Eğitim; okullar, kurslar, üniversiteler vb. kurumlar vasıtasıyla bireylere hayatta gerekli olan bilgi ve kabiliyetlerin sistematik bir şekilde verilmesi. Eğitim denince bu kurumlar akla gelse de çevre, aile gibi kurumlar da bu eğitimin yapıldığı yerlerdir. Eğitim, bireyin doğumundan hatta doğum öncesinden ölümüne süregelen bir olgu olduğundan tanımının yapılması zor bir kavramdır. Kişinin yaşadığı toplum içinde değeri olan, yetenek, tutum ve diğer davranış biçimlerini öğrendiği, geliştirdiği ve öğrettiği süreçlerin tümüdür. Durmadan değişen dünyada kendi değerlerini terk etmeden gelişebilme sürecidir. Bu eğitim formal (planlı, müfredatlı ve kuralları belli ortamlar) ve informal (Belirli bir ortam olmayan, kitle iletim araçları…) boyutlarda sunulur. Bu iki boyutunda temeli sağlam olmadığında sonuç verimli çıkmaz. Bu iki boyutunda kaynağı toplumun değerleri olmayınca fıtrî olarak bozuk bir yapı ortaya çıkar.
Verimlilik girdiler ile çıktılar arasındaki ilişki diye izah edenler olsa da burada girdi ve çıktıların iyi tanımlanması gerekir. Eğitim sürecinin iyi tespit edilmesi gereklidir. Eğitim bakımından ele aldığımızda toplumda var olan insan ve nasıl bir insan yetiştireceğiz? olgusudur. Planın iyi yapılması gereklidir. Her insan bir cevherdir. İnsanın topluma faydası olacak yönlerini keşfetmek gerekir. Eğitimde verimlilik sık sık değişen bakanlara göre planlanırsa değişiklik bakanın bakanlık ömrü kadardır. Oysa eğitim köklü olmalıdır. Eğitimde yeteneklerin ve kabiliyetlerin keşfedilerek topluma yararda nasıl kullanacağının ortaya çıkartılarak imkânların sunulmasıdır.
Bozulan bir eğitim sistemindeki verimliliği düzeltmeninde kolay olmayacağı bir gerçektir.Toplumları bozmak eğitimi bozmakla daha etkili olduğunu tarihimizde örnekleri ile doludur. Eğitimdeverimi etkileyen faktörlerdenbazıları;Örgüt/Okul yönetimi, eğitimcinin yeterliliği,öğrencinin talepeden olabilmesi (motivasyonu) ve hazır bulunurluğu, ailenin, çevrenin, dijital yapının, basın- yayının eğitim ilişkisi şeklinde sıralayabiliriz.
Eğitimi Verimli Kılan Etkenler
Eğitimde verimliliği elde etmenin yollarından bazılarını sıralayalım.
1- Yaratılış gayesine uygun: Eğitimin ana verimi iyi insan, bilgileri ile kendisine ve çevresine fayda oluşunu, yüksek gaye üzere olmasını sağlama.
2- Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak:Eğitimi alacak kişilerin sosya ekonomik,yaşadığı yer, şartları ve erişebilirlik bakımından eşitliğe yakın imkânlar sunma.
3- Çocuğun eğitime gönüllü katılımını sağlamak: Eğitimi çocuk /genç için gönüllü yapabileceği hale dönüştürmek.
4- Çocuğu yapabileceği mesleğe yönlendirmek: Liseyi meslekleştirmek, çırak ve usta olmasına zorunlu eğitim nedeniyle engel olmamak.
5- Mezuniyets onrası istihdam olanakları sağlamak: İyi bir usta yetişmesi ve mesleğine göre hayatını sürdürebileceği imkânları sağlamak.
6- Eğitime ayrılan bütçeyi standartlara uygun hale getirmek: Eğitime ayrılan bütçeden sadece binalar yerine iyi insan yetiştirme için planlanmalıdır.
Eğitimde verimli olup olmadığımızı anlamak için eğitim kurumundan mezun ettiğimiz kişilere bakarak görme imkânımız vardır. Hiç bir eğitimci yetiştirdiği gencin hırsız, milletine,devletine düşman, küçücük olaylarda sabrı unutarak şiddete başvuran, bulunduğu makamda önce kendisini düşünen, yetiştiği topraklarına ihanet eden biri olsun diye asla düşünmez.Bugün günlük haberlere baktığımızda bunlarda artış olduğunu görüyoruz.
Eğitimde Verimli miyiz?
TÜİK resmi sitesinde yayınlanan verilerine göre Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kişi sayısı, 2011-2020 yılları arasında artış dikkati çekmektedir. Bu kişilerin %96,0'ını erkekler, %4,0'ını ise kadınlar oluşturduğu belirtilmektedir. Araştırmalarda her yılın sonu itibarıyla Türkiye'de yüz bin kişi başına düşen Ceza infaz Kurumundaki kişi sayısı 2011 yılında 172 iken, bu sayı 2019 yılında 351, 2020 yılında (pandemi dönemi ) ise 319 oldu. Öldürme suçu işleyenlerin %29,2'sini lise ve dengi meslek okulu mezunları oluşturdu. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu işleyenlerin %32,1'iniortaokul ve dengi meslek okulu, %24,2'sini lise ve dengi meslek okulu, %16,5'ini ilköğretim mezunu hükümlüler oluşturdu. Yükseköğretim mezunları en çok yaralama suçunu işledi.
Zararlı madde kullanım yaşları 10 a kadar düştüğü yapılan araştırmalarda görülmektedir. Akran zorbalığı, tahammülsüzlük oranlarının arttığı bir gerçektir. Çocuklarımıza bilgiden çok davranış kazandırmak gereklidir. Toplumda ve bulunduğu yerde davranışı düzgün olmayan bilgi sahibi verimli olamaz. Bu veriler eğitimin veririmi hakkında bize ipuçları vermektedir. 25 yaşlarında olan bir nesle geçmişte yaşananlar anlatılınca masal gibi dinliyorlar. Yaşadığı olumsuzluklara bakarak mutsuz oluyor. Batının renkli gösterilen yaşantı algısına kapılarak gözünü başka yerlere dikiyor.
Tarihimize baktığımızda ilim önderlerimiz tek dalda değil, birçok dalda kendini yetiştirmiş, eserler yazmış ve bugün bu bilgiler zamanın teknolojisine temel oluştur. Ailede başlayan temel eğitimde manevi değerlerimizin esas alınması gereklidir. Batı bu değerleri kanunlarla, yasalarla oturtturmaya çalışmaktadır. İlk eğitim kurumu olan aile ile başlayan, örgün- yaygın eğitim, mesleki eğitim kurumlarının eğitimcilerini eğitmek ve öğretmen yetiştiren fakültelerin yeniden düzenlenmesi üzerinde çalışılmalıdır. Çalışmalar var diyenler olabilir ama eğitimin ne kadar verimli olabildiğini toplumumuzda gerçekleşen ve yukarıda örnek olarak sunduğumuz veriler bize gerçekleri haykırmaktadır. Bugün sanayi sitelerinde usta çıtak bulmak neredeyse imkânsızdır. Bu açığı şu anda yurt dışından göç edenlerle kapatmaya çalışmaktayız. Bu da birtakım sıkıntıları beraberinde getirmektedir. Kesintisiz eğitimin şu anda verimliliği düşüren etkenlerden biri olduğu tartışılmaktadır. Mesleki yönlendirmeye hızlı bir geçiş yapılmadığında aradaki açığı kapatamayacağız. Eğitimde kendi değerlerine bağlı ve gençlik için çaba sarf edecek eğitimcilerin çoğalması için devlete ve Kurduğu STK’yı kendi feodal yapısına çevirmeyen, nereden nasıl pay alırım diye plan yapmayan Sivil Toplum Kuruluşlarına büyük yük düşmektedir.