Özel okul açma fikri sizde nasıl oluştu?
Emekli öğretmenim. 1974 yılında başladığım eğitim öğretim hayatımda yirmi beş yıl devletin değişik okullarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği ve İmam Hatip liselerinde meslek öğretmeni olarak görev yaptım. Öğretmenlikle birlikte boş vakitlerimizde sivil toplum kuruluşlarıyla eğitim öğretim faaliyetlerinde bulunuyorduk. Eğitim ve öğretim hizmetlerinin daha kalıcı olabilmesi için ve yetişmekte olan öğrencilere daha da faydalı olabilmek için istişareler sonucunda bir özel okul açma kanaatine vardık. Özellikle gençlerimizin ilgisizlikten dolayı birtakım yanlış davranışlar içine girmesine çok üzülüyoruz. Bunun çaresinin sağlıklı bir eğitim ve öğretim olduğuna karar verdik. Bu dünyaya herkes pırıl pırıl geliyor. Herkes iyiliği de kötülüğü de etrafındaki insanlara bakarak kazanıyor. Aslında fıtratı tertemiz. Dünyaya tertemiz gelen insanların hayatlarını bu şekilde sürdürmelerini sağlamak için bu okulları açtık.
Pınar Eğitim Kurumlarının büyüme sürecini anlatır mısınız?
Özel Pınar Eğitim Kurumları ilköğretim olarak 1997 yılında Balgat’ta eğitim öğretime başladı. Daha sonraki süreçlerde Yenimahalle Anadolu Bulvarı üzerindeki şu an kız lisesi olarak devam eden okulumuzun arsası alındı ve binası yapıldı. Bu süreçte Çankaya bölgesinde de bir okul binası kazanabilmek için bir çalışma içine girdik. Bu süre içerisinde de şu an Çukurambar’da ilkokul, ortaokul ve lise olarak eğitimi verilen binayı eğitim öğretim hizmetine sunma imkânını elde ettik. Velilerimizin ve öğrencilerimizin beklediğimizin üstündeki talebi ilk yaptığımız binanın yetersiz olduğunu gösterdi. Birçok öğrencimizi yer olmadığından dolayı alamadık. Ama biz, gelen öğrencilere eğitim imkânı sağlama sorumluluğunu üzerimizde hissettik. Buradan hareketle içinde bulunduğumuz binanın yerinin imarda özel öğretim yeri olarak ayrılmış olduğunu gördük. Burayı satın aldık. Yüzme salonları, mescidi, kapalı spor salonu, konferans salonu gibi çeşitli imkânları olan bu büyük kampüsümüzü öğrencilerimizin hizmetine sunmaya çalıştık.
Son yapılan Milli Eğitim Şurasına katıldınız. Orada özellikle neleri vurguladınız?
Katıldığımız Milli Eğitim Şurasında mevcut eğitim sisteminde şu soruların mutlaka sorulması gerektiğini ifade ettik. Müfredat programlarında insan faktörü ne kadar işleniyor? Bir kurbağanın, tosbağanın incelendiği kadar insan inceleniyor mu? Bu konuda müfredat programlarımız ne kadar yeterli? Bunlar ciddi anlamda derslerde ele alınmıyor. Şu anki sistem insanı tanımayan bir sistem. Oysaki bütün varlıklar insan için yaratılmıştır. İnsan için yaratılmayan bir varlık yoktur. Eğitim şunu vermeli: Her şey insanın faydası içindir. Her gün bunun için çalışmak gerekiyor. Ezberci, sınav odaklı sistem düşünceyi engelliyor, sınırlıyor. Yeni bir fikir geliştirme, ortaya koyma yok. Bunlar oluşmalı ki bilimde birtakım gelişmeler olsun. Taklit edenler hiç bir zaman ileri gidemezler. Her zaman taklit ettiklerinin arkasında kalırlar. Teknolojinin hızlı geliştiği Batıda, insanların refah seviyesi yükselmiş gibi gözüküyor ama bir sorunun cevabını bulamıyorlar. Her şey insan için ama insan kim için? Bu sorunun cevabını bulamayan insanlar huzuru ve mutluluğu bulamazlar. Huzur, insanın midesi ile dış görünüşü ile elde edilen bir şey değildir. Huzur, mutluluk kalbin tatmin olması ile mümkündür. Bir şeyin tatmini kendisinden daha yüksek bir şeye bağlanmak ile olur. Örneğin midemiz en güzel yiyecekleri yiyerek doyar. Peki, kalbin doyumu ne ile olur? Kendisinden daha üstün olan bir şeye bağlanması ile olur. Yeryüzünde kalbi doyuracak olan bir tek Allah’tır. İnsandan üstün bir tek o vardır. Allah’a bağlanmayana kişinin mutluluğu tam olarak tatması mümkün değildir. Bu huzuru, mutluluğu insanlara sunmak da eğitim ve öğretimden geçiyor. Bunların sağlanması için de müfredat programlarının yeniden hazırlanması gerektiğini vurguladık.
Okullarınızda sadece ilköğretim mi var? Okullarınızın hepsi aynı ismi mi taşıyor?
Pınar Eğitim Kurumları’nda anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise kısımları var. İsimlerimizi belirlerken mademki bir değişim var o halde her değişim, bir gelişime vesile olsun. Bunun içinde dedik ki verdiğimiz isimler bu değişim ve gelişim sürecini ifade etsin. Bundan dolayı anaokulumuzdaki öğrencilerimizi damla olarak isimlendirdik. Suyun ilk halleri… Daha sonraki süreci kapsayan ilkokul ve ortaokullarımızın adı da pınarlar. Pınarların birleşmesiyle de çağlayanlar oluşur. İnsanların en hareketli, heyecanlı olduğu yıllar. Biliyorsunuz enerjiler çağlayanlardan elde edilir. Bunun için liselerimize de çağlayanlar ismini verdik. Delikanlılık dönemlerinde çocuklarımız ilimle, bilimle meşgul olsunlar diye Anadolu Bulvarı’ndaki okulumuzu kız liseleri haline getirdik. Bir binamızı da erkek liseleri haline getirdik. Bu çocuklarımızın psikolojik olarak da rahat olmasını sağlayacaktır.
Hedef olarak ‘’Damladan Okyanusa’’ diyoruz. İnşallah bir üniversite sunabilirsek adını okyanus koyacağız. Bunun için bir vakıf kuruldu. Ama biraz daha pınarların çoğalması, çağlayanların artması lazım ki okyanusların suyu güçlü gelsin.
Eğitim ve öğretim açısından hedefimiz hiçbir damla yolda buharlaşmasın. Her bir damla okyanusa ulaşsın. Okyanusa ulaşan damlalar insanlığın malı olur. Okyanusa ulaşan damlaların; ülkesine, ailesine çok yararlı bireyler olması lazım. Mademki bu ülkenin imkânlarından yararlanıyor. Bu ülkeye faydalı olsun.
Medeniyet pınarları adıyla büyük bir program yaptınız. Bu programla neyi hedeflediniz?
Bizim programlarımızın amacı çocuklarımızı iyi yetiştirmek. Birilerine iyi seyirler yaptırmak değil, bir gösteri değil. Biz bir müzisyen getirip çok büyük kalabalıklar toplayabiliriz ama amacımız bu değil. Biz, buradaki çocuklara güzellikleri aşılamak istiyoruz. Herkesin milleti İbrahim’den olduğunun farkına varması lazım ki eğitim öğretim kişileri doğrulardan saptırmasın, doğru istikamette olmasını sağlasın. Bu özellikle milleti İbrahim’de olur. Bu yüzden bu programı yapmaya karar verdik. İsmini de ‘’Medeniyet Pınarları’’ koyduk. Bunu öğretmenlerimiz ile istişare ettik. Öğretmenlerimiz senaryoları yazdı, öğrencilerimiz ise sahneye çıkarak ürünlerini en güzel şekilde sundular. Pınar Eğitim Kurumlarında 3300 öğrencimiz eğitimini sürdürüyor. Bu öğrencilerimizin büyük bir kısmı burada görev aldı. Atatürk Kapalı Spor Salonunda programımızı icra ettik. Biz okullarda eğitim ve öğretim ile reklamın denk düşmediği düşüncesindeyiz. Dolayısıyla reklamlardan ziyade yaptıklarımızın konuşulmasını, bunlarla anılmayı düşündüğümüz için böyle bir çalışmayı ortaya koyduk.
Yaptığınız çalışmaların daha da büyüyerek medeniyetimize katkıda bulunacağına inanıyoruz. Rabbim muvaffakiyet nasip etsin. Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
ÖĞDER sayesinde çalışmalarımızı anlatma imkânı bulduk. Bize bu imkânı sağladığınız için ben teşekkür ederim.