Salih bir neslin yetişmesi için nasıl bir proje uygulamalıyız sorusunun cevabı aslında bizim sahip olduğumuz inancımız, inancımızın temel esasları ayetler ve hadisler, kadim medeniyetimiz ve tarih bilincimizdir.

Biz dünya ve ahirete, dünya hayatının gelip geçici olduğuna, esas ebedi yurdun ahiret olduğuna iman eden topluluğuz. Bunu fert, cemaat ve toplum (düzen) platformunda yapmakla mükellefiz. Onun için Rabbimiz önce bizi diğer varlıklar içerisinde en güzel şekilde yarattığını belirtiyor.

“Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır.” (Tin-4)
Daha sonra da Âdem(As.)’ın şahsında tüm insanlara her şeyin bilgisini öğrettiğini ifade ediyor.

“Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip ‘Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin.’ dedi.” (Bakara-31)
Ve sonra da bizleri her şeyiyle mükemmel bir şekilde yaratan Cenab-ı Hakk, bizim bu dünya hayatında nasıl bir yol takip edeceğimizi bizlere bildirmiş ve şöyle buyuruyor.

“Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik; artık o isterse şükreden olur, isterse nankör.” (İnsan-3)

Sonuçta da bütün bunların bir “kulluk” çizgisinde olduğunu bizlere bildiriyor.
“Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat-56)

Nesil bizler için önemli. Hele hele salih bir nesil olması daha da önemli. Neslin meydana gelmesinin ana koordinatının “nikah” olması gerektiğini bildiren nas (Kur’an ve Sünnet), bize “salih” ya da “salih olmayan” bir neslin meydana gelmesinde birtakım sorumluluklar yüklemiştir ve belli bir projeye göre hareket edilmesi gerektiğini bildirmiştir. Bunları fert, cemaat ve düzen bazında uyguladığımız anda sorun çözülmüş oluyor.

Bunlar;
*Daha evlenmeden evlenecek karı-kocanın birbirlerini seçmede izleyecekleri yol,
*Nikahla beraber atılan evlilik adımı,
*Erkeğin erkek olarak kadının da kadın olarak Rabbimizin kendilerine yüklediği sorumluluk (ana-baba olarak),
*Çocuk dünyaya gelinceye kadar ana-babanın davranışlarının, yedikleri ve içtiklerinin anne karnındaki çocuğa yapacağı etki bilinci,
*Dünyaya geldikten sonra anne ve babanın davranışlarının çocuk üzerindeki etkileri,
*Okul öncesi dönem değimiz yaş düzleminde elde edeceği birikimler,
*İlkokul ve ortaokul yaşlarında aile ortamıyla beraber elde ettiklerinin devamı ya da tersi olarak ortaya çıkacak etkileri,
*Lise ve daha sonraki yaşlarda önceden elde ettiklerinin hayatına etkileri,
neslimizin “salih” olup olmadığını bizlere göstermektedir.

Sonuçta ana-baba kendilerine yüklenen sorumluluğu belirtilen kurallara göre (Kur’an ve Sünnet’e göre) çocukları üzerinde (tabi önce kendi şahıslarında) güçleri ölçüsünde aile ortamında, okul öncesinde ve hayatının diğer dönemlerinde uygulamaya başladıklarında özlenen salih nesil ortaya çıkacaktır.

Bu durum ailenin, ferdin hem de toplumun dünya ve ahirette huzuru, saadeti ve mutluluğu demektir. Zaten özlenen tablo da bu değil midir? Konu ile ilgili ayetleri hatırlatarak bitirelim:

“O hâlde sen hanîf olarak bütün varlığınla dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rum-30)

“Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.” (Alak 1-5)

"Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz.” (Buhari)
“Ya öğreten ya öğrenen ya dinleyen ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma (yani bunların dışında kalma) helâk olursun.” (Taberani)

"Âdemoğlu ölünce ameli de kesilir. Ancak şu üç şey müstesna: Sadaka-i Cariye (cami, vakıf, çeşme vb), faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih bir evlat." (Müslim)

Ne mutlu böyle bir nesil yetiştirme gayretinde olanlara!

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum