Dünyaya hüküm verip hükümranlık taslayan tasmalı sefillere seslenmek istiyorum biraz. Çifte standardı, yalanı ve ikiyüzlülüğü bırakıp biraz adil olalım isterseniz. Dünya sizin hâkimiyetinizde, mutluluk sizin tekelinizde değil, bunu bilsem de siz kendinizi öyle kabul ettiğiniz için söylüyorum. Gelin biraz da siz bizim yerimize geçin, hatta eşitlik olsun diye, biraz da sizin yerinize biz geçelim. Çok değil bir kurşun atımlık müddet yeter bunu yapmak için.
Savaş, işgal ve sömürü düzeninizi kurmak için hep kullandığınız kavramlara inanıyorsanız biraz da kendiniz için adil olun. Hep başka ülkeler için, başka toplumlar için istemeyin bu hakkı. Kendinize haksızlık etmeyin ve hep siz düşünmeyin insanlığın özgürlüğünü ve mutluluğunu, dünyanın barış ve huzurunu. Bırakın biraz da biz düşünelim, biraz da biz yorulalım, hep siz kendinizi yormayın. Hep siz yukarılara çıkıp yorulmak zorunda kalmayın, biraz da biz çıkalım yukarılara ve biraz da biz yorulalım.
Siz soru ve sorunlarınızı bize sorun, biz de soru ve sorunlarımızısize soralım isterseniz, olur mu? Bakalım nasıl olacak? Hep birlikte bu dalalette kaybolup helak olup gitmeden, yerlerimizi değiştirelim, rollerimizi değiştirelim biraz, bakalım nasıl olacak? Hoşunuza gidecek mi?
Dünya ölüm tarlasına dönüşmeden, geleceğimiz dalalete uğramadan, birbirimizi doğramadan, şahsiyetlerimiz şaibeli olmadan, faili meçhul duygularla kayıplara karışmadan, yeni devrimlere evirilmeden; toplumsal duruşlarımızı, konforlu makamlarımızı değiş tokuş yapalım, biraz yer değiştirelim. Öfke ve düşmanlığından, çapsızlığından ciğerlerine kan ve kin kusanlara, insanlığa zulüm ve gözyaşı kusanlara, başkasına karşı haksızlık kuşananlara, ötekileştirilmiş acılarıyok sayanlara, büyük şeytana, büyük yalanave büyük oyuna karşı susanlara, vicdan ve ahlakınıdüşmana sunanlara biz soralım, siz bize değil, kendinize cevap verin.
Bütün bunlarla birlikte, nasıl bir ülke istiyorum, biliyor musunuz?
Hiçbir ayrım yapmaksızın, birbirini seven; şartsız, şerhsiz, ön yargısız, peşin hükümsüz olan bir ülke istiyorum. Yamasız yüreklerde yarasız beresiz sevgi, sargısız insanlık olsun yaşadığımız ülkede.
Emekleri ve umutları çalınmasın hiç kimsenin. Hayatları ve hayalleri ellerinden alınmasın kimsenin.Derdi ve davası için can verebilsin herkes. Haksız yere canyakanlar, acımasızca can alanlar, beklemediği bir anda can evinden vurulanlar olmasın yaşadığımız ülkede.
Ne ayrıcalık olsun ne de ayrımcılık olsun; ne dövülüp sövülen olsun ne de yüceltilip övülenolsun; kurşun yiyip kurşun atmasın kimse kimseye. Fidanı kendi toprağında, çocuğunu kendi doğasında yetiştirebilsin herkes.
Siz biraz biz olursanız, dünyayı ancak o zaman anlarsınız, haksız yere öldürülüp mezarları dolduranların kim olduğunu görürsünüz o zaman.
Kim olursak olalım, ne yaparsak yapalım, yaşamak ve yaşatmak için fidanları kendi toprağında, insanı kendi doğasında yetiştirmek için böyle yapmak zorundayız. Zaman,müesses zulüm düzeninin acımasız ortağı olsa da böyle yapmak zorundayız.
Zamanın tüm çağlarında zulüm ve haksızlık ya acımadan ve ansızın can alır ya da göstererek ama zamansız, yavaş yavaş öldürür insanı.
Zamanın tüm çağlarında zulüm ve haksızlık ya acımadan ve ansızın can alır ya da göstererek ama zamansız, yavaş yavaş öldürür insanı.Zamanın kara, karanlık, korku dolu ve kan kokulu tünelinden geçmek için kimi zaman alışır, kimi zaman birbiriyle yarışır insanoğlu.
İnsanın doğasında ve yapısında derinlik, sözünde sessizlik ve hikmet olmalıdır.
İnsanın yetişme ortamında güvensizlik, acımasızlıkve pervasızlık olmamalı; özgüvensiz olmamalıdır insan.
Güç ve makam sahiplerinin görmezlikten gelmesi hiç kimseyi ve hiçbir sorunu görünmez kılmaz. Zülüm ve haksızlıkları, yalan ve talanı görünmez kılmaz hiçbir zaman.
Her ağacın fidanı kendi iklim koşullarında, kendi sevgi dolu toprağında yetişir, büyür ve serpilip boy atar. Aksi durumda ise ölüp gider.
İnsan için de aynısı geçerlidir. İnsanoğlu da kendi özünde, mayasında, havasında, suyunda, ikliminde ve kültüründe yetişirse sağlıklı bir insan olur. İnsan kültür mantarı değil ki yabancı topraklarda da yetişebilsin, yaşayabilsin. Yabancı kültürle, yabancı mayayla, yabancı topraklarda yetişemez ve yaşayamaz. Kimsenin yok sayması kimseyi yok etmez. Ne görmediklerini, ne de betona gömdüklerini tarihten silemez, insanlık hafızasından silemez.
İnsanlık hafızası, toprağından ve ruhundan koparıldığı için yok olanlarınizleriyle doludur. Tarih, yokluğun ve varlığın deryasıdır.
İnsanı, kendi toprağı olan kitabı ve kültürü yok sayarsak, suyu olan eğitimden mahrum bırakırsak bir gün bütün toplum yok olur.
Yok olmamak için kitapta birleşmek, sevgi ile yeniden dirilmek vekendimize yabancılaşmadan bizleşmek zorundayız.