Evrende yaratılan en kıymetli varlık insandır. Öğretmen ise kendisine “insan emanet edilen kişi” dir. İnsan diğer varlıkların hiçbirine benzemez. Dahası hiçbir insan da diğer bir insanın aynısı değildir. Her insan bir âlemdir. 8 milyar insandan hiçbirinin parmak izleri birbirine benzemez. İnsanı inceleyen Fransız Filozof Alexis Carrel, kitabının başlığını “İnsan Denen Meçhul” olarak koymuş. İşte insan böyle girift bir varlık.
Öğretmenin eğitimde muhatabı öğrenci(insan)dir. Önce insanı sevmeli ve tanımalıdır. İnsan yalnız maddeden ibaret değil, bir de iç(ruh) dünyası vardır. İnsanın “vücut” kısmı yeme içme ile doyurulur, iç dünyası ise sevgi ile… Sevgi, öğrenci ile “ilgi”lenmeyi ve ona “bilgi” sunmayı getirir. Onun için insanı ve öğrenciyi sevemeyen boşuna öğretmenlik mesleğine adım atmasın!
“Her insan bir âlem” dedik ya!Her insanın farklı birer hayal dünyası, sevdikleri, tepki gösterdiği şeyleri, hatıraları var. Bu “sevgi” ve “tepki” ler her insanda aynı dozajda değil. Her insanda farklılık gösteriyor. Öğretmenliğin “bilgi” ve “sabır” gerektiren bir meslek oluşu bu yüzden!
ÖĞ-DER BİR ÖĞRETMEN KURULUŞU
ÖĞRETMEN önce insanı tanımalı ki onu yetiştirebilsin yani onda var olan cevherleri işleyebilsin. Bir öğretmen kuruluşu olan Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) 17 senedir yaptığı çalışmalarda insanı araştırıyor, insanın yetişmesine ve eğitimine katkı sunmaya çalışıyor. 15 senedir çıkan Millî Şuur dergisi de tamamen insan yetiştirme ve eğitimini esas alan yazılara ve araştırmalara yer veriyor.
ÖĞ-DER, eğitim dünyasına hizmet verebilmek için 81 ilde şubeler açmış ve yapılanmış durumda. ÖĞ-DER’e mensup bütün öğretmenleri, eğitimin gelişmesi ve arzu edilen ideal noktaya ulaşması için katkı sunmaya davet ediyor. Dernek olarak kollektif bir çalışmaya yönelmişler. Komisyonlar kurarak daha güzel ve kimliğimize uygun raporlar hazırlıyorlar. Hazırladıkları raporları Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilgili birimlerine ulaştırıyorlar.
Millî Şuur dergisi de öyle! Hem bakanlığın ilgili birimlerine gönderiliyor hem de öğretmenlerin faydalanmasına sunuluyor. Eğitimle ilgilenen herkes bu dergiden faydalanabiliyor. Birlikte düşünme, birlikte uygulama şeklindeki “katılımcılık” güzel sonuçlar ortaya koyuyor. Bu yaklaşım ve yöntemle daha güzel sonuçlara ulaşılacağına inanıyorum.
PROJE ÜRETİYORLAR
3 Şubat 2022 günü “Öğretmenlik Meslek Kanunu” çıkarıldı ya… Bu kanun Türkiye’nin ihtiyacı olan ideal öğretmen yetiştirmeye ne kadar hizmet eder dersiniz? Öğretmenler senelerden beri “Öğretmen Meslek Kanunu”nun bulunmayışından şikâyet ederler. ÖĞ-DER de baştan beri bu ihtiyaca vurgu yaptı. Bunun bir ihtiyaç olduğunu söylemekle kalmadı; raporlar hazırladı, projeler sundu.
Ekim 2018’de “Öğretmen Yetiştirme, İstihdam Etme ve Öğretmenlerin Mesleki Yeterliliklerini Geliştirme Politikaları ve Uygulamaları Raporu” hazırladı. Bu raporu MEB’in ilgili birimlerine sundu.
Raporda, eğitimin nitelik yönüne vurgu yapılıyor; yetişmiş insan gücümüzün,“geleceğimizin teminatı” olduğu belirtiliyordu. Personel istihdamında ise “seçici” ve “özendirici” bir yol izlenmesi öneriliyordu. Öğretmenlik mesleğinin “temsil ve tebliğ” yönüyle ulvi bir görev olduğu görüşüne yer veriliyor, millî mutabakat ile “öğretmenlik” tanımının yeniden yapılması isteniyordu.
Diğer bazı önerileri de şöyle: “Katılımcı, bilimsel, gerçekçiliğe uygun, uygulanabilir, sürdürülebilir ve geliştirmeye açık politikaların olması. İrdeleme, değerlendirme ve geliştirmeye yönelik çalıştaylar yapılması. Mesleğin kutsiyetine uygun etik, ahlaki ve vicdani boyutlarının öne çıkarılması. Mesleki deneyim ve olgunluk, alanla ilgili değişiklik ve yeniliklerin izlenmesi. Kişilik gelişimi ve karakter eğitimi gibi programlar hazırlanması. Her yönden donanımlı bir “Millî Eğitim Akademisi” oluşturulması.”
ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU
ÖĞ-DER bu konuda ciddi bir araştırma yaptı. “Şuurlu Öğretmenler Derneği ve Eğitimci İnisiyatifi Grubu” olarak “Öğretmenlik Meslek Kanunu Hakkında Düşünceler” başlıklı bir rapor hazırladı (Ekim 2019).
Raporda MEB’in hazırladığı “Vizyon Belgesi”nde eğitimin sorunlarına köklü çözümler önerilmesi takdir edildi. “Öğretmenlik Meslek Kanunu”nun en güçlü referansının “ilmî çalışmalar” olduğundan hareketle “evren, temsil, kapsayıcılık” özellikleri dikkate alınarak eğitim araştırmalarında yararlanılması önerildi. Kanunda etkili iletişim yönteminin yer alması da istendi.
Konu ile ilgili şu öneriler de öne çıktı: “Öğretmenin görev ve sorumlulukları tanımlanmalı. Kanun ruh köklerimize uygun olmalı. Öğretmen alan dışı konularla meşgul edilmemeli. Zorunlu görevlerde netlik olmalı. Kişilik özellikleri mesleğe uygun olmayanlar başlangıçta belirlenmeli ve sisteme girişleri engellenmeli.
Mesleğe öğrenci seçimi ortaöğretim aşamasında kurgulanmalı. “Aday öğretmenlik” sistemi getirilmeli, iki yıllık denemede başarılı olamayanlar başka mesleklere yönlendirilmeli. (Pek çok önerilerin de bulunduğu raporda tekliflerin açılımları da yapılmış.)
“Öğretmenlik Meslek Kanunu” olarak çıkan kanun, gerçekte “3600 ek gösterge ve öğretmenin kariyer basamakları düzenlemesi”dir.
Hamdi SÜRÜCÜ
DAHA SONRA NE OLDU?
TASARI hâlinde TBMM’de bekleyen “Öğretmenlik Meslek Kanunu” Meclisten geçti ama bu kanun eğitim camiasının beklentilerini karşılamadı. Konuyu değerlendiren ÖĞ-DER Genel Başkanı Hamdi Sürücü, “Çıkan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu” değil, “3600 Ek Gösterge ve öğretmenin kariyer basamakları düzenlemesidir.” açıklamasını yaptı.
ÖĞ-DER, konu ile ilgili raporlar hazırladı, genel başkanı basın açıklamaları yaptı. 20. Millî Eğitim Şurası’na katıldı ve konuştu. Fakat eğitim uygulamalarını geliştirmekten yoksun bir kanun ile karşı karşıya kaldık.
Hamdi Sürücü’nün görüşlerine başvurdum. Dedi ki: “Kanun ölü doğdu. Öğretmenler yok sayıldı, kandırıldı. Eğitim camiasının beklediği ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ çıkmadı. Bu kanunda öğretmen yetiştirme ve yeterlilik yöntemleri; öğretmenlerin yetki ve sorumlulukları, ücretli, sözleşmeli öğretmenlerin ‘kadrolu’ durumuna getirilmesi yok. İdareci atama ve müfettişler maddesi yok. Yüzlerce problem içinden ikisi seçilmiş, Öğretmenlik Meslek Kanunu olarak çıkarılmıştır.”
ÖĞRETMENLERİN GÖRÜŞÜ ALINMADI
ÖĞRETMEN kuruluşları daha çok, tasarı hazırlanırken geniş çapta öğretmenlerin görüşlerinin alınmadığını anlatıyor. Anadolu Eğitim-Sen Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici şu açıklamayı yaptı: “Taslak öğretmenlerin sorunlarını çözmekten uzaktır. Kanun hazırlanırken öğretmenlerin görüşü alınmadı31. 12. 2021). Sayın Öğretici’nin yakındığı taslak aynen kanunlaştı.
“Öğretmenlik Meslek Kanunu” olarak çıkan kanun, gerçekte “3600 ek gösterge ve öğretmenin kariyer basamakları düzenlemesi”dir. Beklenen karşısında devede kulaktır. Sonuç, eğitim camiasını hayal kırıklığına uğratmıştır. Hiç kimse öğretmenlerin problemlerinin sona erdiğini sanmasın. Bu kanunun mutlaka “ek düzenleme” şeklinde revize edilmesine ihtiyaç vardır.
Eğitimle ilgili bir konuda öğretmenin görüşü alınmıyorsa “öğretmene değer verildiği”nin söylenmesi boş bir sözden başka bir şey değildir. MEB’nin imkânları geniştir. Millî Eğitim müdürlükleri ve müfettişler eliyle bilgilendirme yapıp öğretmenlerin görüşlerini almak hiç de zor bir şey değildir. Öğretmenlerin daha fazla moralleri bozulmadan böyle bir “katılımcı çalışma” mutlaka yapılmalıdır.