İnsan, fıtratı gereği akıl ve düşünce sahibi olmasına rağmen, doğumundan itibaren başkalarından yardım almaya, aşama aşama bilgi edinmeye ve terbiye edilmeye muhtaç bir varlık olarak yaratılmıştır. İnsanın yaratıcısını tanıması, O’nun emir ve yasakları doğrultusunda kulluk görevini ifa etmesi kişinin aldığı eğitim ve terbiye ile doğrudan ilgilidir.

Sağlıklı eğitim; eğitimli anne baba, “nitelikli eğitimci”, bilinçli devlet aklı ve “fıtrat merkezli bir eğitim sistemi ile mümkündür. Halkı adaletle yönetmek, can ve mal emniyetini sağlamak, Devletin halkına karşı görev ve sorumlulukları olduğu gibi; beşikten mezara kadar fıtratı merkeze alan bir eğitim felsefesi oluşturmak, bu felsefeye uygun nitelikli eğitimciler yetiştirmek, toplumun temeli olan aile yapısını güçlendirmek, sağlıklı nesiller yetiştirmek için ana baba eğitimine önem vermek maddi imkânsızlık içinde olan aile çocuklarının sağlıklı eğitim almaları, sağlıklı beslenmeleri ve sağlıklı gıdalara erişmeleri için gerekli tedbirleri almakta devletin halkına karşı sorumlulukları arasında yer almaktadır.

Zira hayat okulunda anne baba ailenin, öğretmenler okul çağındaki gençlerin devlet ise halkın öğretmenidir. Eğitim öğretimden istenilen neticenin alınabilmesi; annelerin, babaların, eğitimcilerin devlet ve hükümet yetkililerinin görev ve sorumluluklarını müdrik “rol model” bir yetiştirici gibi davranış içinde olmaları gelecek nesillerin sağlıklı yetişmeleri açısından zorunluluk arz etmektedir.

Eğitim; öğretileni ve öğrenileni yaşamak ve yaşatmaktır. Eğitim yetişmiş neslin yetişmekte olan nesle bilgi, görgü, kültür ve medeniyet değerlerini aktarma olayıdır. Bu açıdan bakılınca her birey kendinden önceki neslin talebesi, kendinden sonraki neslin öğretmeni konumundadır. Yetişen nesil yol haritasını büyüklerin sözlerine göre değil davranışlarına göre almaktadır.

Eğitimde istenilen neticenin alınması; yetişkinlerin dini, milli, manevi ve ahlaki değerlerini, örf, adet, gelenek ve göreneklerini sözden ziyade davranışları ile ortaya koymalarına bağlıdır. Hz. Ali: "Anneler, babalar çocukları tarafından taklit ve takip edildiklerini bilselerdi çocuklarının eğitim ve terbiyesinden çok kendi eğitim ve terbiyelerine önem verirlerdi." Buyurmuştur.
Çocuklar üzerindeki en büyük etki onların eğitiminden sorumlu kişilerin sözleri ile değil, davranışlarıyla oluşmaktadır. Çocuklar için en etkili öğretme yöntemlerinden birisi de iyi bir model olma yöntemidir. Çünkü çocuklar çevrelerinde gördükleri her türlü davranışı iyi kötü ayırımı yapmadan kopya etmektedir. Hiç kimse kendisinde olmayan bir şeyi karşısındakine veremez. Olumlu davranışlara sahip çocuk yetiştirmek isteyen analar babalar önce kendi davranışlarını gözden geçirmek zorundadır. Çünkü; davranışları ile sözleri birbirini yalanlayan eğitimciler çocuklar üzerinde olumsuz etki bırakmaktadır

Çocukların yaşadıkları büyüklerin yaşadıklarından başka bir şey değildir. Çocuklarımız insanlık ailesinin içine bırakılmış bir tohumdur. Her çocuk anasından kalbi ve zihni berrak, üzerine hiçbir şey ekilmemiş tertemiz bir toprak gibi doğmakta, daha sonra zihinler gerekli gereksiz büyükleri tarafından öğretilen şeylerle doldurulmaktadır. Çocuklar, dünya hayatının süsü olduğu gibi analar babalar için bir imtihan vesilesidir. Çocuğun dünyada gözünü ilk açtığı yer ana kucağı ve baba ocağıdır. Çocuklar isimleri, cisimleri, iyi ve kötü sözleri, olumlu ya da olumsuz davranışları burada öğrenmekte, hayatlarını burada şekillendirmektedir. Aile ocağı çocuklar için bir okul, anneler ve babalar ise bu okulun ilk öğretmenleridir.

Çocukların küçük yaşlarda edindikleri alışkanlıklar kolay kolay sökülüp atılamayacak şekilde zihinlere yerleşmektedir. Günlük hayatta “huy ve alışkanlık” dediğimiz kişilik özelliklerinin pek çoğunun temeli çocuklukta aileler vasıtasıyla atılmaktadır. Rol model ana-babaların yetişmediği ve yetiştirilmediği toplumlarda çocuklar kötü modellerin etkisi altında kalmakta, dünyaya gözlerini açtıklarında kendilerini ya çatışma içinde olan ailenin ortasında ya da süreç içinde terörün, şiddetin, savaşın, kaosun kıskacında boğuşan bir toplum içinde bulmaktadır.
Bilimsel veriler çocuklarda eğitim ve terbiye temelinin evlilik ile atıldığını, hamilelik ile devam ettiğini ve hayat boyu sürdüğünü, karakterin 0-2 yaş arasında oluştuğunu, hayallerin 3-4 yaşlarında kurulmaya başlandığını, öğrenme temelinin 04-06 yaşlarında atıldığını, dine ve dünyaya ilginin bu yaşlarda yoğunlaştığını ortaya koymaktadır.

0-6 yaş döneminin çocukların gelişiminde zihinsel, duygusal ve sosyal açıdan çok önemli izler bıraktığı bir altın çağ olduğu, bu yaşlarda çocuğun alması gereken adabı muaşeret kurallarının, temel dini bilgilerin ve değerler eğitiminin daha sonraki yaşlarda verilmeye çalışılsa da çocuklar üzerinde tesirinin yetersiz kaldığı, sadece bilgiyi ders olarak öğrenmiş olmaktan öteye geçmediği ifade edilmektedir.

Gazali; çocuk eğitiminin doğumla birlikte başladığını anne ve babanın sahip olduğu kişiliğin, çocuğun ileride sahip olacağı kişilik üzerinde etkili olduğunu; çocuğun iyi bir kişiliğe sahip olabilmesi için annesinin veya sütannesinin helâl gıda ile beslenen birisi gerektiğini, haram yolla kazanılan süt ile beslenen çocuğun vücut temizliğini kaybettiğini böylelikle kötü işlere meyilli hale geldiğini ifade etmektedir. İbn Haldun çocuklarının nasıl terbiye etmesi gerektiğini soran bir babaya: "Ne yaparsanız yapın en sonunda çocuklarınız sizin gibi olacaklardır." cevabını verir. “Ağaca tırmanan keçinin dala bakan oğlağı olur.” Modeller her türlü davranışlarında rol modellere özendikleri için çocuklar da anne ve babaların aynası olurlar. Onlarda görülen iyi ve kötü davranışlar anne ve babaların eseridir. Anne ve babalar nasıl bir çocuğa sahip olmak istiyorlarsa kendileri de öyle olmak zorundadırlar.

Peygamberimiz (sav) de Hadisi şeriflerde; " Her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine doğar. Onu Yahudileştiren, Hıristiyanlaştıran ya da Mecusileştiren anne ve babasıdır.” " Her çocuk günahsız ve kötülüklerden arınmış olarak doğar, çocuk kötülüğe meylettirilirse o çocuk kötülük üzere, hayır ve edep öğretilirse hayır ve edep üzere büyür.” “Çocukların terbiyesiyle mükellef olan anne ve babalar çocuklarının günahlarına ve sevaplarına da ortak olurlar.” "Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz” “Çocuğun ismini ve terbiyesini güzel yapmak, ana babanın çocuğuna karşı olan görevlerindendir.” “Çocuklarınıza hoş muamelede bulunun ve onları güzel terbiye edin”. Buyururken; Yüce Rabbimiz de: “Ey inananlar, kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır.” (Tahrim, 6) uyarısında bulunmuştur.
Bilindiği üzere ülkemizde anne ve babalar için evlilik öncesinde çocuk eğitimi ve terbiyesi konusunda herhangi bir eğitim alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Çocuklarımız okul öncesi eğitim dediğimiz kreşlere 3 yaştan, anaokullarına ve ana sınıflarına ise 4-5 yaşlarından itibaren kabul edilmektedir. Durum böyle olunca özellikle dezavantajlı bölgelerde 0-6 yaş arasındaki çocuklarımızın sağlıklı eğitim almaları konusunda tam bir fetret devri yaşanmaktadır.

Evlilik öncesi ana-baba eğitimi zorunlu hale getirilmelidir. Anne baba adaylarına doğumdan itibaren çocuk bakımı, eğitimi ve terbiyesi, yeteneklerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesi, dil kullanımı, din, gelenek, görenek, adabı muaşeret gibi değerlerin öğretilmesi ve yaşatılması gibi konuları da içine alan konuların programlandığı, alanında uzmanlarının görev aldığı “evlilik öncesi” eğitim kursları açılmalı ve bu eğitimi alma zorunluluğu getirilmelidir. Zira aile bir milletin beka meselesi olduğu gibi eğitilmiş gençlik de bir milletin en önemli güç kaynağıdır.
Mevcut okul öncesi okullar ise çocukların hem fiziksel hem bilimsel açıdan becerilerini ve yaratıcı yönlerini ortaya çıkaracak, sosyal birey olarak yetişmelerini, karakter ve şahsiyet oluşumunu sağlayacak rol model eğitimcilerin sorumluluk üstlendiği aile eğitimini de içine alan kurumlara dönüştürülmelidir.

Her ne kadar eğitim-öğretim işlerinden okul ve öğretmenler sorumlu tutulmuş olsa da çocukların terbiyesinden Allah katında birinci derecede anneler, babalar sorumlu tutulmaktadır. Çocuğa, Müslümana yakışan güzel bir isim koymak, helal süt, temiz ve helal gıdalarla beslemek, talim ve terbiyesini güzel yapmak, gerekli sanat ve becerileri öğrenmelerine yardımcı olmak, namaz kılmaya ve oruç tutmaya alıştırmak, adabı muaşeret kurallarını öğretmek millî, manevi, ahlaki değerlerimize bağlı, adil, hoşgörülü, merhametli, uzlaşıcı, paylaşımcı bir şekilde yetiştirmek ana ve babanın görevleri olduğu gibi çocuğu alkol, sigara, uyuşturucu, kumar, şans oyunları, müstehcenlik gibi kötülüklerden korumak da ana ve babanın sorumluluğudur.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum