Her bireyin başarılı olabileceği bir alanı mutlaka vardır. Başarı kavramı kısmen görecelilik içermektedir. Asıl olan kişinin pozitif algısıdır. Başarı kavramı iki ana tema etrafında değerlendirilebilir. Birincisi; Akademik başarı, ikincisi; psiko-sosyal başarı. Bu ikisinin birlikte ortaya çıkması genel başarıyı ifade etmektedir. Akademik başarı kavramı, yalnızca formel ortamlarda sağlanabilecek başarı değildir. Her bir birey kendi beceri alanında akademik başarısını sergileyebilmelidir. Mesela bir kuaför yeni gelişmeleri takip ederek yeni ürünleri ve yeni yöntemleri mesleğine uyarlayabilirse kendi alanında akademik başarı sağlayabilir. Yine bir siensi (hassas metal doğrama) ustası yeni üretilen farklı fonksiyonlara sahip cihazları tanıyarak ve etkin kullanarak alanında akademik başarı sağlayabilir. Bir üniversite hocasının yayınlamış olduğu bir makale çok önemli bir akademik başarıyı ifade etmektedir. Bir öğrencinin ders notlarının yüksek olması da yine önemli bir akademik başarı düzeyi kabul edilir.

Bu ve benzeri akademik alan başarı şekillerini çoğaltmak mümkündür. Ancak akademik alanlardaki başarının psiko-sosyal alandaki başarısıyla desteklenmesi gerekir. Aksi halde genel başarıdan söz etmek çok zordur. Psiko-sosyal başarı çevreyi iyi tanıma ve iletişim yöntemlerini etkin kullanabilmeyi gerektirir. Okul başarısı yüksek olan bir öğrencinin, eğer okul kurallarına uyum sorunu varsa, akran gruplarıyla sürekli çatışarak iletişim kuruyorsa, aile içi kuralları özümseyememişse, kendisini ifade etmekte zorluk yaşıyorsa salt akademik başarısına bakarak başarılı nitelemesi yapmak mümkün değildir. Kendisini sürekli geliştiren yeni ürünleri takip eden, el becerisini sürekli arttıran bir kuaförün müşterileriyle ilişkisi pozitif değilse genel başarıyı yakalaması mümkün değildir. Başarı kavramı aynı zamanda niteliğin düzeyini de göstermektedir. Hem akademik alanda ve hem de psiko-sosyal alanda başarılı olabilmenin çok önemli anahtarlarından biri iyi bir organizasyonla etkin olarak çalışmaktır. Kuran-ı Kerim’de Yüce Allah “ Bilinsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. (Necm 39)” buyurmaktadır. Kuran-ı Kerim insanlara adeta açık çek vermektedir. İnsanların çalışarak verdikleri mücadele sonucunda akıttıkları ter teminat altına alınmaktadır. Bu mücadele bir inanış etrafında sürdürülmelidir.

Eğer insan atmış olduğu adımını hangi amaçlar için atmış olduğunu değerlendirerek atarsa bu mücadelesi sonunda başarıyı getirecektir. Bunun çokça örnekleri verilebilir. Peygamber Efendimizin tevhid-i mücadelesini sabırla sürdürmesi ki kendisine yapılan teklifleri reddederek bunu yapması insanlık için en önemli referans kaynağıdır. Üstat Bediüzzaman hazretlerinin sürgünler ve hapisler uğruna tevhid mücadelesinden taviz vermemesi, yine büyük İslam mücahidi Seyyid Kutubun idamı pahasına müstekbirlere boyun eğmemesi, hepsi inanılarak verilen mücadelenin asaletini ve insanlık için anlamını ortaya koymaktadır. Milli Görüş lideri Muhterem Erbakan Hocamızın odalar birliğinde başlayan siyasi yürüyüşü, İslam Birliği ve İslam ortak pazarı yani tevhid mücadelesi yakın tarihimize damgasını vuran, nesiller üzerinde derin izler bırakan çok önemli başarı serüvenlerinden birisidir.

Bütün bu ve benzeri örnekler göstermektedir ki sabırla mücadelesini sürdüren, çalışmalarını inancı etrafında devam ettiren kişi ve kuruluşların başarısızlığı mümkün değildir. Anlık başarısızlık kriterlerine bakarak ümitsizlik duyguları beslemek uzun vadeli başarısızlıkların ana nedenlerinden bir tanesini teşkil etmektedir. Ayrıca kısa vadeli ve duyguları okşayıcı anlık başarılarında yanıltıcı olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle yapılan iş ve işlemlerin İlahi kudretin takdirine sunulabilmesi için belirlenmiş ilahi kriterlerle uyumlu olması gerekir. Aksi halde başarısızlık kaçınılmazdır.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum