Bayram BÖLÜKBAŞ / Eğitimci
Talim ve terbiyenin gayesi iyi ve faydalı insan yetiştirmek olmalıdır. Ferdi ve içtimaî hayatta barış, hürriyet, adalet, refah, itibar ve izzet ancak bu gayeye matuf insan yetiştirmekle mümkün olur. Günümüzde insan ve toplumun layık olduğu maddî ve manevî refaha ulaşmasını sağlayacak yeni bir eğitim anlayışına ihtiyaç vardır. Bu yeni anlayış ise millî şuurdur.
Bugün gelinen süreçte eğitimde başarılı bir noktada olmadığımız görülmektedir. Manevi değerlerden yoksun bir eğitim sistemi ve müfredatın toplumları bunalımlara ve çöküntülere sürüklediği herkesçe bilinen bir gerçektir.
Mevcut eğitim sistemimiz ve müfredatımız yeniden düzenlenmelidir. Burada asıl önemli olan eğitim sitemimizin hangi değerler üzerine bina edileceğidir. Başka bir deyişle eğitim sistemimizin kıblesinin neresi olacağıdır.
Eğitim sistemimizin doğru değerler üzerine bina edilebilmesi, nasıl bir insan yetiştirileceği sorusunu beraberinde getirecektir. Bu soruya sağlıklı bir şekilde cevap verilmeden yapılacak çalışmalar asla sonuç vermeyecektir. Yetiştireceğimiz insan millî ve manevî değerlerle mücehhez, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışında, hayırlı bir insan mı olacak yoksa seküler, dünyacı, materyalist bir insan mı olacak?
Son elli yıldır yaşadığımız acı tecrübelerle de sabittir ki AB normlarına, materyalist değerlere göre yapılandırılmış, milletimizin tarihi, kültürel ve inanç değerlerinden kopuk, ahlakı ve maneviyatı öncelemeyen mevcut eğitim sistemimiz ile hayırlı, faydalı ve dürüst bir nesil yetiştirilebilmesi mümkün değildir.
Mevcut eğitim sistemi ile yetişen nesillerimiz; bencil, çıkarcı, menfaatçi, doyumsuz, ruhsuz, duygusuz ve merhametsiz kişiler olarak hem içinde yaşadıkları toplumu geleceğe taşıyacak donanım ve birikimden hem de insanlığa örnek olacak karakterden yoksun olarak yetişmektedirler.
Eğitimin girdisi ve çıktısı insan olduğuna göre aslolan, insanın kalbine ne konulduğudur.
Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) in “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” Hadisi şerifi gereği iyi, doğru, faydalı ve kâmil insanı yetiştirmenin yolu onu fıtratına uygun olan programla yetiştirmekten geçer.
Şu halde, ülkemizi ve milletimizi geleceğe taşıyacak, insanlığa yol gösterecek, adaletin ve medeniyet öncüsü olacak nesiller ancak doğru bir müfredatla yetiştirilebilir. Nesillerimizi yetiştirecek müfredatlar hazırlanırken şu ölçüler ışığında hazırlanmalıdır:
- Ahlakî, manevî ve kültürel mirasımız önceleyecek yeni bir müfredat oluşturulmalıdır.
Diğer öğrencileri geçme üzerine kurgulanmış, beden ve ruh dengesini yitirmiş, bencil, çıkarcı, haram ve helal sınırları olmayan, batıcı eğitim anlayışı üzerine inşa edilmiş mevcut müfredatlardan biran önce vazgeçilmelidir. Ahlakî, millî ve manevî değerlerimizi önceleyecek, kültürel mirasımıza sahip çıkacak, ahlak, edep, hak, hukuk, adalet, helal kazanç ve alın teri gibi kavramları rehber edinecek. Çocuklarımızın maddi ve manevi ihtiyaçlarını dikkate alacak, bilgiyi; akıl, inanç ve kalp süzgecinden geçirerek içselleştirmelerini sağlayacak, geçmişi ile barışık, sağlam temeller üzerine bina edilmiş, geleceği inşa ve imar edecek yepyeni bir müfredat oluşturulmalıdır. - AB eksenli değil, maneviyatı önceleyen, millî müfredat oluşturulmalıdır.
AB’ye tam üyelik ve buna paralel olarak düzenlemeler yapılan eğitim sistemimiz nedeniyle gelinen noktada çocuklarımız ve gençlerimiz milli, manevî, kültürel ve inanç değerlerinden koparılmıştır. Ders müfredatlarımız, çocuklarımızın sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik
olarak düzenlenmiş, akıl ve ruh sağlığı unutulmuştur. Bu nedenle merhametsiz, bencil, çıkarcı, hedefi olmayan, özgüvensiz, millî ve manevî değerlerinden kopuk, kişilik gelişiminde uygunsuz rol modellerle yetişen bir nesille karşı karşıya kalınmıştır. - İslam ahlakının inşa ve icrası kaim kılınmalıdır.
Değerler eğitimi gibi göstermelik, neye ve kime hizmet ettiği belli olmayan kelime, kavramlar ve uygulamalar süratle kaldırılmalı, yerine ahlakî farkındalık, sorumluluk bilinci, ahlak ve edepbilirlik, insan fıtratını önceleyen İslam ahlâkının inşa ve icrası kaim kılınmalıdır. Özellikle anaokulu ve ilkokul birinci sınıftan itibaren temel derslerin yanı sıra İslam ahlâkı öncelikli olarak öğretilmelidir. Büyük çoğunluğu Müslüman olan ülke insanın çocukları AB, ABD’nin kokuşmuş değerlerinin insafına terk edilmemelidir. Sevgi, saygı ve ahlak, sadece kağıt üzerinde değil bizzat yaşayarak ve yaşatarak özümsetilmelidir. Unutulmamalıdır ki, “Çocuklar bizim sözlerimizi değil, ayak izlerimizi takip eder.” - Avrupa kültürü değil, İslam kültürü esas alınmalıdır.
Müfredat çalışmaları ve ders kitabı hazırlama kriterleri Avrupa kültürünü değil, İslam’ın ahlâk ve kültürünü kazandıracak ölçülerle düzenlenmelidir. Ders kitaplarında ilim, ahlak ve hakikat dili tercih edilmelidir. Ders kitapları çarpık ve çelişik, yalan dolan bilgilerden arındırılmalı. Propaganda dili yerine ilim, ahlak ve hakikat dili tercih edilmelidir. Ahlak ve maneviyat sahibi bir nesil yetişebilmesi için MEB, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı aynı duyarlılığı paylaşıp eş güdüm içinde hareket etmelidir.