Muhterem Okuyucularım,
İslam’ın ilk halifesi ve peygamberimizin (sav) en yakın sahabilerinden olan Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile yaptığımız sohbetimizin manevi âlemde yapıldığına bakarak bunun faydası olmayan hayalî bir kurgu olduğunu düşünmeyiniz. Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) aşağıdaki sohbetimizdeki sorularımıza verdiği cevapların hepsi, kaynaklarda geçen orijinal ifadeleriyle aynen derlenerek, tırnak içinde verilmiştir. Tırnak içinde verilmeyen sorularımız ve parantez içinde verilen çok az sayıdaki söz, sohbet akışına uyum sağlaması maksadıyla ilave edilen ifadelerdir. Söyleşi çerçevesinde sorularımıza verilen cevaplar, başka kaynak gösterilmedikçe ağırlıklı olarak Mehmet Yılmaz’ın “Dört Halifeden Vecizeler Sözlüğü” (Şûle Yayınları; İstanbul; 2003; ss. 33-86) kitabından alıntılanmıştır. Okurken, inşallah kendinizi asr-ı saadet döneminde gibi hisseder ve sohbetimizden feyiz alırsınız.
Soru: Selamünaleyküm. Efendim; Siz Peygamberimizin (sav) vefatından sonra İslâm’ın ilk halifesi oldunuz. Şöyle geriye baktığınızda halifeliğinizi nasıl değerlendirirdiniz?
Ebu Bekir: (Aleykümselam). “Ben Peygamberimizin (sav) yerini dolduramayan bir halifeydim.”
Soru: Siz halife olduğunuzda yönetim anlayışınızla ilgili olarak halka ne dediniz ve hangi ilkeleri ortaya koydunuz?
Ebu Bekir: Ben, “Allah ve elçisine itaat ettiğim sürece bana itaat ediniz, onlara isyan edersem bana itaat etmeyiniz.” dedim. Ayrıca “Ey İnsanlar; En iyiniz olmadığım hâlde yönetiminizi üstlenmiş bulunuyorum. İyi yönetirsem bana yardımcı olunuz. Kötü yönetirsem beni uyarınız ve düzeltiniz.” dedim.
Soru: Bugün devlet başkanı olan herhangi bir siyasî lidere ne dersiniz, ona ne gibi tavsiyede bulunurdunuz?
Ebu Bekir: “Devlet başkanı halkın imamı yani (örnek) önderi olmalıdır. O, ne yaparsa halk da onu yapar.”
Soru: Peki zalim devlet yöneticileri hakkında ne dersiniz?
Ebu Bekir: “Bir insan, halkın yönetimini üstlenir de halkını Allah’ın kitabı ile yönetmezse, Allah ona lanet eder.” Diğer yandan “Kim (hangi yönetici), bir insana zulmederse Allah’a verdiği sözü bozmuş olur.” “Bir insanı zulmedeni, Allah, en aşağı bir duruma düşürür.” Zaten ayette de ifade edildiği gibi “Zulmedenler, hangi akıbete uğrayacaklarını görecektir.”
Soru: Bu bağlamda halkımıza yani yönetilenlere ne tavsiye edersiniz?
Ebu Bekir: “İyiyi emreden, kötülüğü yasaklayan yöneticiye itaat eden kurtuluşa erer. Onun üzerinde bulunan hakkını ödemiş olur.”
Soru: Siz halife olur olmaz bazı kavimler, namazla zekâtın arasını ayırmak maksadıyla ‘Namazı kılarız ama zekâtı vermeyiz’ dediklerinde siz onlara “Deve yularınız (yular değerinde zekâtı) vermeyenlerle savaşırım.” şeklinde bir cevap verdiniz. Devlet yönetiminde zekât sizce neden bu kadar önemlidir?
Ebu Bekir: “Çünkü zekât, (yoksulların sosyal-refahını sağlamak için) maldan alınan bir haktır” da onun için.
Soru: Demek ki zekâtın bir sosyal fonksiyonu olduğu için, siz böyle yapma gereği duydunuz. Zekât, bir yönüyle toplumsal dengeyi sağlamak için, zenginlere sosyal olduğu kadar ahlakî bir sorumluluk yüklemektedir. O hâlde toplumsal ahlak sizce neden bu kadar önemlidir?
Ebu Bekir: Çünkü “bir toplumda ahlâksızlık yaygın hâle gelirse, Allah, o toplumun tümünü cezalandırır.”
Soru: Efendim; Toplumsal ahlâk ne kadar önemli ise bireysel ahlâk da o kadar elzemdir. Sizce güzel ahlâk açısından Allah’ın en iyi kulu ve ona en çok itaat eden insan kimdir?
Ebu Bekir: Kanaatimce “Şu dört özelliği taşıyan kişi, (ahlâkî yönden) Allah’ın en iyi kullarındandır: Tövbe edene sevinen, günahkârların bağışlanmasını dileyen, kötü insana (ıslahı için) dua eden, iyiye yardımda bulunandır.” “Allah’a en itaatkâr insan ise günahına en çok düşman olandır.” Bu doğrultuda “Amellerinizi Allah için yapmaya devam ettiğiniz sürece, Rabbinize itaat etmiş olursunuz.”
Soru: Peki, bu bağlamda insanlardan Allah’a en yakın olan sizce kimdir?
Ebu Bekir: “İnsanların Allah’a en yakın olanı, O’nu (c.c.) en çok sevendir.”
Soru: Sizce akıllılığın ve acizliğin/ahmaklığın en ileri derecesi ve derekesi nedir?
Ebu Bekir: “Akıllılığın en üst derecesi, Allah’a karşı mesuliyet şuurunda olmaktır. Acizliğin/ahmaklığın en aşağısı/derekesi ise doğru yoldan sapmaktır.”
Soru: İnsana zarar veren üç haslet veya huy söyler misniz, desem aklınıza ne gelir?
Ebu Bekir: “Şu üç huy, yani azgınlık, döneklik ve düzenbazlık bir kimsede bulunursa, bunların zararlarını yine kendisi görür.”
Soru: Anladım. Bir özel soru soracağım, müsaadelerinizle. Siz zengin bir tüccardınız. Peygamber Efendimiz (sav), sizin cömertliğinizi hep övmüştür. Hatta bir defasında, “Yaptıklarına karşılık mükâfatını veremediğimiz kimse yoktur; ancak Ebu Bekir müstesna… Bizim yanımızda Ebu Bekir’in öyle bir cömertliği vardır ki, kıyamet gününde onun mükâfatını ancak Allah verir.” demişti. Zamanında zenginliği görmüş bir insan olarak siz, bize mal konusunda kısaca ne tavsiye edersiniz?
Ebu Bekir: “Dünya malı ile insanların gönüllerini kazanmaya çalışınız.”
Soru: Ne güzel bir yaklaşım. İnsanların gönüllerini kazanmak, Allah’ın (c.c.) rızasına kazanmak anlamına geldiği için, bu tavsiyeniz çok önemli. Efendim; siz dünya malına sahip olduğunuz hâlde ölümü hiç unutmayan bir şahsiyet sahibiydiniz. Ölüm hakkında ne düşündüğünüzü bize söyler misiniz?
Ebu Bekir: “Ölüm, bir kapıdır. Herkes o kapıdan geçecektir. Ölümden sonra ahiret yurdu nedir, keşke bilsem.” Ama şunu biliyorum: “Ölüm, ahiret belalarının hepsinden kolay; dünya belalarının hepsinden daha zordur.” (Ama dünya belalarına karşı da şu tavsiyem olacaktır “Allah’ın elçisinin ölümünü anın, o zaman başınıza gelen dert ve belalar, gözünüzde küçülür.”
Soru: Size çok özel bir soru sormak istiyorum. Siz, dünyada en çok neyi veya neleri sevdiniz?
Ebu Bekir: (Neyi veya neleri sevdimden ziyade bana ne sevdirildi diye sorarsanız daha isabetli olur diye düşünüyorum. O hâlde size şöyle cevap vereyim:) “Bana dünyadan üç şey sevdirildi: Allah’ın elçisinin yüzüne bakmak, onun (sav) uğruna mal harcamak ve ona (sav) indirilen Kur’ân’ı okumak.” Bunun yanında tabii ki “Kızım Ayşe’nin onun (sav) eşi olması, nafakamın onun (sav) üzerine olması da bana sevdirildi.”
Soru: Madem konu kızınız Hz. Ayşe’den açıldı. Size bu bağlamda bir soru soracağım: Mistah bin Üsâse isminde sizin maddî korumanız altında olan yoksul bir akrabanız vardı. Bu kişi, hicret etmiş ve Bedir Muharebesine katılmış bir sahabi olduğu hâlde her nedense kızınız Hz. Ayşe hakkında yapılan dedikodulara katılmıştı. Allah, Hz. Ayşe hakkında ortaya atılanların, birer uydurma haber olduğunu şu şekilde bildirmişti: “Muhakkak ki (Hz. Ayşe hakkında) ifk (iftira, uydurma haber) ile gelenler, sizden bir gruptur. Sizin için onun bir şer olduğunu zannetmeyin. Hayır, o sizin için hayırdır. Onlardan her birinin günahtan kazandıkları (cezalar) vardır. Ve onun büyüğünü yönetene (uydurup, yayana) büyük azap vardır.” Bu ayeti öğrenince sizin ilk tepkiniz ne oldu?
Ebu Bekir: (Tabiî ki ilk tepkim çok ağır oldu. Gayri ihtiyari olarak şöyle bir yeminde bulundum): “Vallahi, ben (iftiralara katılmış olan) Mistah’a artık yardımda bulunmayacağım.”
Soru: Fakat, enteresandır bu sözlerinizin üzerine bir ayet daha nazil oldu: Ayeti, mealen okuyorum: “Sizden dinde fazilet ve dünyada servet sahibi olanlar, akrabasına, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere (malî) yardımda bulunmayacağız diye yemin etmesinler ve onları affetsinler, feragat göstersinler (aldırış etmesinler). Allah’ın sizi affetmesini istemez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.” Peki, bu ihtar niteliğindeki âyeti duyunca ne yaptınız?
Ebu Bekir: (Böyle bir yeminde bulunduğumdan dolayı hemen pişmanlık duydum ve alenî olarak şöyle dedim): “Ben Allah’ın beni affetmesini nasıl istemem. Vallahi istiyorum. Mistah’tan da hiçbir zaman yardımımı kesmeyeceğim.”
Soru: Çok takdir edilecek örnek bir sosyal davranış sergilemişsiniz. O hâlde siz, ahir zaman Müslümanları olarak bizlere ne tavsiye edersiniz?
Ebu Bekir: “Allah’tan korkmanızı öğütlerim. Çünkü O (c.c.), sizi görüyor, siz O’nu göremezsiniz. O, sizi gözetir, siz O’nu gözetemezsiniz.” “Allah’tan af, sağlık ve belalardan korunma dileyiniz.” “Allah ve elçisinin size müjdelediği rahmete koşunuz.” “Böbürlenmekten sakınınız. Topraktan yaratılan, bugün diri olduğu hâlde yarın ölüp O’na dönecek ve kendilerini kurtlar yiyecek olan insanlar, böbürlenmez.”
Soru: Hakikaten tavsiyeleriniz çok manidar. Sizi yakalamışken sizden son olarak birkaç nasihat daha alabilir miyiz?
Ebu Bekir: “Nefsin haksız isteklerine uymaktan sakınınız. Şüphesiz ondan, tamah ve öfkeden korunan kurtulur.” “Yardımı Allah’tan isteyiniz. Size O (c.c.) yeter. O’na verdiğiniz sözü tutunuz. O da isteğinizi yerine getirsin.” “Size bir süre verilmiştir. Ötesinde ecel vardır. Umutlarınız yok olup, kötü amellerinizle baş başa kalmadan önce ömrünüzü değerlendiriniz.”