ÖĞ-DER olarak Japon Eğitim Sistemini, Japonya Büyükelçiliği Müsteşarı Shinya TAKEUCHI ile konuştuk. Röportajımızın videosuna karekodu okutarak ulaşabilirsiniz.

Milli Şuur: Ülkemizde anaokulu eğitimi, kanunen zorunlu ama fiiliyatta uygulanamamaktadır. Japonya’da anaokulu eğitimi mecburi midir?
Shinya TAKEUCHI: Zorunlu değildir.

MŞ: Türk eğitim sisteminde 4 yıl ilkokul, 4 yıl ortaokul ve 4 yıl lise mecburi eğitimdir. Japonya’da ilk, orta ve lise eğitimi kaçar yıldır?
ST: İlkokul 6 sene, ortaokul 3 sene olmak üzere zorunlu eğitim toplamda 9 senedir. Şimdilerde ilkokul ve ortaokul eğitiminlerini birleştirerek toplamda 9 senelik eğitimi verebilen okullar da vardır. Bu tür okulların sayısı çok fazla değildir. Ayrıca lise eğitimi 3 yıldır ve zorunlu olmamasına rağmen devam oranı %98 küsür oranındadır. Kısaca neredeyse herkes lise eğitimine devam etmektedir.

MŞ: Ortaokuldan liseye geçişte Türkiye’de sınav yapılır ve başarılı olan öğrenciler fen lisesi dediğimiz daha üst düzeydeki liselere kaydolurlar. Japonya’da liseye geçiş sistemi nasıldır?
ST: Ortaokuldan mezun olabilmek için girilen bir sınav yoktur. Mezuniyete her bir okul kendisi karar verir. Liseye giriş sınavı noktasında devlet okulları söz konusu olduğunda; Japonya’da 47 il mevcut olup, her bir ilde sınav düzenlenmektedir. Devlet liseleri ve devlet üniversiteleri birbirine bağlılardır ve özel liselerin her birisi kendi sınavını yapar. Fen liseleri gibi bir lise türü Japonya’da yoktur. Fakat liseler arasında seviye farkı vardır. Bunlar arasından yüksek seviyeli liselere giriş için olan sınav, çok rağbet gördüğü için zordur. Bu tür liselere gidebilmek için neredeyse herkes kurslara gitmektedir. Kısaca ortaokulda normal bir seviyede ders çalışarak bu tür iyi liselere girebilmek zordur.

MŞ: Yani kurslara mı devam ediyorlar?
ST: Evet, doğrudur.

MŞ: Türkiye’de Japon okullarında öğrencilerin okulların temizliğini kendileri yaptığı, yemekhanede yemekleri dağıttıkları ve masaları sildikleri, bulaşıkları yıkadıkları şeklinde bir söylenti var. Bu ne kadar doğru?
ST: Bunun bir tercüme hatası olduğunu düşünüyorum. Öğrenciyi ifade etmek için 2 ayrı kelime var: “Gakusei” denen kelime Japonya’da sadece üniversite öğrencileri için kullanılıyor.

https://youtu.be/AGXIP_dzlPQ
1. Bölüm

MŞ: Lise öğrencisi seviyesine kadar olanlar mı kastediliyor?
ST: “Seito” kelimesini kullanıyoruz bu seviyedeki öğrenciler için.

MŞ: Bundan küçük öğrenciler mi kastediliyor?
ST: Evet, genel olarak soruluyor. Öncelikle “evet” mi “hayır” mı demek gerekirse cevap “evet”tir. Yanlış olan bir nokta vardır, o da öğrencilerin bulaşıkları yıkadıklarıdır.

MŞ: Onun dışındakiler doğru mudur?
ST: Evet, genel olarak doğrudur. “Okul Yemeği Servisi” (School food service) olan dönemler için çeşitli düzenlemelere gitmek gerekiyor. Aslında bunları görüntü izleyerek anlatmak daha kolay olurdu. Kısaca yemekhanede yemek yeme alışkanlığı lise ve üstü düzeylerde oluyor. İlkokul ve ortaokul seviyesinde ise “Okul Yemeği Servisi” deniyor ve okulun içinde, sınıflarda yeniyor.

MŞ: Amaç nedir? Neden öğrencilere temizlik yaptırılıyor?
ST: Ben de tam o konuda konuşmak istiyordum. Japonya’daki ilkokul ve ortaokul eğitiminde, “Bütünsel eğitim” amaçlanmaktadır. Yani hedef sadece kafanın kullanılacağı eğitim vermek değildir. Elbette ki vücut da eğitilmektedir ancak beraberinde ruhun eğitimi de amaçlanmaktadır. Bunu ise insanın kişilik oluşturması olarak özetleyebiliriz. Konular, sadece fen bilimleri, matematik gibi unsurlar değil aynı zamanda okulda gerçekleştirilen özel aktiviteler de eğitimin temel taşlarından birisi yapılmıştır.

MŞ: Bu tür aktiviteleri iyi bir şekilde gerçekleştirirse öğrencinin puanları da yükseliyor mu?
Okul puanıyla hiçbir alakası yok. Bunlar hiç öyle bir şekilde değerlendirilmez. Fakat her bir sömestrde öğrenciye verilen belgede değerlendirmenin yazılabileceği bir sütun mevcuttur ve öğrencinin problemi veya yapmadığı şeyler olması halinde yorum şeklinde yazılmaktadır.

MŞ: Yerine getiriyor olması halinde o da yazar mı?
ST: Temizliği güzel bir şekilde yapıyor, temizlik yapma şekli iyi veya kötü gibi bir değerlendirme öğesi olarak değil de “işbirliği yapma gücüne” ya da insanlarla iyi ilişkiler geliştirip geliştiremediğine bakılmaktadır.

MŞ: Öğrenci, evde olduğu gibi okulda da sorumluluklarını yerine getirebiliyor anlamına mı gelmektedir?
ST: Bu tür aktivitelerin amacı biraz önce de söylediğim gibi; insan ilişkilerini, grup üyesi olma eğitimini sağlamaktır. Sınıflar 5-6 öğrencilik küçük gruplara ayrılırlar ve nöbetleşe görevlendirilirler. Bu aktiviteleri, her bir nöbeti gelen grup; biz daha iyi ve daha kısa sürede gerçekleştireceğiz gibi amaçlarla rekabette bulunurlar. İşte bu tür eğitimin biri de temizliktir. Sadece temizlik değil farklı farklı işleri nöbet sırası gelen grup yapmaktatır. Örneğin; sabah okula gidip tahtayı silip, temizlemek gibi. Lise döneminde de sınıf için aktiviteler gibi benzeri uygulamalar yapılmaktadır ama lisede “öğle yemeği servisi” yoktur.

MŞ: Türkiye’de meslek liseleri diye meslek öğrenimine yönelik liseler de var. Japonya’da liselerde böyle bir ayrım var mıdır?
ST: Vardır. Normal liseler % 73’ü oluşturmaktadır. Meslek ilişkili olan liselerin oranı ise yaklaşık %18’dir. Kalanları ise bunların dışındaki liselerdir. Bu rakam öğrencilerin sayısına göredir. Bunlar arasında Endüstri liseleri en fazladır. Öğrenci sayısı 246,000’dir. İkinci sırada ticaret, üçüncü sırada ise tarım liseleri vardır. Geçmişe oranla sayılarda biraz düşüş vardır. Diğerleri ise daha da az sayıdadır.

MŞ: Meslek liselerine giden öğrenciler kendi alanlarında mı üniversite eğitimi görmektedirler? Örneğin, meslek lisesinde okuyan bir öğrenci tıp eğitimi alabilir mi?
ST: Japonya’da, temel olarak her bir üniversite kendi sınavını yapmaktadır. Ülke genelinde yapılan bir sınav da vardır ve bu da bir referans olarak alınır. Sınav puanının baz alınan oranı üniversiteye bağlı olarak farklılık göstermektedir. Başka bir deyişle, tamamen bu sınava göre belirleyen yerler olduğu gibi, genel sınavın sonucunu çok fazla dikkate almadan, kendi yaptığı sınavın sonucuna bakarak belirleyen üniversiteler de vardır. Yani uygulamalar üniversitelere göre farklılık gösterir ama ne tür bir liseye gidildiği önemli değil. Bu yüzden lise; normal de olsa, endüstri de olsa, tarım da olsa fark etmiyor. Sınava girip, ayrıca üniversitenin kendi yaptığı sınavdan da iyi sonuç elde ederseniz, arzu ettiğiniz üniversitenin bölümüne gidebilirsiniz. O nedenle öğrenciler ne tür liseye giderse gitsin eşit şanslara sahiptir. Fakat normal liselerle kıyaslayınca meslek liseleri, giriş sınavında kaçınılmaz olarak dezavantajlı konumdadırlar.

MŞ: Ülkemizde açık lise ve üniversite adıyla; okula devam zorunluluğu olmayan, sadece derslerin sınavlarına girerek lise ve üniversite bitirenler var. Japonya’da böyle bir sistem var mıdır?
ST: Sistem olarak var fakat fazla tercih edilmemektedir. Örneğin; lise seviyesinde söyleyecek olursak; gündüz tüm gün okula devam eden öğrenci sayısı 3,24 milyon iken açık sisteme devam eden öğrencilerin sayısı yaklaşık olarak sadece 0.19 milyondur. Üniversiteler de var ancak sayı olarak çok fazla değildir.

https://youtu.be/-zy5of4dlaM
2. Bölüm

MŞ: Türkiye’de eğitim fakültesi mezunları öğretmenlik yapar. Japonya’da öğretmenlik yapmanın şartları nelerdir, kimler öğretmenlik yapabilir?
ST: 20 yıl kadar önce, eğitim fakültesini bitirip öğretmenlik yapan kişilerin sayısı, bir başka bölümü bitirip de öğretmen olanların sayısına göre daha çoktu. Fakat bu oran gittikçe düştü. Şimdilerde ise başka bölümleri bitirmiş olanların sayısı daha fazla. Bir başka deyişle, öğretmen olmak için alınması gereken dersler Devlet tarafından (Eğitim Bakanlığı, MEXT) belirlenmiştir. Örneğin “eğitim psikolojisi” gibi. Bunun gibi belirlenmiş bazı dersler alınmak zorundadır. Bunun yanında, okunan bölüm ile ilgisi yoktur. Gerekli görülen dersleri seçip (ek bir öğretmen eğitimi kursu tamamlamanız) ve böylelikle öğretmenlik lisansı (formasyon) almak zorunludur. Bu, okul türüne bağlı olarak değişim göstermektedir. İlkokul lisansı, ortaokul lisansı, lise lisansı şeklinde ayrıldığı gibi matematik, fen, edebiyat gibi her konu için de farklılık gösterir. Aynı zamanda meslek türüne göre de (Okulda öğrencilerin sağlık durumlarından sorumlu olan hemşire öğretmenlik, normal öğretmen, beslenme öğretmenliği vb.) farklılık gösterebilmektedir. Bu şekilde lisans alınsa da illerde düzenlenen sınavlara da girmek zorundalardır. Bu sınavlar neticesinde öğretmenler seçilmektedir. Kısaca 47 ilin her birinde, kaç öğretmene ihtiyaç duyulduğu, o yıl kaç öğretmen alımı yapılacağı belirlenir. Bu şekilde alım için sınavla gerekli öğretmen sayısı kadar alım yapılır. Kısaca zor bir prosedürdür.

MŞ: Türkiye’de merkezden karar alınmakta ama Japonya’da yerelde, iller bu tür kararları vermekteler doğru mudur?
ST: Evet doğrudur. Maaşlar da devlet tarafından sübvanse (hibe) edilmekte yerel yönetim tarafından verilmektedir. Okuldaki öğretmenler devlet memuru değil, yerel memurlardır.

MŞ: Japonya’da bir fabrika işçisi olmak için nerelerden mezun olmak gerekir?
ST: Belirlenmiş bir kural yoktur. Japonya yapısal olarak Avrupa'dakinden daha farklıdır. Eğer belirli bir kalifikasyonu yoksa iş bulunamaması durumu daha çok Avrupa için geçerlidir. Japonya’da ise liseden mezun olur olmaz, hiçbir kalifikasyonunuz olmasa bile niteliksiz olarak şirkete girebilirsiniz.

MŞ: Örneğin benim hiçbir kalifikasyonum olmasa bile Toyota’nın fabrikasında işe girebilir miyim?
ST: Sorun olmayacaktır. (Fabrikada değil ama) İdari alandaki işlerde çalışabilme olanağınız var. Özellikle iş yerlerinde belirli bir teknik bilgi gerektirmeyen bazı işler olduğundan (Japonya'da deneyimi olmayan kişiler de bu işler için seçilebilmekte), endüstri liselerinden mezun olanlar alt seviyede de olsa bir kalifikasyon edinebilmekteler. Okulda derslerinize çalışırsanız, genellikle asgari niteliklere sahip olursunuz. Şirkete girdikten sonra çalışıp öğrenerek, daha yüksek nitelikler kazanabilir, daha yüksek konumda bir iş yapabilirsiniz. Böylece bu durum bir teşvik halini almaktadır.

MŞ: Japonya’da devlet kurumlarında çalışmak isteyenler sınavlara mı giriyorlar, yoksa kurumların kendisi mi başvuranlar arasından tercih ediyor?
ST: Devlet memuru olmak için, Ulusal Personel Kurumu (Tr: Devlet Personel Başkanlığı) tarafından yapılan bir sınav vardır. Ayrıca bölgelerde, her bir il de kendi sınavını yapmaktadır. Altlarındaki kasabalar ve köylerde her biri kendi sınavını yapmaktadır. Fakat sınavdan başarılı olunsa bile, kişinin seçildiği anlamına gelmez. Devlet söz konusu olduğunda; sınavda başarılı olan her bir birey, çalışmak istediği kuruma giderek onların düzenlediği mülakata girer. Başvuruları alan kurum mülakatın sonucuna göre seçimini yapar. Kısaca iki aşamalıdır, ancak sürecin devamının daha zor olduğu söylenebilir.

MŞ: Japonya’da devlet okulları dışında özel okullar da var mıdır?
ST: Evet vardır. Hatta üniversite seviyesindeki özel okullar, devlet üniversitelerine göre daha fazladır.

MŞ: Kalite olarak nasıl, devlet üniversiteleri daha mı iyi?
ST: Eğitim Bakanlığı’ndan geliyor olduğumdan, mesleğim gereği buna cevap vermem zor. Açıkçası buna cevap veremem. Ancak genel olarak söylenecek olursa, özel üniversitelerden iyi olan da var iyi olmayan da var.

MŞ: Ben dışardan birisi olarak söyleyebilirim. Genel olarak Japon Üniversiteleri çok iyi diye duyuyoruz. Başka bir konuyla devam edelim: Japonya’da Türkler ve Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili nasıl bilgiler veriliyor?
ST: Okulda verilen çeşitli konular arasında “Sosyal Bilgiler” vardır. Lise döneminde ise coğrafya, tarih ve yurttaşlık diye genişçe bir konu yer almaktadır. Bu coğrafya-tarih altında ise “Dünya tarihi” bölümü ise 2 kategoriye ayrılmıştır:

https://youtu.be/1KuxSama35w
3. Bölüm

XVI. yüzyıldan itibaren günümüze kadar olan modern dönem:

Modern dönem ve günümüz (Dünya Tarihi A) bölümde insan bilinci ve yaşam tarzı olarak bir başlık var. Bunun altında ise 2. ünitede yaşamdaki dinler kısmı var. Bu yaşamdaki dinlerden sadece üçü verilmekte ve bunlar:

1-Hristiyanlık 2-İslam 3-Budizm şeklindedir.
Bunlar ders kitabında ayrıntılı bir şekilde anlatılır ve çalışılır.

MŞ: Bu lisede mi yapılıyor?
ST: Evet, liseden bahsediyorum.

MŞ: Ertuğrul Fırkateyni Faciası, Japon İmparatoru’nun Osmanlı İmparatorluğu’nu ziyareti gibi konular okullarda öğretiliyor mu?
ST: Öncelikle burada bir hatalı bilgi var: İmparator değil de İmparator’a yakın yani İmparatorluk ailesi mensubu birisi ziyarette bulunmuştur. Söz konusu kişi Prens Komatsu Akihito, 1887'de İstanbul'u ziyaret etti ve Sultan 2. Abdulhamit ile görüştü. Ziyaret esnasındaki sıcak misafirperverliğe şükranlarını ifade etmek üzere, ertesi sene İmparator Meiji, o dönemin Devlet Başkanı olan Sultan için yazdığı teşekkür mektubunu ve bir nişan göndermişti. Ertesi yıl, yani 1889 yılında ise II. Abdülhamit’in yazdığı mektubu ve gönderdiği nişanı, Japonya’da İmparator Meiji’ye ulaştırmak üzere Ertuğrul yola çıktı. 1890 senesinde Japonya’ya ulaşan Ertuğrul dönüş yolunda kazaya uğradı. Ertuğrul Fırkateyni kazasına Japonya’daki birçok ders kitabında yer verilmektedir. Ayrıca Japonca kaynaklarda çok fazla ayrıntılı açıklamaları da vardır.

MŞ: Japon eğitim sistemi ile ilgili bize başka ne söylemek istersiniz?
ST: Bu sistemin içerisinde bulunduğum için bana her şey normal geldiğinden bir şeyin karakteristik olup olmadığını bilemediğimden yanıtlamak çok zor.
Örneğin; son zamanlarda “Kadın Üniversitesi” ile ilgili Türk medyasından çok fazla röpörtaj için gelenler oldu. Bununla ilgili konuşacak olursam; yasal olarak belirlenmiş bir kural, tanımlama yoktur. Bu nedenle, kadın üniversitelerinde kaç öğrenci olduğu sorulduğunda resmi bir istatistik olmadığından yanıt veremiyorum. Çünkü her bir üniversite, öğrenci alımına kendisi karar verir. Sadece kadın öğrenci almaya karar veren üniversiteler kadın üniversitesidir ve bir tek erkek öğrenci bile bu üniversitelere alınsa insanlar onları kadın üniversitesi olarak adlandırmazlar.

MŞ: Kadın üniversitelerinde çalışanlar da tamamen kadın mıdır?
ST: Hayır, böyle bir durum söz konusu değildir. Üniversiteye göre farklılık göstermektedir. Kadın üniversiteleri sayı olarak 77 tanedir ve farklı farklıdır. O nedenle kadın öğretmenlerin daha fazla olduğu üniversiteler olduğu gibi tam tersine erkek hocaların daha fazla olduğu üniversiteler de vardır.

MŞ: Japonya’daki toplam üniversite sayısını biliyor musunuz?
ST: 780 üniversite bulunmaktadır. Dolayısıyla bu üniversitelerin %10’u kadın üniversitesidir diyebiliriz.

MŞ: Son sorum, bir akademisyen olarak şahsi bir soru olacak: Türkiye ve Japonya arasındaki öğrenci değişimi konusunda ne söylemek istersiniz? Bence daha fazla olmalı. Çok fazla olduğunu düşünmüyorum.
ST: Size katılıyorum. Bu nedenle, değişim öğrencisi sayısını arttırmak için “Bilgi Merkezi” veya “Danışmanlık Merkezi” diyebileceğimiz, öğrencilerin fikir alabileceği bir merkez oluşturmaya çalışıyoruz. Bu merkezlerin yakın gelecekte faaliyete geçmesini umut ediyoruz.

MŞ: Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum