Hiç bitmek tükenmek bilmeyen, değişik tarihlerde İşgal altındaki “Doğu Kudüs'te gerginlik sürüyor. İsrail polisi ve askeri; silahlı kuvvetleri Mescid-i Aksa'daki Filistinlilere saldırıyor, Gazze vuruldu. İsrail saldırılarında aralarında şu kadar çocuk- kadın olmak üzere … kişi hayatını kaybetti … kişi yaralandı. İsrail uçakları, Gazze Şeridi'nin… bölgelerine hava saldırısı düzenliyor, Hamas da roketlerle karşı saldırı başlattı ya da İsrail Gazze'ye yeni bir saldırı düzenledi. Gelen ilk bilgilere göre şu kadar kişi hayatını kaybetti.” Haberlerini duymaktan insanlık bıktı ama insanlıktan nasibini almamış İsrail yönetimleri bu barbarlıktan asla vazgeçmeyeceğe benziyor.
İsrail’in tüm vahşetine karşın başta İslam Dünyası olmak üzere, dünyanın değişik iktidarları tarafından “İsrail’i kınıyoruz!” gibi cılız ifadelerden öteye geçmeyen ve hiçbir yaptırım uygulanmadan yoluna devam eden, canı istediğinde orantısız güç uygulamaya devam eden İsrail…
Kudüs’ün Fatihi Selahaddin Eyyübi diyor ki:
“Yakındır sonsuz özgürlüğün… Yakındır ey Mirac’ın anahtarı… Daha yürümeyi öğrenmeden, ölmeyi öğrenen bebeklerin şehri Gazze…
Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim ki?”
Ne yazık ki Müslüman’ım diye geçinen birtakım çevreler Filistin’de yaşananlara karşın büyük bir umursamazlık tavrı sergilemektedirler.
Geçtiğimiz günlerde yine İsrail saldırıları sonucu 45 beş kişi şehit düştü, onlarca yaralı… Dört gün süren saldırılar sonlanınca ilginçtir ve ne acıdır ki bayram havasında haberler aktarıldı.
Neymiş?
Güya en azından İsrail öldürmeye devam etmemek üzere Mısır ve bilmem kimlerin arabuluculuğunda saldırılarına son vermek konusunda anlaştı.
Üstad Necip Fazıl ne diyor?
“Yıkılasın İsrail! Enkazını göreyim! Sana ülke diyenin, yüzüne tüküreyim!”
İsrail’in yıllar yılı tekraren ve miraren işlediği insanlık suçuna ve adım adım Filistin’i işgal hareketine karşılık kafasını kuma gömen güç ve iktidar sahiplerine ne denir? Okuyucunun takdirindedir.
İsrail’in ortaya koyduğu vahşet sadece Filistinlileri katletmek değil, Filistin topraklarını da gün geçtikçe yavaş yavaş ama planlı bir şekilde yutarak yok etme noktasına getirmiştir.
İsrail’e hukuk işlemiyor. İmzaladığı uluslararası sözleşmelere de uymuyor. Sadece kâğıt üzerinde kalıyor.
Ayrıca Hamas ile El-Fetih arasındaki siyasi çekişmeler ve iktidar mücadelesi de Filistin sorununun çözümünde işi sekteye uğratan bir başka dert. Bu konunun detaylarını açıklama imkânı olursa ayrıca ele almak gerekir.
Filistin sorununun çözümünü ne İslam ülkeleri yönetimlerinden ne de Batı dünyasından beklemek çare olmaktan çıkmış görünüyor.
Ancak global anlamda STK’lar ve özellikle uluslararası hukuk çevrelerinin Filistin sorunu ile alakalı olmasını önemsemek gerekir.
Belki yeterli değil ama Filistin konusunda duyarlı birçok yiğit insanın hakkını da teslim etmek gerekir.
Artık İsrail öldürdükçe, Filistin’in topraklarını yutup yok ettikçe, uzaktan ağlamanın zamanı çoktan geçti.
Elbette İsrail’in vahşetine bir benzeri ile mukabele etsin diyen yok. Fakat somut, tutarlı ve sonuç odaklı birçok adım atmak uluslararası hukuk kuralları dahilinde mümkündür.
Global dünyayı yaratan Cenabı Allah, bütün yaratılanı dengelemiş ve tüm canlıya fazlasıyla yetecek şekilde yaratmış şüphesiz. Buna rağmen gelir dağılımı adaletsizliği, ulusla arası insan göçü ve milyonlarca evsiz barksız insan yeryüzüne dağılmışsa dünyayı idare edenlerden adalet beklemek elbette mümkün değildir.
Ancak her insanım diyen bireyin, tıpkı dünyanın her alanına yayılmış insanlık dışı hukuksuzlukların karşısında olması gerektiği gibi, Filistin meselesinde de değişik aralıklarla eften püften gerekçelerle İsrail tarafından bilinçli ve bir o kadar da zalim uygulamalarına dur demek ve engellemek için gerekeni yapmak elzemdir.
Hemen “Ne yapabiliriz ki?” demek acizliktir.
Efendiler Efendisi Peygamberimiz ölçüyü koymuş ortaya: “Gücün yetiyorsa elinle, yetmiyorsa dilinle ortadan kaldır. O da yetmiyorsa kalbinle buğzet!”
Bizimkisi de bu durum işte…