İnsanın mücadelesi, önce kendisiyle başlar. “Nasıl birisi olacağım, ne yapacağım, niçin yapacağım?” soruları ile devam eder. Bu sorulara verdiği, cevaplar nispetinde şekillenir, bir yol çizer. Yaptığı uygulamalar nereye gittiğini, asıl hayat amacının ne olduğunu ortaya koyar.

Asıl mücadele, insanın önce kendisiyle yaptığı mücadeledir. Bu mücadeleden alnının akıyla çıkan; insanlık içinde bütün mahlûkat için de faydalı ve yararlı işler yapar.

İyi olanı yapar, güzeli ortaya çıkarır, mazlumu korur, zulmü kova; adil ve eşit yaklaşımıyla gönüllerde yer bulur. Hak yemez ve yedirmez. Emeğin yanında durur, fikri ve düşünceyi destekler. Tek kaygısı; üretmek, çoğaltmak, paylaşmak, huzuru/refahı getirmek, neşeyi mutluluğu sağlamaktır.

Kendi mücadelesinden alnının akıyla çıkamayan insan; hem kendisi hem de insanlık için hayal kırıklığından öteye geçemez.

Yeryüzündeki bütün problemlerin başlangıç noktası; kendi gelişimini tamamlayamayan insanın, eksiğini başka yerlerde tamamlama çabasından başka bir şey değildir.

Sürekli öfke hali ve gerginlik, üzüntü ve keder, tepeden bakma, hor görme ve tiksinti hali, şaşkınlık ve şok, korku ve kaygı, utanma ve mahcubiyet bu eksikliklerin belli başlı duygusal yansıma sebepleridir. Bunlar aynı zamanda, insanları büyük hastalıklara da taşıyan nedenlerdir.

Çünkü hastalıkların %80'ni ruhsal %20'si bedensel derler. Ruhsal hastalıkların temelinde de saydığımız sebepler yatar.

Diyeceksiniz; efendim! Öfkelenmeyen, üzülmeyen, korkmayan insan; insan mı olur? Demek istediğim sürekli aynı ruh halinin insanı esir etmesi, o duyguda debelenmesidir. Ne zaman görsen; sinirli, gergin kişiyi öfke yönetir. Öfkenin yönettiği kişi gerilimden beslenir. Hayatın güneşinde kurumaz, yağmurunda ıslanmaz. Güneşi yakar, yağmuru boğar. Hayatını üzüntü yöneten kişi, sürekli acıyarak bakar olaylara; omuzları düşük, başı eğiktir. Hayatını tiksinti yöneten kişi, hep açık arama derdindedir, kendisinden başka herkese tepeden bakar.

İnsan küçük dünyaya benzer. Dünyada ne varsa, insanda da mevcuttur. Dünya sürekli ne güneştir, ne de yağmurlu, karlı… Halden hale evrilir, insanda aynıdır. Amaç her halin içinde insan olarak kalmaktır. İnsanın mücadelesi her hale uyum sağlamak, haline şükür etmektir. Mücadele o zaman anlam, değer kazanır. O zaman kendisiyle olan mücadelesini kazanır, insan olma vasfına erer.

Kendisine fayda/yararı olmayan kişi, başkalarına da fayda/yarar sağlayamaz. Kendisine faydası/yararı olan başkalarına da fayda/yarar sağlar. Biz biz olalım, önce kendimizin farkına varalım. Biz biz olalım, önce kendimizle olan mücadelemizi kazanalım.

Umutla, heyecanla, güzel günlere…

Esen kalın.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum