Karl Marx burjuva tarihçileri Thierry, Mignet ve Guizot’ten alıntı yaparak insanlık tarihini sınıf mücadelesi olarak değerlendirmiştir. Toplumsal değişimlerin arkasındaki itici gücün ekonomi olduğunu, bu itici güç nedeniyle sınıfların sürekli birbirleriyle savaştıklarını ileri sürer. Erbakan Hoca ise insanlık tarihini hak ve batıl mücadelesi olarak değerlendirmiş ve bunun Habil ile Kabil arasındaki mücadele ile başladığını belirtmiştir.

Marxist komünizm tüm verilerini Batı tarzı bulgu, düşünce ve yorumlardan aldığından, zahiren karşıtmış gibi görünen fakat aslında köken ve sonuç itibariyle kapitalizm ve faşizmden çok da farklı olmayan bir ideolojidir. Neticede faşizm denildiğinde ilk akla gelen Hitler’de Marx gibi sosyalist ve ateistti. Marxizm de kapitalizm ve faşizm gibi amaca ulaşmada şiddeti meşru ve hatta elzem görüyordu. Marx ve Engels tarafından kaleme alınan Komünist Partisi Manifestosu’nda bu iddia ayrıntılarıyla görülebilir.

Buharın keşfi ve makinelerde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte Amerika ve Avrupa’nın Hindistan ve Afrika’ya istila amaçlı atakları arttı. Milyonlarca insanı öldürdüler, kaçırdılar, ülkelerin madeni zenginliklerini kendi ülkelerine taşıdılar. Hür insanları kaçırdılar, köleleştirdiler, ahırlarda yatırdılar, karın tokluğuna çalıştırdılar, mal gibi alıp sattılar, tecavüz ettiler, kendilerine direnenlere eziyet ettiler… 1960-70’li yıllara kadar da aşağıladılar.

Batılılar kendi insanlarına da acımadılar. Köleler artınca işçilerin çoğunu işten çıkardılar, kendi insanlarını da günde 12-16 saat arası ucuza çalıştırdılar. Ayaklananları kolluk güçleriyle bastırdılar. İlkel ve sağlıksız koşullarda insanları güçsüz, hastalıklı bitap düşürdüler.

İngiliz kolonilerine karşı ayaklanan ve 19 Nisan 1775 tarihinde başlayan çatışmalar neticesinde 4 Temmuz 1776’da bağımsızlığını ilan eden Amerikalılar, Thomas Jefferson tarafından düzenlenen “Bağımsızlık Bildirgesi”ni beyan etmişlerdir.
“Tüm insanlar eşit yaratılmışlardır; Yaradanları tarafından bağışlanmış, belli bazı vazgeçilemez, haklara sahiptirler, yaşam, özgürlük ve mutluluğa erişme hakları da bunlar arasındadır…” diye başlayan, adına “Virginia İnsan Hakları Bildirgesi” de denilen bu beyanname ve 1789 Fransız ihtilalinden sonra ilan edilen “İnsan ve Yurttaşlık Hakları Bildirisi” benzer ifadeler içeriyordu. Ne var ki bu bildirgelerden sonra da Amerika ve Avrupalıların insanlık dışı suçları asla bitmedi. Bu bildirgelerden sonra da köle ticareti, insan katliamı, diğer ülkeleri istila hakeretleri, savaş, kan, kaos asla bitmedi. İnsanlığın Medeniyet Destanı adlı kitabında Roger Garaudy ise toplam olarak on ile on beş milyon sürgün siyahî köle olduğunun tahmin edildiğini belirtmektedir. Ancak yolculuk sırasındaki ölümler ile Afrika’da bir yerliyi esir almak için yanındaki sekiz-on kişinin de öldürülmüş olabileceği hesaplandığında yaklaşık yüz milyona yakın Afrikalının bu şekilde yok edildiğini belirtmektedir.

Birinci Dünya Savaşı'nı da İkinci Dünya Savaşı'nı da İnsan Hakları Bildirisi'ni sözde savunan Avrupalılar çıkarmışlardır ve halen Orta Doğu’da süren savaşların arkasında onlar vardır.

Erbakan Hoca’mızın da belirttiği üzere batının hak anlayışı kuvvete, çokluğa, imtiyaza ve menfaate dayanıyor. Bu nedenle değil Amerika ve Fransızların “İnsan Hakları Bildirgeleri” tüm Avrupa da bu bildirgeleri yayınlasa batının insanlık suçu bitmez.

İslam alimleri Kur’an’da insan haklarıyla ilgili beş ana madde ortaya çıkarmışlardır. Bunlar 1- Yaşama hakkı, 2- Irz, nesep, namusun korunması hakkı, 3- Mülkiyet hakkı, 4- Aklın korunması hakkı, 5- İnandığı gibi yaşama hakkıdır.

Erbakan Hoca’mız hakları genel olarak 4 ana başlıkta katagorize etmiş ve bunları 1- Doğuştan insanlara verilen haklar, 2- Rıza ile yapılan anlaşma ve mukaveleler, 3- Adalet gereği doğan haklar ve 4- Emekten doğan haklar olarak belirlemiştir.

Yukarıda belirtilen 5 maddeyi de doğuştan insanlara verilen haklar ana başlığı altında değerlendirmiştir.

Bilindiği üzere hukuk, hak kelimesinden türemiştir ve haklar anlamına gelmektedir. İslam fıkhı ibadetleri, ekonomiyi ve hukuğu da çerçeveleyen bir sistemdir, ama hepsinden çok hukuk kurullarıyla ilgilenmiştir.

Öyle ki erkek, kadın, anne, baba, çocuk, aile, akraba, komşu hakları, gayri müslimlerin imtiyaz ve hakları, devletler arası ilişkiler ve haklar olmak üzere, insanlar arasındaki bütün ilişki ve hakları ayrıntılı bir şekilde ele almış, herkese hakkını teslim etmiştir. Avrupalılar 1215 yılında imzalanan Magna Carta (Büyük Özgürlük Fermanı) ile halka bazı hakların verildiğinden dolayı övünürler; ancak 750’li yıllarda Ebu Hanife’nin dünyanın ilk hukuk akademisini kurduğunu bilmezler.
Hukuk Profesörü Muhammed Hamidullah, Ebu Hanife’nin öğrencileri içerisinden en iyi kırk kişiyi seçtiğini, içlerinden de ticaretten tıbba kadar birçok alanda uzmanın bulunduğu ve sekreteryasını Ebu Yusuf’un yaptığı büyük bir fıkıh akademisi kurduğunu belirtir. Bu akademide sadece geçmiş ve mevcut konularla değil, farazi ve henüz meydana gelmemiş yüz binlerce hukuki konularla ilgili hükümler verilmiştir. (Muhammed Hamidullah, İslam Anayasa Hukuku, Beyan Yayınları, Sh. 61)

Hamidullah, dünyada hukuk ilmiyle ilgili ilk yazılan eserin İmam Şafii’nin Hukukun Köklerine (Usul’ül - Fıkıh) dair yazdığı “Risale” kitabı olduğunu belirtir. (M. Hamidullah, İslam’ın Hukuk İlmine Katkıları, Beyan Yayınları, sh. 16)

İki cihan serveri Hz. Muhammed (SAV), Medine Site Devletinde Müslümanların, Ehli Kitabın ve o topluluk içinde yaşayan bütün insanların haklarını içeren, dini hoş görüden söz eden, bir tür sigorta fonksiyonu üstlenen ve adına Medine Sözleşmesi de denen dünyanın ilk yazılı Anayasa’sını meydana getirmiştir. (Age, sh. 11, 12)
İslam’da haklar sözde kalmayıp, yazılı metinlerle de kayıt altına alınmış, hiçbir hak ihlaline izin verilmemiştir.

İslam, Avrupalılar gibi insanı hümanizm saçmalığı ile tanrılaştırmamış ve sonra da siyah ırkın aşağı ırk olduğunu ileri sürerek kölecilik ticaretine meşruiyet kazandırmaya çalışmamıştır; tam tersine insana gerçek değerini vermiş, hakkını teslim etmiştir.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum