Günümüz dünyasına eğitim teknolojisinde hızla ilerleme kaydedilirken, kalite artarken yetiştirilen insanda aynı kalite olmamaktadır. İnsan insanın hamisi, dostu, yardımcısı olması gerekirken; sömürgeciler, zalimler, hainler, kumarbazlar, hırsızlar hızla artmakta, menfaatçiler dünyayı kan gölüne çevirmekteler. İnsan, insanın kurdu haline getirilmektedir. Tüm bu insanlar günümüz eğitim sistemlerinin yetiştirdiği kişilerdir. Yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak adaletin ve iyiliğin temsilcisi olması gerekirken canileşen insanın yaratılış gayesine uygun yetiştirilmesi için çaba sarf edilmesi gerekir.
Eğitimde hem amacın hem de yöntemin iyi insanı yetiştirmek olması gerekir. Tüm ahlakî güzellikleri ile insanı kâmili yetiştirmek hedef olmalıdır. Bunun için de eğitim müfredatlarının ve müfredatların doğrultusunda hazırlanan kitapların insanı kâmili yetiştirmek üzere hazırlanmış olması gerekir. Aynı zamanda eğitimin uygulayıcısı olan öğretmenlerinde aynı amaç ve niyetle çalışan öğretmenler olması gerekir.
ÖĞ-DER olarak on yıldır eğitim alanında yapılan iyileştirmelerin yerinde iyileştirmeler olduğunu fakat yeterli olmadığını söyledik. Yapılan maddi yatırımlar eskilere bakarak ileri yatırımlardır. Okul ve derslik sayılarındaki artışlar, kitapların dağıtılması vb. yatırımları yapılan doğru yatırımlar olarak gördük ve destekledik. Tüm bu ve benzeri maddi yatırımlara rağmen eğitimin istenen sonucu vermediğini, bir şeylerin eksik kaldığını seslendirdik. Eğitimin kalitesi için asıl önemli olan ise eksik kalan kısımdı. Bu eksik kalan ve en önemli olan, acil ele alınıp düzeltilmesi gereken ise müfredatlar ve bu müfredatlar doğrultusunda hazırlanacak kitaplar idi. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın “Eğitimde ve kültürde arzu ettiğimiz, hayal ettiğimiz ilerlemeyi kaydedemediğimizi üzüntü ile ifade etmek istiyorum. Eğitimin öğretimin içeriği konusunda, müfredat konusunda, çocuklarımızı medeniyet tasavvurumuza uygun yetiştirme konusunda aynı başarıyı gösterdiğimizi maalesef söyleyemiyorum.” Açıklaması ÖĞ-DER olarak hatırlattığımız ve eksik kalınan yeri ifade etmektedir.
MEB’in müfredatlar ve kitaplar konusunda çalışmaya başladığını umuyoruz. Fakat burada dikkat edilmesi gereken önemli bir mesele önümüze çıkıyor. Bu meselede değişikliklerin neye göre yapılacağıdır. Değişiklikler inanç ve kültür değerlerimizi temel alan bir usullerle mi yapılacak? Yoksa AB uyum yasalarını temel alan usullerle mi yapılacak? Bu konu bizim için müfredatların değiştirilmesi kadar önemlidir, hatta daha da önemlidir. Çünkü AB Bakanlığı eliyle yapılan uyum çalışmaları ve açılan fasıllar bizi her şeyimizle tamamen AB vatandaşlığına hazırlamaktadır. Dinler arası diyalogla, dinler bahçesiyle, İbrahimî dinler gibi çalışmalarla inancımızı adeta Protestan İslam haline dönüştürme çalışmaları bilerek veya bilmeyerek devam etmektedir. Aile hayatı çökmüş, ahlakı kalmamış, İslam topraklarını tarumar etmiş, haçlı seferlerinden beri düşmanlığını gizlememiş batıdan bize fayda gelemeyeceği kesindir. Müfredat çalışmaları AB uyum yasaları temel alınarak yapılacak ise eğer, değişiklikler bizi ahlaken ve manen bu günden daha ileriye götürecek değişiklikler olmayacaktır. Bizim beklentimiz müfredat çalışmalarında temel hareket noktası ve ölçü milletimizin inanç ve kültür değerlerinin olmasıdır.
Gençlerimize vereceğimiz hedef ırkçı emperyalizmin sömürge güçlerinin peşinde olmak olmamalıdır. Eğitim sistemimizin gençlerimize vereceği hedef; İslam birliğinin şerefli üyesi ve lideri olma amacı olmalıdır.Bizi tarihteki adalet, ilim, kültür ve medeniyet zirvesine taşıyacak olan; inanç ve kültür değerlerimizi temel alan adil ilmi düzeni kurmak olacaktır. Bunun için dünyevileşmiş menfaatçi eğitim sisteminin değiştirilmesi,ahlak ve maneviyatı önceleyen adil eğitim düzenin kurulması ve yüksek ahlaklı inanmış insanı yetiştirmekten başka yol yoktur.