İnsanlık tarihi boyunca hep iki sistem var olmuştur; İlahi Sistem ve Beşeri Sistem. İlahi Sistem, kanunların yaratan tarafından konduğu sistemdir. Beşeri Sistem ise kanunların yöneticiler tarafından konduğu sistemdir. Beşeri Sistemin diğer adı ise Firavuni Sistem'dir.

Firavun/Pharaoh bir kişinin adı değil, yönetimde bulunan kişinin unvanıdır. Kralın sarayını ve orada yaşayanları ifade eden üst bir kelimedir. Her firavunun farklı bir ismi olsa da tahta geçtiklerinde Firavun olarak adlandırılırlar. Bu anlamda Kur’an’da özel bir firavun adı kullanılmamıştır. Bunun yerine kralların ortak adı kullanılmış ve şahsa değil eylemlerine dikkat çekilmiştir. Bugün dünyada adı konmamış bir Firavun düzeni yaşanmaktadır. Piramidin en tepesinde, bütün yetkileri elinde bulunduran Firavun, hemen altında sermaye ile destekleyen Karun ve bu sistemi siyasi, askeri olarak koruyan Haman yer alır.

Peki nedir bu Firavuni Sistemin özellikleri?

Güvenliğinin temelini propagandaya dayandırır.

Zulümleri, katliamları ve köleliği iyilik ve özgürlük olarak gösterir. İşte Afganistan, Irak, Suriye ve Libya ortadadır. Arap Baharıyla Ortadoğu halklarına özgürlük ve demokrasi vaadiyle bu ülkeler talan edildi, halkları katledildi veya topraklarından sürüldüler. Firavuni sistem güvenliğini iki şeyle sağlamaya çalışır. Birincisi; toplumdaki herkesin korku ile yaşaması, ikincisi ise insanların bir işin düzelebileceğine olan inançlarını yitirmeleri yani güvensizliktir. Bu sistemde aykırı düşünce ve inançlara yer yoktur. Kuranı Kerim bu durumu A’raf Suresi 123 ve 124. ayetlerde şöyle ortaya koyuyor: “Firavun, Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim."

Günümüzde de bu tarz korkularla insanlar sindirilmiyor mu? Küresel ilahların yalan propagandalarını ortaya koyan birçok gazeteci, bilim adamı ve siyasetçi şüpheli ölümlerle ortadan kaldırılmadı mı?! Ülkemizde halkın bir bölümü farklı tercihlerde diye terörist olmakla suçlanmadı mı? Sosyal medyadaki paylaşımlardan dolayı hapsedilme korkusu hepimizde mevcut değil mi?

İçeriğini sadece Dünya Sağlık Örgütü’nün bildiği ve kurallarını sadece kendilerinin koyduğu pandemiyle ilgili farklı veriler ortaya koyan bilim insanları tek tek susturuldu, doktorluk lisansları iptal edildi. Tanıdık bir senaryo yazılıyor. Öyle güçlü bir propaganda ki insanlar güvenlikleri (ölüm korkusu) karşılığında özgürlüklerinden vazgeçirildiler. Korku ve karşı düşman üzerine inşa edilen bu yeni dünya düzeni oluşumunda, yeni üst kimlik inşası ve bu bağlamda yeni insan tipi önemli bir yere sahip. Bu bağlamda ölüm korkusuyla özgürlüklerinden vazgeçirilen insanlara bu sefer hayatta kalabilmenin yegâne yolunun aşıdan geçtiği propagandası yapılmaya başlandı. Aşı olmak istemeyenlere işten çıkarılma, sosyal etkinlerden men, hatta hapis cezası ve vatandaşlıktan çıkarma gibi teklifler bile yapılmakta.

İnsanları var eden umutlarıdır, yanlış gidişatın düzeleceği beklentisidir. Firavun sisteminin en önemli özelliği, bu umudu kırmaktır. “Bu iş düzelmez” duygusunu, sadece dillerde değil gönüllerde de benimsetmektir. A’raf Suresi 129. ayette Hz. Mûsâ’ya destek verdikleri için daha fazla katliama uğrayan insanların ağızlarından dökülen cümleler, bu umutsuzluğun bir yansımasıdır: “Mûsâ! Sen gelmeden önce de geldikten sonra da hep işkence gördük.”

Firavun sistemi, kendini ayakta tutabilmek için çeşitli ulufelerle insanları satın alır.

Sihirbazlar Firavun'a gelip dediler ki: "Eğer biz galip olursak, herhalde bize bir karşılık (armağan) var, değil mi? Evet dedi. O zaman siz en yakınlarım kılınanlardan olacaksınız." (A’raf Suresi 113-114)

Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler. Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakınlarım olacaksınız." (Şuara Suresi 41-42) Kuranı Kerimde Firavuni sistemde insanların ne şekilde satın alındığı ve kullanıldığıyla ilgili olarak sihirbazlar olayı iki surede bu şekilde nakledilmiş.

Küresel ilahların satın aldığı iş insanları, bilim insanları, siyasetçiler, gazeteciler bu günün sihirbazlarıdır. Ekonomi batmışken ekonominin uçtuğunu, dünyanın bizi kıskandığını yazan; bir gazeteci, bir medya organı Firavuni sistemin sihirbazıdır. Enflasyon %50 iken % 17 olarak açıklama yapan kurum ve kuruluşlar bu sistemin sihirbazıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre tedbir alan ve açıklama yapan kişi ve kuruluşlar bu sistemin sihirbazıdır. Aşı olmayı ret edenleri hapse atmayı dahi teklif eden koca koca profesörler, küresel ilahlarından ulufe alan veya bekleyen sihirbazlardır. Yazdıklarımdan kimse aşı karşıtı olduğum yanılgısına düşmesin. Biz sadece bunun insanların hür iradesiyle olması gerektiğini vurgulamak istiyoruz. Aşı olmak nasıl bir özgürlükse olmamak da bir özgürlüktür. Bunun baskıyla ve zorla olması yanılışını vurgulamaktır niyetimiz.

Firavuni sistemi, kutuplaştırıcıdır. Halkı gruplara ayırır.

Bir grubu ezerken ötekileri güçlendirir. Aralarında çatışma çıkarmaktan geri durmaz. İç çatışmalardan iktidar devşirmek, Firavun’un mirasıdır. Bir grubun sayısal üstünlüğünü önlemek için etnik soykırım yapmaktan çekinmez. “Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.” (Kasas Suresi 4 ayet) İnsanlık tarihi boyunca hep savaşlar olmuştur. Bu savaşların büyük bir bölümü kavmiyetçilik ve inanç yüzünden olmuştur. İnanç çatışması yüzünden Avrupa’da 30 yıl, 100 yıl süren savaşlar oldu. Haçlı Savaşlarının en güçlü nedenlerinden biri de inançtır. Böl, parçala, yut söylemi bu sistemin en önemli politikasıdır. Osmanlı Devleti’nin ortadan kaldırılmasında izlenen politika ve günümüzde İsrail’in Filistin topraklarına hakim olmak için izlediği politika bu politikadır. Fransızların Ruanda yerlilerini Hutu ve Tutsi kabilelerine ayırarak 1994 yılında birbirlerini katletmelerini sağlaması bu politikadır. Bugün Yemen’de, Çeçenya’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve Libya’da oynanan oyun bu politikadır. 12 Eylül öncesinde ülkemizde sağ ve sol siyasi görüş çatışmaları bu politikanın eseridir. 28 Şubat sürecindeki laik/İslamcı çatışması bu oyunun parçasıdır. Günümüzde “Falanca ittifak mensupları vatanperver, filanca ittifak mensupları zillet ve terörist” yaftalamaları bu firavuni sistemin bir tezahürüdür.
Firavuni Sistemin bilinçaltımıza pompaladığı çaresizlik ve umutsuzluk duygusuna kapılmadan yaşamaya devam edeceğiz. Bu sistem ne kadar güçlü olursa olsun, ne kadar uzun sürerse sürsün; sonunda bir Musa çıkacak ve bu sistemi, Kızıldeniz’de boğduğu gibi yok edecektir.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum