Bu raporda Allah yok, ahiret yok, ahlak yok, maneviyat yok; ahlak yoksa hiçbir şey yok!

Öğretmen olmak önemli bir o kadar da zor bir iş çünkü sorumluluğu çok ağır. Öğretmenlik bir meslek olarak yapılıyor ancak daha derin manaları var. Diğer mesleklere göre çok önemli farkları ve ayrıcalıkları var. En önemlisi girdisi ve çıktısı insandır. Marangoz tahtaya şekil verir başka bir nesne ortaya çıkar öğretmenlikte böyle mi?

Öğretmenlik bir şey olamadıysan öğretmen ol anlayışı ile yapılacak bir meslek değildir. Öğretmenlik fedakârlık ister. Öğretmenlik toplumun geleceğini inşa etme mesleğidir, vizyon ister. Sadece bilgi ve birikimle yapılacak bir meslek değildir, öğretmenlik adanmışlık ve bir şuur işidir.

Toplumlar öğretmenlerine çeşitli atıflarda bulunarak değer ifade ederler. Bizim medeniyetimizdeki en yüce atıf ve değer peygamberimiz Hz. Muhammed’in “ben bir muallim olarak gönderildim” sözüdür. Toplumları dönüştürenler yüce öğretmenlerdir ve öğretmenlerin hayatına baktığımızda hep adanmışlığı, fedakarlığı ve üstün gayreti görürüz. İşte Hadimi hazretleri Osmanlı döneminde yaşamış önemli bir örnek öğretmendir. Konya’nın uçsuz bucaksız bozkırında parlayan bir güneş gibi etrafını aydınlatan örnek bir öğretmen. İstanbul’a şöhreti ulaştığında kendisini saraya davet ederler, İstanbul ahalisini de aydınlatması için. Birkaç yıl İstanbul’da kalıp yerine yeni Hadimiler yetiştirince padişahtan Hadim’in bozkırına gitmek için izin ister. Padişahın sorusu manidardır: Niçin gitmek istiyorsun? Verilen cevap da bir o kadar muhteşemdir: Yeni hadimiler yetiştirmek için!

Hadimi hazretlerinin yüzyıllar sonra biz öğretmenlere verdiği mesajlar çağlar üstü bir tecrübe ve ışıktır, var oldukça dünyayı ışıtacak. 

Nedir o mesajlar? 

Sarayın şatafatına aldanmamak belki de en önemli mesajdır ama ilerleyen yaşına rağmen içinde sönmeyen insan yetiştirme aşkına ne demeli? İşte öğretmende olması gereken en önemli sıfat; insan yetiştirme aşkıdır. 

OECD Raporuna gelince,

55 ülkeden 280000 öğretmen görüşleri ile uzman bir ekip tarafından hazırlanmış 304 sayfalık hacimli bir rapor ve 7 Ekim 2025 tarihinde yayınlanmış. Türkiye öğretmenleri ile ilgili ifadeleri aşağıya aldım, rapor linki de aşağıdadır.

Ülkemizde öğretmenlerin yaş ortalaması 37’dir. Öğretmenlerin %61’i kadındır. 

İlköğretim öğretmenlerinin %75’i iyi bir ilkokul eğitimi aldıklarını düşünüyor. Yeni mezun öğretmenlerin %84’ü iyi bir öğretmenlik eğitimi aldıklarını düşünüyorken %85’i iyi bir pedagoji eğitimi aldığına da inanıyor. 

Genç öğretmenlerin %26’sına danışman öğretmen verildiği ortaya koyulmuştur. Öğretmenlerin %55’i 12 ay boyunca katıldıkları mesleki gelişimlerin faydalı olduğunu belirtmiş olmakla beraber acemi öğretmenlerin %9’unun tecrübeli öğretmenlere göre daha faydalı bulması eğitimimizin ve gençliğimizin geleceği adına umut vericidir. Öğretmenlerde teknoloji, yapay zekayı kullanma ihtiyacı %38 iken genç öğretmenlerde öğrenme ve öğretmede yapay zekayı kullanma oranı %35’tir. Bunun anlamı gençlerin teknolojiyi eğitimde kullanma paylarının yüksek oluşudur, diyebiliriz.
Öğretmenlerin öğretim özerkliği seviyeleri, müfredat, öğretim ve diğer okul politikalarında karar verme sürecine katılmaları OECD ortalamasına yakındır. Bu öğretmenlerin %7’si okullarının denetlenmediğini de söylüyor.

Türkiye'de, öğretmenlerin %40’ı belirli öğrencilerin öğrenme gelişimi hakkında tartışıyor. %38’i öğrenci ilerlemesini değerlendirmek için değerlendirmelerde ortak standartları sağlamak için okuldaki diğer öğretmenlerle birlikte çalışıyor. %34’ü işbirlikçi mesleki öğrenmeye katılıyor. Bu durum 2018 ve 2024 yılları arasında, ekip öğretimini %6 artırırken sınıf gözlemlerine dayalı geri bildirimi de %4 artırdı. Ayrıca öğretmenlerin işbirlikçi profesyonel öğrenmeye katılmaları %5 arttı.

Öğretmenlerin %82’si, okullarında öğretmenlerin birbirlerine güvenebileceklerini düşünüyor, bu durum OECD ortalamasından daha düşük olması dikkat çekici.

Öğretmenlerin %83’ü, müdürlerinin personelle iyi mesleki ilişkilere sahip olduğunu söylerken yine bu durum OECD ortalamasının altında kalıyor. Okul yöneticilerinin personelle ilişkilerinin iyi olması şüphesiz okul iklimini olumlu etkileyeceğini bilmeyenimiz yoktur.

Öğretmenlerin %79’u müdürlerinin öğretmenlere ve personele yararlı geri bildirimler sağladığını söylemektedir.

OECD ortalamasından daha düşük olmakla beraber öğretmenlerin %91’i öğrencilerin ve öğretmenlerin genellikle birbirleriyle iyi geçindiklerini düşünüyor. 

Sosyo-ekonomik dezavantajlı okullardaki öğretmenler diğer okullardaki öğrencilerinden daha fazla saygı görüyor.

Öğretmenlerin %35’i öğrencilerin öğrenme faaliyetlerini ayda en az bir kez zenginleştirmek için ebeveynlerle iş birliği yaptığını söylüyor. Bu ise %25 OECD ortalamasından daha yüksektir. 
Öğretmenlerin %19’u, öğretmenlerin görüşlerinin ülkelerindeki/bölgesindeki politika yapıcılar tarafından değerlendirildiğini düşünüyor. Göreve yeni başlayan öğretmenlerin %74'ü (ki bu %58 olan OECD ortalamasından daha yüksek) öğretmenliğin ilk tercihi olduğunu söylemektedir. Bu oran 2018 yılından bu yana %7 artmış olması ekonomik göstergelerin olumsuzluğundan mı ileri geliyor, bilinmiyor.

Türkiye'de öğretmenlerin yüzde 87'si devlet memuru, iş güvencesi var. Bu durum %81 olan OECD ortalamasından daha yüksek. Öğretmenlerin %26’sı yarı ücretli olarak istihdam edilmektedir. Bu durum %19 olan OECD ortalamasından daha yüksektir. 2018’den bu yana ücretli öğretmenler %8 artmıştır.

Öğretmenlerin %50’si istihdam şartlarından memnudur. Bu durum %68 olan OECD ortalamasından daha düşüktür.

Öğretmenlerin %21’i memur maaşlarından memnudur. Bu durum %39 olan OECD ortalamasından daha düşüktür. 2018’den bu yana memnun olanların sayısı %11 azalmıştır. Bu durum öğretmen maaşlarının OECD ülkelerinin altında maaş almalarından kaynaklandığı anlaşılıyor.

Öğretmenlerin %50’si en çok öğrenci başarısından sorumlu tutulmak streslerini artırdığını söylemekte %48’i ise çok fazla idari işlerle meşgul olmaktan mutlu olmadığını ifade ediyor.  
Kadrolu öğretmenler haftada 31,1 saat çalışmakta, 41 saat olan OECD ortalamasından daha düşüktür. Düşük maaşın çalışma saatinin düşüklüğü ile ilgisi araştırılmalıdır. Öğretmenlerin toplam çalışma saatleri 2018’den bu yana 1,3 saat azaldığı görülmektedir.

Kadrolu öğretmenler, öğretime haftada 22,3 saat harcarken, öğretim zamanı 2018 yılından bu yana 2,6 saat azaldı.

Kadrolu öğretmenler derslerini hazırlamak için haftada 4,5 saat, 7,4 saat OECD ortalamasından çok daha düşük olması düşündürücü iken 2018’den bu yana 1,1 saat artması sevindiricidir.

Kadrolu öğretmenler idari işlere haftada 2,5 saat harcadıklarını bildirmektedir İdari çalışma için harcanan süre 2018'den bu yana 0,5 saat arttı.

Türkiye'de, öğretmenlerin %43'ü ders amaçlarına ulaşıldığına inanırken genç öğretmenlerde bu oran %45’e çıkmaktadır.

Öğretmenlerin %8'i çalışmalarında "çok fazla" stres yaşıyor, bu durum OECD ortalamasının yarısı kadardır. 30 yaşın altındaki öğretmenlerin, 50 yaş ve üstü meslektaşlarına göre çok stresli hissettikleri de görülüyor.

Her şeyden memnun olan öğretmenler %86 iken 2018’den bu yana memnun öğretmenlerin oranı %3 azaldı. Her şeyden memnun öğretmen oranı özel sektörde de aynıdır.
30 yaşın altındaki öğretmenlerin %9’u önümüzdeki beş yıl içinde öğretmenlikten ayrılma niyetindedir.

Rapor kapsamlı bir şekilde hazırlanmış, çok emek verilmiş. Tebrik etmeliyiz. Ancak bu rapor bizim ne işimize yarayacak? 

Soruyu şöyle de sorabiliriz: bu rapor kimin işine yarıyor? 

Görüleceği üzerine bütün değerlendirme sadece maddi unsurlar ve uygulama üzerindedir. İçeriğe ilişkin bir tek kelime göremezsiniz, neden? Çünkü müfredatı-içeriği başkaları belirliyor, size dokundurmadığı gibi bir tek kelime bile ettirmiyor ve ustalıkla bunu saklamayı başarıyor. 

Böyle kapsamlı raporlar hazırlatarak şeytani işleyişin nasıl tıkır tıkır işlediği gösteriliyor, aksayan yönleri de tespit edilerek fire -sistem dışı- oranını düşürmek için yeni tedbirler alınmasını bu raporlarla sağlıyor. Emperyalist eğitimin sahipleri açısından kârlı ve bir o kadar da başarılı bir iş. Tebriği hak ediyor.

Peki gelelim sorumuza, bu raporda ne yok?

Bu raporda Allah yok, ahiret yok, ahlak yok, maneviyat yok. 

“Ahlak yoksa hiçbir şey yok!”

Oku! Yaratan Rabb’inin adıyla oku. O, insanı alaktan yarattı. Oku, Rabb’in sonsuz kerem sahibidir. O, insana kalemle yazı yazmayı ve bilmediğini öğretendir.

İşte şuur bu gerçeği görmektir zihinsel kölelikten kurtulmanın yolu da budur. Fıtrata dönmek! Fıtratejiye göre strateji üretmek gerçek özgürlüktür. 

Aksi devam ettiği sürece zihinsel tutsaklıktan, vehn diğer bir ifade ile dünyevileşmekten kurtulamayız. Bunu gerçekleştirecek potansiyelimiz ülkemizde fazlası ile mevcut olup iş cesaretle bir besmele çekmekte!
 

Milli Şuur, ÖĞ-DER, Maarif

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum