Cumhuriyet döneminde Türkiye’deki eğitim kurumları içerisinde üzerinde en çok tartışma yapılan, en çok siyasi malzeme konusu olan ve en çok da değişikliğe uğrayan okullar şüphesiz İmam-Hatip liseleri ve ortaokullarıdır. Türkiye’deki muhafazakâr ve dindar kesimin her halükarda sahiplendiği ve destek verdiği bu eğitim kurumları çoğu zaman laik ve seküler kesimlerin hedefinde olmuş, fırsat bulunduğunda bu kesimler tarafından önü kesilmiş ve bitirilmeye çalışılmıştır. Bu okulların varlığından rahatsız olan kesimler 12 Mart 1971 Muhtırası ve 28 Şubat 1997 Post Modern Darbelerinde açıkça bu niyetlerini icraata dökmüş, İmam-Hatip okulları aleyhine düzenlemeler yapmışlardır.
Bugünkü İmam-Hatip liselerinin kökü olarak, Osmanlı devrinde 1913 yılında imam-hatip yetiştirmek üzere açılan ve daha sonra Medresetü-l Vaizin ile birleştirilerek Medresetü-l İrşad adını alan Medresetü-l EimmetivelHutaba kabul edilir. Bu okullar ömürlerini 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na kadar sürdürmüştür. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun din görevlisi eğitimini düzenleyen 4. Maddesi; medreselerin kapatılmasına karşılık, imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin görülebilmesi için ayrı okullar açılmasını öngörüyordu. Kanunda öngörülen bu okullar, 1924 yılında İmam-Hatip Mektepleri adı altında 29 merkezde açıldı. Bu okullar, dört yıllık ortaöğrenim seviyesindeydi. Bu okulların müdürleri özel bir din eğitimi görmemişlerdi. Daha çok deneyimli eğitimcilerdi ve amaçları Cumhuriyet'e bağlı, aydın din adamları yetiştirmekti. Ders saatlerinin çoğu bilim ve yabancı dil dersleriydi ve dinle ilgili dersler ikinci plandaydı. 1929 yılında sayıları ikiye düşen İmam-Hatip Mektepleri 1930’da öğrenci yokluğu nedeniyle tamamen kapatıldı ve 1948 yılına kadar imam-hatip eğitimi yapılmadı.
14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimle iktidara gelen Demokrat Parti döneminde, Merhum Mahmut Celaleddin Ökten’in ısrarlı talebiyle birinci devresi 4, ikinci devresi 3 yıl olan 7 yıl süreli ilk İmam-Hatip okulu İstanbul’da açıldı. Aynı yıl Ankara, Konya, Adana, Isparta, Kayseri ve Kahramanmaraş'ta açılan İmam-Hatip Okulları ile 1951-1952 döneminde 7 ilde İmam-Hatipler öğretime başlamış oldu. Demokrat Parti döneminde İmam-Hatip okullarına halkın ilgisi o kadar çoktu ki birçok ilden gelen İmam-Hatip okulu açılma talebini geri çevirmek mümkün değildi. Bu okulların binalarını gönüllü dernekler kendileri yaparak devlete devrediyorlar, hatta tüm ihtiyaçlarını eksiksiz olarak temin ediyorlardı. 1963-1964 öğretim yılında İmam-Hatip okullarına ilk defa parasız yatılı öğrenci alınmaya başladı. İHO sayısı 1965'te 45 iken, bu sayı 1966-67'de 65'e, 1967-68'de 84'e yükseldi.
İmam-Hatip okullarının sayısının Adalet Partisi iktidarı döneminde de artması o dönemin laik kesimlerini çok rahatsız ediyordu. Nitekim ordunun 12 Mart 1971 tarihli muhtırası ile mevcut iktidarın yerine gelen vesayet hükümetleri İmam-Hatip okullarının orta kısmını kapatıyordu. 22 Mayıs 1972’de yayımlanan bir yönetmelikle, İmam-Hatip okulları ortaokuldan sonra 4 yıl eğitim veren bir meslek okulu haline getirildi ve lise kısmını bitirenlere tanınan yükseköğretimin tüm programlarında okuma hakkı kaldırıldı. 1974’te kurulan Cumhuriyet Halk Partisi-Millî Selamet Partisi hükümeti döneminde İmam-Hatip liselerinin ortaokul bölümü yeniden açıldı. Aynı zamanda 29 yeni İmam-Hatip lisesiaçıldı ve böylece okul sayısı 101'e çıktı.1975'te İmam-Hatip liseleri genel liselere denk sayılarak, mezunlarının kendi alanlarında üniversiteye doğrudan girmelerine izin verildi. Bu konuda dönemin Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın verdiği mücadele her türlü takdirin üzerindedir.
1976’da kızını İHL’ye kaydetmek isteyen bir velinin hukuk mücadelesi sonucu o güne kadar sadece erkek öğrencilerin alındığı İHL'ye Danıştay kararıyla kız öğrenci alınmaya başlandı. Bu karar, İmam-Hatip okullarının tarihinde çok önemli bir hadiseydi. Çünkü kızlarına hem dini tahsil yaptırmak, hem de okutmak için çaba sarf eden dindar vatandaşlar için bulunmaz bir nimetti. Millî Selamet Partisi’nin ortak olduğu hükümetler döneminde (1975-1978) 230 yeni İHL açıldı.1985'te ilk Anadolu İmam-Hatip Lisesi olan Kartal Anadolu İmam-Hatip Lisesi (Eski adı: Beykoz Anadolu İmam-Hatip Lisesi) açıldı.
İmam-Hatip liselerinin 1990’lı yıllardaki üniversite sınavlarındaki başarısı, yine laik ve masonik çevreleri rahatsız etti. Bu amaçla TÜSİAD’ın 1990 yılında eğitime dair hazırlattığı raporda bu konuya dikkat çekiliyordu: “İmam-Hatiplerin sayısı, Türkiye'deki din adamı ihtiyacından fazladır. İmam-Hatipler genel öğretim kurumu haline dönüşmektedirler. İmam-Hatip mezunları, meslekî alana değil, her üniversiteye yönelmekte ve buralarda bir İmam-Hatipli birikimi oluşmaktadır. Din eğitimi kaynaklı kişilerin devletin değişik kademelerinde yönetici olarak yer alması, laik yönetim ilkesini zedelemektedir.İmam-Hatiplerin sayılarının artması ve her üniversiteye gidebilmeleri, eğitimde birlik ilkesini zedelemektedir.” Kendilerine göre bu yükselişin engellenmesi gerekiyordu ve bu amaçlarını gerçekleştirmek için de askerleri kullanan laik çevrelerin baskısıyla, 28 Şubat 1997 tarihinde toplanan Millî Güvenlik Kurulu’nda yaşanan irtica ile ilgili görüşmelerde, 28 Şubat Süreci denilen bir dönem başlamıştır. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başbakanlığındaki Refah-Yol Hükümeti’ne bu isteklerini kabul ettiremeyen çevreler çeşitli entrikalarla bu iktidarı yıkarak yerine D-Ana-Sol hükümetini kurdurdular. 16 Ağustos 1997 tarihinde dönemin başbakanı Mesut Yılmaz döneminde çıkarılan 4306 sayılı sekiz yıllık kesintisiz öğretim yasası, İHL'lerin ortaokul kısmının kapatılmasına yol açtığı için, bu okullar açısından bir dönüm noktası oldu. Yasa ile İmam-Hatip liseleri 4 yıllık liseler haline gelmiş oldu.Ayrıca üniversiteye giriş katsayıları değiştirilerek İHL mezunlarının üniversite yolu da kapatılmış oldu. 2002 yılındaki iktidar değişikliğine rağmen on yıl daha İmam-Hatip ortaokulları kapalı kaldı. Nihayet 2012 yılında sekiz yıllık kesintisiz eğitimin yerine 4+4+4 sistemine geçilmesiyle 15 yıl aradan sonra İmam-Hatip ortaokulları yeniden açılabildi.
İmam-Hatip liseleri ve ortaokullarının 2012 yılından itibaren hızla çoğalması beraberinde de birtakım sorunları meydana getirmiştir. Sayısal olarak çoğalan okullarda bu sefer de nitelik sorunu ortaya çıkmaya başlamıştır. Nitekim bu durum okulların öğrenci sayılarında son yıllarda azalmaya neden olmuştur. 2015 ila 2019 yılları arasındaki dönemlerde İmam-Hatip liselerindeki öğrenci sayısının %11 azaldığı görülmektedir. MEB istatistiklerine göre 2015-2016 döneminde İmam-Hatip lisesinde 677 bin 205 öğrenci bulunuyorken, 2018-2019 dönemine gelindiğinde bu sayı 605 bin 869 öğrenciye düştü. 2019-2020 yılı itibarıyla da İmam-Hatip liselerinde 610 bin 7 öğrenci mevcut. Oysa aynı dönemde akademik eğitim veren liselerde öğrenci sayısının %11 arttığı görülmüştür. MEB istatistiklerine göre fen, sosyal bilimler ve Anadolu liselerini bünyesinde bulunduran genel ortaöğretim okullarında 2015-2016 eğitim ve öğretim yılında 3 milyon 47 bin 503 öğrenci bulunuyordu. Bu sayı 2019-2020 yılında 3 milyon 412 bin 564’e kadar ulaştı. Böylece akademik eğitim veren liselerin öğrenci sayısı 2015-2019 yılları arasında %12 (%11,98) oranında artmış oldu. İmam-Hatip liselerine ilginin azalmasının nedenleri ciddi şekilde araştırılması gereken bir konudur. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün İmam-Hatip liselerinin sayılarını artırma gayreti yanında kalitesini de artırmak için plan ve projeler hazırlaması gerektiği görülmektedir. İmam-Hatip liselerine talebin azalmasındaki neden, bu okulların gerekli altyapıları oluşturulmadan fazla sayıda açılması ve kalitenin düşürülmesi midir, yoksa sosyolojik ve ekonomik başka nedenler mi vardır? Bu konularla ilgili geniş katılımlı eğitim çalıştayları ve şuraları yapılmasında çok büyük yarar vardır.
İmam-Hatip liseleri, ülkemizde eğitimde son yıllarda yaşanan kalite kaybına rağmen yine de kalitesini koruyan okulların başında gelmektedir. Veliler, öğrencilerini İmam-Hatip liselerine sadece din görevlisi olsun diye göndermiyorlar. Özellikle toplumdaki olumsuzluklardan kaygı duyan ailelerin bir kısmı, çocuğu iyi bir ortamda ortaokul ve liseyi okusun, aynı zamanda din eğitimi alsın diye çocuklarını bu okullara göndermeyi tercih etmektedirler. İmam-Hatip okulları bu ülke için sigorta niteliğinde kurumlardır. Bu nedenle çok geçmeden gerekli ıslah ve kaliteyi artırma çalışmaları yapılmalıdır. Öncelikle İmam-Hatip liseleri ve ortaokullarının ilk ve ortaöğretimdeki durumları konusunda "Kemiyet mi keyfiyet mi?" tartışması yıllardan beri yapılmaktadır. Bu konuda ciddi bir planlamanın yapılmasına ihtiyaç vardır. 28 Şubat 1997 sürecinden sonra yapılan uygulamalarla rüzgarı kesilen İmam-Hatip liselerinin, daha cazip hale getirilmesi için bu okulların her yönüyle imtiyazlı hale getirilmesi gerekmektedir. İmam-Hatip liselerine ve ortaokullarına öğrenci alımı konusunda mutlaka sınav yapılmalı, alınacak öğrenci konusunda belli bir kalite seviyesine ulaşılmalıdır. Aynı şekilde İmam-Hatip liselerine öğretmen ve idareci görevlendirilmesi konusunda okulların özel durumları göz önüne alınarak, görev yapacak öğretmenler ve idareciler özenle seçilmelidir. Bu şartlar, bu alanda yıllardan beri hizmet veren biz eğitimcilerin ısrarla üzerinde durduğu acil öneme haiz konulardır.