Eğitimde taklit bir topluma çare olmaz. Alışkanlık haline gelen bilinçsiz taklitçilik eğitimimize yön vermeye devam etmektedir. Eğitimde kendi var oluş değerlerimizin etkisi öne çıkartılmalıdır. Bunun ana prensibi;
“Oku! Yaratan Rabb’inin adıyla.
O, insanı alaktan yarattı.
Oku, Rabb’in sonsuz kerem sahibidir. O, insana kalemle yazı yazmayı ve bilmediğini öğretendir (Alak 1-5).”

“Değerler olmadan eğitim, ne kadar yararlı olursa olsun, insanı daha zeki bir şeytan yapar (CS Lewis).”

Eğitim vücuttaki organ gibidir, organ nakli için uygun şartlar gereklidir. Doku uyumsuzluğu insanın yaşamasına nasıl engel ise temelini kendi değerlerinden almayan eğitim de insanı istenilen hedefe götürmez, insanlığı hak ve adalete götürmez. Bu uyuşmazlık kangrene dönüşüp tüm bedeni tehdit edebiliyor.

Eğitimde ithal yöntemler yerine özümüze sadık kalmalıyız. Geçmişte yeryüzüne örnek olan eğitim sistemimizin zamana uyarlanması gereklidir. Medeniyet ve ilim merkezi olan İslam toprakları Siyonizm’in oyunları ve İslam dünyasının yanlışları nedeniyle ilimden ve önderlikten uzaklaşmıştır. Yeniden o dönemleri yakalamamız gerekir. Eğitimimizin başındaki “Millî” kelimesi aslımıza dönmeye vesile olmalıdır.

Sorunun Kaynağı
Sorun Batılı görüşlerin taklit yoluyla ülkemizde denenmesi. Bu teorilerin yerli ve milli bir görüşle harmanlanarak gücünü gelenekten alan bir bütünlük haline getirilmesi lazım. Avrupa 12. ve 13. yüzyıldan itibaren bunu yaptı. Endülüs İslam Medeniyetini kendilerine örnek alan Avrupalılar İslam bilgi kaynaklarını kendi ülkelerine taşıdılar kendi değerleri ile harmanladılar. Daha sonra açtıkları üniversitelerde beyin takımlarını yetiştirdiler. Burada yetişenlerini başka ülkelere göndererek etkili yerlere yerleştirerek o ülkeleri kendileri için müsait alanlar haline getirdiler. İsimleri o ülkenin isimleri olan kişilerle sömürüler ve ifsatlar devam etmektedir. İyi niyetle gelenler de o çarkın içinde sonuca ulaşıp ulaşmadığı tartışma konusu haline geliyor.
Yıllarca mesleki eğitimdeki aksaklıkları dile getirdik. Bugün pansuman tedbirler bile bizi mutlu eder hale geldi ama yeterlidir diyemeyiz. Nerede yanlış yaptık diye düşündük durduk.
Bilgiyi insanlık hayrına kullanmayı öğretmek önceliklidir. Yeryüzünde teknolojinin insanları öldürmek için nasıl kullanıldığına şahitlik ediyoruz. Okullarda çocuklara ne öğrettiğimiz kadar öğretileni nerede ve nasıl kullanacaklarını öğretebilmek de önemlidir. Okumak kadar ne okuduğumuz önem arz eder.

Bilgiyi Milli Beceriye Dönüştürme
Eğitim insana beceri kazandırmalı, yön vermeli, bildiğini hayatında uygulayarak insanlığa hizmet etmeye vesile olmalıdır. Yaratılıştan gelen, fıtri olarak meyilli olduğumuz gerçek değerleri gün yüzüne çıkartmamız gereklidir.
Çünkü bilgi var olanın ortaya çıkmasıdır.

Thomas Moor’e göre eğitim, öğrenmenin, bilginin, verinin, gerçeklerin, becerilerin veya becerilerin yığılması değildir – bu eğitim veya öğretmedir – daha ziyade tohum olarak gizli olanı görünür kılmaktır. Bu da tesadüfen bulunmaz, bilginin ve öğrenmenin çilesi çekilmelidir.
Onun için Peygamberimiz, “Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır (Müslim, Zikr 39).” hadisi ile ilim öğrenmeyi teşvik etmiştir.

Öğrenme tesadüfen elde edilmez, şevkle aranmalı ve titizlikle ilgilenilmelidir (Abigail Adams).

İlim kalbî eğitim ile değer kazanır. Kalbî ilmi kazanan, elde ettiği bilgiyi insanlık yararına kullanır. Kalbi eğitmeden zihni eğitmek eğitim değildir (Aristo). “

….. Çocuğun kalbine ne koyduğunuz önemlidir.”
(Prof Dr. Necmettin Erbakan)

Öğrenme ve Öğretmeye Hazır Olmak

Öğrenme, öğretmenin ürünü değildir. Öğrenme, öğrenenlerin faaliyetlerinin bir ürünüdür (John Holt).

Öğrenmek için öncelikle öğrenenin hazır hâle getirilmesi önemlidir. Öğreteceğimiz kişileri önce öğrenmeye hazır hâle gelmesini sağlamak gereklidir. Öğretenin de öğrenenin de amacını iyi belirlemesi gereklidir. Kendi özüne dönmenin vesile kılınması çabası temel esas olmalıdır. Bugün eğitimde bize örnek gösterilen birçok ülkede intihar vakalarının yaygın olması iyi irdelenmelidir.

İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır
Okumaktan mana ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir (Yunus Emre).

Bunun için kendi değerlerine sahip bilim adamlarına ihtiyaç vardır. Farkında olmak gerek çünkü farkında olmanın gereğini; “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” (Zümer suresi, 9. ayet) ayeti ile bütünleştirmek gereklidir.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum