“Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” M. Akif Ersoy

Çağımızı ve çağımızdaki eğitimi över dururuz. Ne halde idik ne hallere geldik. Uzaylarda geziyoruz. Yeni buluşlar keşfediyoruz; ne hastalıklara çare bulduk, ne binalar yaptık, ne insanlar yetiştirdik. Peki, insanlık mutlu mu? Dünyada akan kanların sorumlusu kim?
Eğitim gerçek gayeden uzaksa canavarlar yetiştirir. Dünyada eğitim kurumları eğitimlerini yaparken yanlış metot seçerse doğru insanlık oluşmaz. İnsan yaratılış gayesine hizmet etmedikçe doğruya erişemez. Zaten geliş gayesi imtihan değil mi? Eğitim sistemini de buna göre planlamalıdır. Çağımız eğitiminin bazı yanlışlarını sıralayalım, çaresi hakkında ve ipuçları üzerinde tefekkür edelim.

Çağımızın eğitimi:
Değerlere değil fiyat esasına dayalıdır. Bu eğitimden sonra ne kazanç olur, ne getirir? Varlığın özünü görmüyor, dışı ile oyalanıyor. Varlığın aslını bilmeyen sadece getirisine bakar.Oysa ilim vücut odaklı olmalıdır. Çünkü vücut mevcuttan öncedir. Mevcudu onu yaratanına dayandırmadan anlatan, araştıran; bu bilginin sahibinin kendisi olduğuna hükmeder.
Kendi çıkarı önemlidir. Gerekirse bilgi çalınabilir. Tarihte bunun örneklerini gördük. Kitaplar imha edildi, dereler mürekkep aktı, ilim eserleri başka ülkelere kaçırıldı, ilim adamları öldürüldü. Bilginin rahatına taliplerdir. Bilgi, alim olanındır. Onun emanetidir ve hesabı sorulacaktır. Onun için bilgi hırsızlığı ve bilgiyi stoklama karşılığını bir gün göreceği bilinci yerleşmelidir.
Bilgi, bilgiyi yaratan yaratıcıdan koparılmıştır. Bilgiyi açıklıyor ama ayakları yere basmadığı için havada kalıyor. Evreni, dünyayı, uzayı anlatıyor ama “Bunun sahibi kim?” sorusuna cevap vermiyor. Tahtada bir yazı var, yazıyı inceliyoruz ama o yazıyı kim yazdı sonucuna gidilmiyor. İlim ile Allah’ın bağı koparılmıştır. Âlim sıfatı yok sayılıyor. İlminde ilimle uğraşanın da sahibi Allah’tır. Bu gerçek unutuldukça ilim sömürü olarak kullanılmaktadır. Öğreten ve öğrenenin, bilginin sahibi ile bağı kopartılmamalıdır.
Bugün ilim, varlıkları değersizleştirmektedir. Tanım yaparken bile eşref-i mahlukat olan insana gerçek değer verilmemektedir. Batı zihniyeti kendinden olmayanları sömürmeye devam eder, “Bizim dışımızda herkes bizim ayakta kalmamıza alettir.” anlayışı hâkimdir. İnsana insan olduğu için değer vermelidir. Irkına, diline, yaşadığı topraklara bakmadan değer verilmelidir. Toklar açlara elini uzatmalıdır.
İnsan; beşeri arzular, şehvet, içgüdü, ticaret aracı olarak değerlendirilir. Seçkin kişiler tanrılaştırılır. İnsana yapılacak en büyük kötülük ona tanrılık yakıştırmaktır. Merhamet duyguları geliştirilmeli, insan “Yaratılanı yaratandan ötürü sevme” felsefesi ile yetiştirilmelidir. Eğitimin temeli şefkat, merhamet ve muhabbete dayanmalıdır.
Çağımız eğitimi, bilgi ahlakından yoksundur. Rekabetçi ve yarışmacıdır. Yapılan sınavlarla insanlar ahlaktan uzak, kendisinin önüne kimsenin girmemesi için dua eder. Sınavlarda soru çalma dâhil her türlü hilelere başvurulur. Gelişmiş ülkeler, gelişmişliğini sömürü ile elde eder. Geliştirdikleri silahları masum insanlar üzerinde dener, ülkelerin savaş etmesini sağlar ve ikisine de silah satar. Eğitim, insanlığın değişmez değerlerinden beslenmeli, temelini oradan almalıdır. Bilgi ölçme ve değerlendirme sadece rakamlara; sınav, sadece “şıklara tik at” anlayışına indirgenmemelidir. Bilgi, sahibine yüklediği ahlak, erdem ve sorumluluk bilinci, ölçme ve değerlendirmede ilk sırayı almalıdır. Yani bilginin kişiye ahlaki değer olarak kattıkları hesaplanmalıdır.
Kendine göre din anlayışı ortaya koyar. Asıl değerlerden uzak yeni bir din anlayışı oluşturur. Bunu reklam eder. “Bilim Dini” diye bir din icadı bu çalışmanın eseridir. “Allah katında yegâne din İslam’dır.” anlayışına dönmek ve eğitimi, ilmi buna göre inşa etmek gereklidir.
Eğitimi okullara sıkıştırır. Bir fikrin, bilginin diğerine aktarılma mekânı olarak okulları yaygınlaştırır ama eğitim sadece okullarda verilmez; cami, toplama merkezleri de bir eğitim alanıdır. İlmin sadakası onu paylaşmak ve bilmeyenleri bilgilendirmektir.
• Hayatı bölümlere ayırır. Eğitmek için değil azgınlaştırmak için bilgi yükler. Toplumun tüketici olmasına yol açar. Gencin beşeri yönlerini istismar eder. Yaratılış gayesi iyi aktarılmalıdır.
Batı zihniyeti, okullarını birleştirirken; doğuda okullar bölünmüş, dağıtılmıştır. Bunun için başka ülkelerde özel okullar kurarak kendilerine misyonerler yetiştirmektedirler. Oysa eğitim; bilgi birikimini geniş tutmalı, tek tip adam değil geniş ve özgürlükçü bireyler yetiştirmelidir. Özgürlük insana göre sonsuz değildir. Bir sınır çizilmezse sonuç gelmez. Onun için bu sınırı çizenin, tüm insanları yaratan olduğu unutulmamalıdır. Bilgi bir ibadet olarak kabul edilmelidir. Eğitimin en yüksek amacı hakikati bilmek olmalıdır.
Farklılıkları tehdit görür. Bunun için önlem alır ve eğitimin bir parçası halinde sunar. Farklılıklar bir yapının farklı taşlarıdır. İslam, farklı görüşleri beyan edildiğinde, sonunda Allah-u âlem (en iyi Allah bilir) diyerek noktayı koyar. Temel inancı yıkmak için planlar kurulmuştur. Eğitim ile fitneler oluşturulmuş ve aynı inanca bağlı insanlar birbirlerine tahammül edemez hale düşürülmüştür. Bu durum eğitimle düzeltilmelidir. Şahsiyetin gelişmesi için özgür fikirler olmalıdır. Özgürlük başkalarının özgürlüğünü kısıtladığı yerde durmasını bilmelidir.
Bilgiyi davranıştan önde görür. Bilmişlik yaşıyor olmaktan önemlidir. Öncelikle davranışa dönüşmeyen bilgi, gerçeği yansıtmaz. Bilgi davranışlara tesir etmelidir. Bugün ülkelere adaleti ve birliği oluşturmak için gelenlerin, nasıl o toplumu mahvettiğine şahidiz.
Bencil, başarı ve illa benim olsun anlayışı..Kazan da nasıl kazanırsan kazan anlayışı düşüncesi artar. Başarı putlaşır, bilgi üstünlük için meşrulaşır.Bilgiye sahip olana herkes köle olmalı anlayışı yerleşir. Bencillik yapmadan bilginin paylaşılması, bilgiyi başkalarının üzerinden geçinerek elde edilmemelidir.
Bilgi görünendir. Görmediğimiz şey bilgi değildir. Beş duyu organımızla ulaştığımızı biliriz. Görünmeyen gaybî ilmin varlığı akıldan çıkartılmamalıdır. Dünyanın var oluşunu bildiğimiz kadar, yok olacağını da bilmemiz gerekir. Gözümüzle görmediğimiz nice varlıkları kabul etmek zorunda kalıyoruz. Varlığına iman etmek gereklidir.
Akıl öne geçer. Kalp, iman bilgisine uzaktırlar. Bazen akıl her şeyin hakkından gelemez. Akıl nasla bağını kopartmamalıdır. Dünyanın kendi ekseninde dolaşımını akılla nasıl izah ederiz. Tesadüf mü diyeceğiz? Tesadüfen de kendi ekseninden uzaklaşsa ne olur? Bunları akılla izah edebilirmiyiz?
Tanımlayıcıdır. Tanımlamak, farklılığın peşinen kabul edilmesidir. Merak gerektirir. Bilginin “Biz kimiz? Nereden geldik? Nereye gideceğiz? Geliş gayemiz nedir? İyilik – kötülük kavramı nedir? Karşılığı var mıdır?” İlimde karşılığı yoksa nas ile kendimizi aydınlatmak gereklidir.
Sonuç olarak, çağımızda eğitimi yeniden ele alarak çıkış yollarını bulmak önemlidir. Bunun için eğiten de eğitilen de farkında olmalıdır. İnsanlığa hizmet için yola çıkanlar, eğitimlerini tekrar gözden geçirmeli ve geleceği inşa etmek için yol haritası çizilmelidir. Eğitimci buna göre yetişmeli, devletler eğitimdeki amacını yeniden planlamalıdır. Planını insanlığı ifsat için yapanlara karşı uyanık olmak gereklidir.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum