Sosyal bir varlık olan insan, ihtiyaçlarını karşılamak için her zaman başkalarının yardımına muhtaçtır. Nesiller, ebeveynlerin bedensel gelişim ve öğretmenlerin eğitim çabalarıyla geleceğe hazırlanır. Bu görev, öğretmenliği özden yoksun, yalın bilgi aktaran sıradan bir meslek veya memuriyet olmaktan çıkarır, hasbilik ruhuyla toplumu yeniden inşa sanatına dönüştürür. Öğretmen, kendini yoksayan özverisiyle yüksek insani değerlerle toplumu milletleştirmeye adayan ulu kişidir. Biricik gayesi, eserini mükemmel yapma, sanatının hakkını verme ve kendini millete adayan sanatkâr olmanın manevi hazzına ermedir.

Ruhunun enginliklerinden gelen millet sevgisi ve nesilleri eğitme aşkıyla öğretir, görevini vicdani sorumluluk tutkusuyla yapar. Milleti ilim sevgisi, hakikat sevdasıyla inşa eder, toplumda ilim ve âlime kazandırdığı saygı, kendisine tekrar saygınlık olarak döner.

Bugüne kadar milleti inşa sanatkârı olan öğretmenin konumunu ve etkisinin sınırlarını belirleyen kapsamlı bir tanımı yapılamamıştır. Çünkü öğretmenlik, hayatı kuşatan mesleki alan bilgisi, öğretim stratejileri marifeti, metodoloji mahareti ve güçlü ahlakıyla öğrencilerine ve topluma rol model olma görevi yüklenen geniş kapsamlı bir uzmanlık alanıdır. Hayata ruh vererek yaşamayı sanata çevirir, başarıyı en saygın konuma yükseltir, bilimle medeniyetleri inşa eder.

Bilgiyle ruhları doyurur, güçlere güç katar ve vakitlere değer kazandırır, toplumu coşkuyla kendi medeniyetini inşaya hazırlar. Modern bilimi millî örfle yoğurur, fikirleri geliştirir, yenilikçi düşünme yöntem, teknik ve taktikleri geliştirir.

Müfredatı özgün psikolojik sistem üzerine kurar ve güçlü mesleki otoritesiyle reformlar yapar, milletin gönlünde saygınlık kazanır. Milleti kendine özgü ilim ve irfan eğitimiyle geleceğe hazırlar, düşünce ve üretim gücüyle kendi medeniyetini kurarak mutluluğa erdirir.

Öğretmenin mesleki gelişimiyle toplumsal saygınlığı, etle kemik gibi bütünlerdir. Saygınlık, gelişmiş üstün mesleki kapasitesiyle kazanılır, uygulama ehliyet, dirayet ve liyakatle zirveleşir.

Birikimi berrak ve akliyatı tertipli ideal öğretmen, öğrencilerine yalın bilgi yükleyerek onları bilgi deposu yapmaz. Aksine akli yeteneklerini maharetle, melekelerini hünerle ve basiretlerini ferasetle kullanmayı öğretir. Bilgili ve bilinçli düşünerek görevini yapan, sorumluluk alan, özgün karakterli öğrenciler yetiştirir. Onlara uygun öğretim stratejileri geliştirir, girdi, çıktı ve kazanım sitemini ustalıkla yönetir.

Saygınlık, gelişmiş üstün mesleki kapasitesiyle kazanılır, uygulama ehliyet, dirayet ve liyakatle zirveleşir.

Mesleğini içtenlik ve coşkuyla yapar, öğrencilere olağanüstü öğrenme aşkı aşılar. Sürekli birikimlerini ölçerek kontrollü ilerler, her zaman hedefe odaklanır, ne yapacağını ve nasıl yapacağını çok iyi bilir.

Zekâyı irfan, ruhu olgunluk, cesareti fedakârlıkla yoğurur, şımarığı mütevazı, laubaliyi ağırbaşlı yaparak özgün düşünebilen güçlü şahsiyetler yetiştirir.

Öğretmenin Mesleki Gücü ve Saygınlığı

Öğretmenlik; fıtri nitelikli becerilerin bilimsel bilgi ve deneyimlerle geliştirilmesi, niceliksel pekiştirimiyle edinilen toplumu inşa sanatıdır. Doğuştan getirilen vizyoner, karizmatik, etkileşimci yetenekler ile sonradan kazanılan sezgisel ve analitik davranışları bütünleştirme ustalığıyla nesilleri yetiştirir. Bizim kültürümüzde öğretmenlik; “eğitim her yerde, herkes eğitmen” anlayışıyla millet olma hiyerarşisini tesis eden sosyal sorumluluk sisteminin meslekleşen şeklidir. Bu nedenle öğretmen, kişisel üstün nitelik ve bilimsel niceliğin zirvesinde olan seçkin ariflerin yaptıkları kutsal bir meslektir. Hep diğerkâm, fedakâr, vizyoner bir lider, toplum çıkarlarını kendi menfaatlerine tercih eden, öğrencilerine hayatını adayan seçkin insandır. Dolaysıyla bencil, tamahkâr, lakayt, muhteris, tasasız ve fırsatçıdan asla öğretmen olmaz, olsa da toplumu inşa edemez, sadece düşük, maaşlı bir memur olarak kalır.

Öğretmen, bilginin gücüyle toplumu geleceğe hazırlar, bilim ve aklı hayata egemen kılar. Harika akıl ve zekâsıyla değişir değiştirir, gelişir geliştirir, güçlü ilerisi görüşüyle hedefe kilitlenerek milleti aydın geleceğe hazırlar. Dâhiyane çalışır, şaheser işler yapar, riskler alır, sıra dışı sorunlara olağanüstü ideal çözümler üretir. Akılları bilgi, kalpleri irfan, vicdanları edeple donatarak erdemli, yüksek seciyeli fedakâr nesiller yetiştirir. Görevinin önemini bilir, çabalarının dünyanın kaderini değiştireceğine inanır, kazara yaptığı bir hatanın tsunami etkili yıkımıyla irkilir. “Eğer bir ülkenin katili olmakta çıkarınız varsa öğretmenlikten daha etkili bir hançer bulamazsınız.” (Baltacıoğlu, 1995) Zira öğretmen toplumun her ferdini, meslek erbabını yetiştiren ulu sanatkârdır, başarısızlığı toplumun başarısızlık ve çöküşünü hazırlar.

Bizdeki engin öğretmen saygısı gücünü Hz. Peygamber (sav)’in: “Ben ancak bir öğretmen olarak gönderildim.” hadisi şerifinden alır. Bu nedenle toplum, öğretmenliğe peygamber mesleği ulviyeti atfeder. İlim şehrinin kapısı Hz Ali’de (ra): “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” iltifatıyla en zirveye taşınır. Okul ve öğretmen henüz kurumsal bir kimlik kazanmadan Socrates: “Dünyada her şeye bir değer biçilebilir ama öğretmenin eserine asla değer biçilemez, çünkü onun eseri her şeydir.” tespit ve hürmetinde bulunur. Mısır millî şairi Ahmet Şevki: “Öğretmene pür edepli, vefanla saygıya dur /Peygamber varisi olayazan öğretmen, uludur.” dizesiyle kutsal payesini perçinler.

Medeniyetleri Kur'an, mirası koruyan, geliştiren, hak ve hakikat aşığı cefakâr öğretmenlerdir. Çünkü onun emeği: “Bir Müslüman’ın ilim öğrenmesi ve başkalarına öğretmesi en faziletli sadakadır.” övgüsüyle sürüp giden iyiliklerdir.
Asırların yıpratmasıyla öğretmenlik geleneğinin yozlaşması, nice medeniyetlerin sonunu getirmiştir. İbn Sina bu çöküşleri: “Öğretmenin nefsinin isteklerine uyması, aşırı öfkelenmesi, tamah ve hırstan kaçınmaması, korkak olması gibi erdemleri yitirmesiyle” açıklar. İstiklal Şairimiz, kifayetsiz öğretmelerin zarar ve hasarını: “Muallim ordusu derken, çekirge ordular / Çıkarsa ortaya, artık hesapedin zararı” korkusuyla açıklar. Öğretmen liyakatini de: “Muallimim” diyen olmak gerektir imanlı /Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı. / Bu dördü olmadan olmaz: vazife, çünkü büyük” nitelikleriyle açıklar. Ehliyetsiz öğretmenin de: “Huda rızası için, “ehliyim işin” demesin! / Demiş de olsa, denilsin: “Kuzum, neyin nesisin?” acındırmasıyla haddini bilmesini, yine de bilmezse birisinin ona bildirilmesini ister. Çünkü vazife insanlık görevi, çok büyük ve hassas, asla ihmal edilemez, savsaklanıp tavsatılamaz.

Öğretmenlerin Liyakat ve Saygınlık Denetimi

Evrende ölçüm ve denetimi yapılamayan her şey yok hükmündedir. Bunun için insanoğlu herşey için bir ölçüm tarzı, türü ve birimi icat etmiştir. Bunun için ölçülecekler; katı, sıvı, gaz, kırat, gram, kilometre, barometre, ışık hızı, soğuk sıcak, sert yumuşak, başarılı başarısız, iyi kötü, edepli edepsiz gibi çeşitli türlere ayrılır, sonra da her birine özel ölçüm araçlarıyla bilinebilen bir varlık formuna dönüştürülür. İster somut ister soyut olsun her varlık kendine mahsus bir birimle ölçülür ve ölçülebilir olmasıyla da denetlenebilir ve geliştirilebilir olur. Bu temel teoremin öğretmen eğitimi, mesleki gelişim ve saygınlık önermesine uyarlanması için önce söz konusu olguların ölçülebilir forma dönüştürülmesi gerekir. Ölçülebilir forma aktarılan öğretmenlik liyakati, niteliksel denetimi ve mesleki gelişimi oranında saygınlık kazanır.

Ülke eğitiminin anakronik sorunu, henüz net bir ölçüm ve ona dayalı sağlıklı denetimin yokluğudur.

Ülke eğitiminin anakronik sorunu, henüz net bir ölçüm ve ona dayalı sağlıklı denetimin yokluğudur. Çünkü ölçüm, eğitim ve öğretmen görevlerinin tam tanımını yapma ve sorumluluk sınırlarını belirlemeyi gerektirir. Bunun için eğitim filozofları, öğretmeninin mesleki liyakat, müktesebat ve saygınlığını ölçülebilir yapmak için eğitimi sağlıkla izomorfik saydılar. Zira tıbbın hedefi birey veya toplumun bedensel sağlığı, eğitimin hedefi de birey veya tolumun davranışsal sağlığıdır. Bu özdeşlikle tıptan eğitime yöntem, teknik, terminoloji transferi yapılarak eğitime ölçülebilir bir form kazandırıldı.

Tıpkı insan sağlığının ölçüm ve denetimi yapıldığı gibi eğitiminin de ölçüm ve denetimi yapılabileceği kabul edildi. Her eğitim problemi bir hastalık gibi incelenerek tedavi yolları aranmaya başlamasıyla eğitim hastalıklarını tedavi eden öğretmenin bir tabip gibi eğitilmesi gerektiği belirdi. Çünkü sağlıklı eğitim ancak sağlıklı öğretmenle yapılabilir. Bu ise mesleki marifeti tam, talim liyakati mükemmel ve terbiye mahareti yüksek adeta bir sistem tabibi gibi öğretmenlerin yetiştirilmesi gerektirdi.

Eğitim Sisteminin Sağlık ve Hastalık Denetimi

Eğitim tarihinin bilinen ilk resmi denetimi, 1830'larda ABD’de müfredat denetimidir. Eğitimci Friedrich Froebel, Johann Pestalozzi, Johann Herbart ve John Dewey, deneysel müfredat teorisi geliştirdi ve buna 1910’larda bilimsel yönetim eklendi. Bilimsel denetim sisteminin öğretmen ile denetçi denkliğinden dolayı gerilime neden olduğu için sistemi Morris Cogan ile Robert Anderson “Nesnel ve Bilimsel Klinik Denetime” evirdi. Denetim, öğretmenin öğretme bilgisi yerine gözlem ve ilişkilerini sorgulamayı esas aldı. Araştırmalar, eğitim sorunlarının sosyal bir hastalık olduğunu belirleyince “Tıbbi Klinik Sistemi” ile tedavi yolları geliştirildi.

Eğitim hastalıklarını belirleme ve tedavide “Klinik Denetim” mantığı aynen uygulandı. Gelişen tıp ile eğitimin metodoloji ortaklığı, Pasi Sahlberg ile hastalık nedenlerinin “eğitim virüsü” tanımıyla daha da gelişti.

Sahlberg, eğitim sistemlerini tek tip yapmaya çalışan “Küresel Eğitim Reformu Hareketinin” transferlerle millî sistemlere virüs bulaştırarak hasta ve işleyemez yaptığı fikrini ileri sürdür.

Eğitim sisteminin sağlık veya hastalık denetiminin yapılabilmesi için sağlıklı veya hastalıklı durumlarının belirlenmesi gerekir. Her eğitim eylemi, durumu tespit eden belirsizliği gideren bir tanımla ölçülerek denetlenebilir yapılır. Gerçek tanım için sağlık sisteminden ödünç terim ve yöntemler alınır, onlara göre sorunlar tespit edilir ve çözümler bulunur. Birey veya toplumun sağlık-hastalık ilişkisi ile birey veya toplumun eğitim sorun-başarı ilişki mantığı düzleminde ele alınır. Eğitim sorunlarının somut tanımı tıbbi “genel veya klinik denetim” teknikleriyle yapılır. Hastalık nedenleri bulunarak tedavi edildiği gibi eğitim sorunlarının nedenleri bulunarak çözülür ve öğretim başarılır. Sanki eğitim toplumsağlığının kalbi, öğretmen de eğitim sağlığının kalbi gibi tedavi edilir. Çünkü eğitim sistemi sağlıklı olmadan toplum, öğretmen sağlıklı olmadan da eğitim sağlığından söz edilemez. Sağlıklı eğitim, ancak sağlıklı öğretmenle olacağı için her tanım, ölçüm ve denetimin odağına öğretmen alınarak yapılmalıdır.

Genel Öğretmen Sağlık Denetimi

Genel öğretmenin sağlık denetimi, sınıf dışı veya yönetim işlerinin en kapsamlı makro alanda denetimidir. Okul içi veya dışı genel idari yapı, hizmet öncesi, hizmet içi ve uzman öğretmen yetiştirme süreçlerinin ve müfredat sağlığının denetimidir. Aday öğretmenler yeterlilik temelli yaklaşımlar ve deneyimli akademisyenlerle mesleğe hazırlanır.

Anlık problemlere doğru çözümler üretme, bilgiyi aktarma yöntem ve stratejileri paylaşma, yeterlilik ve nesnel yaşantılarla öğrenci ihtiyaçlarını belirleme becerileri geliştirilir. Bireysel öğretim yerine birlikte öğrenme, öğretirken öğrenme ve kendini geliştirirken başkasına da katkıda bulunmayı öğrenir. İletişim becerileri geliştirilir, tüm öğretim bileşenleri bütünsel çalıştırılır ve sorunlar merkezi yönetimin iş birliğiyle çözülür, sorumluluk bireylere dağıtarak okul merkezli kararlar alınır.
Öğretmenin sağlıklı eğitimi özel yaklaşım, yöntem, teknik ve taktiklerle yapılır. Bir yaklaşımın sorunu çözüm tarzı, başka bir yöntemle desteklenir ve çözümler keyfi değil, bilimsel yapılır.

Çünkü bir eğitim yaklaşımı bilimsel sonuçlar için birden çok teoriyi esas alır ve özel kavramlar, gayeler, ilkeler,kurallar ve işlemlerle sonucu denetler. Yaygın kullanılan geleneksel yaklaşımlar; daha çok öğretmen, ders kitabı ve klasik araçları kullanarak öğretim yapar. Davranışçı yaklaşımlar; öğrenme yaşantılarını uyarıcılar, tepkiler, tekrar ve pekiştiricilerle hedef davranışları alışkanlık hâline getirir. Bilişsel yaklaşımlar; duyularla keşfetme, anlama, eski ve yeni bilgileri zihinde hiyerarşik ilişkilendirme, şemalandırma ve ön bilgileri bilgisayar gibi aktif işleyerek öğretir. Yapılandırıcı olanlar ise bilgiyi araştırır, nerede ve nasıl kullanacağını belirler, öğrenciye kendi öğrenme biçimini keşfettirerek öğretir.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum