Toplum aileden oluşur. Aile bağları sıkıntılı olan toplumlar da sıkıntılıdır. Çocuğun eğitimi anne karnında başlar. Psikologlar çocuğun davranışlarına bakarak ailesi hakkında bir bilgi edinebiliriz, kanaatindedir. Ailenin hamilelik döneminde mutlu olması, iyi şeylerle meşgul olması, helal lokma yemesi çocuğun Salih olması için birer nedendir. Bunun için Siyonizm önce aile bağlarını kopartma ve ulvi kavramları yok etme ile başlamıştır. Yani Kur’ani kavramlar önce yok edilmektedir. Sonra toplum sömürülmeye hızlı başlar. Aile yapısını bozmak toplumu bozmak için en büyük etkendir.

Çocuk, ailenin yansımasıdır. Okullardan öğretmen veya veli tarafından getirilen problemli öğrencilerin üzerinde bir araştırma yaptık. %95 oranında temelinde öğrencinin ailesindeki ve çevresindeki problemlerin yansıması olduğu sonucuna varılmıştır. Bu araştırma 500 İlkokul ve ortaokul öğrenci üzerinde yapılmıştır. Buna göre; % 65 anne baba ayrılığı ve ev içinde görülen şiddet, % 20 model aldığı birinci derece yakını, % 10 evde baskı nedeniyle yapamadığı davranışları arkadaş ortamında kanıtlamak. %5 sebebi tam tespit edilemeyen nedenler olduğu görülmüştür. Çocuk 6 yaşına kadar aileden aldığı eğitimin şekline ve kalitesine bağlı olarak ya güvenli veya güvensiz, ya sorumlu veya sorumsuz bir kişilik kazanmış olur. Okul, ailede oluşan kişilik üzerine bilgi yükler; ona yeni bir kişilik kazandıramaz. Onun için eğitim ailede başlar. Araştırmalar ana rahmindeki embriyonun 4. aydan itibaren annesi tarafından istenip istenmediğini, sevilip sevilmediğini sinirler yoluyla hissettiğini gösteriyor. İstenen embriyo kendisini değerli hissediyor ve anneye güven duygusu gelişiyor. Annenin söylediği şarkı veya okuduğu Kur’an seslerini duyar ve kayıt eder. Bu kayıt sonraki hayatında o çocuğun kişiliğine etki etmektedir. 4 yaşında anne ve babasının namaz kıldığını gören çocuk onları taklit eder. Bunun için ebeveyn çocuklara iyi model kişi olmak zorundadır. Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’de buyuruyor ki; “Ey İman edenler, kendinizi ve aile fertlerinizi ateşten koruyun.” (Tahrim Suresi, Ayet 6.) Çocuğumuza model olarak sunmamız gereken önderimiz Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şerifin de; “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiye ve edepten daha üstün bir miras bırakmış olmaz.” (250 Hadis, Hadis:204 ) Bu ilkelerle hareket eden ebeveyn bu ilkeleri yaşayarak çocuğuna örnek olur.

Dizilerle Nesil Yok Ediliyor

Televizyonun yeni kullanıldığı dönemlerde Batı kaynaklı dizilerle aile, mahremiyet, sadakat temellerine dinamit kondu. Bunu yerli dizilerle devam ettiriyorlar. Bu diziler ailecek izlendi ve bazı değerlere küfür normal olduğu algısı yerleşti. Önce yüzü kızararak izleyen nesil yıllar geçtikçe ar damarları çatlamış olarak izlemeye devam etti. Aile dizileri sonra okul dizileri ile yarayı derinleştirdi. Babalar köpek olarak çocuklara izletildi, aşk oyunları ilkokul öğrencileri arasında işlendi. Eşi aldatan ve mutlu olan bireyler aktarıldı. Recep, Şaban gibi isimler aşağılandı. Allah’ın Gaffar gibi isimleri alay konusu edildi. Siyonizm bu çalışma ile kavramları ortadan kaldırdı. Türk dizilerinin çekiliş amaçlarına baktığımızda, toplumun değer yargılarını önemseyip ona göre senaryolarını hazırladıkları ve manevi dinamiklere azami derecede hassasiyet gösterdikleri söylenemez. Zamanla bu sunular ailecek izlene izlene normal olmaya başladı ve toplum bozuldu ve amaca ulaşıldı. Her film, dizi ve animasyon bir amaçla sergilenmektedir. Toplumu bozmak ve değerlerinden koparmak bu amaçların en bilinçli olanıdır. Böyle bozulmuş ve değerlerini kaybetmiş bir aileden nasıl düzgün nesil beklenebilir? Bu yapı toplumu da bozmaktadır.

Son zamanlarda Türk dizilerinin başarılarından, dışarıya ihraç edilmelerinden ve yüksek miktarda para kazanmalarından bahsediliyor. Maliyetleri ile dünya ile yarıştığı övünülerek anlatılmaktadır. Diziler ülkemizin değer yargılarına, örf ve adetlerine uygun çekilirse, eğitici ve bilgilendirici yönü ön planda tutulursa aileyi ve toplumu islah eder. Yok, eğer toplumun değer yargılarına tamamen ters bir anlayışla bu diziler çekilirse o zaman da toplumun ifsadı yönünde bir araç olacaktır. Bugün dizilerin içeriğine baktığımızda İslam’ın haram saydığı, gayrı meşru gördüğü ve ahlaksızlık olarak nitelendirdiği ne kadar fiil varsa, gündelik hayatın bir parçasıymış gibi işlenmekte ve uygar bir toplumun olmazsa olmazı olarak vurgulanmaktadır. Sanki Müslüman bir topluma yönelik bu diziler hazırlanmıyor da küfür ehli bir topluma yönelik hazırlanıyor gibi görülmektedir. Bu tür diziler ülkemizi zehirlediği gibi şimdi de İslam topraklarına ucuz şekilde satılarak bu görevlerini küreselleştirdiklerini görüyoruz. Ahlaksızlık bir yaşam biçimi olarak takdim edilmekte, örf ve adetler yok sayılarak gayrı meşru ilişkiler ön plana çıkarılmakta, geçinmek adı altında hırsızlık ve uyuşturucu kullanımı özendirilmekte ve insan öldürmeyi çok basite indirgeyerek yaşama hakkına kast etmeyi yaygınlaştırarak insani ve İslami olan değerleri yok etmeyi amaç haline getirmektedirler. Bugün boşanma oranını oldukça artmasında bu tür dizilerin etkisi tartışılmazdır.

ALO 147

Veli toplantılarında öğrencilerin dersleri sorulur. Ahlakı nasıldır? Namazlarını burada devam ettiriyor mu? Sizleri üzer mi? Sizlere proje sunar mı? Yalan söyler mi? Varlıkların kıymetini bilmiyor nasıl farkındalık oluşturabilirim? Sorularını kaç öğretmen duymuştur. Bunu merak ettim ve1500 öğrencinin olduğu okulda bir veli toplantısından sonra öğretmenlere sordum. 3 velinin buna benzer soru sorduğu aktarıldı.

Bir zamanlar “Eti sizin kemiği bizim” diyen veliler nerede kaldı, dersiniz. Evet öğretmen kasap değildir, ama bu bir anlam teşkil ederdi. Öyle zamandayız ki 8 yaşındaki çocuğuna inanıp öğretmene inanmayan bir veli. “Çocuğunun anlattıkları doğru mudur?” demeden öğretmen hatta müdür dövmeye kalkışan veli… Canı sıkılan birinin BİMER veya Alo 147 şikayet hatlarını kullanması, öğretmenine ve müdürüne güvenmeyen buna cevap vermesi için tehdit eden bir devlet. Öğretmenin eli kolu bağlı ve verim bekleniyor.

Velinin evde tartıştığı, aleyhinde atıp yuttuğu bir öğretmen o çocuğa nasıl etkili olabilir? Eğitimci olmadan eğitimciye yön vereceğini zanneden ve böyle davranan veli derin yaralar açmaktadır. Görev dağılımında bir yanlış var. Anne anneliğini, baba babalığını ve öğretmen öğretmenliğini bilmelidir. Roller değişince aksaklıklar ortaya çıkıyor. Bu yanlış sonrası öğrencinin gözünde öğretmen nasıldır? Kendini öğretmenine kapatan bir öğrenci ile nasıl ilişki kurulur? Veli bunları düşünmeden velilik yaptığını zannetmektedir.


Alo 147 ve BİMER Şikayetim var. Bir sıkıntı var yetiştirdiğimiz öğrenciler şiddet yanlısı oluyor. Rehberlik edeceğim ama öğrenciden çok velinin rehberliğe ihtiyacı var. Dizilerle bozulduk, müfredatla gerçek hayata ulaşamadık. Başarıyı sınavlardaki nota bağladık. Kendini öne çıkaran, makam hırsı sarmış, her döneme göre bukalemunlar çoğalmış, değerleri zenginliği oranında ve yüksek makamdaki tanıdıkları kadar yükselmiş kişiler olduk.

Gereğinin yapılmasını arz ederim.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum