Nübüvvetle mürüvvet cem olunca Mekke’de.
Çölde kum taneleri inciye döndü birden.
Mahal kalmadı artık şüpheye de şekke de.
Has ferman nüzul etti, her şeye hâkim “Bir”den.

Abdullah’ın yetimi, Amine’ nin öksüzü,
Tağutu darmadağın etti kararlılıkla.
Ve Hakk’ı ilân etti billûrdan berrak sözü.
Hakk’a karşı tevazu küfre vakarlılıkla…

Bir inci tanesiydi, yoktu eşi benzeri.
En sadık dostu Bekir, Ömer, Osman, Ali’ydi.
Albenisi Gıfar’dan getirdi Ebu Zer’i,
Hakk’ın dirilişiydi küffarın zevaliydi.

Medine yola baktı ayın her doğuşunda.
Gözlerinde hicretin buğulu gamı vardı.
Şimdi onu ağırlar yıllardır aguşunda.
Ebu Eyyup’el Ensar resule sancaktardı.

Çağlara damga vurdu imanla öksüz yetim.
Kudurdu Ebu Cehil, çatladı Ebu Lehep
Ona bende olmaktan yoktur başka niyetim.
Mazluma kol kanattı zulmün karşısında hep.

Kisra’nın sarayını sarstı ta temelinden.
Sade bir hayat sürdü sahabesiyle birlik.
Susuzlara su aktı billûr misal elinden.
Ayak bastığı yere geldi düzenlik dirlik.

Nübüvvet onda erdi en güzel manasına.
Halime’nin evine bolluk bereket geldi.
Başı üstünde bulut erdi maverasına.
Yüzünü görmek için böcek kozayı deldi.

Taif’te taşladılar hayasızca, arsızca.
Dilese yerle birdi Taif’in her tarafı.
Yine rahmet diledi hüzünlü riyasızca.
Çoğaldı hoş görüsü, dal budak verdi affı.

Onun gül hatırına ay bölündü ikiye.
Kalbi taştan katılar yine de inanmadı.
İman nasip olmadı karşı duran şakiye.
Hurma kütüğü bile firaka dayanmadı.

O küfrün karşısında metanetle direndi.
Eğilip bükülmedi egemen güç önünde.
Hakk’a tevekkül etti, zulmü zulmeti yendi.
Değişiklik olmadı gitti hep hak yönünde.

Ne savaşlar yaşadı ne yoksulluklar gördü.
Mekkeli müşriklerin devirdi putlarını.
Çölde sessiz cerenler saçından sancak ördü.
Mavera’da suladı sahabe atlarını.

Efendim şimdi seni hasretle anıyorum.
Bir günahkâr mücrimim dudak kuru dilim lâl.
Yokluğunda sersefil tükenip yanıyorum.
Gideceğim yer yok ki fakiri yanına al…

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum