Muhterem Okuyucularım;
İslâm’ın ikinci halifesi unvanını taşıyan sahabi Hz. Ömer (r.a.) ile insanlık üzere yaptığımız sohbetimizin manevî âlemde olduğuna bakarak, bunun faydası olmayan hayalî bir kurgu olduğunu düşünmeyiniz. Hz. Ömer (r.a.)’ın aşağıdaki sohbetimizdeki sorularımıza verdiği cevapların hepsi, kaynaklarda geçen orijinal ifadeleriyle aynen derlenerek, tırnak içinde verilmiştir. Tırnak içinde verilmeyen veya parantez içinde yer alan çok az sayıdaki söz, sohbet akışına uyum sağlaması maksadıyla ilave edilen ifadelerimizdir. Söyleşi çerçevesinde sorularımıza verilen cevaplar, başka kaynak belirtilmedikçe ağırlıklı olarak Mehmet Yılmaz’ın “Dört Halifeden Vecizeler Sözlüğü” (Şûle Yayınları; İstanbul; 2003; ss. 33-86) kitabından alıntılanmıştır. Okurken, inşallah kendinizi asr-ı saadet döneminde gibi hisseder ve sohbetimizden feyiz alırsınız.

Soru: Selamünaleyküm. Efendim. Müsaadenizle biraz insanlık halleri, yani insan ve insan karakterleri, yoksulluk ve zenginlik gibi konular üzerinde konuşalım. Genel bir yaklaşımla iyi insanlar hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyim?

Hz. Ömer: (Aleykümselam). “Her insan, (ilmî ve sosyal) seviyesine göre değerlendirilmelidir. İyi insanların belirgin özelliği, dindarlıklarıdır. (Benim şahsen) en sevdiğim insan, bana ayıp ve kusurlarımı söyleyendir.”

Soru: Güzel ahlâk sahibi olan yani mütevazı, ağırbaşlı ve hoşgörülü insanlar hakkında ne dersiniz?

Hz. Ömer: “Alçak gönüllü olanın Allah şan ve şerefini yüceltir. İnsanların en ağırbaşlı ve sakini, kendisine kötülük edeni affedendir. En akıllı insan ise, en hoş görülü olandır.”

Soru: Peki kibirli insanlar hakkında kısaca ne düşünüyorsunuz?

Hz. Ömer: “Kibirlenen ve haddini aşanı Allah (er veya geç) perişan eder.”

Soru: İyi ve güzel ahlâklı bir insanı nasıl tanıyabiliriz? Bunun için hangi kıstasları dikkate alalım?

Hz. Ömer: “Bir insanın şöhreti ve namaz kılması sizi aldatmasın. İyi insan, emanete riayet eden, kimsenin ırzına göz dikmeyen, eli ve dili ile kimseye zarar vermeyendir.”

Soru: Toplumda dost olabilecek iyi insanlar artık o kadar azaldı ki. Kimlerle dost olalım, kimlerle olmayalım? Ne tavsiye edersiniz?

Hz. Ömer: “Allah’a karşı sorumluluk şuurunda olan muttaki olanları dost edininiz. (Yani) Sadık ve samimî dostlar edininiz, sayılarını çoğaltınız ve ömrünüzü onlarla geçiriniz. Çünkü onlar iyi günde süs, kötü günde destek olur. (Bir de) Tövbe edenlerle arkadaşlık edininiz, çünkü onlar yufka yürekli ve merhametlidir. Ahmaklarla dostluk kurmaktan sakınınız, çünkü onlar fayda dokundurmak isterken, zarar verir. Dünya ehli olanlarla yakın münasebet kurmayınız, çünkü bu durum, rızkı eksiltir. Günah işleyen biri ile de arkadaşlık etmeyiniz, size günahkârlığı öğretir, ona sırrınızı söylemeyiniz, sizi rezil eder.”

Soru: Efendim; Bazı Müslümanlar refah içinde yüzerken, sanki sosyal sorumluluklarını unutmuş gibi. Zengin Müslümanlara ne öğütte bulunmak isterseniz?

Hz. Ömer: “Günahtan korunduğunuz gibi dünya nimetlerinin sizleri azdırmasından da korununuz. Allah’a yemin ederim ki, bana göre sizi aldatan ve yanıltanların en korkuncu dünya nimetidir.”

Soru: Peki yoksulluk ve işsizlik de sosyal ve manevî bir risk değil midir? O halde dünya nimetlerinden mahrum olan yoksullara ne tavsiye edersiniz?

Hz. Ömer: (Haklısınız). “İşsizliğin/yoksulluğun neticelerinden de sakınınız! Şüphesiz o, sarhoşluktan daha zararlı olan kötülükleri içinde barındırır. Muhtaç yoksul şaşkındır, ancak ihtiyacı giderildiğinde doğruyu görebilir. Yoksula akşam yemeği yedireni Allah bağışlar. Çalışma zahmet ise de, boş durma/işsiz kalma da (bir sosyal) felakettir. (Onun için) Çalışmak, en iyi sermayedir. (Helal) Kazanç uğruna çok ilgi görmeyen işlerde çalışmak veya geçimi sağlayacak bir sanat/meslek edinmek, dilenmekten daha iyidir.”

Soru: O halde çalışma gücüne sahip olan yoksullara/işsizlere ne tavsiye edersiniz?

Hz. Ömer: “Sizden (yoksul) bir kimse, ‘Allah’ım bana rızık ver’ diye (boş boş oturup) dua edip durmasın. Göğün altın ve gümüş yağdırmadığını biliyorsunuz. Şüphesiz yüce Allah, insanları birbirinin rızkına sebep olmuştur. (Binaenaleyh) Ey yoksullar; rızkınızı elde etmeye çalışınız, insanlara yük olmayınız. Başınızı dik tutunuz. Yol açıktır. İyilik için yarışın. Onurlu olunuz, o, gönülde olan Allah korkusunu artırır.”

Soru: Efendim; Anlaşılan zenginlik de yoksulluk da hem sosyal, hem de uhrevî risklerle dolu. Her ikisinden de kaçınalım mı? Ama bu nasıl olacak? Bunun orta yolunu nasıl bulacağız?
Hz. Ömer: (Bunun orta yolu, zenginlik için gerekli olan) “Şükür ve (yoksulluk için gerekli olan) sabırdır. (Şahsen) ben, (Şükür ve Sabır isminde) iki ayrı devem olsaydı, (herhangi) birine binmekte endişe etmezdim. (Sizler de) Ahiret işlerinize (ve buna bağlı olarak dinî vecibelerinize) önem veriniz. Böyle yaptığınız takdirde, çok sevdiğiniz dünya işlerinizden dolayı üzülmezsiniz. (Ama dikkat ediniz:) Servetin esiri olmayınız. Yoksa o, sizi isyana sevk eder.”

Soru: Biraz anlar gibi oldum. Bunu biraz daha açar mısınız?

Hz. Ömer: “İyi olanız, ahireti için çalışıp dünyayı bırakanınız veya dünya için çalışıp ahireti bırakanınız değil, her ikisini de dengeli bir biçimde yürüteninizdir.”
Soru: Şimdi anladım. Öyle ise dünya nimetlerinin nasıl bereketli hâle getirilebileceği hususunda bizlere kısa bir bilgi verebilir misiniz?

Hz. Ömer: “Nimeti en çok bereketsizleştiren şey, nankörlüktür. Şükür, bereketsizliği önler, nimeti çoğaltır, bollaşmasını sağlar.”

Soru: Zannederim bu bağlamda en çok sevdiğiniz şeylerin başında da sosyal sorunlara çözüm bulmak geliyor. Değil mi?
Hz. Ömer: (Evet), “Bana dünyadan üç şey sevdirildi: Aç olanı doyurmak, susuzu kandırmak ve çıplağı giydirmek.”

Soru: Çağdaş dünyamızda bazı gafil Müslüman aydınlar, kurtuluşu ve yüceliği İslâm’ın dışındaki başka sistemlerde aramakta. Bu hususta bir tepkiniz olacaktır herhalde?
Hz. Ömer: “Allah, sizi İslâm’la şereflendirdi (ve yüceltti). Ondan başkasıyla şereflenmek istediğiniz takdirde (maazallah) O, sizi alçaltır.”

Soru: Efendim. Bugün İslâm âleminde artan bir oranda siyasî, iktisadî, sosyal ve tabiî felaketler yaşanmaktadır. Bütün bu olumsuzluklar, Müslümanların İslâm’dan uzaklaşması ile ilgisi olabilir mi? Ne dersiniz?
Hz. Ömer: “Şiddetli sarsıntı (deprem), zinanın çoğalmasından; Kuraklık, kötü işlerin yapılmasından ve idarecilerin zulmünden meydana gelir. (Dikkat ediniz.) Sıradan insanlar, söz sahibi olursa ahmaklar (liyakatsiz olanlar) yönetimi ele geçirir, var olan hak dininiz (İslâm düzeni) de yok olur gider. (Diğer yandan) yöneticilerin en acımasızı, halkını bitkin ve perişan hâle düşürendir. Dikkat ediniz: Allah, (yine de) güçsüzlerin ihtiyaçlarını dile getiren (hakperest) insanlar (liderler) yaratmıştır. Onlara saygı gösteriniz.”

Soru: Bilim insanlarımız da artık âlim sıfatı taşımıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? İlim konusunda nerede yanlış yapıyoruz?

Hz. Ömer: “İlim, üç şey için öğrenilmez ve bırakılmaz: Tartışma, övünme ve riya için ilim öğrenilmez. Öğreniminden utanma, ham sofuluk ve cehalete (zulme) rıza için de ilim bırakılmaz.”

Soru: Peki, cehaletle ve zulümle mücadele açısından ilâhî emirleri ve hakikatleri söylemekle sadece âlimler mi mesuldür?

Hz. Ömer: (Hayır; herkes sorumludur. Özellikle) “Allah’ın emirlerini, ancak aşırı süslenmeyen, dalkavukluk etmeyen, kuruntuların peşine düşmeyen, gayreti eksiltmeyen, yandaşlarını desteklemek için doğruyu saklamayan her insan (tebliğ ederek) sorumludur.”

Soru: Efendim; Bir özel soru daha soracağım müsaadelerinizle. Peygamberimiz (sav) hayattayken, onu (sav) rüyada gördüğünüz rivayet edilir. Bu doğru mudur? Bu hususta bizi biraz bilgilendirebilir misiniz?

Hz. Ömer: (Doğrudur). “Peygamberimiz (sav) rüyada bana bakmıyordu. ‘Ey Allah’ın Resulü, neden bana bakmıyorsunuz?’ diye sordum, bana döndü ve bana ‘Oruçluyken hanımını öpen sen değil misin?’ dedi.

Soru: Peki, merak ettim, bu rüya üzerine sizin tavrınız ne oldu?

Hz. Ömer: (Bu anlamlı rüyanın etkisi altında kaldım tabiî ki). “Gördüğüm bu rüya üzerine ben de ‘nefsimi kudret elinde bulunduran yüce Allah’a yemin olsun ki, bundan sonra, ömrüm boyunca, oruçluyken hanımımı öpmeyeceğim dedim.” (Vesselâm).

Ebû Nuaym, Hılyetü’l-Evliyâ, I: 80–81.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum