Prof. Dr. Ahmad Mohammad LAVAN (AWAL) -AMERİKA
*ÖĞ-DER 5. Uluslararası Konferans sunumudur.(26/02/2015 – Ankara)
Eûzu Billahi Mineş-Şeytânirracîm Bismillahirrahmanirrahîm
Besmele hamdele ve salveleden sonra,
Sayın Başkan, sayın konuşmacılar, saygıdeğer misafirler, tekrar ben de kendi adıma bu toplantıya hoş geldiniz demek isterim. Gerçekten buraya geldiğiniz için ve bu toplantıda sizlere hitap etme şansını bana verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum, İnşallah bu toplantıyı Allah’ın (cc) inayetiyle tamamlarız.
Bugün ben, bilim, bilgi, İslam ve İslam’ın tüm diğer değerlerin üstünde olduğu gerçeğinden bahsetmek istiyorum.
İnanabiliyor musunuz! Peygamberin (sav) Hira Nur Dağı’nda duyduğu ilk sözün “Oku!” olduğuna inanabiliyor musunuz! Kitap! Bilgi! Yaratılış!
İşte, Peygamberin (sav) ilk duyduğu söz bu idi.
Bu bir emirdir. Allah-u Teâla “Oku!” kelimesini surenin başında iki defa zikretmiştir.”Oku!” emrini iki defa zikrederken “Kalem” i bir defa zikretmektedir. Burada Allah’ın (cc) İslam’ın bilgi edinmeye ne kadar önem verdiği vurgusunu görüyoruz?
Bilgi sahibi olmalıyız Rasulullah(SAV) “Sizin en hayırlınız Kur’an-ı öğrenen ve öğretendir.” buyurmaktadır.
İslam’da bilgi edinmek anahtardır. Allah (cc) İslam’da bilgiyi yüceltmektedir.“ (Mücadele: 11)
Ve yine Allah (cc) Kur’an’da peygamberine şöyle söylemesini emrediyor: “Ey Allah’ım benim ilmimi kuvvetlendir, beni bilgi ile donat!”
Bilgi! Kitaplar! Araştırmalar! Bütün bunlar bizim içindir. Nitekim hepimiz bilgi için buradayız.
Tarihe baktığımızda 10.yy’a kadar Müslümanlar dünyaya hükmediyorlardı. Dünyada bilim dili Arapça idi. Avrupalı kabileler kafeslerde yatarlardı, üzerlerinde elbiseleri yoktu, temizlikten bi-haberlerdi. Hâlbuki Müslümanlar o dönemlerde bilgi donanımları ile yaşıyorlardı. Osmanlı ile bu daha yaygınlaşmaya başladı. Peki, bugün ne oldu? Başkalarınca yazılan kitapları okuyoruz. Neden bu sorunları yaşıyoruz biliyor musunuz? Çünkü biz okumayı reddediyoruz. Allah (cc) “Oku!” dedi; biz, “Hayır okumayız!” dedik. Allah (cc) tekrar; “Oku” dedi, biz “Hayır” dedik. Sorunumuz bu, tam da bu sorunu yaşıyoruz. İşte gayrimüslimler bunu aleyhimize bir adım olarak kullanıyorlar, bir geri tepme, misilleme olarak görüyorlar. Artık geriye dönüp eski değerlerimize ulaşma zamanımız, bize ait olan değerleri bulma zamanımız geldi. Tam da bunun anahtarından bahsederken karşımızda “bilgi” yi görüyoruz. TV’de, internette, billboardlarda, her yerde dünyada Müslümanlardan geri kalmış bir dinin milleti olarak bahsediyorlar.
Hâlbuki Allah (cc) diyor ki;
“Kendilerine ilim verilenler, Rabb’inden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler.” (Seb’e: 6)
“Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler.” (Bakara: 146)
Bu ayeti kerimeler ile Allah (cc) bilime işaret ediyor.
“Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl!” (Meryem: 12)
Yani okumamız gerekiyor, şu anda dünyaya bilim hükmediyor.
Bir astrofizikçi, ABD’li bir Prof. olan Carl Sagan, 75 farklı kitap yazdı; ama bunlardan üçü dünya çapında ün kazandı; The Boca’s Brain, Billions and billions ve The Cosmos. Bu kitaplar bugünün bilim dünyasının temel adımlarını oluşturdu. Carl Sagan Cosmos kitabında diyor ki; 20 milyar yıl önce Jupiter, Nepton, Mars, Üranüs vb. bunlardan hiçbiri yokken güneş sistemi vardı. Güneş sistemi yokken üç şey vardı; Hidrojen, Helyum ve çok büyük miktarda toz. İşte bunlar üçü bir araya geldi ve ısı, radyasyon, patlama, ardından da büyük patlama meydana geldi ve buna “Büyük Patlama” (Big Bang) dendi.
Biz Carl Sagan’a şunu sorduk;
21 yy’a hâkim olan bu kilit bilgiyi nasıl buldunuz?
70 yıl önce.
Peki, nasıl bildiniz?
Atmosfere, bir teleskopla birlikte bir balon gönderdik, çeşitli materyallerin fotoğrafını çektik, dünyaya ulaşmasını sağladık. Ve analiz ettiğimizde dünyanın birleşik olduğunu, sonradan meydana gelen bir patlama ile son halini aldığını gördük.
Tamam, diyelim ki, bir an düşünün! Bu söyledikleriniz 1400 yıl önce yazılan bir kitapta yazılıdır ve bu doğru bilgilerin olduğunu bir düşünün!
Carl Sagan dedi ki; “Hayır, hayır, hayır, biz astronomiden, astrofizikten bahsediyoruz, bu bilgilerin binlerce yıl önce yazılan bir kitapta olması imkânsız.”
Peki! Kur’an ne diyor, bir de Kur’an’a bakalım;
“İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?” (Enbiya: 30)
Allahuekber! Gördüklerinize inanabiliyor musunuz? Sizin teleskopunuz Allah’ın (cc) ayetinde belirttiklerini göremiyor mu? Hz. Muhammed’e (sav) bu kilit bilgiyi 1400 yıl önce kim verdi, kim söyledi! “Biz her şeyi sudan yarattık.” Subhanallah! Buradaki plazmaya baktığımızda, yaşamın ana kaynağının su olduğunu görüyoruz. Muhammed’in (sav) elinde acaba bilgisayarı mı vardı, çölün ortasında bu bilgiyi nasıl elde edebilecekti? Ama Allah (cc) ona dedi ki;
“Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter.” (Nisa: 166)
Bugün astronomlar, bu bilgiyi ortaya çıkaranlar “Ben şunu buldum, şunu icad ettim.” derler. 1400 yıl önce Hz. Muhammed’in (sav) bize bildirdiğini bulmaya çalışıyorlar.
Bilim, Atmosfer’in yedi farklı katmandan oluştuğunu belirtmektedir: Troposfer, Stratosfer, İyonosfer, Ozonosfer, Mezosfer, Termosfer ve Ekzosfer. Bütün bunlar atmosferin üzerindeki katmanlar ve yalnızca yedi değil, bunların her birinin içinde insana özgü bir şey vardır diyor bilim adamları. Troposfer’in; atmosferin yere temas eden en alt katı ve gazların en yoğun olduğu, yağmur ve karın oluştuğu, Ozonosfer’in; zararlı ışınların tutulduğu yer olduğu bilim adamlarınca belirtilmektedir. Bunlar onların söyledikleridir. Yedi katman, tabii ki bir neden için var.
Peki, bir de Allah’ın (cc) dediğine bir bakalım:
“Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki, “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım.” (Fussilet: 12)
“(Size okuduğu) Kur’an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti.” (Necm: 4-5)
Peki, Muhammed (sav) çölde, her bir katmanın bir görevi olduğunu, bir yapması gereken görevi olduğunu nereden bilecekti! İşte bugün, mesela önüme bakın, burada bir bilgisayar var.
Ben genel olarak Washington’da yaşıyorum ve evim ile Bill Gates’in evi arasında 15 millik bir mesafe var. Arada bir Microsoft’a gidiyorum, orada İslam ve modern bilimlerle ilgili dersler veriyorum, Kur’an’dan bizim aktardıklarımıza inanmayanların delillerini çürüten konuşmalar yapıyorum.
Bill Gates “Fikir, Düşünce Hızında İş” adında bir kitap yazdı. Bil Gates bu kitapta; “Biz bilgisayarı kullanılması gerektiği gibi kullansaydık o zaman hedefimize ulaşabilirdik. Aslında bilgisayar bizim ortaya koyduğumuz en tehlikeli şeylerden biridir.” diyor. Düşünün, Microsoft’un CEO’su; “Bilgisayar insanlığa zararlı, tehlikeli, neden! Çünkü biz bilgisayarı olması gerektiği gibi kullanmıyoruz” diye haykırıyor. “Neden biz bu bilgisayarı yaptık ki?” diye hayıflanıyor.
Allah (cc) Kur’an’da buyuruyor ki;
“İşte biz her şeyi açıkça anlattık.” (İsra: 12)
“Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.” (Nisa: 82)
Küreselleşme diyorlar, İslam’da küreselleşme, küreselleşme ortaya çıkmadan önce vardı. Gün içinde beş vakit namaz kılmak, Cuma namazı, Hac’ da insanların bir araya gelmesi küreselleşmenin ta kendisidir.
“(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya: (107)
Dolayısıyla İslam zaten küresel bir dindir. Küreselleşme bugün, neokolonizmin, neo sömürgeciliğin öne sürdüğü bir yapı gibi görünüyor. Öyle değil, aslında İslam küresel bir dindir.
Allah (cc) Kur’an’da buyuruyor ki;
“(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.” (Neml: 82)
Bilgisayarda öyle bir sistem var ki; Merkezi İşlem Birimi (CPU) deniyor, bu olmadan bilgisayar hiçbir işe yaramıyor. Peki, bu nereden geliyor, bu birimi elde etmek için ne yapmak lazım? Toprağı kazmanız, eşelemeniz gerekir ki, oradan silikonu alıp kullanacaksınız. “…yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız…” İşte biz oradan alacağız, bilgisayarın üretileceği böylece bize Kur’an’da belirtilmiş. Düşüneceksiniz, ayetler üzerinde yoğunlaşacaksınız ve sonuca ulaşacaksınız.
Yerime oturmadan önce söyleyeceğim son birkaç cümle içerisinde sizlere bazı fikir veren ve düşünmenizi sağlayacak hususları belirtmek istiyorum. Önümüzdeki sene tekrar gelmek isterim, eğer beni davet ederseniz, hoş davet etmeseniz de geleceğim, size anlattıklarımı düşünüp düşünmediğinizi de kontrol edeceğim.
Kolumu, derimi, görüyorsunuz. Sizin de deriniz var. Muzu soyar yersiniz, eve gidince elinize keskin bir bıçak alın ve derinizi kesin, beş kere denedim, acımıyor, merak etmeyin. -Yok, yok, bunu sakın evde denemeyin- Dermatolojistlere, cilt hekimlerine göre derimizin altında alıcılar var. Düştüğümüzde, kestiğimizde isabet eden yerde acı hissederiz, işte bu acıyı sizin derinizin altındaki alıcılar sayesinde algılarsınız. Yani oradaki etten, deriden veya kemikten değil, alıcılardan hissederiz. Hepimizin derisinin altında dört milyon alıcılar var. Mesela, üşüdüğünüzde oradaki alıcılar size soğuğu hissettirir, ısı hissettiğinizde de oradaki alıcılardan bunu hissedersiniz. Sıcak bir şey içerseniz, tatlı veya acı bir şey yerseniz işte o zaman dilinizdeki bu alıcılar vasıtasıyla bunları algılarsınız.
Diyelim ki, cildinizi soyduk, muz soyar gibi, sokakta yürümeye başladınız, biri size dokunsa hiç bir şey hissedemezsiniz. Çünkü derinizin altındaki alıcılar kaldırılmıştır. Bilim dünyasındaki insanlar sonuca ulaşmak için bunun üzerinde çalışıyorlar.
Kur’an’a baktığımızda Allah (cc) diyor ki; “Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz, Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa: 56)
Çünkü neden? Derinin altında bu acının hissedilmesine yarayan alıcılar var Hz. Muhammed’e (sav) çölün ortasında, 1400 yıl önce kim söyledi bunu, derinin altında alıcılar olduğunu ve acıyı hissetmemize yaradığını?
İşte devamla Allah (cc) şöyle dedi: “O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.” (Tekvir: 27-28)
Biz bunu anladığımız ve İnşallah hidayete erdiğimiz için şükrediyoruz.
Sözlerimin sonunda şunu da zikretmeden geçemeyeceğim; bu davanın çok önemli isimlerinden bir tanesi Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’dır. Yarın onu anacağız. Onun adını araştırmalarımı yaparken duydum, kitabını okudum ve çalışmalarını öğrendim. Yarın onun vefatının sene-i devriyesi. Onun ektiği tohumların filizlenmeye başladığını gördüğüm için çok mutluyum. Sizler de onun başlattığı süreci devam ettiriyorsunuz ve yaşatmaya, öğretmeye çalışıyorsunuz. Evet, o fiziksel olarak aramızda değil ama yaptığı çalışmalar ve eserler aramızda. Allah (cc) rahmet eylesin, mekânını cennet etsin.
Allah (cc) yar ve yardımcınız olsun.
Ve ahiru da’vana enilhamdulillahi rabbil âlemin.