Öğretmenlerin aylardır tek gündemi var. O da kariyer basamakları sınavı. Öğretmenler bu sınava girmek istemiyor, tepkilerini göstermek için sosyal medyayı etkin kullanıyor, alanlarda eylem yapıyorlar. Eyleme katılmayan sendikalar bile bu sınava karşı olduğunu açıkladı. Yani eğitim camiasında neredeyse bu sınavı destekleyen yok diyebiliriz.
Alandan gelen tüm tepkilere rağmen hükûmet bu konuda geri adım atmadı. Sınav başvuruları alındı ve şartı tutan öğretmenlerin tamamına yakını bu sınava girmek için müracaatta bulundu. Bu yüksek orandaki müracaat, öğretmenlerin yapılacak sınavı uygun gördüğü şeklinde değerlendirildi. Oysa alandaki tepkiler, böyle bir değerlendirmenin doğru olmayabileceği düşüncesini doğuruyordu.
Öğretmenlerin bu sınava girmedeki gerçek amacı kariyer mi, ücret mi?
Eğitimde İyi Örnekler grubumuzda yaptığımız ankete katılan 8500 civarındaki öğretmeninin % 98’inin (8368 kişi) bu sınava ücret almak için girdiği, % 2’sinin (154) ise kariyer amacı taşıdığı ortaya çıktı.
Neticede öğretmenlerinin derdinin kariyer değil geçim derdi olduğu, her geçen gün daha da ağırlaşan ekonomik koşullar karşısında öğretmenlerin maaşlarına yansıyacak iki bin Tl üzerindeki artış için bu sınava başvurduğu bulgusu ortaya çıktı.
Siyasi makamlarca “Kariyer sınavına karşı olan az sayıda eğitimcinin sosyal medya üzerinden manipülasyon yaptıkları” yönündeki değerlendirmeler de alanda tepkiyle karşılandı. Bunun üzerine öğretmenlerin sınavın yapılıp yapılmaması hususundaki kanaatlerini ölçmek amacıyla grubumuzda düzenlenen ankete 18 bine yakın öğretmen katıldı. Neticede ankete katılan öğretmenlerin %94’ünün sınav yapılmasına karşı olduğu ortaya çıktı.
Uzman ve başöğretmenlik için öngörülen sınav konusundaki kanaatler
Kaldırılsın diyenler: 16939 kişi
Kaldırılmasın diyenler: 795 kişi
Özetle, öğretmen kariyer sınavlarına karşı çıkan ama sırf maddi yönden ihtiyaç duyduğu için sınava girmek zorunda kalan bir eğitimci kitlesi ve bu durumu kabul etmeyen bir yönetim iradesi var.
Sorunun Kaynağı Öğretmenlik Meslek Kanunu
Öğretmenlerin tüm yazı bilgisayar karşısında geçirmelerinin ve kariyer sınavına alınmalarının Öğretmenlik Meslek Kanunu’ndaki hükümler. Bu Kanun çıkarılırken eğitim camiasının talep ve beklentileri dikkate alınarak çıkarılsa idi böyle sorunların yaşanmasına gerek kalmazdı.
Bu yasa; öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirecek, çalışma şartlarının zorlu olduğu bölgelerde öğretmen istihdamını ek haklarla özendirecek, mesleğin görev ve sorumluluklarını belirleyecek, ek görev, ek ders ve ücretlere dair hükümler içerecek, liyakate dayalı kariyer yapmalarını sağlayacak, meslek standartlarını ortaya koyacak, nitelikli öğretmen yetiştirilmesini ve hizmet içinde geliştirilmesini sağlayacak, adil bir atama ve nakil sistemine temel teşkil edecek, öğretmenlerin toplumsal statülerini ve saygınlığını yükseltecek ve mesleği özendirecek, öğretmenlerin şiddete karşı korunmasını sağlayacak, özel öğretim kurumlarındaki öğretmenlerin durumlarını da kapsayacak, etkin bir öğretmenlik kariyer sistemi oluşturacak bir temel yasa olmalıydı.
Bu kanun tasarısının içeriğine yönelik eleştiriler yapılmaya başlandı. Bunun üzerine yasa tasarısının eğitim camiasının beklentilerini ne düzeyde karşıladığını ölçmek amacıyla likert türü bir ölçekle anket düzenledik. Ankete 3 bini aşkın eğitimci katıldı. Ankete katılanların % 90’ı Öğretmenlik Meslek Yasasının “Çok Kötü”, %6’sı ise “Kötü” olduğu kanaatini taşıdığı ortaya çıktı.
Bu bulguları kamuoyu ve siyasilerle paylaşıp yasa tasarısı TBMM’de görüşülürken gerekli düzenlemelerin yapılmasının elzem olduğunu dile getirdik. Birçok STK ve Meslek örgütü de benzer tekliflerde bulundular lakin önerilerimiz dikkate alınmadı.
Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Kimsenin memnun olmadığı ve yetersiz bulduğu bir yasadan doğru uygulamaların çıkmayacağı belliydi. Sonuçta tarihimizde ilk kez Bakanlık ile öğretmenlerin bu kadar büyük çaplı karşı karşıya geldiği bir durum ortaya çıktı.
Bir Orta yol bulunamaz mıydı?
Öğretmenlik Meslek Kanunu ile getirilen kariyer basamakları uygulamasındaki asıl amaç öğretmenlerin maaşlarında kademeli olarak iyileştirme yapmak. Yani gerçek anlamda öğretmen için bir kariyer sistemi oluşturma derdi yok. Öğretmenler de bu durumun farkında. Mevcut durumda hangi okulda kaç öğretmenin uzman öğretmen olduğu kimsenin umurunda değil.
Kariyer basamakları öğretmen maaşlarının artırılması için bir araç olarak kullanılması gerekirken kariyer sistemindeki sınav uygulaması ile burada araç amaca dönüşmüş durumda.
Zaten kariyer kelimesinin yapılan uygulamaya tam mana kazandıramadığı açık. Kariyer denen şey liyakate dayalıdır ve sadece bir sınavla öğretmenlerin yeterliliğini ölçmek mümkün değildir.
Diğer yandan eğitim camiasının büyük bir bölümü sınavın olmamasını, sadece yıla dayalı uzman ve başöğretmenlik sisteminin getirilmesini talep etmektedir. Her ne kadar bu talep çok iyi niyetli görünse de adı kariyer sistemi olduğu için sadece yıla dayalı uzman ve başöğretmenlik kadroların verilmesi, mesleğinde vasat olan bazı öğretmenlerin de bu unvanları alması sonucunu doğuracaktır ki bu durum kariyer algısına terstir. Zaten bazı eğitimciler de bu konudaki endişelerini dile getirerek hiç unvan verilmemesini, yıla dayalı tazminat artışı verilmesini savunmaktadırlar.
Çözüm nedir derseniz?
Hem hükümeti hem de eğitim camiasını rahatlatacak bir tek çözüm görüyorum.
Biz bu sisteme kariyer sistemi dememeliyiz. Uzman ve başöğretmenliği bir kariyer sistemi olmaktan çıkarıp 10. yılını dolduran öğretmenlere uzman öğretmen unvanı vermeden maaşlarında belli bir oranda iyileştirme yapmalıyız. Aynı şekilde 20. yılını dolduran öğretmenlere de Başöğretmen unvanı verilmeden maaşlarında ona denk bir iyileştirme yapmalıyız. Tabi ki bu 10 veya 20 yıllık süre değiştirilebilir. Eğitim camiasının talepleri ile devletimizin imkanları dikkate alınarak ortak bir kıstas belirlenebilir.
Unvansız iyileştirme yapılırsa aracı ortadan kaldırmış, doğrudan amacı gerçekleştirmiş oluruz ki herkeste bundan memnun kalacaktır.