Velilerin ve öğrencilerin aklında hep bu soru. İyi okul hangisi? İyi okul nerede? İyi okul bulabilecek miyim?
Acaba iyi okul denince aklımıza ne geliyor.
Okul aslında dört duvar. Okulu istenen ya da istenmeyen yer haline getiren bireylerdir.
İyi okul; öğrencileri başarılı, üniversite veya liselere geçiş sınavını kazanmış, sosyal ve kültürel etkinliklerde aktif rol alan, öz güveni yüksek, hedefi olan ve hedefine inanan, disiplinli, uyumlu, mutlu öğrencilerin olduğu; velilerinin okulu ve eğitimi maddi manevi desteklediği; eğitim kadrosunun tam olduğu, öğretmen ve idarecilerinin kendilerini sürekli geliştirdiği, dönüştürdüğü ve değiştirdiği, birbirlerine ve öğrencilerine karşı güler yüzlü davrandığı yer olarak tanımlanabilir.
Okulun iyi olma halini kim sağlayacak? Okul müdürü, öğretmen, öğrenci, veli, okul personeli, okulun sosyal çevresi bir çırpıda sayılacaklar.
Okulu dört duvardan ayırıp iyi okul haline getirmek için, ilgili paydaşların birlikte uyum içinde çalışıp çalışmadıklarına bakmak gerekiyor. İyi okul arayan veliler, öğrenciler ve öğretmenler, üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getiriyorlar mı? Yoksa herkes hak ararken sorumlulukları başkasından mı bekliyor. İyi okul olmak için ilgili paydaşlarından biri veya daha fazlası sorumluklarını yerine getirmez veya getiremezse okulun iyi okul olma hali sekteye uğrayacaktır.
Okulun iyi olma haline ilgili paydaşların hepsinin iyi niyet ve çaba ile yapabilecekleri var. Bu yapılabilecekler konusunda kendimize şu soruyu soralım:“Sıfır ile yüz arasında bir skalada kendi yerimiz nedir?” 75 ve üzeri bir yerde isek okulumuz iyi okul olacaktır.
Velilerin yapabileceklerini yapmalarına engel olan bir önyargı, inanç var. O da “Benim çocuğum iyi, arkadaşları kötü” bu önyargı/inanç velilerin ve dolayısı ile öğrencilerin sorumluluklarını yerine getirmesini engelliyor. Gerçekten bizim çocuğumuz iyi, arkadaşları mı kötü?İğneyi kendimize hiç batırdık mı? Savunmada kalan,iyi olduğuna inanan öğrenci ve veli sorumluluklarını yapmakta zorlanıyor. Okulunun iyi olma haline katkı veremiyor.
Çevremizde bizlerinde onaylamadığı birçok olay, kişi ve davranış var. Bunlara bakıp onların peşinden mi gidiyoruz, kendi hedeflerimizin peşinden mi gidiyoruz? Ne istediğimizi nereye gittiğimizi biliyorsak bu hedefi gerçekleştirmek için göstereceğimiz çabayı kim ya da kimler engelleyebilir?
Velilerin ve öğrencilerin aklında okullarda her şeyin yasak olduğu, katı bir disiplin anlayışının uygulandığı, onun içinde öğrencilerin okulu sevmediği inancı var.
Disiplin yasak demek değil,disiplin; hedefi olan, hedefi gerçekleştirmek için ilkeleri olan bireylerin yaşam biçimidir. Bu yaşam biçimi neyi, nerede, ne zaman, nasıl, ne kadar yapması gerektiğini içerir. Bu içerikte öğrenci oyun, eğlence, ders, uyku, okul, sosyal medya, spor gibi aktiviteleri bir plan dahilinde yapar. Okul kurallarına uyar, okula ve derse hazırlıklı gelir, okula devamsızlık yapmaz, öğretmeni aktif dinler, anlamadığını sorar. Bilmediğini araştırır. Ders araç gereçlerini yanında bulundurur.
Peki, iyi okul arayan bizler yukarıda sıralanan faaliyetleri sıfırla yüz arasında bir skalada değerlendirirsek kaç alırız. Aldığımız not 75 ve üzerinde mi, yoksa altında mı? Cevabımız 75 ve üzerinde ise sorun yok siz iyi bir okuldasınız demektir. Cevabınız hayır ise siz hangi okula giderseniz gidin, daha az iyi bir okuldasınız demektir. O zaman kendi kendinize bir değerlendirme yapıp iyi okul arayışında yapmanız gerekenleri belirleyip, şikayetçi olmadan özeleştiri yaparak yapılması gerekenleri belirleyip, ilgili paydaşlarla uyum ve işbirliği içinde yapılacakları yaparsak;önce bizler iyi, sonra gittiğimiz okul iyi ve ülkeiyi olacak, en sonunda da gelecek iyi olacaktır.
Sonuç: okulu başarı ile bitirmiş, özgüveni yüksek, sosyal, girişken, ne aradığını bilen, gönlünden geçen proje Anadolu lisesini veya üniversiteyi kazanmış mutlu bireyler, aileler, öğretmenler ve ülke…
“BAŞKASININ YAPABİLECEĞİ HER ŞEYİ YAPABİLİRSİN SADECE SEN DAHA İYİSİNİ YAP.” (Romanya’da bir lisenin sınıf panosundan alıntı.)
(“YOU CAN DO ANYTHİNG ANYBODY ELSE CAN DO ONLY YOU DO İT BETTER”)