Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Biz Müslümanlar, sabah uyandığımızda gözlerimizi euzü-besmele ile açarız. Abdestimize euzü-besmele ile başlarız. Kur’an okumaya başlarken euzu-besmele çekeriz. Rabbimiz; “Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” ayetiyle Kur’an okumaya başlarken “euzü” çekmeyi bize emretmiştir. Mümin 27: “Musa: ‘Ben, hesap gününe inanmayan, kendilerinde bir güç gören bütün zorba ve diktatör iktidar sahiplerinden Rabbime ve Rabbinize sığındım’ dedi.” Bu ayette ve Kur’an’ın çeşitli sure ve ayetlerinde geçmiş peygamberlerin hangi durumlarda Allah’a sığındıklarını haber vererek bizimde aynı durumlarda Allah’a sığınmamız istenmiştir. İslam’ı tebliğ ederken inkârcılara, müşriklere, münafıklara karşı konuşma üslubunda alaya alma, en önemli konuyu mizaha dönüştürmekten Allah’a sığınmamız gerekir. Bakara 67: “Musa kavmine: ‘Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor’ dedi. Onlar: ‘Sen bizi alay konusu haline mi getireceksin?’ dediler. Musa: ‘Bilgiden ve muhakemeden yoksun, Allah adına yalan uyduran cahiller gibi davranmaktan Allah’a sığınırım’ dedi.”Muhalifler Hz. Musa’ya sen bizimle dalgamı geçiyorsun dediklerinde Hz. Musa: “cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demiş ve istihzanın, alaya almanın cahil insanların âdeti olduğuna işaret etmiştir.

Hud 47: “Nuh: ‘Rabbim, hakkında bilgim olmayan bir konuda, senden bir şey istemekten sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, sen bana merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum.’ dedi.” Bu ayet ile ne istediğini bilmemekten Allah'a sığınmaya işaret edilmiştir. Ne istediğimizi, ne zaman ve kimden isteyeceğimizi çok iyi bilmeliyiz.Hz. Meryem gibi tanımadığımız biriyle tenha bir yerde karşı-laştığımızda şerrinden korunmak için Allah'a sığınmalıyız. Hz. Yusuf gibi dünyanın en güzel kadını gözlerden uzak bir yerde kapıları kapattıktan sonra ‘gel, benimle yat’ dediğinde tek sığınağımız Allah olmalı ve ona sığınmalıyız.

Müslüman hâkimler yargılamaya başlarken euzü-besmele çekerler ve zulmetmekten Allah’a sığınırlar. Müslüman öğretmenler, ders vermeye başlarken euzü-besmele çekerler ve öğrencilerine zararlı bilgiler vermekten Allah’a sığınırlar.

Mümin 56: “Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen onlardan Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” Bu ayette, ulaşılmaz hayaller peşinde koşanlardan Allah’a sığınmamıza işaret edilmiştir. Kominizin 1917 yılından 1990 yılına kadar Rusya’da uygulandı. Komünistler; hayallerinde çizdikleri cennet yerine cehennemi bir hayatla karşılaştılar ve yetmiş yıl yürüdükleri çıkmaz sokaktan geri döndüler ama başka bir çıkmaz sokağa, kapitalist düzene girdiler.

Biz Müslümanlar; ulaşılmaz hayaller peşinde koşanlardan Allah’a sığınmalıyız. Bizi boş kuruntulara çağıran cin ve insan şeytanlarının vesvesesinden Allah’a sığınmalıyız.Ayetlere mana verirken Allah’ın murat ettiği manadan başkasını anlamaktan Allah’a sığınmalıyız. Resulünün sünnetine ters düşmekten Allah’a sığınmalıyız.Önce kapitalizme sonra Kur’an’a iman edenler Kur’an’dan bazı ayetleri alıp kedine göre yorumlayarak “İslam ve Kapitalizm” gibi kitaplar, makaleler yazanlar hayra değil şerre hizmet ediyorlar.

İŞE BAŞLARKEN

Müslümanlar her mubah işe başlarken “besmele” ile başlarlar. Peygamberimiz; Allah’ın zikriyle, adıyla başlamayan, her önemli iş ve sözün sonunun kesik ve bereketsiz olduğunu bildirmiştir.Besmele ile Allah’ın güzel isimlerinden üç tanesiyle dilimizi tatlandırıyor, işimize ve sözümüze öyle başlıyoruz.İnsanın ilk duyduğu, ilk gördüğü, ilk söylediği çok önemlidir. Allah’ın Peygamberimize indirdiği altı bin küsur ayet içinden ilk önce indirdiği; “yaratan Rabbinin adıyla Oku” ayetidir.Bunun için biz, bu dünya yolculuğunda yürürken “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek yürürüz. Biz dünya mülkünde mülkün sahibinin adıyla Allah’a yürürüz. Mülkün sahibi Allah’ı tanıyanlar,insanlara zarar verip zulmetmezler.Allah’ı tanımayan inkârcı, müşrik, münafık kapitalistler, yaptıkları zulmün cezasını bu dünyada çekmezler ise ahirette mutlaka çekeceklerdir.

Hayata “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek başlayan her mümin, hayra motor, şerre firen olur. Besmele ile biz; Rahman ve Rahim olan Allah’tan yardım isteriz. Rahman; bu dünyada mümin kâfir ayırımı yapmadan nimetler veren, hepsine peygamberler göndererek yol gösteren, kitaplar indirerek, akıl vererek hak ile batılı, helal ile haramı, açıklayandır. Allah bize, Rahman sıfatı gereği İslam’ı bir hayat nizamı olarak ikram etmiştir. Rahim; ahirette müminlere rahmetiyle muamele edip az amellerini çok kabul edip, günahlarını bağışlayıp cennetine koyarak rahmetini gösterendir. Rahman sıfatıyla dünya hayatında İslam ile bizi imtihan eden Allah, Rahim sıfatıyla da ahirette mümin kullarını cennetiyle nimetlendirendir.

FATİHA

Fatiha; Kur’an’ın aslı ve esasıdır. Fertlerin ve toplumların maddi ve manevi sorunlarını çözmeye yeterli olan “Fatiha” bizi salihlerin müştekim olan yoluna yönlendirir, gazaba uğramış ve yoldan çıkmış sapıkların din ve düzenlerinden uzaklaştırır. “Hamt, âlemlerin Rabbi Allah’adır.” Fatiha; dünyada en çok tekrarlanan sözdür. Hiç bir söz, şiir, şarkı, türkü veya ilahi, Fatiha kadar tekrarlanmaz. Fatiha; milyarlarca Müslüman tarafından, her günün beş vakit namazda kırk defa tekraren okunur. Hastalandığımızda şifa niyetiyle Fatiha okuruz. Fatiha Müslümanlar için hayattır. Bizler hayatımızın her safhasında Fatiha’ya muhtaç olduğumuz gibi, öldükten sonra da Fatiha’ya muhtacız. Bunun için, arkamızdan Fatiha okutacak işler yapmaya çalışmalıyız. Peygamberimiz; “İnsanların hepsi Allah’ın ailesindendir. Onların en hayırlısı insanlara en hayırlı olanıdır” buyurur. En fazla hizmet edenin en hayırlı olması için Allah’a iman edip hamt etmesi şarttır. İman etmediği halde milyarlarını fakirlere, ilmi müesseselere vakfedenler var ama bunlar, Allah’ı tanımadıkları ve gerçekten kul olmadıkları için bunu karşılığını cennet olarak göremezler. Biz Allah’tan başkasına hamt etmeyiz. Peygamberimize salat ve selam getiririz fakat hamt etmeyiz. Çünkü Peygamberimiz de bu âlemdendir. Yaratılmış, yaşatılmış ve Rabbine döndürülmüştür.

Âlem; Allah'ın dışındaki her şeydir. Rab; Terbiye eden, besleyip büyüten, yaşatan ve yönetendir. “Hamt Rahman ve Rahim olan Allah'a aittir.” Rahman olan Allah, mümine iki göz verip de kâfire tek göz vermemiştir. Rahman olan Allah, havayı kimsenin tekeline bırakmamıştır.

Öyleyse insanlık, isyanla değil, verilen emanetleri verildiği doğrultuda kullanarak dünyada gönül rahatlığı, ahirette Rabbin rızasını ve cennetini elde etmeye çalışmalıdır. “Hamt; din gününün sahibi Allah’a aittir.” Din günü, ahirettir. Rabbimiz; “Sonra din gününün ne olduğunu nereden bileceksin? O gün kimsenin hiç bir kimseye hiç bir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün emir, yalnız Allah’a aittir” buyurularak din gününün ahiret olduğu açıklanmıştır. Allah; dünya ve ahiretin sahibi, maliki, yöneticisi olduğu halde burada yalnız “Din, ceza gününün maliki” denmesinin sebebi, bu dünyada bir kısım insanların ilahlık iddiasında bulunmalarına izin vermesindendir. Ahirette ise otorite yalnız ve yalnız O’na aittir. Dünya hayatı, bir imtihandır. Ahiret ise dünya imtihanının hesabıdır. Bu hesabı da sadece Allah görecektir. “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz.” Yaratıcı olarak Allah’ı kabul eden, yönetici olarak O’nu Rab tanıyan, bütün dünya nimetlerini O’nun verdiğini bilen, ahirette Cennet ve Cehennemi yaratan ve müminle kâfiri ayırt edecek olan Rahim’e inanan bir Müslüman, sadece Allah’a ibadet eder, O’nun razı olduğu İslam’a teslim olur, Onunla hayatını yaşar ve sadece Allah’tan yardım ister. İbadet; kayıtsız şartsız hiç bir şart ileri sürmeden emri yerine getirip yasaklardan kaçınmaktır. Kişinin kendi iradesiyle severek itaat etmesidir.

Biz Allah'ın çizdiği sınırlar, koyduğu kanunlar doğrultusunda sosyal, kültürel, iktisadi, siyasi, askeri, hukuki faaliyetlerimizi düzenleriz. Bunun dışında Allah’a kulluk olmaz. Allah’tan yardımı şöyle istiyoruz: “Bizi mustakim olan doğru yola, kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapıtmışların yoluna değil” Hırsızlık, arsızlık, sarhoşluk, berduşluk, fuhuş, faizcilik, ihanet, eşcinsellik gibi sapık yollara sapmak, Allah’ın hidayet ettiği İslam’dan ayrılmakla olur. Bizler Allah’tan İslam’ı istedikten sonra batıla hizmet edenlerden olursak, gazaba uğrayan ve sapıtanların yoluna sapmış oluruz. Fatiha, bize edebi ve edebiyatı da öğretiyor. Sıratı Müstakim; iki nokta arasındaki en kısa çizgiye denir. Dünya noktasından Cennet noktasına en kısa yoldan, eğilip bükülmeden, yalpalamadan gidilecek yolun adıdır. Rabbimiz vahiyle peygamberlerine yol göstermiştir. Biz de o vahyin ışığında yürümeliyiz.

HİDAYET

Hidayet gönül işidir. Kişinin kafasına tabanca dayayarak iman ettiremezsiniz. Böylesi hidayete ermiş gibi görünür ama gönülden inkâr eder. Yine kişinin kafatası açılarak içinden iman sökülemez, o bir gönül işidir. Gönle de yalnız onu yaratan Allah hâkim olur. Bizim tebliğimiz, bir kişinin hidayetine sebep olursa bu bizim için yeryüzü dolusu altına sahip olmaktan daha hayırlıdır. Medeni Avrupalının, Amerikalının gözünde bir varil petrol, Yahudi ve Hıristiyan olmayan milyarlarca insanlardan daha değerlidir. İşte böyleleriyle aynı safta, aynı kulüpte, aynı birlikte olmamak için “Gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil” diyoruz.

Hemen hemen tefsirlerin tamamında gazaba uğrayanların Yahudiler ve sapıkların da Hıristiyanlardır olduğu ifade edilir. Avrupa Birliğini üstün medeniyet olarak görüp dâhil olmaya çalışmak, faizci kapitalizmi benimseyip yürütmek, materyalist eğitimi tercih ederek nesil yetiştirmek, Fatiha’ya aykırı bulunmaktır. İman, İslam, kitap, peygamber, adil düzen, iffet, namus, izzet, adalet, doğruluk, sadakat gibi kelimeleri hayatından çıkaran ve yerine bunların zıddını koyarak insanları sapıtanların yolu bizim yol olamaz. Allah’tan istediğimiz hidayet; bizi dünyada adil devlete, ahirette cennete taşıyacak İslam yoludur. Bunun için milyonca kere Allah’a dua ediyoruz. Milli Görüş; duasına sadık kalanların yoludur. Bunun için İslamsız saadet olmaz diyorlar. Selam hidayete tabi olanlara…

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum