Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c)'a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

■ İLİM

Bir şeyin hakikatini idrak etmek ve malum olanın, olduğu hal üzere bilinmesidir. Buna göre, yanlış malumata ilim denilmez. Ebu Cehil’e, cahillerin babası denilmesinin sebebi, bilinmesi gerekenleri hiç bilmemesi değil; yanlış bilmesidir. İnsanın dünya ve ahiret saadetini hedeflemeyen birtakım malumata, bilgiye sahip olmasına rağmen, esas bilinmesi gerekenleri bilmemesi veya yanlış bilmesi, Ebu Cehil’e bu sıfatın verilmesine neden olmuştur.
İlim, Allah’ı bilmek ve tanımaktır. Âlim ise, Allah’ı bilip tanıyan emir ve yasaklarına uyan kimsedir. Zümer 9: “Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabb’inin rahmetini dileyen kimse (o inkârcı gibi) midir? De ki: Hiç (Allah’ı) bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” Kur’an-I Kerim’de ilim; sık kullanılan anlamıyla, vahiy yoluyla bizzat Allah’ın verdiği bilgidir. İlim, Allah'tandır ve İslam’ın tamamı ilimdir. İmanla birleşmeyen malumata ilim denilemeyeceği gibi, Allah’ın bildirdiği hak ve adalet ölçülerine, emir ve yasaklarına boyun eğmeyen kimseler de âlim sayılmazlar. Fatır 28: “…Kulları içinden ancak âlimler, Allah’tan (gereğince) korkar. “Gerçek âlim, iman eden, Allah yolunda malıyla canıyla cihad eden kimsedir. İlim, iman etmeyi ve Allah yolunda cihad etmeyi gerektirir. 

Âlim, insanlara Allah’ın emir ve yasaklarını anlatır, onları irşat eder. Hakkı ve hidayet yolunu gizlemez. İlmini dünyası için az bir yarar karşılığında satmaz. Bilir ki dünya refahı, ahiret nimetleri yanında az bir şey, çok az bir faydalanmadır. Âlim, ilmiyle amel eder, ilmiyle amel etmeyenlerin durumunun kitap taşıyan merkebin durumu gibi olduğunu unutmaz. Zalim yöneticilere hak söz söylemenin en büyük cihad olduğunu bilerek ona uygun bir dirayet gösterir. İnkârcıların, batıl anlayışlar için mücadele ettiğini, iman edenlerin de, Allah yolunda mücadele etmekten başka tercihinin olamayacağını bilir ve ümmete MİLLİ GÖRÜŞ için öncülük ve önderlik yapar.

İlim, vahiyle bütünleşen anlamıyla kesin bilgi demektir. Onun için, vahiy ile Allah’tan gelen bilgiyi kabullenmeyen insan, profesör bile olsa cahildir. Bu böyledir, çünkü âlemleri yoktan var eden Allah, tek bir ilahtır. Allah’tan başka ilah yoktur. İlim, bu hakikati idrak etmek ile başlar. Ali-İmran 18: “Allah, kendinden başka ilah olmadığına şahittir. Meleklerle ilim sahipleri de, hak ve adalet üzere durarak şahittirler. Ondan başka hiçbir ilah yoktur, aziz ve hâkimdir.” İman ilmin, inkâr ise cehaletin neticesidir. Zümer 63: “De ki: Ey cahiller! Bana Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?” Nisa 137: “İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.” İmandan sonra inkâr çok kötü bir şeydir.

İlim, Allah’ın insanlara vermiş olduğu akıl nimetinin vazgeçilmez gıdasıdır. Çünkü insanın, fıtratı ile bağdaşmayan her türlü eksiklik, yanlışlık ve çirkinliklerden korunmasının en güvenilir yolu, ilim sahibi olmasıdır. İlim öğrenmenin yaşı ve yeri yoktur. Peygamberimizin (s.a.v) “Beşikten mezara kadar ilim talep ediniz.” hadisi önemli bir esastır. Kur’an ve sünnetten edindiğimiz bilgiler gösteriyor ki, her insan; yaşı, cinsiyeti, medeniyeti ne olursa olsun, her yerde faydalı ilmin peşinde koşmalıdır. Kuran’ın ilk inen ayetlerinin “Yaratan Rabb’inin adıyla oku. O, insanı aşılanmış bir yumurtadan yarattı. Ve senin Rabb’inin, en büyük kerem sahibi olduğunu oku ki O, kalemle yazmayı öğretti, insana bilmediği şeyi öğretti.” (Alak 1–5) olması, ilim tahsil etmenin Allah için yerine getirilmesi gereken bir görev olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

■ İNSAN VE İLİM

İlim, Allah’ın sıfatlarındandır. Peygamberler de yeryüzüne cehaletle savaşmak, hakkı hâkim kılmak, böylece tüm insanların HAYIR ve SAADETE ulaşmalarını sağlamak için gönderilmiştir.
İlimle insanlar, insanlık seviyesine ulaşmışlardır. Allah; insana aklı ve ilmi vererek, bilerek bir şey yapma imkânını vermiştir. Bakara 31-33: “Allah Âdem’e bütün isimleri, öğretti… …Ey Âdem, eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Âdem onların isimlerini meleklere anlatınca; Ben size, muhakkak göklerde ve yerde görülmeyenleri bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.” ayetinde de geçen “ESMA-E KÜLLEHA” kelimesi dikkat çekicidir. İSİMLER ÂLEMİ, bir plan-program âlemidir. Allah, Âdem (a.s)’e sadece bu ay, bu güneş, bu arı, bu koyun, bu şu veya bu budur diye öğretmemiş, insanlığın yeryüzüne geldiği andan itibaren kıyamet sabahına kadar olup bitecek; gelip geçecek her türlü sanat ve mesleklerin bütününü insanoğlunun kabiliyetine yerleştirmesidir. Bunun için, hikmet ve sırları bulma kabiliyetini taşıyan tek varlık insandır. Bu sayede insan meleklerden üstün olabilmiştir. Bu kabiliyetlerin ortaya çıkarılabileceği tek yer, yeryüzüdür. İnsan yeryüzünde; akıl ve ilmini doğru ve faydalı olan için mi kullandı, yoksa yanlış ve zararlı olan için mi kullandı? İnsan bu imtihanı yaşayacaktır. Ve bu gereklidir. Her üstünlük ve nimetin bir bedeli ve sınavı vardır.

Allah, kâinatı yaratmış, anahtarını ilim yapmış, ilim anahtarını da insanı eline vermiştir.
Büyüklerimiz: “İlminiz kadar yükselir, cehaletiniz kadar batarsınız.” demişlerdir. Hz. Ali de: “Ey genç ilim öğren. Cehalet utançtır. Ona eşekten başkası razı olmaz.” demiştir.
Peygamberimiz buyuruyor: “Dört kişiden birisi ol, beşinci olma yoksa helak olursun. O dört kişi kimdir? Sorulunca peygamberimiz şu cevabı veriyor: “Ya Öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol ya da bunları seven ol.” İlim, amel edilirse değer kazanır. Peygamberimiz buyuruyor: “İnsanlar helak oldu, ancak âlimler kurtuldu. Âlimler helak oldu, ancak ilmiyle amel edenler kurtuldu.” İlim insana hem dünyada hem ahirette faydalıdır. İlmi öğretmek de Allah katında çok kıymetli bir iştir.

■ İSLAM’CA EĞİTİM

Allah âlemlerin Rabb’idir. RAB kelimesinin manalarında birisi, belki de en önemlisi terbiye edendir. Bir şeyi terbiye etme, uygun ve faydalı hale getirme işi önemli bir meseledir. Allah, peygamberleri bir terbiyeci ve muallim olarak da göndermiştir. Cuma 2: “Çünkü ümmilere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen Allah’tır. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.” Öğretilen kitap Kur’an’dır. Peygamberimiz kendisini; “Ben muallim olarak gönderildim.” diye tanımlamıştır. Peygamberimiz kitabı ve hikmeti öğreten bir muallimdir.

İslam’ca eğitimin özünde TEVHİD vardır. Bu öze dayanan bir eğitim; 1- İnsanın manevi hayatını, bireysel ve sosyal davranışlarını gözetip kollayan bir AMENTÜYÜ, itikat esaslarını öne çıkarır. 2- İnsanın kendi nefsiyle hesaplaşmasını hedefleyen bir irade eğitimini esas kabul eder. Önce Ahlak ve Maneviyat bu eğitimin ruhudur. 3- Geniş bir ümmet birliği ve kardeşlik ruhu aşılar. 4- Hakkı üstün tutma, adil olma, doğal insan haklarını koruma ve kollama gibi değerlere yönelmeyi sağlar. 5- Dinamiktir. Peygamberimizin uyguladığı gibi, tebliği ettiğini ve nasihatini kendin yap, pratiğini yapmadığın öğütler etkisiz olur ve işe yaramaz anlayışındadır. 6- Etkendir. Kişi inandığı tevhidi değerleri gerçekleştirmede kendini geri tutmaz. Etken olabilmek ve sözün gücünün artması eğitimcinin samimi ve ahlaklı olmasıyla doğru orantıdadır. 7- Islahçıdır. Bir şeyi kötü ise değiştirmeye, düzeltmeye çalışır, iyi olanı eski olsa bile ayakta tutar. 8- Emindir. Düşünmeye, tefekkür etmeye, araştırmaya alabildiğince imkân tanır. 9- Direnişçidir. Hakkın yanında, batıl ve yanlışın karşısındadır. Kalite, çokluktan önemlidir. Çünkü iyi kalite, örnek numunedir, sağlam çoğaltma potansiyeli onda vardır. İbrahim 24-26: “Allah’ın nasıl örnek verdiğini görmüyor musun? İyi bir söz, kökü sağlam, dalları gökyüzüne yükselmiş, Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verip duran iyi bir ağaç gibidir. Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara misaller getirir. Kötü bir söz ise gövdesi yerden koparılmış ve artık tutunacak yeri kalmamış bir ağaç gibidir.” Besmelesi olmayan eğitimin SAADETİ olmaz vesselam.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum