fırsatını elde etmişti. Sistem 8 yıllık zorunlu eğitimi yeterli görmeyip bunu 12 yıla çıkarmalıydı. Bunu da muhafazakar-hikmetli iktidarın, halkı İmam Hatip şekeri ile uyutması (uyuşturması) ile rahatça başarmıştı.
Artık 12 yıllık zorunlu eğitim tamamlandı, sistem rahatladı. Çünkü bu yeni doğan bebeğin babası sol zihniyet, annesi sağ zihniyet, dadısı 28 Şubat’ta 8 yıllık eğitime hayır diyen muhafazakarlardı. Tabi ki bu bebeğin rahat büyüyebilmesi için saçlarının taranması ve okşanması-ninnilenmesi gerekiyordu. O da İmam Hatip Okulları, 4+4+4 ninnisi ve Açık Lise idi.
12 Yıllık Eğitim Necip Türk Milletine Ne Kazandıracaktır?
- Zorunlu olduğu için bugün itibarı ile doğan bütün çocuklarımız, Seküler-Laik-Ilımlı Müslüman olarak yetişecektir.
- Evliliklerin önünü kapattı. Flörtü teşvik etti. 15 yaşında kabiliyeti lise tahsiline yatkın olmayan genç kızımız önceden bu yaşta çeyizini hazırlayıp kendisini maddi ve manevi olarak evliliğe hazırlardı. Artık bu yaştan sonra çocukluk döneminin sona erdiğini bilirdi. Bundan dolayı kendini yetişkin ve sorumlu hissederdi. Ancak 12 yıl zorunlu hale geldikten sonra bütün gençler 18 yaşına kadar kendisini bağımlı ve çocuk hissetmektedir. Aslında bu durum 18 yaşında da sınırlı kalmayıp 22 yaşına kadar gençleri bağımlı ve sorumsuz hissettirmektedir. Bu gencin 12 yaşında buluğ çağına girdiği düşünülürse 10 yıl flört tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında 22’den sonraki inanç durumuna Müslümanca bakalım, durumu ne olur acaba? Kaldı ki 12 yıllık eğitim sadece eğitimle sınırlı kalmayıp 18 yaşının altına evlilikte kanunla yasaklanıp adeta şeytana çalışılmış olduğu görülmektedir. Bu durum ayrıca ülkemizdeki doğum artış hızını da iyice azaltmış ve azaltmaya devam etmektedir.
- Karma yapıda olduğu için iffet, utanma erkek-kadın gibi maneviyatımızın temelini oluşturan kavramlar yozlaşacaktır.
- Bu eğitimin içeriği batıcı ve materyalist olduğu için nesil ibadet yapmayacak, Rabbine el açıp dua etmeyecek, sıla-i rahim yapmayacak kısaca rabbine ayıracak vakit bulamayacaktır.
- Bu eğitim sistemi 12 yıl boyunca çocuklara hep dünyayı kazanmayı (kariyer, para, vs.) telkin ettiği için bu sistemden mezun olan nesil gaybi olan her şeyi rahatlıkla tartışıp inkâr edebilecektir.(Sistem içerisinde okutulan din dersleri bunu daha da kolaylaştıracaktır.)
Toplumsal değerlerinin anne-baba, büyük-küçük, akrabalık bağları iyice zayıflayıp yok olacaktır. - Yüksek bir dağ köyünde doğan özürlü bir çocuğun o dağ köyünün doğal ortamında ömrünü tamamlama hakkı elinden alınıp şehre mecbur edilip fıtratı ve sağlığı bozulacaktır.
8) - Kabiliyeti ve kapasitesi olmayan çocuklar bu tek tip eğitim sisteminde zorlanarak ruhsal sağlığı bozulacaktır ki bu bugün kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştır. (8 milyon sinir ilacı kullanan insanımız var.)
- Usta, çırak, kalfa gibi meslek grupları tarih olacak.
- Pek çok iş kolunda çalışacak eleman bulunamayacaktır. (Örneğin; Rize, Trabzon, Giresun’da çay - fındık işçiliği tamamen Gürcülerin eline geçmek üzere.)
- Sanatçı, edebiyatçı, düşünür, fikir adamı yetişmeyecektir. Çünkü bu sistemde yetişen nesil her harfi para ve kariyer olarak görmeye başlamış bile.
- Bu sistem ayağının altında cennet olan anneleri de kitapların tozlu sayfalarına hapsedecektir.
- 12 sene para ve kariyer sevdası ile Yunan Mitolojisinin esas alan bilgi akışı ile yetişen kızımızdan annelik beklemek ne kadar doğrudur?
- “İçinizde hakka ve hayra çağıran bir topluluk bulunsun.” emrine uygun bir topluluk kalır mı? 18 yaşına kadar karmakarışık sınıflar, serbest bırakılmış kıyafetler, ilah diye Rabbimiz değil de Yunan Mitolojisine (tanrılarına) atıfta bulunan bir zorunlu eğitimden hakka ve hayra çağıracak bir topluluk çıkar mı?
- Başörtüsü serbest edildi. Edilmek zorundaydı. Düşünelim. 18 yaşına kadar okula zorla devam ettireceksiniz birde başörtüsünü yasak edeceksiniz. Tersinden bakalım. Öncekiler şöyle diyordu: Ya başını açar liseye gelirsin, ya da gelemezsin. Sana başını örtme fırsatı bırakmıştı. Ama liseye zorla devam edeceksin (Açık Lise içinde geçerli-Sınavlar) başını da açacaksın. Allah için bunu bir düşünelim. O bakımdan kim olsaydı 12 yılı zorunlu yapınca başörtüsünü serbest bırakmak zorunda kalacaktı.
- 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi Necip Müslüman Türk Milletini tarihin tozlu sayfalarına hapseden ve Kemalist devrimlerin tamamlayıcısıdır.
Sonuç ve çözüm ecdat talebe diyerek eğitimin gönüllülüğünü ilan etmiştir. Bırakalım eğitimle ilgili karar Allah’ın emri olsun.
Yapılacak şey eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılıp bütün kademelerde serbest ve gönüllü olmasıdır. Özel okulların (içi dışı özel) açılmasına fırsat verilmelidir. Fıtrat eğitimi esas alınmalıdır. Rüştiyeler ve Medreselerin açılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Herhangi bir konuda karar verirken Allah’a ve Resulüne müracaat etmeden, ilimle istişare yapmadan karar verilmemeli, yapmak istediğimiz şeyi ehli ile istişare etmeli ve Allah korkusu ile karara bağlamalıyız. Vesselam…