Planlı programlı organizasyonlar, başarıyı beraberinde getirmektedir. İsteyen ve çabalayan insan için başarısızlık ihtimali yoktur. Bunun için başarıdan kastettiğimiz şeyin iyi ve doğru tespit edilmesi gerekir. Spesifik veriler ve geniş zamanı ve yaşamı büyük oranda kapsamı içerisine almayan göstergeler, tek başlarına başarı nitelemesiyle nitelendirilmezler. Bireysel başarı anlamlıdır. Ancak toplam kalite yönetiminde; işbirlikli, yüksek verime dayalı anlayış benimsenmelidir.

Başarılı ya da başarısız öğrenci nitelemesi yapmak, bir çaba gerektirmeden yapılabilen sıradan işlerdir. Oysa bu çıktıların ortaya çıkmasında cereyan eden sürecin değerlendirilmesi çok daha önemlidir. Etkin bir başarı olgusunun gerçekleşebilmesi için sürecin yüksek nitelikte olması gerekir. Süreç yönetiminde en önemli detaylardan birisi, yetkinlikleri ispata muhtaç olmayan yetişkinlerle iş birliği yapılabilmesidir. Başarı beklentisi içerisinde olan, öğrenci olduğuna göre yetkinlik düzeyini yakalamış olan yetişkinler de “anne babalar ve öğretmenler” dir. Bu beklenti sadece başarıya odaklanmış öğrenci için değildir. Farklı çevrel uyaranlar için de büyük öneme sahiptir. Başarı için çok önemli etkenlerden birisi de güvendir. Her şeyden önce kendisine güvenen bireyin başarılı olmasının önünde engel bulunmamaktadır. Bireyin salt kendisine güvenmesi yetmeyebilir, yakın çevreninde bu güvenli sürece dâhil olması beklenir. İnsanların davranışları, güven ilişkilerinde belirleyici olabilir.

Etkin bir başarı olgusunun gerçekleşebilmesi için sürecin yüksek nitelikte olması gerekir. Süreç yönetiminde en önemli detaylardan birisi, yetkinlikleri ispata muhtaç olmayan yetişkinlerle iş birliği yapılabilmesidir.


Özellikle yetişkinlerin (anne babalar ve öğretmenler) bu sürecin yönetiminde etkin görev almaları gerekir. Eğer bir öğrenci için, başarı hikâyesi yazılacaksa yetişkinlerin süreçteki rolleri mutlaka not edilir. Tersi içinde aynı nitelemeyi yapmak zorundayız. Ne var ki içtenlikle başarıya odaklı birey ve yetişkinlerin başarısızlığı söz konusu edilmemelidir. Etkin ve yetkin, iş birlikleri her zaman farklı pencereler ve farklı bakış açıları demektir. Bu büyük bir zenginliktir. Eğer çok yönlü başarı beklentisi içerisindeysek toplam kalite çıtamızı yukarı çekme çabamız varsa bunun gereği olan işbirlikli çalışma kültürümüzü tahkim etmek zorundayız. Maalesef biz ve benzer toplumlarda beklenti, her zaman öne çıkacak “güçlü ve karizmatik” bireyler üzerinden yürümüştür.

Ne kadar güçlü olursa olsun bireysel başarı hikâyeleri etkileşimli ve işbirlikli başarı öyküleriyle denk olmamıştır. Bu nedenle hem akademik başarı süreçlerimizde ve hem de psikososyal başarı hikâyelerimizde yakın çevrenin desteği büyük öneme sahiptir. Şartlar hangi yönde gelişirse gelişsin, ortaya çıkacak başarı veya başarısızlık durumu mutlaka ilgili çevrel uyaranlarla paylaşılmalıdır.

Öğrencilerimizin özellikle okul çağlarında akademik başarılarıyla övünmek istiyoruz. Ancak bu başarının toplumsal alanda da var olmasını bekliyoruz. Buna psikososyal başarı diyoruz. Mesela bir öğrencimizin eğitim fakültesini kazanıp öğretmenliği hak etmesini çok önemsiyoruz. Bir o kadarda bu öğretmenimizin alan uygulamalarında verim bekliyoruz. Eğer öğrenci grubu içerisinde herhangi bir gerekçeyle oluşabilecek ayrımcılığa sıfır tolerans temel ilkesiyle davranıyorsa ancak bu öğretmen için başarılı nitelemesi yapılabilir. Gel gör ki bu temel yaklaşım yazılıp çizildiği kadar kolay karşılık bulamamaktadır.

Çok yönlü kaliteli bireylerin yetişmesi, toplam kalite için en önemli göstergedir. Kalite eğitimden üretime, spordan tarıma, sağlıktan kültüre her alanda olmalıdır. Ancak başarı olgusuyla organize olmuş bireyler ve toplumlar kalite üretebilirler. Ayrımcılığa kapalı, özeleştiriye açık, okuma becerisi yüksek, yapıcı eleştiri anlayışına sahip bireylerin başarıya ulaşması muhakkaktır. Etkin işbirliğine dayalı, temel saygı anlayışıyla sürdürülen öğrenci yetişkin (anne baba ve öğretmen) ilişkisi başarının belirleyicisidir.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum