Eğitim - Öğretim ihtiyacına cevap bulmak veya vermek Peygamberlerin asli görevlerindendir. Onlar, insanlık tarihinde toplumu eğitip olumlu olana doğru değişimlerini sağlamakla görevlendirilmişlerdir.
Bu eğitme görevinde evrensellikle kayıtlanmış son halka olan Peygamber Efendimizin hayatı ise, gerek yaşamı, gerek davranış biçimleri açısından insan eğitim ve öğretimine dair pek çok örnek ilke ve modelle doludur.
Vahyin denetiminde olan sözleri, fiilleri, Kur’an’ın yansıması olan yaşam biçimi, Allah tarafından övülen üstün ahlakı, çağlar ve milletler üstü değer yüklü uygulamaları, bu uygulamaların doğal sonucu olarak ortaya koyduğu toplumsal hayattaki duruşu, insan ilişkilerindeki başarısı ve başkalarına olan bakış açısı, diğer şeylerin yanında İslam’ın eğitim-öğretime dair ilke ve metotlarının genel özellikleri hakkında da bilgi sunar.
Peygamber Efendimizin eğitim metodunda “Teslimiyet” gibi “Tekrar” gibi “Çarpıcı Soruyla Muhatabı Hazırlama” gibi sabit prensipler bulunur.
Bunun yanında eğitimde ferdi farklılıklara dikkat, zamanlama, tedricilik, merak alanına girip sorulduğunda cevaplama, somuttan-soyuta gitme, şefkat ve sevgi ile muamele etme, sevdirme ilkesi gibi ilkeler ile, Anlatma, soru cevap, örnek verme, tartışma, sunum (Nebevi metotta karşılığı Takrir’dir) gibi modern dönem eğitim bilimlerinin bize sunduğu prensip ve metotların birçoğunun örnek ve pratiklerini, prototip uygulamalarını Hz. Peygamber’in hayatında gözlemleyebilmek mümkündür.
“Peygamberimizin hayatını; üstün özellik ve örneklemini göz önünde bulundurarak bu çerçevede incelemek, hem onun yüce şahsiyeti ve eğitimci kimliği hakkında tanıcı olacak hem de günümüz eğitimcilerine muhataplarıyla ilişkilerinde rehberlik edecektir.”
O’nun eğitimci kimliğinin referansları elbette ki Kur’an-ı Kerim’dir ve bu referansları Kur’anda görüp müşahede etmek mümkündür.
Hz. Peygamber’in eğitim-öğretim faaliyetlerini geniş bir yelpaze ile düşünmek gerekir çünkü O’nun bu faaliyetleri belirli kişilere veya özel bir gruba has değildi. Peygamberliğinin ve getirdiği İslam Dininin evrensel olduğunu ve içinde bulunduğu dejenere toplumun ıslahında ne derece başarılı olduğunu da düşünürsek O’nun eğitim-öğretim faaliyetleri esnasında bağlı kaldığı ilkeler ve uyguladığı metotların günümüzde ne derece dikkate şayan olması gereği de kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
Öncelikle şunu söylemeliyiz ki; konuyu masaya yatırıp inceleyen ilim adamları Hz. Peygamber’in eğitim-öğretimle ilgili uygulamalarının istisnasız tamamının pedagojik esaslara dayandığını net olarak söylemenin mümkünlüğünü belirtmekteler.
Bu da bize bir kez daha söz konusu metot ve ilkelerin günümüze bakan yönünün ispatı, günümüz eğitim-öğretim açmazlarına ne derece ışık olacağının göstergesidir.
Peygamberi metot ve ilkeleri günümüzün modern eğitim bilimleri metotları denilen metotlardan apayrı şeyler olmayıp aksine çağlar öncesinden uygulanmış ve başarısı ispat olunmuş pedagojik değerlerdir. Öyleyse yeniden konunun muhataplarının dikkatini bu ilke ve metotlara yönlendirecek çalışmalarda bulunmak, özellikle manevi kalkınma açısından günümüz eğitim–öğretim problemlerine yeni bir ufuk açıp giderilmesine katkı sağlayacak elzemliktedir.
NEBEVİ EĞİTİM-ÖĞRETİM İLKELERİNDEN SEÇMELER:
İlke, rehberlik edici niteliğe sahip bir olgudur. Bu nedenle Peygamberimizin eğitim-öğretimde kullandığı ilkeler de doğal olarak rehberlik edecek doktrinlerdir.
Model Olma İlkesi:
Eğitimci bizzat kendisi örnek olmadan söylediği şeyin öğretiminde başarılı olamaz.
Ferdi Farklılıklar İlkesi:
Allah tüm insanları farklı kabiliyet ve farklı psikolojik durum üzere yaratmıştır. Bu durum eğitilmelerinde de farklılıkları beraberinde getirir. Bu ilke İnsanı çok iyi tanımayı gerektirir. Aksi halde farklılıklarına rağmen her bireyden aynı şeyi bekleme yanlışlığına düşülür ki, bir eğitimcinin önce bunu kabullenip buna uygun davranmayı becerebilmesi gerekir.
Peygamber Efendimizin ferdi farklılıklara göre davranıp uygulamayı kişiye özel yapması, sunduğu esneklikleri muhatabının durumuna göre ayarlaması örnekleri bu başlıkta değerlendirilir.
Zamanlama İlkesi:
Eğitimde zamanlama, eğitim faaliyetinde eğitilecek kişiye yönelik hangi zamanın en uygun olduğunun tespitidir.
Eğitimin bu ilkeye yani bireyin psikolojik olarak hazır bulunuşluk ve bağlantılı olarak dikkat yoğunluğu düzeyine göre verilmesi, zamanlama faktörünün dikkate alınması ile söz konusudur.
Efendimiz s.a.v, vaaz ve ilmi sohbetlerinde zamanlamayı gözetmiş, ashabını usandırmadan psikolojik olarak almaya uygun zamanlarını gözetmiştir. Bu şekilde muhataplarının öğrenme ihtiyacı ve dikkatlerini canlı tutarak dengeli bir yol takip etmiştir.
Kolaylaştırıp Zorlaştırmama İlkesi:
Bu ilkenin uygulaması meşru her türlü yol ve yöntem ile eğitim öğretim işini kolaylaştırma üzerine kuruludur. Meşru olmayan hiçbir yol hedefe varmada makbul sayılmaz, olumsuz yanların baskınlığı sebebiyle başarı da getirmez.
İtidalli Olmak, Usandırmamak İlkesi:
Muhatabın eğitimden soğutulmaması adına miktar ve içerik ayarlaması gerektirir.
Tedricilik İlkesi:
Yavaş yavaş vardırmak, yakınlaştırmak demek olan tedricilik aşama aşama ilerletmeyi öngörür. Kur’an’ın da tedricen indirildiğini göz önüne aldığımızda eğitim öğretim ve olumluya dönüştürme işinde tedricilik ilkesinin önemi kendiliğinden ortaya çıkar.
Başarılı bir eğitim için temel ilkelerdendir. Sabır ve bir sürece ihtiyaç duyar. Ön kabulleri olan bireyleri eğitebilmek, ön yargıya dayalı zihinlerdeki zincirleri kırabilmek için bu ilkeye ihtiyaç duyulur. Hz. Peygamberin insani hassasiyetlere dayalı muazzam tevhit mücadelesi de belli ön kabul ve ön yargıları olanlardan oluşan bir topluma gönderildiği için tedricilik ilkesinin yansımalarıyla doludur. Fertlerin edindikleri alışkanlık, hayat tarzı haline getirdikleri çok yıllık davranış, anlayış, düşünce ve dünya görüşlerini terk etmeleri,hele hele yerlerine yenilerini benimsemeleri kolay olmayıp belli bir zaman gerektirir.
Dolayısıyla zihinlerdeki ve yaşantılardaki köklü değişiklikler için bir psikolojik hazırlık ve alıştırma süresine ihtiyaç vardır.
Somuttan-Soyuta İlkesi:
İnsanlar, soyut konu ve kavramları anlamakta güçlük çeker veya anlayamazlar, öğrenme faaliyetlerinde genellikle gözleriyle görmek, kulaklarıyla duymak gibi duyularına dayanırlar. “Yapılan araştırmalar eğitim-öğretim sürecinde özellikle soyut konularda somut bir örneğin verilmesinin hem konunun öğrenilmesini kolaylaştırdığını hem de unutulmasını azaltıp geciktirdiğini ortaya koymuştur.” Hz. Peygamberin de yaptığı tam olarak budur.
Sevgi İlkesi:
Şefkat, sevgi ile muamele etme ve sevdirme esaslı bir ilkedir. İnsan doğası sevmediği şeyleri yapma konusunda çok istekli değildir. Hele ki sevmediği kişi üzerinden bunu yapması pek olası değildir. Eğitim-öğretim işinde ise istek ve sevgi her şeyin anahtarı hükmündedir. Ashabın Eğiticilerine olan sevgisi candan öte “anam babam sana feda olsun” cümlesinde apaçık tezahür etmektedir. Tabi günümüz Eğitimcileri her ne kadar Peygamber mesleği olan öğretme işini yapıyor olsalar da sevgi ilkesinde ifrat ve tefrit noktasına dikkat etmeleri gerekir.
Bilginin Yararlılığı İlkesi:
Her ağızda Oku! Emri dile getirilse de Allah’ın bu emir ile neyi kast ettiği maalesef göz ardı edilerek dillendirilmektedir. Oysa Türkçe düşünmeyip Arapçanın kurallarına göre değerlendirildiğinde bu cümle, Arapçada yarımdır çünkü bu emri İlahi cümlesi fiil cümlesidir fiil cümlesinin yüklemi de Arapçada önce gelir. Bu durumda “Oku ama neyi" sorusu, “Oku ama nasıl” sorusu, sorulması zaruri sorular olarak karşımıza gelir. Ki Allah zaten ‘Yaratan Rabbinin adı ile (veya adı için)’ diyerek cevabını yüklemin hemen ardından vermektedir. Yaratıcının yararsız bilgiye yönlendirmeyeceği muhakkaktır.
Günümüzde artık beynin boş gereksiz bilgilerle yorulmasının yarar değil zarar getirdiği de bilinmektedir. Hal böyleyken işe yarayan bilgilerin seçilip öğrenilmesi yahut öğretilmesi verimlilik açısından son derece hayatidir.
Fırsatları Değerlendirmek İlkesi:
Peygamberi eğitim metodunda savaş veya barış zamanı fark etmez her olay her durum eğitim açısından bir fırsattır ve yakalandığı anda değerlendirilmesi esası uygulanmıştır.
NEBEVİ METODLAR:
Anlatım Metodu:
Bu metot kısa zamanda çok bilgi aktarmaya imkân vermesiyle öğretim etkinliklerinde oldukça sık kullanılan “öğrenilmesi istenen şeye yanlı” ve sözlü olarak aktarma esasına dayanan bir metottur.
Ayet ve hadislerde yer alan “tebliğ“, “davet“, “öğüt“ vb. kavramlar anlatımla ilgilidir.
Soru Cevap Metodu:
Bilme ve öğrenme ihtiyacını uyandırmak, öğretilecek konuya muhatabın dikkatini toplamak üzere önce sorular sorup sonra cevaplar vererek öğretme şeklidir. Kur’ani bir metot olduğundan Hz. Peygamber de yoğun olarak kullanmıştır.
Bir konu hakkında özel olarak formüle edilmiş sorular ortaya konularak cevapların muhataplarla birlikte aranması öğrenme işlemini aktif hale getirir.
Temsil (Örnek Verme) Metodu:
Bir şeyin benzerini sunarak ya da tasvirini yaparak daha iyi anlaşılması için takip edilen usuldür ve Kur’an en güzel örneklerini idrakimize sunmuştur.
Ayrıca yerimiz sebepli değinemediğimiz Gözlem, Rol Oynama, Örnek Olay İncelemesi, Tartışma, Sunum (Takrir) Metotları da Nebevi eğitim-öğretim sisteminde en güzel örneklemeler ile yerini bulmuştur.
Sonuç Olarak: İslam’ın ortaya koyduğu anlayışa göre Eğitim-öğretim, hayatın tamamını hatta ötesini kuşatan bir faaliyettir ve ahiret mutluluğunu temin etmek uzun vadedeki asıl gayesidir. Allah’ın Ahzâb 21’le her yönüyle “en güzel örnek” olarak takdim ettiği Hz Peygamber, modern pedagoji ve eğitim bilimlerinin bize sunduğu ilke ve metotlara dair birçok sözlü ve uygulamalı örneği ortaya koymuş, ortaya koyduğu bu eğitim-öğretim modelini her çağa hitap edecek şekilde hayata geçirmiştir.
Bu ise bize Hz. Peygamber’in eğitimci kimliğine özellikle vurgu yapılmasının zaruretini ve insanlığın, O’nun eğitim-öğretim anlayışına ne kadar ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.