Eğitim; yetişmiş neslin yetişen nesle bilgi, görgü ve kültürünü aktarma davranışlarda istendik değişimler meydana getirme işlevidir. Eğitim; insanı fıtrata uygun olarak yönlendiren, yeteneklerini geliştiren, bilgi bakımından donanımlı, ahlaki açıdan temiz, karakter açısından şahsiyetli olmasını sağlayan dünyada mutlu olmanın, ahirette kurtuluşa ermenin yollarını öğreten süreçler manzumesidir.
Eğitim faaliyetinde eğitilecek varlığın tanınması; biyolojik, psikolojikve ruhsal yapısının dikkate alınması önemlidir. Çünkü insan; akıl, ruh ve nefis taşıyan, doğumundan itibaren bilgi edinmeye ve terbiye edilmeye muhtaç bir varlık olarak dünyaya gelmektedir. Eğitim açısından insanlığa yaptığı en büyük kötülük insanın etten, kandan ve kemikten ibaret bir varlık kabul edilmesi, fıtri konumu ruhi yapısı dikkate alınmadan uygulanan bir eğitim sistemiyle meşgul edilmesidir.
Eğitim nefsi terbiye eden, ruhu olgunlaştıran ve bireyi şahsiyetli hale getiren bir edim olmalıdır. Terbiye ilim, ahlak edep, haya, maneviyat kültür ve medeniyet değerlerini içine alan bir kavramdır. İnsan eğitiminde bilgi ile birlikte karakter eğitimi, nefis terbiyesi, akla, ruha ve gönle hitabın öne çıkarılması zaruriyet arz etmektedir. Zira aklın bilgiye, ruhun maneviyata, nefsin terbiye edilmeye ihtiyacı vardır.
Terbiye kavramını devre dışı bırakan aklın, ruhun, kalbin nefsin eğitimine yer vermeyen hiçbir eğitim sistemi ile başarı elde etmek ve hedefe ulaşmak mümkün değildir. Aristo’nun; "Bir insanı akıl yönünden eğitip de ahlak yönünden ihmal ediyorsanız toplumun başına bela hazırlıyorsunuz demektir." Sözü tezimizi desteklemektedir. Böyle bir açıdan değerlendirdiğinde eğitim; bireyde olumlu anlamda zihniyet ve karakter değişikliği yapan, düşünme, algılama, sorgulama, soruşturma ve araştırma bilinci oluşturan insan yetiştirme sanatı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Eğitim öğretimin mutlaka bir felsefesi, bir amacı ve bir hedefi olmalıdır. Bireye kazandırılmak istenen bilgi ve beceriler, söz konusu amaç ve hedefler doğrultusunda verilmelidir. Eğitim ile ilgili karşımıza çıkan en önemli sorunların başında toplumun milli manevi ve ahlaki değerleri ile uyumlu, toplumsal sorunları çözüme kavuşturacak, beşikten mezara eğitim politikalarına ve eğitim uygulamalarına yön verecek bir eğitim politikamızın ve felsefemizin olmaması gelmektedir.
Bu sebepledir ki, iktidarlar tarafından eğitim sistemine siyasi ve ideolojik müdahaleler yapılmakta, tek tipçi insan yetiştirmek için çocuklarımız kobay gibi kullanılmaktadır. Bu sebepledir ki eğitim sistemimiz; bir asırdan beri üzerinde tartışılmasına, merkezi bütçelerden en büyük pay ayrılmasına, yediden yetmişe herkesin ilgilendiği bir uğraş olmasına rağmen herhangi bir sonuca ulaşılamayan kronik bir sorunlar yumağı olarak karşımızda durmaktadır.
Eğitimin kademelendirilmesi, kademeler arası geçiş sınavları, lise türleri arasındaki başarı farkı, eğitimde fırsat eşitsizliği, eğitimin içeriğinin toplumun ortak değer yargıları ile uyuşmaması, öğretmen yetiştirme politikamızın olmaması, öğretmenliğin geliri düşük meslek grupları içinde yer alması nasıl bir insan yetiştirmek istediğimizin belirlenememesi gibi eğitimin pek çok noktasında sorunlar çözüm beklemektedir.
Sorunların üstesinden gelebilmek için yapılması gereken şey eğitimin tüm paydaşları ile birlikle eğitim felsefemizin oluşturulmasıdır. “Nasıl bir insan” yetiştirmek istediğimizin cevabını bulunmasıdır. Eğitimde kullanılan tüm enstrümanların yetiştirilmek istenen insanın sahip olması gereken donanımlara göre belirlenmelidir. Sistem sınav odaklılıktan çıkarılmalı, ölçülenin öğretildiği bir sistem yerine öğretilenin ölçüldüğü bir sisteme dönüştürülmelidir. Eğitim-öğretimin baş aktörü olan öğretmen yetiştirme politikamız derhal oluşturulmalıdır. Mekteplerimizde akademik ve teknik eğitimden önce ahlak, maneviyat ve karakter eğitimi verilmelidir. Diploma avcılığı yerine ilim yolculuğu öğretilmelidir.
Aksi takdirde mektepler bilimsel olmayan hayatın gerçekleri ile bağdaşmayan, “kaldır at” bilgilerin genç dimağlara yüklendiği, faydalı bilgilerin ötelendiği her türlü kötülüklerin öğrenildiği ve öğretildiği yozlaşmanın ve yabancılaşmanın tetiklendiği modern birer abide olarak karşımızda duracaktır. Oysaki Mektepler; "kişide kimlik ve kişilik, kazandıran, müspet düşünme ve doğru algılama biçimi oluşturan, karakteri şekillendiren milli manevi ve ahlaki değerler kazandıran, vicdanlarımıza her an Allah’ın huzurunda olduğumuzu öğreten mekânlar olarak hafızalarda yer almalıdır.
Eğitim öğretimimizin ve eğitim felsefemizin amacı; evrensel değerlere uygun olarak ahlaki açıdan temiz, bilgi yönünden donanımlı, milli ve medeniyet değerlerine bağlı, seciye bakımından karakterli, önceliği bilgiyi, ekonomi ve teknolojiyi üretecek ve onu insanlığın hayrına sunacak tarzda insan yetiştirme şeklinde belirlenmelidir.
Eğitimde bilgiden başka bilgilere ulaşma, katma değer üretme, öğretilenleri yaşam biçimine dönüştürme hedeflenmelidir.
Eğitimcilerin öncelikli çabası da sadece bilgiyi, ekonomiyi ve teknolojiyi öğreten değil, bunları insanlığın hayrı için kullanacak ruh ve karaktere sahip nesil yetiştirmek olmalıdır. Çünkü maddi güç, ancak eğitilmiş insanların elinde bir değer ifade edebilir. Aksi halde bütün uğraşlarımız insanlığın hayrı için çalışacak insanı değil, yaptığı işlerde sorumluluk taşımayan kişisel kazanç hırsıyla toplumun kaynaklarını sömüren gözü aç insanlar yetiştirmek için heba edilecektir.
Eğitim öğretimin tek sorumlusu öğretmen değildir. Eğitimde hedeflenen amaca; "eğitimli anne baba”, “nitelikli eğitimci”, “sorumluluk taşıyan devlet bilinci" ile ulaşılabilir. Hayat okulunda; anne baba ailenin, öğretmen okul çağındaki gençlerin, devlet büyükleri ise halkın öğretmenidir.
Çağımızda herkes kendi mahiyetindekiler için bir öğretmen ve yetiştirici konumunda olduğu gibi başkaları için öğrenci durumundadır.Çünkü insan birine bir şey öğretirken bir başkasından bir şey öğrenme ihtiyacı duymaktadır. Durum böyle olunca; "Herkes mahiyetindekilerin çobandır yükümlü oldukları kişilerin eğitim ve terbiyesinden sorumludur.” Gerçeğinden hareketle toplumda sorumluluk üstlenen her birey bir başka birey için “rol model” bir yetiştirici olarak örnek davranış sergilemek zorundadır.