1. Başarının temel şartı, kişinin varlarının farkında olmasıdır.
İnsan olarak yaratılmışız. Bu bizim kazanımımız değil, yaratıcı bizi hayvan veya bitki olarak da yaratabilirdi ve bizim de buna bir itirazımız olamazdı. Yaratıcımızı tanıyoruz, Müslümanız, Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamberimizi (sav) tanıyoruz. İklim ve coğrafya olarak çok güzel ve bereketli bir ülkede yaşıyoruz. Hayata birçok artılarla başladığımızın farkında olmalı ve şükretmeliyiz.

2. Pozitif düşünmeli, olanda hayır aramalıyız.
Çoğu zaman olaylar değil kişinin olaylara bakışı onun moralini bozar, başarısını etkiler. “Bu sıcakta çalışılmaz ki”, “Bu dağın başında ancak bu kadar olur, fazlası olmaz”, “Benden bu kadar” gibi olumsuz söylemler kişinin başarısını olumsuz etkiler. Olumsuz düşünmek olumsuzluğun kapısını açar. Buna “kendini doğrulayan kehanet” denir. Her şartta daima daha iyisini ve daha fazlasını yapabileceğimize inanmalıyız. Kendi başarımıza ket vurmamalıyız. Havanın yağmurlu olması kimi insan için moral bozucu olabilir. Halbuki başarılı bir insan, yağmurun yağmasını bereket olarak görür ve onun için motivasyon sebebidir.

3. Daha iyisini, daha güzelini, daha fazlasını yapabileceğimize kendimizi inandırmalıyız. 
Bunun için azmetmeli, niyet etmeli, kararlı olmalıyız. Hep daha iyisini ve fazlasını yapabilecek bir kapasiteye sahip olduğumuzun bilincinde olmalıyız.

4. İş ne kadar çok ve zor olursa olsun altında kalmamalı, işe dışarıdan bakmasını bilmeliyiz.
Usulüne uygun ve planlı hareket etmeli, işi parçalara bölerek büyük gözükmesinin önüne geçmeliyiz. Peygamberimiz (sav) “Hasta gözükmeyin, hasta olursunuz. Mezarınızı kazmayın ölürsünüz.”  buyurmuştur. Bir işi gözümüze kestirmek yapma kapasitemizi artıracaktır.

5. Arada bir rutin işlerin dışına çıkmalı ve farklı şeyler yapmalıyız.
Yürümek, sevdiğimiz birini ziyaret etmek, tabiatı seyretmek, akarsuyu veya denizi seyretmek iyi gelecektir. Arada loş bir odada kendimizle baş başa kalıp hayatın geçiciliğini ve ölümün gerçekliğini düşünmek de iyi gelecektir. Peygamberimiz (sav) denize bakmayı ve ölümü düşünmeyi tavsiye etmiştir.

6. Teknolojiyi ihtiyaç miktarı kullanmalıyız.
“Teknoloji obezi” olmamalıyız. Nasıl ki yemeği fazla kaçıranlar obez oluyor ve şifa olması gereken nimetler hastalık oluyorsa teknolojinin de fazlası hastalıktır. Yiyecekler ve teknolojiyle mesafeyi biz belirlemeliyiz, bu konuda iradeli olmalıyız. Beden ve ruh sağlığımızı korumalıyız.

7. Ulaşılabilir hedeflerimiz olmalı. 
Hayal çok kıymetlidir. Hayallerimiz olmalı fakat hayalperest olmamalıyız. Her konuda ölçüye dikkat etmeliyiz. Ölçü kaçtı mı başarı da kaçar. Hayallerimizi disipline etmeliyiz.

8. Doğru kişilerle arkadaşlık etmeliyiz. 
Kişi en çok görüştüğü beş kişinin ortalamasıdır. Turşu üreticisi sarımsak kokar. Güzel kokular pazarlayan bir kişi de güzel kokar. Ateşe yakın olan ısınır. Arkadaşlık konusunda seçici olmalıyız. Rabbimiz bu hususta: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun”  buyuruyor. Peygamberimiz (sav) de “Kişi sevdiği ile beraberdir.” buyuruyor.

9. Kararlı ve cesur olmalıyız.
Korkak ve pısırık kimselerin başarılı olması çok zordur. Peygamberimiz (sav) korkaklıktan ve tembellikten Allah’a sığınmıştır. Alparslan’ın ve Fatih’in başarılarını taçlandıran şey onların cesaretleridir.

10. Taklit edebileceğimiz güzel örneklerimiz olmalı.
İyiyi, doğruyu, güzeli taklit etmek kötü bir şey değildir. Rabbimiz Teâla, Peygamberimizi (sav) taklit etmemizi istiyor. “Andolsun ki Resulullah, sizin için güzel bir örnektir…”  Atalarımız da ne güzel söylemişler; “Ustasız kâr haramdır.” diye.

11. Kendimizi ve kabiliyetlerimizi iyi tanımalıyız. 
Bir öğrencimiz annesine söz vermiş, tıp okumak istiyordu. Ne var ki sayısal dersleri hiç iyi değildi, sözelde daha başarılıydı. Sonuçta hem kendisi üzüldü hem de annesini üzdü. Biz, kendimizi tanımalı ve kendimiz olmalıyız. Bizim için başkalarının yakıştırmasını gerçekleştirmek zorunda olmadığımızı bilmeliyiz.

12. Doğru kişilerle istişare etmeliyiz.
Zor zamanlarımızda fikirlerinden istifade edebileceğimiz dostlarımız olmalı. Atalarımız; “Danışan dağ aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.” diyerek istişarenin önemini özetlemişlerdir.

13. Mümkünse sevdiğimiz işi yapmalıyız. Bu mümkün olmuyorsa yaptığımız işi sevmeye çalışmalıyız.
İşimiz aynı zamanda hobimiz olmalı. Sevmeden yapılan işler insan için işkenceye dönüşür.

14. Geçmişten ibret almalıyız ama geçmişte kalmamalıyız.
Zaman üçtür: Birincisi, geçmiş zaman ki geçip gitti. Geçmişe gidip de bir şey yapma imkânımız kalmamıştır. İkincisi, gelecek zaman ki o bize gelmezse bizim ona gitme ve o gelecek zamanda bir şey yapma imkânımız yoktur. Üçüncüsü ise içinde bulunduğumuz andır. Asıl ömrümüz budur. Hayat dediğimiz şey, anların bileşkesidir. İçinde bulunduğumuz anın kıymetini iyi bilmeliyiz. Gelenek önemli, geleneğin tecrübelerinden faydalanmalı ama gelenekçi olmamalıyız. Moderniteyi de bilmeli ama modernist olmamalıyız.

15. Çocuklaştığımız zamanlarımız olmalı.
Sürekli aynı hal üzere olmak bizi yorar. Aile efradımızla ve yakın dostlarla biraz çocuklaşmak bizi dinlendirir. Beyin normalde stres olmadıkça yorulmaz ama hep aynı işleri yaparsa yorulur. Arada bir farklı işler yapmalı. Farklı okumalar yapmalı. Toprakla ve su ile meşgul olmak vücuttaki statik elektrikleri alır ve insanı rahatlatır.

16. Latif latifeler yapmalıyız.
Latife, latif olursa dostlar arasında muhabbeti artırır. İnsanı küçük düşüren ve mahcup eden kaba şakalar latife değildir. Latife, muhatabımızda bir tebessüm bırakıyorsa latifedir.

17. Lüzumu halinde “hayır” demesini bilmeliyiz. 
Her teklife, kritik analitik bir değerlendirme yapmadan “evet” demenin maliyeti büyük olabilir. İnancımıza ve prensiplerimize uymayan tekliflere “hayır” dersek belki teklif eden kişi biraz üzülebilir. Şayet “hayır” diyemezsek bizim daha çok üzüleceğimiz neticeler ortaya çıkabilir.

18. İrademizi kontrol etmeliyiz. 
İnsan olarak iyiye de kötüye de meyilli yaratılmışız. İçimizde iyinin destekçisi bir melek ve kötünün destekçisi bir şeytan hep bizimledir. Aklımızı bilgilerimizle destekleyerek irademizi güçlendirmeli ve melekten taraf olmalıyız. Duygularımız kontrolümüzde olmalı ve onları disipline etmeliyiz. İnsanı insan yapan temel faktör de işte budur. 

19. Empati yapmasını bilmeliyiz. Geri dönüşleri dikkate almalıyız. 
Bir işe başlamadan sonuçlarını tahmin etmeli ve ona göre hareket etmeliyiz. İşe başlarken sonucundaki maksimum zarar ve minimum kâr hesaplanarak başlamalı, ihtimalleri daima göz önünde bulundurmalıyız.

20. Kendimizi motive edecek deyim haline gelen sözlerimiz olmalı.
Kimi zamanlarda “Hadi aslanım göreyim seni!”, “ Süper olacak!”, “Ha babam ha! “,  “ Ya Allah Bismillah” , “Vira bismillah” gibi sözleri duymuşuzdur. Köy yerlerinde de toplu yapılan işlerde benzer tempolar tutulur, türküler söylenir. Askerlerimizin de eğitim sırasında marş söylemeleri buna güzel bir örnektir.   

21. Sorunlarımızı gözümüzde büyütmeyip yeni fırsatlar için bir müjde kabul etmeli.
Japonya için atom bombaları büyük bir yıkım oldu. Bu yıkımdan ders çıkartan Japonlar, birçok hususta dünyaya örnek oldular. Teknoloji devi oldular. Ağrıların uyarıcı vazifesi var. Tedbir almamız için bir fırsattır. Ağrılı olmayan hastalıklar fark edildiğinde çoğu zaman vakit geçmiş olabiliyor. Hepatit ve bazı kanser türleri böyledir.

22. Milatlarımız olmalı, bazen yeniden başlamamız gerekebilir.
Önemli günleri yeniden başlamak için vesile edebiliriz.  Yılbaşı, doğum günümüz, şehir değişiklikleri, mezuniyetler, yeni görevler, Ramazan ayı, Kadir Gecesi; yeniden başlamak için, yanlışlarımızı tashih için iyi bir fırsat olabilir.

23. İşlerimize kolaydan başlamalıyız. 
Mümkün olduğunca yapmamız gereken bir işi basitleştirmeli ve gözümüzde büyütmemeliyiz.

24. Ayrıntıları görmeli ama takıntı haline getirmemeliyiz. 
Her işte bazı noktaların eksik kalabileceğini ve telafi edilebileceğini kabul etmeliyiz. Mükemmeliyetçi bakış insanı çok yorar.

25. Spor yapmak bilhassa tempolu yürüyüşler beden ve ruh sağlığımız için iyi gelecektir. 
Yüzmek ve doğa yürüyüşleri, sevdiklerimizle yapılan piknikler moral gücümüzü artıracak ve olaylara daha geniş bakmamızı sağlayacaktır.

26. Okuma ve yazma alışkanlığımız olmalı.
Okumayı boş zamanlarda yapılacak bir iş olarak değil önemli işlerimizden biri olarak görmeliyiz. Günlük planımız olmalı ve bu planda okuma saatlerimiz olmalı. Mümkünse ailecek birlikte yapılacak okumalar daha da etkili olacaktır. Bir ajandamız olmalı, ona bir de isim koymalıyız. Çok hoşumuza giden şiir ve yazıları not alabilir, önemli olayları ve tarihleri yazabilir, okuduğumuz kitaplardan alıntılar yapabilir ve bizi etkileyen bazı olayları not alabiliriz.

27. Düzenli uyku saatimiz olmalı. Düzensiz uykular başarımızı olumsuz etkiler. 
Her gün aynı saatte yatmaya ve aynı saatte kalkmaya dikkat etmeliyiz. Kazanmak istediğimiz bir alışkanlık, yirmi bir gün yapınca kalıcı hale gelir.

28. Yakın akraba ve dost ziyaretleri yapmalı ve birlikte yemek yemeliyiz.
Sevdiklerimizle birlikte vakit geçirmek, yemek yemek ve sohbet etmek başarımıza katkı sağlayacaktır. Büyüklerimizden ve mazlumlardan dua almanın ve dua etmenin de faydası vardır.

29. Korku ve ümitle yaşamalıyız. 
İyi kul olamamaktan, işlerimizi ve ibadetlerimizi hakkıyla yapamamaktan korkmalıyız. Allah’a iyi kul olamamaktan korkmalıyız. Cehenneme gitmekten korkmalıyız. İyi insan, iyi Müslüman, iyi eş, iyi baba, iyi komşu, iyi arkadaş olmak için gayret etmeli cenneti ve Rabbimizin rızasını ümit etmeliyiz. Ümitlerimiz, korkularımızdan fazla olmalı.

30. Hiçbir şeyi israf etmemeliyiz.
Başta bedenimizi ve vaktimizi israf etmemeliyiz. İmkânlarımızı, fırsatları, nimetleri israf etmemeliyiz.
Ben sadece otuz maddeyi yazdım. Herkes kendine göre ekleme yapabilir. Yazmak kolay olanıdır. Zor olan, bunları davranış haline getirmektir. Davranış haline getirince de hem başarılı hem de daha mutlu olacağımıza inanıyorum.

Milli Şuur, ÖĞ-DER, Maarif

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum