1- Öğretmenlik irfana ulaşma yolunda bir sanat olarak bilinmeli.

Öğretmenlik meslekmidir, değil midir tartışmasına girmeden doğrudan ifade etmek isterim ki öğretmenlik bir sanattır. Allah Teâlâ’nın, Hz. Peygamber’in ve âlimlerin icra ettiği bir sanattır. Her şeyi yaratan ve her şeyi bilen Allah(cc), Hz. Âdem’den bu yana eğitimin merkezine hep öğretmenleri koymuştur. Hz. Âdem ilk insan ve ilk öğretmen. Hz. Nuh, Hz. İdris, Hz. İbrahim, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. İsa ve Hz. Muhammed Mustafa (sav); hepsinin asli görevi öğretmenlik. İnsanı yaratan ve onu en iyi tanıyan Rabbimiz yüz yirmi dört bin peygamberi, hükmünü anlatması için dört kitapla indirmiştir. Eğitimin temel paradigması işte budur. Eğitim belki kitapsız olabilir; ama öğretmensiz asla.Peygamberlerden sonra da Peygamber mirasçısı âlimler hep eğitimin merkezinde olmuştur. Bu ilahî prensibe uyulduğu dönemlerde eğitimin çıktıları hep güzel olmuştur. Asrı Saadet, Emeviler, Abbasîler, Endülüs, Selçuklu ve nihayet Osmanlı, bunun güzel örnekleriyle dolu.

Ne zamanki öğretmenlik sanatı önemini ve önceliğini yitirip yerini kitaplara bıraktı, işte o zaman bilgiç ve kibirli çıktılar üretilmeye başlandı. Ahlak, erdem, nezaket, zarafet, hürmet, muhabbet, heyecan gibi değerler yerini günübirlik, sıradan, bayağı, çıkarcı, pragmatist, estetik yoksunu, zevk-perest yaklaşımlara bıraktı.

Zamanın değişimiyle insanın ilgi ve etki alanın değişebilirliğine elbette sözüm yok. Ve pek tabi eğitimin de bu değişimlere uyumlu olması çok normaldir. Ne var ki kitabı yazarının önüne geçiren anlayışın sonu, bilgelikten çok bilgi çöplüğüne çıkar. İyi insan olmak, iyi anne-baba olmak için kitaplar aciz kalır, rol model dediğimiz öğretmenlerin yeri asla doldurulamaz.

Öğretmene biçilen rolün, eğitim tarihini doğru okuyarak yeniden tanımlanması gerekir ki bu doğrultuda kitaplar kaynak, öğretmen aslîunsur olmalı. Öğretmenlik ve eğitimsınıflara, sıralara ve sürelere mahkûm edilmemeli. Müfredatta ana hatlar, amaçlar belirlenmeli detaylar öğretmene bırakılmalı. Sadece sınıfta değil, bahçede, okul dışında, muhabbet sofralarında, sosyal etkinliklerde, aile ziyaretlerinde ve birçok konuda istişare edilen, örnek alınan olmalı öğretmen. İşte o zaman sadece bilgi pazarlayan değil kişilikli ve iyi insan üreten sanatkâr olur öğretmen.

Bu bağlamda Meclis’te yeni onaylanan 7354 Sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu da öğretmenin eğitimdeki rolüne artı değer katmadan çok, özlük haklarına yaptığı iyileşmelerle öğretmenin ve toplumun asıl beklentisini göz ardı etmiştir.

2- Mevzuat, öğretmenin işini kolaylaştırmalı, eğitimin engeli olmamalı.


Mevzuat öğretmene güvenmeme üzerine kurgulanmış ülkemizde. Vakitlice öğretmenin meslekî değerini sınıf dışına taşımasının önündeki engeller kaldırılmalı. Onu hayatın içine akan bir faydalı nehir olarak görebilecek fırsatları oluşturup toprağın yeşermesini beklemeli. Sınıfta öğrencileriyle çay içmek, kahvaltı yapmak, meyve yemek isteyen öğretmen izin almak zorunda kalmamalı. Öğrenciye olumlu davranış kazandıracak, gezi ve ziyaretlerin önü açılmalı. Öğretmenin heyecanını söndürecek yasakçı ve bürokratik anlayış, yerini teşvik edici bir zihniyete bırakmalı.

3- Okulların sınıflandırmasında cinsiyet farklılıkları dikkate alınarak eğitim süreçleri daha kolay ve etkin hale getirilmeli.


Okullarımız tamamen bilgiye ve sınavlara dayalı olarak sınıflandırılıyor. Maalesef cinsiyet farklılıkları dikkate alınmıyor. Bu da öğretmenin işini olabildiğince zorlaştırıyor. Öğretmeni en çok uğraştıran şey sınıf içi hakimiyet ve disiplin olayları. Disiplin olaylarının temel sebepleri arasında -her ne kadar görmezden gelinse de- kız-erkek ilişkilerindeki davranış bozuklukları başı çekmektedir. Buna çözüm olması adına, okulların veya en azından sınıfların cinsiyet farklılıklarına göre düzenlenmesi öğretmenin işini kolaylaştıracaktır. Tabi “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” adı altında toplumu cinsiyetsiz bir kalabalığa dönüştürmeye çalışan sinsi, ithal ve derin güçlerin taarruzlarına karşı sağlam durmalıyız.

4- Zorunlu eğitim sorunlu eğitim olmaktan çıkartılmalı. Öğretmen, almayana satmaya çalışan pazarlamacı konumuna düşürülmemeli.


Öğretmenlik sanatının motivasyonu, büyük bir yüzdeyle heyecan duygusuyla beslenir. Yeterli heyecana sahip olmayan, maişet kaygısıyla kendini bu işe zorlayan, dersi bitiremeyen ancak tatillerle ve izinlerle mutlu olan öğretmen sanatkâr olamaz. Öğretmenliği sadece maddî getirisiyle ölçen anlayışın da bu sanatla alakası olamaz.
Öğretmenlik sanatına has önemli bir formasyon da iletişim becerileridir. Emin olduğumuz bir şey var ki, ailesinin ve sistemin zoruyla okulda olduğunu tahmin ettiğimiz kimi öğrencilerhem arkadaşlarına hem de öğretmenlerine problem çıkartmaya devam edecek. Sınıfta olmak ve ders çalışmak istemeyen öğrencilerden farklı bir şey beklemek abes olur.

Bu tip öğrenciler, uygulamalı ve meslekibecerilerin öne çıktığı eğitim modellemelerineentegre edilip topluma ve kendisine fayda sağlar bir hâle dönüşmesi için olumlu rehberliklerle desteklenmeli. Ve nihayet üniversiteler diploma almanın ve iş bulmanın tek şartı olmaktan çıkartılmalı.

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “İnsanların neden her biri bir tarafa gidiyor, herkes aynı tarafa gitmiyor?” diye. Merak ediyorlar ne cevap verecek, sonra da gülecekler. Öyle de oluyor: “Herkes aynı tarafa gitseydi dünya çökerdi, üstündeki insanlar da dökülürdü.” demiş. O zaman kim ne anladı bilmiyorum ama şimdi çok iyi anlaşılıyor. Dengenin sağlanması için her meslekten, her sanattan insana ihtiyaç var. Herkes örgün okusun zorlaması acilen terkedilmeli. Ecdadın fütüvvet, ahilik ya da lonca adıyla yaptıklarına şimdi daha çok ihtiyaç var ama maalesef yeri boş duruyor. Halk eğitim dediğimiz sunî bir yapı var ancak beklenenin çok gerisinde.

5- Eğitim yöneticisinin de asıl işi öğretmenlik olmalı.

Bir öğretmen, müdür yardımcısı olur olmaz eğitimden büyük oranda kopuyor, öğretmenlik yerini, öğretmen denetçiliğine ve imar işlerine bırakıyor. Ayrıca okul müdürleri ve müdür yardımcıları eğitimle direk ilişkili olmayan birçok işle meşgul ediliyor. Bu gibi işler memurlar maharetiyle pek tabi yürütülebilir. Fotokopi çekmek, para toplamak, tamirat, tadilat, tahsilat…. Öğretmenlik sanatına halel getirmemeli vesselam.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum