İnsan sever. İnsan sevmeli. İnsan, insanı sevmeli. İnsan, ağacı, doğayı, hayvanı sevmeli. Yaratılanı sevmeli. Yaratan’ı daha çok sevmeli. Zaten sevmezse neye yarar insan değil mi? Sevmek, Rabbimizin kullarının kalbine yerleştirdiği en güzel armağan değil mi?
Peki, insan insanı neden sever? Var mıdır bir nedeni? Olmaz mı? Her şeyin bir nedeni olduğu gibi insanı seven insanın da bir “niye”si var. Sahi sevdiğimiz insanları niye severiz?

Sevmediklerimizi niye sevmeyiz?

Gelin baştan başlayalım. Kendimizi seviyor muyuz? Kastettiğim narşizm anlamında bir sevgi değil. Sadece kendimizle barışık olma adına bir sevgiden bahsediyorum. Kendimizi seviyorsak niye seviyoruz? Yakışıklı/güzel olduğumuz için mi? Yoksa başarılı, zengin, girişimci olduğumuzdan dolayı mı? Kâlû belâda verdiğimiz sözü hatırlıyor muyuz? Verdiğimiz sözün gereğini yerine getirmeye çalıştığımız için mi kendimizi seviyoruz?

Peki insanları seviyor muyuz? Çevremizde sıkı iletişim halinde olduğumuz ve uzaktan görüştüğümüz insanlar ile ilgili gönlümüzde hangi duyguları besliyoruz? Gönlümüzde mutlaka bir duygu var. Bu duyguyu tanımlayabiliyor muyuz? Söz konusu kişi ile ilgili “evet ben onu seviyorum” diyebiliyor muyuz? Sevginin dozunu artırıp “ben onu çok seviyorum” dediğimiz insanlar var mı hayatımızda? Muhtemelen her birimizin hayatında gerçekten sevdiğimiz hatta çok sevdiğimiz insanlar vardır.

Sevdiğimiz hatta çok sevdiğimiz insanlar var ya… Onları niye seviyoruz? Var mı bir nedeni? Olmaz olur mu? Peki, bu nedenlere baktığımızda maddi gerekçeler mi daha ön planda yoksa gönle düşen muhabbetin sebebini tanımlayamıyor muyuz? Yahu Allah aşkına ne biçim sorular bunlar? Beyin yakan pardon kalp yakan cinsten sorularla ne işimiz var? Sana ne kardeşim seviyorsak seviyoruz. Sevmiyorsak sevmiyoruz. Ne yapacaksın niyesini, nedenini? Çok mu önemli? Elbette çok önemli?

Bir insan diğer bir insanı severek ibadet işleyebilir mi? Sadece bir insana muhabbet ederek ibadet işlemek… Olacak şey mi Allah aşkına! Neden olmasın! Her şeyi yoktan var eden Rabbimiz, sevme duygusunu gönüllerimize armağan eden Rabbimiz; kimi sevdiğimizi niçin sevdiğimizi sormayacak mı? Sevginin zıddı olan nefreti, buğzu sormayacak mı? Sevdiğine olan sevginin temelinde ne var? Buğz ettiğine olan buğzunun temelinde ne var?

Tamamen insani duygularla, gönlümüzde taşıdığımız yüklere bir göz atalım dilerseniz. Çevremizde iletişim halinde olduğumuz ve sevdiğimiz kişiye olan muhabbetimizin nedenini biliyor muyuz? O kişiyi niye seviyoruz? Çalıştığımız kurumda amirimiz ve bizi koruyor olabilir mi? Diğer çalışanlar arasında bizi kolluyor olabilir mi? Hatalarımızı görmezden gelip, kendi ekibini oluşturuyor olabilir mi? Bizden alış veriş yapıyor ya da bizimle birlikte alış veriş yapıyor olma ihtimali nedir? Ticarette, siyasette, cemiyette yükselme sebebimiz hatta velinimetimiz olma ihtimali nedir?

Soruyu tersinden sorarsak, bizi seven insanlar; sahi bizi niye seviyorlar? Gerçekten sevilecek insan mıyız? Hangi meziyetlerimiz var ki bizi seviyorlar? Çok mu becerikliyiz? Çok mu yakışıklı ya da güzeliz? Karakaşımıza kara gözümüze muhabbet edilir mi? Ve bize olan sevgi, seven kişinin karnını doyurur mu? Bize olan muhabbetin temelinde, muhabbet besleyenler için bir dünyalık çıkar mevcut mu? Sahi bizi, “bu insan Rabbine kulluk eden, kaliteli bir Müslüman” diye seven kaç kişi var? Peki, bizi severken, “evinde, işinde ve cemiyette örnek bir ahlaka sahip” gerekçesi ile seven var mı? Ahlakımızı beğendiği için bize muhabbet besleyen kaç kişi var? Merhametimizi, tevazuumuzu, dürüstlüğümüzü takdir ettiği için bizi seven insanlar var mı çevremizde? Çıkarsız, umarsız, bizi biz olduğumuz için sevenlerimiz de var mı acaba? Yani “niye”siz sevenlerimiz de var mı? Ne zor sorular, bunlar böyle!

Ticaret yaptığımız insan, bizi dürüstlüğümüzden dolayı seviyorsa kazançtayız. Mesleğimizi icra ederken bizi tanıyan ve seven insan, bizi iş ahlakımızdan dolayı seviyorsa kazançtayız. Hayvanseverliğimizden dolayı bizi seven insan, merhametimizden dolayı seviyorsa kazançtayız. Aile bağlarımız için bizi seven insan, eşimize ve çocuklarıma karşı örnek aile yaşantımızdan dolayı seviyorsa kazançtayız. Yönetici olduğumuzdan dolayı bizi seven insan, liyakatli ve adalet sahibi olduğumuz için seviyorsa kazançtayız. İlim sahibi olduğumuz için bizi seven insan, ilmimizle amel ettiğimiz için ve bilgimizi paylaştığımız için seviyorsa kazançtayız. Zenginliğimizden dolayı bizi seven insan, cömertliğimizden dolayı bizi seviyorsa kazançtayız. İletişim halinde olduğumuz her insan, bizi edebimizden dolayı seviyorsa kazançtayız. Yoksa… “Yoksa” kısmı zor. Tersini düşünmek bile istemiyor insan.

İyi güzel de çıtayı o kadar yüksek tuttunuz ki, bu hasletlere nasıl sahip olacağız? Bu hedefler çok yüksek. Çok çalışsak bile bu özellikleri kazanamayız. Farkındayım. Olmak var. Olmaya yaklaşmak var. Olmaya çalışmak var. Olmaktan vazgeçmek var. Biz artık hangisine talip olursak, hesabımızda o tarifeden görülecektir.

İlim tamam. Ticaret tamam. Siyaset tamam. Aile tamam. Cemiyet tamam. Peki, her yerde neden ille de ahlak vurgusu yapıyoruz. Ahlak vurgusu yapıyoruz. Çünkü bu yapılardan ahlakı aldığımızda geriye molozdan başka bir şey kalmıyor. Hani öz gidiyor ve geriye sadece şekil kalıyor diyoruz ya… İnanın ahlak olmadan şekil bile kalmıyor. Ahlak bir tek bize mi lazım? Herkese lazım. Evet ahlak herkese lazım. Ama en çok Müslüman’a lazım. Çünkü ahlak en çok Müslüman’a yakışır.

Ahlakı ile tanıdığımız bir insanı gerçekten severiz. Ama ahlakını gördüğümüz kendisini tanımadığımız insanı da severiz. Çünkü ahlakın kendisi güzeldir ve kendini sevdirir.
Sevgiden, sevmekten söz ederken, sevginin ötesi yok mu? Sevginin tutkuya dönüşmüş halinden bahsediyorum. Hani aşk diyoruz ya! Ah aşk! Aşkın özünde muhabbet yok mu? Gönülleri yakıp kavuran o sevgi seli… Kalpleri donduran o sevgisizlik…

Aşkla bağlandığımız, tutkuyla sarıldığımız insanı niye severiz? Böyle soru olur mu hiç? İnsan birine âşık olmuşsa olmuştur. Bunun niyesi, nedeni olmaz ki! “Niye seviyorsun” diye sorulduğunda “niyesiz seviyorum” dediğimiz insanlar var ya… Onlara sahip çıkalım. Başka bir deyişle, bizi severken “niyesiz seven” insanlar var mıdır bilmiyorum ama şayet varsa onlara sımsıkı sarılalım. Bizi niyesiz seven insanların kıymetini bilelim.

Sevgiyi var eden, insanların gönlüne nakşeden Rabbimizi nasıl sevelim? Şükür sebebimiz çok elbette. Müslüman olduğumuza elhamdülillah. Müslüman anne babadan dünyaya geldiğimize elhamdülillah. Sağlığımıza, ailemize, işimize, aşımıza, eşimize hâsılı verdiği tüm nimetlere elhamdülillah. Amenna! Lakin niyesiz sevilmeye en önce ve en çok sevgiyi kalbimize yerleştiren, sadrımızı genişleten Rabbimiz değil mi?

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum