Yirmi aydan beri dünyadaki en önemli sorunlardan biri haline gelen Kovid-19 virüs salgını birçok ülkede normal hayat akışını değiştirdiği gibi ülkemizde de anormal bir hayat düzenine geçilmesine neden oldu. Korona salgını, gerçek hayattaki etkisinden daha ziyade medya ortamında oluşturulan korku ve endişeyle insanları alışılagelen davranış ve hayat tarzından uzaklaşmaya mecbur bıraktı. Değiştirilmek zorunda bırakılan temel eylemlerden biri de eğitim kurumlarındaki yüz yüze eğitim idi. Çok anormal şartlar müstesna olmak üzere hiçbir zaman ara verilmemiş olan yüz yüze eğitimden vazgeçilerek uzaktan eğitime geçilmesine Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bir anda karar verdi ve 16 Mart 2020 tarihinden itibaren okulları kapattı. Bir buçuk yıllık eğitim-öğretim takviminde “Türkiye, OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra okulların en uzun süre kapalı kaldığı ikinci ülke oldu. Türkiye'yi Polonya, Kolombiya ve İrlanda izledi. Okulları en uzun süre açık tutan ilk beş ülke sırasıyla ABD, Avustralya, İsveç, İzlanda ve Japonya oldu. UNESCO verilerine göre 16 Mart 2020-31 Mayıs 2021 tarihleri arasında hafta sonlarını ve tatil günlerini çıkarınca Türkiye’de okullar salgın nedeniyle 130 gün boyunca kapalıydı. Türk Eğitim Derneği’nin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM’in hesaplamalarına göre 16 Mart 2020-2 Mart 2021 tarihleri arasında okula gidilmesi gereken gün sayısı 175'ti.” 1 Ancak bu sürenin çok az bir miktarında öğrenciler haftada sadece iki gün okula gidebilmişler ve çok kısıtlı bir eğitim alabilmişlerdi.


Uzaktan eğitim konusunda yeterli alt yapı ve tecrübe sahibi olmayan hem MEB hem de taşra teşkilatları uzun bocalamaların ardından ağır aksak bir sistem kurmuş olsalar da, ülkedeki öğrencilerin tamamında yeterli bilgisayar ve internet gibi teknik desteğin olmaması nedeniyle uzaktan eğitim tam bir kaos ve karmaşa ortamında bir buçuk yıl sürdürülmeye çalışıldı. Yeterli donanımın olmadığı hanelerin sayısal çokluğu nedeniyle de uzaktan eğitimde MEB tarafından devam zorunluluğu getirilemedi. Devam zorunluluğunun olmaması öğrencilerin ve velilerin birçoğunu rehavete sürükledi. Hele hele sınıfta kalma gibi bir riskin hiç olmaması da öğrencilerin uzaktan eğitimden daha da uzaklaşmasına neden oldu. Bu durumun sonuçları kısa bir süre sonra yapılan Liselere Giriş Sınavı (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları sınavları (YKS)’nda ortaya çıktı. “2021 LGS için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1 milyon 243 bin 830 öğrencinin başvurusu otomatik olarak yapılmıştı. Bu yıl öğrencilerden 1 milyon 38 bin 492’si sınava katıldı. Böylece 2020-2021 eğitim öğretim yılında sekizinci sınıfta eğitime devam eden öğrencilerin yüzde 83,49’u sınava girerken yüzde 16,51’i yani 200 binden fazla öğrenci sınavlara bile girmedi. Milli Eğitim Bakanlığının açıkladığı LGS sonuçları aynı zamanda uzaktan eğitimin başarı sonuçlarını da ortaya koyuyordu. Liselere göre uzaktan eğitim denilen çevirim içi eğitime katılma oranının daha yüksek olduğu ortaokul öğrencilerinin elde ettikleri sınav başarıları, uzaktan eğitim konusundaki acı gerçekleri ortaya koyuyordu. LGS’de yapılan 6 testte, 180 bin 714 öğrenci sıfır çekti. Türkçe dersi de dâhil 2 bin 284 öğrenci hiç net çıkaramazken, sıfır netlerde Matematik, 72 bin 783 öğrenciyle ilk sırada yer aldı.” 2


Uzaktan eğitimde nasıl bir başarı elde edildiği asıl YKS’de ortaya çıkıyordu. “Koronavirüs gölgesinde 2 milyon 416 bin 974 adayın katılımı ile gerçekleştirilen Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) sonuç raporu, eğitim sistemindeki iflası bir kez daha gün yüzüne çıkardı. YKS sonuçlarına göre, adayların 40 soruluk Matematik testindeki doğru cevap ortalaması 5’te kaldı. Adayların yüzde 32’si ilk oturumda barajı geçemeyerek tercihte bulunma ya da ikinci oturuma girme hakkını elde edemedi. YKS’nin ikinci oturumu olan ve üniversite tercihlerinde belirleyiciliği bulunan Alan Yeterlilik Testi’nde de barajı geçme oranlarının düşüklüğü dikkati çekti. Sayısal puan türünde öğrencilerin yüzde 38’i, Sözel puan türünde yüzde 40’ı, Eşit Ağırlık puan türünde ise yüzde 52’si barajı geçemedi. AYT’de barajı geçme oranlarının 2020 YKS’ye göre 2021 YKS’de belirgin bir biçimde düştüğü görüldü. 26-27 Haziran tarihlerinde Temel Yeterlilik Testleri (TYT) ve Alan Yeterlilik Testleri (AYT) olmak üzere iki farklı oturumda gerçekleştirilen sınavda öğrenciler, hemen her testte başarısız oldu. Öğrencilerin büyük bölümü Türkçe, Sosyal Bilimler, Temel Matematik ve Fen Bilimleri alanlarında gerçekleştirilen AYT testlerinin tamamında soruların yarısına dahi doğru cevap veremedi. Böylece TYT oturumunda 1 milyona yakın öğrenci barajı geçemedi.” 3 Bu durumun çözümü için iktidardan beklenen adım kısa sürede geldi ve YÖK’e verilen talimatla baraj puanları TYT’de 150 puandan 140 puana, TYT’de ise 180 puandan 170 puana düşürüldü. Oysa TYT’de getirilen 150 puanlık baraj için adayların sadece 13 ila 14,5 arası net yapması yeterli olmakta iken böylece bu çıta çok daha aşağılara çekilerek yapılan sınav, eleme aracı olmaktan çıkarılmış oldu. Sınava giren adaylardan 217 bin 504’ünün matematikte ve 312 bininin de fende sıfır çekmiş olması Türkiye’deki eğitim seviyesinin hızlı bir düşüş içerisinde olduğunu gözler önüne sermekte. 2012 yılında uygulamaya konulan 4+4+4 sisteminin ne denli yetersiz ve yanlış olduğu da böylece ispatlanmış oldu.

Eğitimdeki başarısızlığın faturası her zaman olduğu gibi Milli Eğitim Bakanına kesildi.

Eğitimdeki başarısızlığın faturası her zaman olduğu gibi Milli Eğitim Bakanına kesildiği için, çok büyük umutlarla göreve gelen ve eğitim camiasının çok güvendiği Prof. Dr. Ziya SELÇUK görevden alındı ve yerine, on dokuz yıllık iktidar dönemindeki 8. Milli Eğitim Bakanı olarak yardımcısı Prof. Dr. Mahmut ÖZER getirildi. Yeni bakanın da sistemi ne derecede değiştireceği ve Milli eğitimin önüne konulan engelleri kaldırıp kaldıramayacağı önümüzdeki günlerde kendini gösterecek. Ancak bu aşamadan sonra eğitimde köklü bir değişikliğe gidilmesiyle ilgili umut verici bir açıklama henüz iktidar tarafından yapılmadığından, eğitimle ilgili umutlarımızı millet olarak saklı tutmaya devam etmekteyiz. Eğitimde arzu edilen başarının yakalanamadığı bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl içerisinde de Rize’de kendi adına kurulan üniversitede yaptığı konuşmada ifade edildi. Cumhurbaşkanının “Aile, eğitim ve kültür konularında arzu ettiğimiz inkişafı sağlayamadığımızı da kabul etmemiz gerekiyor. (…) Bugün tüm bu hususlarda çok daha ileri seviyelerde olmamız gerekirken, pek çok sıkıntılı görüntüyle karşı karşıyayız. Demek ki, bir yerlerde bir şeyleri eksik bıraktık” 4 sözleri daha önceki konuyla ilgili konuşmalarının devamı olarak eğitimde gelinen noktanın hiçte arzu edilen bir seviyede olmadığının ifadesi olarak kayda geçmekteydi. Ülkemizin geleceği demek olan nesillerin yetersiz ve hedefsiz bir şekilde almış olduğu eğitim konusu bugün aslında ülkemizin en önemli sorunu haline gelmiştir.

Maddi ve manevi bilgi eksikliğinin yanında, davranış ve kazanım olarak çok düşük kapasiteyle çalışan okullarımızdan elde edilen sonuçlar eğitim alanının ve sektörünün devlet ve millet açısından büyük bir zarar ve kayıpla çalıştığını gözler önüne sermektedir. Ülkemizin madden ve manen kalkınıp ilerlemesi için yeni nesillerimize gerekli olan eğitimin verilmesi bir zarurettir. Sadece adıyla değil, ruh ve felsefesiyle, müfredatı ve hedefleriyle hakiki bir milli eğitim sistemi ve uygulamasına bugün daha da büyük bir ihtiyaç vardır. İnşallah bu konuda gerekli cesur adımlar bir an önce atılarak eğitimimizin el ve ayaklarına vurulan Fulbright anlaşması gibi diğer Batı menşeli anlaşma ve uygulamalara son verilir. Kendi bilim adamlarımızın inançlarımıza, kültürümüze, tarihimize, coğrafyamıza ve öz benliğimize uygun bir milli eğitim sistemi ve hedeflerini bir an önce ortaya koyarak gerçek milli eğitime geçilmesi artık bir milli güvenlik meselesidir. Bu ümit ve temennilerle ülkemizin geleceğine dair Şuurlu Öğretmenler Derneği olarak da mücadelemize devam edecek ve hakikatleri dile getirmeye gayret edeceğiz. Cenabı Allah milletimize ve devletimize doğru bir istikamet nasip eylesin.


(1) Independent Türkçe Haber Sitesi
(2) CNN Türk.com Haber Sitesi
(3) Milli Gazete Haber Sitesi
(4) Milli Gazete Haber Sitesi

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum