Her şey hayalle başlar, onun temelinde inanç yatar. İnanırsanız başarırsınız.”
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN
Bir okul hayal ediyorum; ilk, orta veya lise. Şehrin gürültüsünden, tozundan ve kargaşasından uzaklarda yeşillikler içerisinde bir okul. Büyük bir bahçe içerisinde, üç katlı, sımsıcak ve sevecen pembe bir okul. Bahçe kapısında sizi güler yüzle karşılayan bir görevli ve içeri girdiğinizde bahçenin dört bir yanını çepeçevre kuşatan selvi, göknar, çınar, ıhlamur, söğüt, kavak ve meyve ağaçları, size hoş geldin der gibi dallarını uzatmış gölgesine bekliyor.
Ağaçların altında sanat eseri kamelyalar ve bu güzel kamelyalarda inci taneleri gibi dizilmiş pırıl pırıl öğrenciler. Aralarında ders konularını müzakere ve mütalaa ediyorlar. Herkes sözünü kesmeden diğerini dikkatlice dinliyor, münakaşa, mücadele ve muhalefet etmeden saygıyla edeple ve muhabbetle öylesine kaynaşmışlar ki içlerinden biri zilin çaldığını söylüyor. Tüm öğrenciler hemen yerlerinden kalkıp vakarla kendi sınıflarına ayrılan yerlerde sıraya giriyor. “Çok değerli arkadaşlar, hayırlı sabahlar, okulunuza hoş geldiniz.” diye söze başlıyor şık bir kıyafet içerisindeki genç ve güler yüzlü müdür yardımcısı. Okul ve il çapında yapılan çeşitli yarışmalarda ve okuldaki sosyal faaliyetlerde başarılı olan öğrencilerin isimlerini tek tek okuyarak başarılarını anlatıyor ve onları sahneye davet ediyor. Sonra sahneye okul müdürü davet ediliyor, tevazu ve vakarla sahneye çıkan olgun yaştaki müdürümüz söze başlıyor:
“Çok kıymetli hocalarım, geleceğimizin mimarı, göz bebeğimiz ve gurur kaynağımız sevgili arkadaşlar, Allah’a sonsuz hamdü senalar olsun ki, okulumuz adına her zaman üstün başarılar sergileyen siz değerli öğrencilerimiz geçen hafta başarılarınıza bir yenisini daha eklediniz.
Bu başarıda üstün gayret gösteren çok değerli arkadaşlarınızı ve onlara emek çeken çok kıymetli fedakâr hocalarımızı tebrik ediyorum.” Müdür sözlerini fazla uzatmadan öğrencilerin başarıları için dua ederek öğrencilere ve öğretmenlere ödüllerini veriyor, öğrenciler müdür beyin elini öpüyorlar, o da onların alınlarından öpüyor.
Bir okul hayal ediyorum ve o okuldaki şuurlu öğretmenleri. Çok zarif ve düzgün bir kıyafete sahip bir öğretmenimiz zil çalar çalmaz elinde çantası ve koltuğunun altında bir kitapla laboratuara giriyor. Öğrenciler edep ve hürmetle ayağa kalkıyorlar, öğretmenin selamını alıp “Buyurun oturabilirsiniz.” deyince yerlerine oturuyorlar. Öğretmenimiz hızlı bir şekilde ders defterini doldurup, sınıf başkanından yoklamayı alıyor ve ders defterini kapatarak söze başlıyor: “Değerli arkadaşlar görüşmeyeli nasılsınız, iyisinizdir inşallah.” diye hâl hatır soruyor. Öğrencilerle gönül bağı kuran hocamız ardından konuya giriyor. Heyecan ve coşkuyla öğrencileri derse motive eden hocamız Fizik dersinden “Kaldırma Kuvveti” konusunu işliyor. Daha önce görev verilen iki öğrenci deney malzemelerini masaya koyuyorlar, yapılan deneylerle suyun ve havanın kaldırma kuvveti ispat ediliyor. Fizik hocamız konuyu Yüce Allah’ın evrene ve dünyamıza koymuş olduğu fiziksel yasalara getiriyor. Akıllı tahtadan Şura Suresi 31-35. ve Bakara suresi 164. ayetlerin meallerini açıyor. Gemilerin suda yüzmelerinin Allah’ın koyduğu yasayla gerçekleştiğini, yine kuşların ve daha sonra onların taklidi olan uçakların hava da uçmalarının hep kevni birer ayet olan sünnetullah (Allah’ın koyduğu kanun)la gerçekleştiğini izah eder. Dersin sonunda hocamız beraberindeki getirdiği kitabı tanıtıyor ve tavsiye ediyor, kitap Allah’ın evrene ve dünyaya koyduğu fiziksel yasaları anlatmaktadır. Ders, öğretmen ve öğrencilerin konudan aldıkları lezzetle tamamlanıyor.
Bir okul hayal ediyorum; öğretmenleri idealist ve şuurlu. Öğretmenler odasında çok zarif koltuklar ve dolaplar ve onların yanında büyük bir kitaplıkta her alanda çok önemli kaynak kitaplar göze çarpıyor. Odanın ortasındaki büyük oval masada ellerinde kitap, gazete veya dergiler bulunan hocalarımız bir taraftan da içilen çayların sıcak ortamında güzel bir sohbeti başlatıyorlar.” Öğrencilerin başarısını daha da artırmak için neler yapalım” konusunda en tecrübeli hocamız sözü alıyor ve diğerleri dikkatlice onu dinliyorlar. Hocamız öğrencilerin motivasyonundan söz ediyor ve bunun için de kendimizi ve dersimizi sevdirmenin önemi üzerinde duruyor. Bazıları sırasıyla yaptığı çalışmalardan birer örnek veriyor, zil çalınca öğretmenlerimiz yeni bir aşk ve şevkle sınıflarına gidiyorlar.
Bir okul hayal ediyorum; koridorları bilim, kültür ve sanat konuşuyor. Her koridor bir ders için ayrılmış ve baştan sona yazılı ve görsel tablolarla donatılmış. Birinci koridor dilimizi ve edebiyatımızı anlatıyor. Kimler yok ki; Yusuf Has Hacib, Hoca Ahmet Yesevi, Kaşgarlı Mahmut, Hacı Bayram Veli, Yunus Emre, Mevlâna, Hacı Bektaş-ı Veli, Aziz Mahmut Hüdai, Fuzuli, Baki, Nedim, Nabi, Şeyh Galip, Süleyman Çelebi, Nefi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl, Cemil Meriç, Ahmet Kabaklı, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu ve diğer ünlü şair ve edebiyat önderleri. Her birinden birer mısra veya vecizeyle tamamlanmış kısa biyografileri ve din, vatan, millet ve devlete hizmetleri.
Buradan Fen Bilimleri-Tıp-Matematik ve Astronomi koridoruna geçiyoruz.
Fen Bilimleri-Tıp-Matematik ve Astronomi koridorunda bu alanda meşhur İslam âlimlerinin portreleri, bilime katkıları ve icatları karşılıyor bizi. Kimler yok ki; Cabir, Razi, İbni Heysem, Biruni, İbn-i Sina, İbni Rüşd, El-Cezeri, Farabi, Kindi, El-Harezmi, Hezarfen Ahmet Çelebi, Ömer Hayyam, Battani, Uluğbey, Ali Kuşcu, Akşemseddin ve diğer örnek bilim adamlarımızın bilime katkıları ve icatlarını dikkat ve heyecanla okuyoruz. Burayı gezdikten sonra Sosyal Bilimler koridoruna geçiyoruz.
Sosyal Bilimler koridorunda Hazreti Âdem’den başlamak üzere insanlık tarihinde günümüze kadar yaşanmış çok önemli olaylar şerit halinde anlatılıyor. Özellikle Asr-ı saadet, Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki önemli hadiseler ve kahramanları çok güzel bir şekilde özetlenmiş. Tarih, coğrafya ve felsefe alanında şöhret yapmış İslam âlimlerinden bazılarını da burada öğreniyoruz: Belazuri, Hemdani, İbn Hazım, İbn Asakir, İbn’ül Cevzi, Zehebi, İbni Kesir, Makrizi, Aşıkpaşazade, İdris-i Bitlisi, Koçi Bey, Peçevi, Kâtip Çelebi, Evliya Çelebi, Fuat Sezgin ve Halil İnalcık. Coğrafya alanında Nasıruddin Tusi ve Piri Reis başta olmak üzere diğer Müslüman coğrafya âlimleri. Felsefe, Mantık ve Sosyoloji alanında Aristo, Sokrat, Eflatun, İbn-i Sina, İbn-i Rüşd, Kindi ve İbn-i Haldun’u tanıyoruz. Buradan son koridora geçiyoruz: Din ve Ahlak Bilgisi koridoru. Bu koridor kâinatın ve ilk insanın yaratılışını ve niçin yaratıldığını anlatıyor bize ayetlerle.
Peygamberlerin kıssalarını ve kıssalardaki hikmet ve dersleri okuyoruz ardından. Hazreti Peygamber (S.A.V.)’in güzel ahlaka dair hadisleri yaldızlı çerçeveler içerisinde bizde hoş bir seda bırakıyor: “İki günü bir olan ziyandadır.”, “Bizi aldatan bizden değildir.”, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” “En hayırlınız, ahlakça en güzel olanlarınızdır.” Ve daha birçok zihnimizde ve gönlümüzde iz bırakan birbirinden değerli güzel ahlaka ve hayatın gerçeklerini ait hadisler…
Bir okul hayal ediyorum. O okulda ferah ve nazif ortama sahip bir yemekhane düşünüyorum. Tüm öğretmen ve öğrenciler birlikte öğlen yemeği yiyorlar. Aşçımız üşenmeden her birine soruyor: “efendim bundan ister misiniz ve yeterli mi?” Diye. Hiçbir yemek çöpe atılmıyor. Yemeğin sonunda, listedeki öğrencilerden her gün birisi dua yapıyor ve içten söylenen “âmin” sesleri ile yemekler afiyetle bitiriliyor.
Bir okul hayal ediyorum, bahçesinde güzel ve şirin bir cami. Caminin yanında onunla mütenasip ışıl, ışıl bir şadırvan ve zevkle alınan abdestler. Öğlen ve ikindi namazlarında önde öğretmenler arkada öğrenciler saf saf olmuş, huşu içerisinde namazlarını eda ediyorlar. Ders saatleri namaz vakitlerine göre ayarlandığından acele eden yok, ancak zamanı ziyan eden de yok.
Bir okul hayal ediyorum; fizik, kimya ve biyoloji laboratuarları her ders dolu, kütüphanesi cıvıl cıvıl, spor salonu şen şakrak. Okul korolarının çalışmaları kulakları mest ediyor. Bir okul ki, öğrencileri mutlu, öğretmenleri coşkulu, idarecileri heyecanlı ve gayretli ve velileri derin bir huzur içerisinde. Başarıdan başarıya koşan bir okul ki şeref köşesinde çok ünlü kişiler; bilim adamları, bürokratlar, milletvekilleri, bakanlar, gazeteciler, yazarlar, iş adamları, ilahiyatçılar ve öğretim üyeleri var. Hepsinin adını ve başarısını okuyor bir öğrenci ve: “İyi ki bu okula gelmişim, ben de inşallah bu tabloda yer alacağım.” diyor ve hedefini belirliyor.