“Şüphesiz o Kur’an’ı biz indirdik biz. Onun koruyucusu da elbette biziz.”
Kur’an henüz yazılı hale gelmeden önce onun korunma yöntemlerinden biri olmuştur hafızlık. Arapçada “korumak, ezberlemek” mânâsındaki hıfz kökünden türemiş bir sıfat olan hâfız sözlükte, «koruyan, ezberleyen» anlamına gelir. Toplumda kullanılan yaygın mânâda ise; hâfız, Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona ezberlemiş kimseler için kullanılan isimdir.
Hafızlık, Kur-an’ın Cebrail (a.s) tarafından Peygamber Efendimize ( s.a.s) ezberletilmesiyle başlayan bir gelenektir. Her Ramazan ayında da yine Cebrail ile Peygamberimiz birlikte mukabele ederlerdi. Bundan dolayıdır ki “Sizin en hayırlınız Kur’anı öğrenen ve öğretendir.”hadisi şerifi doğrultusunda bir çok sahabe hafızlıkla iştigal etmiştir. Ve bu gelenek zaman zaman sekteye uğrasa da günümüze kadar gelebilmiştir. İslam’ın ilk dört asrında Darr-ul Kurra olarak adlandırılan Kur’an eğitiminin verildiği eğitim mekanları açıldı. Bu kurumlarda Kur’an’ı yüzünden okumak ve ezberlemek öğretilmezdi sadece. Kur’an ile ilgili diğer bilgiler de verilirdi. Dahası Kur’an’a uygun bir yaşam tarzı eğitimi verilirdi.
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de Ku’ran eğitiminin verildiği Darul Huffaz ve Darul Kurralar hemen hemen her cami külliyesine ve ya mahalleye açılmıştır. Çocukluktan itibaren girilen bu eğitim kurumlarında Kur’an’ı okuyan, ezberleyen ve onu anlayarak kendisine yaşam tarzı haline getiren talebe, Hafız-ul Kurra olarak mezun olmaktaydı. Özellikle Osmanlı döneminde hafızlık çalışmaları yapan hafızların musiki ile de yakından ilgilendiklerini görüyoruz. Hafız Burhan, Sadettin Kaynak bunların belki de en çok şöhret bulanları.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bu köklü müesseseler kapatılmış ve Kur’an harfleri ve Kur’an okuma yasaklanarak Peygamber efendimizden bu yana süregelen bu gelenek ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. İnsanlar ahırlarda, dağ başlarında gizli gizli Ku’ran öğrenmeye ve öğretmeye mecbur bırakıldı. CHP ve İsmet Paşa diktatörlüğünün yıkılmasıyla beraber Ku’ran eğitimi veren kurumlar tekrar açıldı. İmam Hatip okulları, Yüksek İslam Enstitüleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde açılan Kur’an kursları dışında çeşitli cemaatler kanalıyla da Ku’ran kursları açıldı. Her ne kadar çok sayıda Kur’an kursu açıldıysa da bu kurslar hiçbir zaman Peygamber Efendimizden ve Sahabe-i Kiramdan süregelen o geleneği sürdüremeyerek Darr-ul Kurra ve Darr-ul Huffazların yerine tutamadı. Bununla ilgili birçok neden sıralanabilir. Ama en önemlisi hafızlık dersi veren hocaların yetersizliğidir. Kur’an kurslarında görev yapan hocaların hemen hemen tamamı pedagojik formasyondan bihaberdir. Çocuk psikolojisini bilmeyen bu hocalar zaman zaman zulüm derecesine varacak bir sistemle çocuklara sadece “papağan”gibi Kur’an’ı ezberletmekle memurlar. Hafız bir öğrencimiz “Hocam, bize sadece hafızlık öğretildi. Başka bir şey öğretilmedi.”demişti. Hafız Kur’an’ı okuyor ama anlamını bilmiyor. Okuduğu Kur’an’ı anlayıp hayatında tatbik edemiyor. Hafız, Kur’an ahlakından habersiz, Siyer-i Nebi’den ve onun ahlakından habersiz. Fıkıhtan habersiz. Namazın rükunlarını dahi bilmiyor. Akaitten habersiz. Nasıl bir Allah’a ve ne şekilde inanmak gerektiğini bilmiyor. Yanlışlar üzerine kurulu bir hafızlık sisteminde eğitim gören talebe, dayak zoruyla namaza kalktığı için namazdan nefret ediyor ve namaz kılmıyor. Ailesinin ve hocalarının baskılarıyla hafızlığa zorlandığı için Kur’an okumaktan nefret ediyor. Bir öğrencim, Günlerce Kur’an’ın kapağını açıp açıp kapattığını, Kur’an okumanın içini daralttığını söyledi. Oysa Kur’an onu okuyanın içini ferahlatır. İşte yanlışlar üzerine bina edilen sistemin sonucu bu. Keşke yanlışlar bu kadarla kalsa! Ankara Rüzgarlı caddesinde bir bar sahibi, müşterilerinin yüzde otuzunun hafız olduğunu söylüyor.
Hafız içki içer mi? İçiyor. Hafız kızlarla gezip tozar mı? Geziyor. Hafız uyuşturucu kullanır mı? Kullanıyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğü de bu yanlışları tespit etmiş olmalılar ki birlikte bir proje başlattılar. Hafızlık eğitimi pedagojik formasyon almış hocalar tarafından, çocuk örgün eğitimine devam ederken, ortaokul seviyesinden itibaren yapılacak. İnşaallah bu sistem düzgün çalıştırılır ve Hafızlık müessesesi eski anlam ve önemini kazanır ve hafızlık eğitimi alan talebeler gerçek manada Kur’an Muhafızı olurlar.