Asırlardır dıştan gelen saldırılara direnç gösteren ve geçit vermeyen sağlam bir toplum düşünün.

Bu toplumun direncini kırmak isteyen dış düşmanlar ne yapmalılar ki içten çökertebilsinler? Bir daha saldırı ve sömürü girişimlerinin önünde ayakta duramaz hale nasıl getirsinler?

Erbakan Hocamızın “Haim Nahum Doktrini” diye özetlediği ifsat planlarını hatırlayalım. Bugün içine düşürüldüğümüz duruma da bir göz atarak, bu doktrinin içerideki taşeronlarının nasıl çalıştıklarına dair bazı tespitlerde bulunalım.
Topluma, onu önce maddi sonra da manevi yönden ifsat edecek faiz belasını musallat ederler. Faizin en çok tahripkar olduğu seviyesi neyse, oraya kadar, allem edip kallem edip yükseltirler. Ama sorsanız, “Biz faizi aşağı çekmeye çalışıyoruz” derler. Faiz maddi birikimleri fakirden alıp zengine pompaladığı için de fakiri daha fakir ve borçlu, zengini daha zengin yapıp azgınlaştırdığı ve bereketi de ortadan kaldırdığı için, diğer ifsat sebeplerinin içeriye nüfuz etmesini de kolaylaştırır. Gelir dağılımı alt üst olur.

Alkol tüketimi ve madde bağımlılığını arttırırlar. Bu meyanda alkol üretimini teşvik ve himaye etmekle işe başlarlar. Alkol imalatı yapan yoksa devletin bizzat bu üretime öncülük etmesini sağlayıcı çalışmaları yaparlar. Uyuşturucu tedariki zor ise, bunlar bir yolunu bulup, bol miktarda bağımlılık yapan maddeleri yurda sokarlar.

Böylece hem ifsat gayeleri gerçekleşir, hem de bolca kara para kazanmaları sağlanır. Sonra bu kara paraların aklanması için de çareler arayıp bulurlar. Alkol kullanımını çocuk yaşlardakilere de indirmek için çaba sarfederler. Alkolün, medeni davranmanın bir göstergesi olduğu imajını veren direkt veya dolaylı reklamlar devreye sokup, çıkmazları olanları tüketime özendirirler. Alkolü, aynı zamanda normal besin ve tedavi maddelerine de karıştırıp herkesin sofrasına inmesi için çaba sarfederler.

İfsatçıların bu faaliyetlerine çeşitli menfaatler karşılığı göz yumanlara ne diyeceğiz ?

Kumarın ve kumar alışkanlığının yayılması onların işine gelir. Kumara karşı imişler gibi bir imajı kullanırlarken, devlet eliyle veya desteğiyle kumar türevlerinin yaygınlaşmasını temin edici adımlar atarlar. Diğer taraftan da devlet eliyle yapılırsa, kumarın kumar sayılmayacağı yönünde fetvalar uydurup toplumun bu yolla ifsat edilmesini hızlandırırlar. İnternet kumarcılığını serbest bırakmak için çaba sarfederler. Ayrıca kumar müesseselerinin eğitim ve ibadet mahallerinin inşa ve işletilmesinde sponsor olmasını sağlayarak, topluma benimsetilmesi yolunu seçerler.

Zina fiilinin, bir toplumu ifsat etmekteki melanetini iyi bildiklerinden, zinanın yaygınlaşması uğruna yapmayacakları yoktur. Mesela zinanın suç sayılmasını engellemekten tutun da basın yayın yoluyla yaygınlaşmasına kadar çok yönlü çalışma yaparlar. Zinanın, çağımızda bir medeniyet göstergesi olduğu imajını yaygınlaştırırlar.

İnsan fıtratına tam ters olan ahlaksız ve lanetlenmiş fiillerin önündeki engeller kaldırılır. Bunları yaparken de toplumsal hoşgörü ve hürriyet gibi erdemli davranış kurallarının arkasına saklanırlar. Erkek görünümlü üçüncü cinsler, kadın görünümlü dördüncü cinslerin yetiştirilmeleri ve bunların işledikleri lanetli fiillerin normal ve cazip olduğunu halka benimsetmek için, devleti de kullanmaktan çekinmezler.

Okullarda bu konuyu çocuklara da benimsetmek için eğitim projeleri hazırlayıp, önce pilot bölgelerde uygulatıp, sonra da genelleştirmek için çok sinsi ve bazen de aşikar olarak yürürlüğe sokulmasını sağlarlar. Bu konuda dış düşmanların verdiği para ve insan desteklerini büyük bir memnuniyetle kabul edip, ifsatlarını hızlandırırlar. Bu parasal destekleri, ifsadın daha da yaygınlaşması için şart koşulan mevzuat değişikliklerini hızlıca ve çaktırmadan bir oldubittiye getirip kabul ettirirler. Böylece toplumun temel taşları olan aile bağlarının gevşemesini ve yok olmasını sağlama gayreti güderler.

İfsat etmek istedikleri toplum Müslümansa, domuz etinin yaygın olarak tüketilmesini temin edici adımları atarlar. Bunu yaparken de maksatlarının toplum içinde bulunan ve domuz mamulü tüketen, başta turistlerin, daha fazla döviz bırakmalarını teminen yaptıkları gibi, süslü kalıplara sokarlar. Domuz mamullerinin toplumun gıdalarına bulaşabilmesi için çok sinsi yollar keşfederler. Böylece haram-helal sınırlarının ortadan kalkmasını temin edip ifsatlarına devam ederler.
Bu saydığımız ve yer darlığı sebebiyle sayamadığımız başka ifsatların yaygınlaşması için internet, radyo, televizyon, gazete, dergi gibi yayın müesseselerini, sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını destekler, yenilerini kurar, onların geniş bir kesime hitap etmelerini teminen himayeler sağlarlar.
Adalet mekanizmasını etkileyerek, bu nevi ifsatlar dolayısıyla suçlu duruma düşen yandaş veya sempatizanlarının ceza almaması için ellerinden gelen ne varsa yaparlar. Gerekirse zaafı olan yöneticilere direkt ve dolaylı rüşvet olarak verilmek üzere büyük paralar harcarlar, suçluları ipten bile almayı becerirler.
Böylece dış düşmanın cepheden yapamadığını içeriden yavaş yavaş toplumu çürüterek, çökerterek ifsat edenlerin yaptıkları bu fillerine ne ad verebiliriz?

  • Gaflet mi?
  • Dalalet mi?
  • Hıyanet mi?

Bu ifsatçıların bu faaliyetlerine çeşitli menfaatler karşılığı göz yumanlara ne diyeceğiz?

  • Gafil mi?
  • Sapık mı?
  • Hain mi?

Bu ifsatçıları görüp, teşhis de edip, mücadele etmek yerine, uyuşuk uyuşuk kafayı kuma sokup “Elbet vardır bir bildikleri” teslimiyetini gösterenlere ne diyeceğiz?

  • Gafil mi?
  • Sapık mı?
  • Hain mi?

Peki, bizim toplumumuzu bu şekilde çökertirlerse ki etrafımıza baktığımızda bu yangının alevlerini açıkça görmekteyiz, yarınki nesillerimize ne bırakacağız? Bu ifsatları başarırlarsa “eyvah” demek çare olabilir mi?

TURŞU
Ahlakı çöken toplumlara bakın,
Ayağa kalkan yoktur, şu olur:
İlk etapta esarete mahkum,
Sonunda sofralara turşu olur!
Ekrem Şama

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum