Mahremiyetin kelime anlamı gizliliktir. Mahrem olma; sırları bilme, gizliliklere vakıf olmadır. Bu söz genellikle vücudun bakılması, dokunulması haram, yasak yerleri olarak olarak anlaşılmaktadır. Cinsel eğitim de mahremiyet kapsamında verilmektedir.
Bireyin mahremiyetine saygı, doğdugunda hatta anne karnında ruh üflendiği anda başlar. İlk gelişen organın kulak olması itibariyle öğrenme ve etkileşim anne karnında başlıyor. Varlığından haberdar olduğumuz zamandan başlayarak onun duyabileceği tüm konuşmalara ve seslere (TV, müzik, tüm dış ortamlara vb) dikkat etmeliyiz. Çünkü bir HALİFE ADAYI dünyaya geliyor. Her hareketimizle son derece özenli ve titiz davranmalıyız. Dünyaya teşrif edecek kim? Gelecekte eşi benzeri olmayan mutlak tek Sultan’a nasıl hizmet edecek? Acaba kimin hocası, kimin eşi, kimin yoldaşı, kimin sırdaşı olacak, bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey biz halife kapasitesi olan bu bireye gereken saygı ve hürmeti gösterirsek işte o zaman vazifemizi yerine getirmiş oluruz. Dolayısıyla mahremiyet eğitimi de anne-baba, öğretmenlerin temel görevlerindendir.
Dünyaya geldikten sonra bebeğin beslenmesi, altının değiştirilmesi, giydirilmesi esnasında hep mahremiyetine özen gösterilmesi; sadece bebek ve anne- babası ya da bakımına yardımcı aile yakını (anneanne, babaanne, hala, teyze…) kişi ile ayrı bir yerde; çok fazla oyalamadan, abartmadan ihtiyacın giderilmesi gerekmektedir. Bebeğin altı pişik olabilir, bezden tahriş olabilir, böyle durumlarda bol havadar bir kıyafet giydirilmeli, kesinlikle altı açık bırakılmamalı; krem ya da ilaç sürerken abartılı hareketler ve sevgi sözleri söylenmemelidir. Günümüzde bebeği aileden olmayan yardımcılar ya da bakıcılar ile bırakmak durumunda kalabiliyoruz. Böyle durumlarda yardımcı ya da bakıcıdan bebeğin alt temizliğini yaparken eldiven kullanmasını isteyebiliriz.
Bebek ya da çocuk diye maalesef hepimiz mahremiyete saygı kısmını ihmal ediyoruz. Bizim bildiğimiz manada farkında olmaması haklarını ihlal etmemizi gerektirmez.
2 yaşından itibaren tuvalet eğitimi verilmeye başlandığında çocuğumuzun mahremiyet eğitimine de başlamış oluyoruz. Bu dönemde lazımlıkla alıştırmaya çalışıyorsak tuvaletini sedece banyoda yaptırmalıyız ve kapıyı kapatmaya ya da duruma göre hafif aralık bırakmaya özen göstermeliyiz. Bu özeni de her seferinde sözle “kapı kapalı olmalı” gibi ifade edilmeli.
Mümkün oldukça yanlız bırakmalı ama fazlaca oyalanmamasına dikkat edilmeli. Çocuk tuvaletini yaparken ve temizlik sırasında sevgi sözler dahil hiç bir yorum yapılmamalı, sakince hiç bir aşırılığa kaçmadan süreç tamamlanmaya çalışılmalıdır. Çocuk, 4 yaşından itibaren kendi tuvalet temizliğini yapabilecek şekilde yetiştirilmelidir.
Çocuk bu dönemden itiberen cinsel organı ve cinsellikle ile ilgili sorular sorabilir. Sorularına anlıyabileceği basit, kısa cevaplar verin, gereksiz ayrıntılardan kaçının. Çünkü yeni bilgiler yeni sorular getirir çocuğun kafası karışabilir, siz de zorlanabilirsiniz. O sordukça siz gereken cevabı vermeye çalışın.
Çocuğa banyo yaptırırken özellikle 4 yaşından itibaren mutlaka iç çamaşırı ile yıkanmalıdır. Giyindirilirken yada kıyafet değiştirirken mutlaka kimsenin görmemesine dikkat edilmeli; aynı durumda anne-baba ya da başkaları çocuğun görmemesine dikkat etmelidir.
Çocuğumuza cinsel organını sadece anne-babanı, sağlık sorunları olduğunda da doktorun görebileceği sıkıca tembih edilmeli; hiçbir şekilde kimseye izin vermemesi, böyle zorlama durumlarında mutlaka anne ya da babaya haber vermesi gerektiği öğretilmelidir.
Ayrıca çocuğumuza sevgi amaçlı dokunma, sevme, öpme davranışlarında sadece çok yakın akrabalara izin verilmeli; tanıdık tanımadık kişilerin öpme, sarılma gibi davranışlara izin verilmemelidir. Sadece Peygamber Efendimizin (S.A.V.) sünneti gereği başları okşanabilir. Biz toplumca sevdiğimiz, sempatik bulduğumuz çocuğu öpme, yüzünden makas alma, kucağa alıp sevme hakkımız var, algısı içindeyiz. Uyardığınızda da çok bozuluyorlar, alınıyorlar. Oysa ki ne bozulacak ne de alınacak bir durum vardır. Bir kere bu durum çocuğun iradesi dışı gerçekleşiyor. Diğer ve en önemli durum ise çocuklar samimi sevgi ve dokunuşlar ile cinsel taciz durumunu algılama ve ayırt edebilme bilincin olmamaları sebebiyle tedbir gereğidir. Bu sebeble yakın aile bireyleri dışında kişilerin sevme fiilerine izin vermemeli, bu konuda çocuğumuzu da uyarmalıyız. Böyle durumlarda da kimseyi incitmeden “Oğlum/kızım rahatsız oluyor, lütfen yapmayın.” yumuşak bir uslupla sakince uyarabilirsiniz.
Anne–baba da mahremiyet konusunda kendi hareketlerinde özellikle çocuklarının yanında çok dikkatli olmalı, aynı zamanda her türlü davranışlarıyla en etkili örneğin kendileri olduğunu hep hatırlarında tutmalılar. Cinsellik içeren söz, hareket, şaka, fiil, yargı, eleştiri, sevgi ifadesi kesinlikle yapılmamalıdır. Kontrolümüz dışında böyle bir durum yaşanılırsa (TV, sokak…) sakince duruma müdahale edilmeli yargılama yapmadan “ Bu söz ya da davranış doğru değil, bize uymaz.” şekillerinde ifadesi yeterlidir. “Sükut ikrardan gelir.” sözü hatırlanmalıdır, sessiz kalmamız, durumu doğru bulduğumuz ya da kabullendiğimiz şeklinde yorumlanabilir. Sözle rahatsızlığımızı dile getiremiyorsak en azından yüz ve vücut ifademizle tavrımızı belli etmeliyiz. Sonra da duruma göre sözü ya da ortamı değiştirmeliyiz.
Çocuk 6 aydan itibaren anne-babadan ayrı kendi odasında uyutulmalı, odada birinin kalması gerekiyor veya istiyorsa bu kişi(anne- baba, anneanne, babaanne, kardeş) mutlaka ayrı yatakta yatmalıdır. Kız çocuklarının odaları sıcak, yatakları yumuşak; erkek çocuklarının odaları serin, yatakları sert olmalıdır. Çocuk 4 yaşına geldikten sonra odasına kapıya vurulup izin alarak girilmelidir. Aynı şekilde anne- babasının odasına izin alarak girmelidir.
“Ey müminler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamış) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah âyetleri size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
-Nur süresi 58. ayet
Mahremiyet eğitiminin önemli olan diğer kısmı da çocuğumuza nasıl kıyafetler giydirdiğimizdir. Cinsiyetine, yaşına uygun, rahat hareket edebileceği, kaliteli kıyafetler(bazı kimyasalları içeren sentetik kumaşlar ve kumaş boyalarının sağlığa zararlı olduğunu hepimiz biliyoruz.) seçilmeli; dikkat çekici yetişkinler gibi giydirmekten sakınmayız. Çocuktur deyip kıyafet konusunda da pek duyarlı değiliz; ama biz gereken özeni gösterme konusunda her hareketimizle dikkatli ve tetikte olmalıyız. Özellikle kız çocuları yetişkinler gibi giyinmeye, süslenmeye, makyaj yapmaya meraklı oluyorlar. Evde, aile içinde, oyun olarak, yargılar yapılmadan denemeler yapmasına izin verilebilir; ama sokakta ve toplumda kesinlikle yaşına ve cinsiyetine uygun edepte giydirilmeye özendirilmelidir.
Sosyal medya denilen ve başka ortamlarda çocuğumuzun fotoğraflarını ve yaptıklarını ilgisiz kişilerle paylaşmak da çocuğumuzun mahremiyetine saygısızlıktır. Çok sık birilerine çocuğumuzu anlatıyoruz. Ne yer ne yemez; ne sever ne sevmez; er mi uyur geç mi uyur vb. Genellikle çocuklar bu durumdan rahatsızdır; ama biz yetişkinler bunu görmezlikten geliriz.
Günümüzde TV, internet, filmler, reklamlar, kıyafetler, yiyecek-içecekler vb. gibi çevre faktörleri sebebiyle sürekli olarak son derece yoğun ve güçlü etkenlere maruz kalıyoruz. Bu etkenleri kontrol etmemiz veya engellememiz neredeyse imkansız hale gelmiştir. Yaradılışımıza uygun olmayan açık ve gizli bu mesajlar mahremiyet algımıza zarar veriyor. Ayıp, günah, yasak, yanlış olan ahlak dışı davranışların ve düşüncelerin ulu orta sergilenmesi meşruymuş algısına yol açıyor. Dahası mahremiyet konusunda duyarlı, hassas bireylerin tepkiler almasına sebep oluyor. Düşmanımızın güçlülüğü mazeretimiz olamaz. Çocuğumuzu yetiştirirken gel-gitler, yoğun, içinde çıkılamaz duygular, düşünceler, olaylar yaşıyoruz, yaşayabiliriz. Sürekli sabır göstermeliyiz. Tefekkür halinde kendimizi sorgulamalıyız. Sükunetle çözüm aramalı, olması gereken dengeyi muhafaza etme çabası taşımalıyız.
Çocuğumuza muhabbette, hürmette, saygıda gereği gibi davranmaya etmeye çalıştıkça eskilerin deyimiyle ‘ haya sahibi’ mahremiyet konusunda duyarlı olduklarını ALLAH’ın izniyle her zaman gözlemleyebiliriz.