Mehdi, insanları Allah yoluna, yani hidayete sevk eden, iyiliği temsil eden; Deccal de çok aldatıcı, hilekar, insanları kötülüğe sevkeden, kötülüğü temsil eden kişi demektir.
Kuran ve Sünnet’le meşgul olan bazı kişiler, kıyamete yaklaşıldığı zamanların birinde insanları sapıtmaya çalışan bir Deccal’in çıkacağını; bunun karşısında da insanları etrafına toparlayarak Allah’ın indirmiş olduğu Kuran hükümlerine uymaya sevkedecek ve Deccal ile cihad edecek bir Mehdi’nin geleceğinin işaretlerini ortaya koymaya çalışmışlardır.
Deccal ve Mehdi’nin geliş zamanı belli değildir. İyi niyetli olarak bu işlerle uğraşanlar kesin bir tarih verememektedirler. Buna rağmen tarihe göz attığımızda, her devirde birçok kişi kendisinin Mehdi, falancanın da Deccal olduğunu iddia edegelmiştir. Günümüzde de Mehdi olduğunu iddia eden birçok kişi vardır. Bu iddiaların doğru olup olmadığı ayrı bir konudur. Bizim bu konuda bir sözümüz yoktur. Bu konuyu hiç de ilgi alanımıza almadık. Lakin kendinin bu konuda en bilgili ve yetkili olduğunu iddia eden bazı kişilerin, yatıp kalkıp Mehdi ile meşgul olmalarına, adeta her sabah insanları yeniden gözden geçirip Mehdi yoklamaları yapmalarına; geldi, geliyor, yarın gelecek, öbür gün gelecek, beklentisi oluşturmalarına şaşıyoruz.
Bundan daha şaşırtıcısı da vardır:
Bu kişilerin ağzına bakan birçok Müslüman da sanıyor ki bütün kötülüklerle, Deccal ve deccaliyetle mücadele ve cihad edecek olan Mehdi’dir. Kendileri “Bugün gelecek, yarın gelecek, öbür gün gelecek, bizi etrafına toplayacak, beraberce Deccal ile ve deccaliyetle mücadele ve cihad edeceğiz. Hele bekleyelim Mehdi gelsin” anlayışı ile sırtüstü yatıp beklemektedirler. Böylece tembelliklerinin bahanesini de haşa Cenabı Allah’a yükleme eğilimi içindedirler. Öyle ya Allah Mehdi’yi göndermiş olsaydı, bu Müslüman koşarak ona tabi olacak ve Deccal ile mücadele ve cihad edecekti, göndermedi ki ağız tadı ile cihad etsin!
Yine bazı ilim ve fikir adamları ise Müslümanların İmamı Kebir’e uyup biat etmeleri, onun etrafında toplanıp cihad etmeleri gerektiğini ifade etmektedirler. Hemen arkasından da İmamı Kebir’in vasıflarını bir bir sayıp dökmektedirler ki okuyan veya dinleyen bazı Müslümanlar apışıp kalmaktadır. Şöyle şöyle ilim sahibi olacak, şöyle şöyle amel sahibi olacak, şöyle şöyle feraset sahibi olacak, başka vasıfları da bulunacak!
Abovvv! Böyle bir adam nereden bulunacak? Müslüman sağına bakıyor, soluna bakıyor, böyle vasıfta bir adam yok. “O halde benim bu şartlarda biat ve itaat görevim olamaz, çünkü biat edeceğim vasıfta bir adam yok!” diyerek yan gelip yatıyor.
Şaşmamak elde değil, bu nasıl bir uyuşukluk? Bu nasıl bir anlayış?
Mehdi gelmezse ya da İmamı Kebir vasıflarında biri bulunmazsa biat, itaat ve cihadfarziyeti üstümüzden kalkıyor mu? Kim bizi bu hale getirdi? Allah aşkına! Bizlerin hayatı sınırlı değil mi?
Biat, itaat ve cihad farzından borçlu olarak Allah’ın huzuruna çıkmak ne demektir hiç düşünmez miyiz?
En yeni ve en rezil Haçlı seferlerini 20 yıldır sürdürenler, milyonlarca Müslüman’ı katledenler, tecavüz edenler, yakıp yıkanlar, birbirlerini boğazlayacak şekilde fitne tezgahları kuranlar, bunların işbirlikçileri elleri kanlı olarak halen bu cinayet ve tertiplerine devam etmiyorlar mı?
Bunlardan daha alçak deccal mi bekliyoruz? Bunlarla cihad etmek için alnında Mehdi yazan veya İmamı Kebir vasıfları bulunan kişileri mi bekliyoruz? Şu anda alevler arasında Müslüman kardeşlerimiz yanıyor! Onlar “biz” demek değil midir? Bu ne gaflet, Bu ne tembellik, Bu ne ahmaklık?
Ey Müslüman! Ey Milli Görüşçü!
Senin içinde hiç mi “Mehdi” yok? Seni harekete geçiremiyorsa içindeki “Mehdi”yi kontrol et.
Biat ve itaati yeni mi duydun?
14 asır uygulanmış olan ve Milli Görüş’ün 53 yıldır uygulayıp dile getirdiklerini hiç mi duymadın? Biatı ve itaatı yeni mi öğreneceksin? Erbakan Hocamız ömrünü bununla tüketmedi mi? Biat, itaat, teşkilat, cihat, gayret, basiret…
Bunları yeni mi duyuyorsun?
Elleri Müslüman kanı ile boyanmış bulunan deccalleri teşhis edemiyor musun? Deccallerin işbirlikçilerini, yardımcılarını, destekçilerini ve onları sana “Mehdi” olarak yutturmaya kalkan sözde ilim adamlarını teşhis edemiyor musun?
Büyülendin mi Müslüman, büyülendin mi?
ABD’si, NATO’su, Avrupa’sı, Rusya’sı, Çin’i, Maçin’i ancak birer deccaldir. Anlayamıyor musun?
Müslüman!
Deccalleri tanı! Deccallerin yardımcılarını teşhis et! “Ne yapıp edip deccalle beraber olacağım” diye yırtınanları gör!
İçindeki Mehdi’yi harekete geçir!
Biat, itaat, cihat görevini hatırla! Cihadını dirilt! Aldanmışlığını bitir!
Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni bir Dünya, İslam Birliği ideallerini unutma!
Alevlerin arasına düştüğümüzde bunları hatırlamanın bize hiç bir faydası olmayacak, iyi bil!
Kaide ve kuralı ile cihadı diriltmedikçe, İslam Birliği’ni kurmadıkça, sosyal hayatımızda da Allah’ın hoşuna gidecek amelleri işlemeye başlamadıkça kurtuluşumuz asla mümkün değil!
Yattığın yerden seni harekete geçirecek bir “Mehdi” veya biat ve itaat edeceğin bir “İmamı Kebir” bulamazsın!
Kalk ayağa!
Alevlerin içine yatarak gitmek değil, tüm deccallere karşı Müslüman gibi cihad ederek mücadele etmek görevimizdir!
Unutma!
Bir de kıyamet bugün kopacak, yarın kopacak, diye seni oyalayanlar var. “Nasılsa kıyamet geldi, mücadeleye ne gerek var ki” kanaati oluşturup seni mücadeleden alıkoymaya çalışanlar var. Kardeşim, kıyametin ne zaman kopacağı ile meşgul olup mücadele etme görevini unutma! Ne zaman kopacaksa kopacak ama iyi bil ki senin kıyametin ölümünle kopmuş olacak, o da çok yakın.
Yatmanın, tembelliğin zamanı mı?
Kalk ayağa, görev başına!
KIYAMETİN YAKIN!..