Algı; duyularımızın aldığı bilgileri yakalama, işleme ve aktif olarak anlamlandırma yeteneği, zihinsel eylemidir. Bir başka tanımla, beş duyu organı tarafından kavranabilen gerçeklerin zihin tarafından idrak edilmesi ve yorumlanması demektir. Duyusal organlardan aldığımız uyaranlarla çevremizi yorumlamayı mümkün kılan bilişsel süreçtir. Kısaca, uyaranları anlamlandırma sürecidir. İletişimde algınınrolü büyüktür. Mesaj yollanan kişi mesajı alır, kodları çözer ve algılar. Bu algılama sonucunda kişinin kafasında oluşan resim ile mesajı yollayan kişinin kafasındaki resim örtüşüyorsa iletişim başarılı demektir. Bu mesaj ıslah veya ifsat için olabilir.
Kişilerarası iletişimde verilen herhangi bir mesaj, bu mesajı alan kişi tarafından belli bir biçimde algılanır.Bu algı sonucunda çıktısı olumlu ya da olumsuz bir tepkidir. Bu çıktıya bildirim diyoruz. Bütün iletişimde veren ve alan arasında bir etkileşim söz konusudur. İnsan, algı yeteneğine göre olayları ve anlatımları algılar ve yorumlar.
Algı-Psikoloji İlgisi
Bu önemli bilişsel yetenek, çevremizi anlamamızı mümkün kıldığı için günlük hayatımızda çok önemlidir. Bilişsel uyarımla algıyı eğitmek ve geliştirmek mümkündür. Bu aktif bir süreçtir ve bilgiyi kritik analitik süzgeçten geçirerek her köşesinden değerlendirmeliyiz. Yani yalnızca aldığımız uyaranlarla değil, aynı zamanda algıyı kontrol eden belirli uyaranlardan alırız.
Algı, çevremizdeki dünyayla bağlantı kurmamızı sağlayan karmaşık bir süreçtir. Klasik olarak beş duyuya (görme, işitme, dokunma, koklama, tat alma) ayrılır. Bu organların etkisiyle beyninde işlevler gelişir. Çevre ve kişisel ilişkilerin farkında olma, varlıkların sınırları ve yönleri, göreceli konumuna göre durum analizi, cildimizin yüzeyindeki sıcaklığı yorumlama, kimyasallar ve yüksek basınç, ciltte zararlı uyarıları yorumlama, kaslarımızın ve vücudumuzun bölümleri nerede olduğunu bilgi ile yorumlama, bunları zaman içinde organize etme, dil ve tükürükte kimyasal maddeleri keşfetme, hormonsal ve manyetik alandan gelen bilgileri yorumlama, dinleme ile etkileşim gibi çoğaltılabiliriz.
Algı Özellikleri ve Örnekleri
Algı, kendiliğinden gerçekleşen tek bir süreç değildir. Bunun yerine, uyaranların doğru değerlendirilmesi için gerçekleşen bir dizi aşamadır. Görsel bilgi için sadece ışığını bir nesneden yansıması yeterli değildir. Göz hücrelerimizin bu bilgiyi doğru beyin bölgelerine göndermeleri için uyarır.Bu yolda arıza varsa doğru sonuca ulaşamayız.Bu sinyallerin beyne düzgün yollanması, yorumlanması ve sonuca ulaşılması gereklidir. Bunu eğitimde kullanırken öğrencinin algılama problemini önceden tespit etmeliyiz. Bilginin algılanması, kaybolmaması için değişik araçlar kullanmamıza izin verecektir.
Algı devletler arasında sömürü veya ifsat için yıllarca kullanılmıştır. 2003 tarihinde NATO Review adlı dergide yayınlanmış olan bir makalede, politik, psikoloji ve iletişim yönetimi ile onların bir uygulama alanı olan algı yönetimi arasındaki ilişkiyle ilgili bir saptamada bulunmuştur: “Algı yönetimi yabancıların tutumlarını ve tarafsız düşünme yeteneklerini etkilemek için girişilen her türlü eylemi kapsar ve kamu diplomasisi, psikolojikoperasyonlar, kamu bilgilendirme, aldatma ve gizli eylem faaliyetlerinden oluşur (www.ics.leeds.ac.uk).
Son yıllarda tüm dünyada yaygınlaşan algı operasyonlarının Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik olanları analiz edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi, askeri, ekonomik ve sosyokültürel açıdan kararlarını veya uygulamalarını karalamak amacıyla dijital medya aracılığıyla paylaşılan fotoğraflar göstergebilimsel açıdan analiz edilmiş, paylaşılan göstergeler üzerinden, yürütülmek istenen algı operasyonlarının boyutlarını ortaya koymak amaçlanmıştır (https://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1572296770.pdf).
Son derece işlevsel bir olgu olan “algı yönetimi” nin son yıllarda son derece önemli ve popüler hâle geldiği görülmektedir ve hem içeriği hem de uygulama alanlarında ortaya çıkan sonuçlara dikkatli gözlerle bakıldığında “propaganda” kavramının yerine geçmeye aday olduğu, hatta birçok yerde propagandanın misyon ve fonksiyonlarını devraldığı rahatlıkla söylenebilir. Propaganda ve psikolojik savaş gibi yollarla kitlelerin beyinlerini ele geçirmeyi hedefleyenler, özellikle dijital medyanın yaygınlaşması ve kontrolsüz şekilde kullanılmasıyla bu amaçlarını daha rahat gerçekleştirebilmekte, insanları her türlü kirli oyunlarına dâhil edebilmekte ve insanlar istedikleri gibi kullanılabilmektedir. Dijital medyaya herkes tarafından her an kolaylıkla ulaşılabiliyor olunması nedeniyle dijital medya üzerinden paylaşılan sayısız fotoğraf, video veya içerik insanların algılarını yönetmek için kullanılmakta, çoğu insan tarafından da iletiler doğruluğu sorgulanmadan alındığı için algılar istenilen şekilde yönetilebilmektedir.
Allah cc. Kur’an’da sapıkların Müslümanları yoldan çıkartmak için algı cümlelerini kullandıklarını hatırlatarak uyanık olmayı emretmektedir. “Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) uyun!’ denildiği zaman onlar, ‘Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz veatalarımızın öğrettiklerine uyarız.’ dediler. Peki, ataları bir şeyin İslâm’a uyup uymadığını düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan (sapık yolun yolcusu) kimseler olsalar da mı (onlara uyacaklardı)? (Bakara,170.ayet)
(Kendilerine:) “Yeryüzünde (Allah’ın emirleri dışına çıkarak) sakın fesat çıkarmayın (bozgunculuk yapmayın)!” denildiği zaman: “Bizler sadece düzeltenleriz.” derler. İyi bilin ki (Allah’ın hükümlerini beğenmeyip aykırı hareket ettiklerinden dolayı toplumda) asıl bozguncu onlardır. Fakat (bunun) farkında değildirler (Bakara, 11-12. ayet).
Algılara kapılıp algı yapanların yoluna girdiği ve alet olduğu halde farkında olmayanların varlığı çok düşündürücüdür.
Algı yönetimini, kişilerle ilgili olarak oluşturulan anlamların örgütsel süreçler içinde yoğrulması sonunda elde edilen algı malzemesinin bireysel ve örgütsel hedeflerin gerçekleşmesi doğrultusunda katkı sunacak şekilde kullanılması olarak tanımlamak da mümkündür (Uğurlu, 2008: 149). Algı yönetimi temelde “anlama” olayına dayalıdır. Yönetim veya örgüt açısından “anlama” hem içeride hem de dışarıda yer alanları tanımaktır. Bu açıdan algı yönetimi süreci örgütün içindeki ve dışındaki hedeftir (Erbay, Muhammet ve M. Mert Aslan. “Algı Yönetiminde Sosyal Değerlerin Etkisi”).
Çağımızda kavramın isim babasının Pentagon ve CIA olduğu artık bir sır değildir (Saydam, 2005: 70). Dolayısıyla algı yönetimi ilk defa Amerika Birleşik Devletleri ordusu tarafından kavramsallaştırılmıştır. Birleşik Devletler Savunma Bakanlığı, “Algılama yönetimi dış izleyicilerce seçilmiş, bilgileri yalanlama ve/veya bildirme faaliyetleridir. Amaç onların duygularını, güdülerini, amaçlarını etkilemek ve değiştirmektir. Bunun için her düzeyde ve her türlü istihbarat sistemi kurulur. Temel amaç, liderleri resmî tahminler ve öngörüler ile etkileyerek resmî faaliyet ve dışsal davranış olarak çıktıya ulaşmaktır (www.thefreedictionary.com).
Algı yönetimi denilince akla gelen ilk isimlerin başında Adolf Hitler ve onun propaganda bakanı olan Joseph Goebbels gelir. Çünkü güncel anlamda propagandanın temellerini onlar kurmuşlardır. Büyük olasılıkla o dönemlerde bu kavrama iyi bir isim konulmamıştır. Vaktiyle zafer kazanmak isteyen kimsenin düşmanın gözlerini ve kulaklarını mühürleyerek onu kör ve sağır etmesi, düşman ordusunun komutanlarının aklını karıştırıp onları çıldırtması gerektiğini söyleyen Mao’nun söylevlerinde sarf ettiği sözlerin kavramsal bir çerçeveye oturtulması gerekiyorsa bugün buna “algı yönetimi” ya da “etki operasyonu” tanımları uygun düşmektedir. “Algı yönetimi” kavramı yeni bir şey sayılmaz ancak bu kavramı destekleyen teknoloji ve ortaya çıkan sonuçlar büyük bir merak konusudur. Kamu diplomasisi yoluyla etkili bir iletişim kurmaktır. Algı yönetimi düşmanla ilişkilerle sınırlı değildir. İç ve dışkamuoyunu biçimlendirme ve “gerçek hikâye”yi planlama konularında da aynı derecede önemlidir.
Çağımızda algı reklamlarla, filmlerle, dijital oyunlarla yapılıyor. Mesela İçinde ne olduğu sır gibi saklanan bir içecek kendine müşteri bulmak, satmak ve çok satmak arzusu ile Müslüman ülkede Ramazan ayını fırsata dönüştürüp zemzem gibi kutsallaştırır. Ondan kazanan para kendine silah olarak döneceğini bildiği hâlde satın alır ve içer. İslam ülkelerinde bir isim vererek düşman üretir ve o ülkeyi işgal için kullanır. İşi bitince deşifre olunca ortadan kaldırır, yenisini sürer.
Bir ülkede ayaklanma üretmek için iç dostlarını kullanır. Ağaçlar, hayvanlar, insanlar,paralar bahane kılınır ve başka ülkelerdeki görseller servis edilerek sunulur. Kritik, analitik ve hür düşünemeyen, geçmişi unutan kişiler buna alet olur.
Algı operasyonu ile dostlar düşman olur. Huzur, güven ve adalet kalmaz. Sadece operasyon düzenleyenlerin işine yarar. Bu konuda toplum olarak oyuna gelmemek, olayları her cephesinden görmek ve düşünmek gerektiğini unutmamak lazımdır.