Tacettin Çetinkaya Kimdir?
Eğitimci, eğitim yöneticiliği, eğitim yayıncılığı yaptı. Özel öğretim kurumların kuruluşlarında bulundu. MGV ve AGD yöneticilikleri yaptı. ÖZDER (Özel Öğretim Kurumları Derneği) kuruculuğu ve yönetim kurulu üyeliği, ÖĞDER (Şuurlu Öğretmenler Derneği) kuruculuğu ve yönetim kurulu üyeliği yaptı. Anadolu Gençlik Dergisi ve Milli Şuur Dergisi kuruluşlarında bulundu. Her iki dergi ile ilgisi halen devam etmektedir. MGV Yayınları Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor. Halen Saadet Partisi Genel Sekreteridir.

*Milli Şuur - Biliyorsunuz Öğretim Yılı’na başladık. Yeni dönemine girdiğimiz bu günlerde neler söyleyeceksiniz?
Tacettin Çetinkaya - Yeni öğretim yılı başladı, ders başı yapıldı. Tüm ümidimiz öğrencilerimize, değerli öğretmenlerimize ve anne babalara yeni öğretim yılının hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Milli Şuur - Eğitim deyince beklentiler neler olmalıdır?
Tacettin Çetinkaya - Eğitimin kısa tarifi: “Fertlerinde olumlu davranış oluşturma sürecidir.” Bu tarif hem “talim”i yani öğretimi, hem de “terbiye”yi yani eğitimi ifade ediyor. Eğitim sistemi bilgiyi öğretecek, ezberci yapmayacak. Öncelikle anadilini iyi öğretecek, sonra diğer dillerden öğretecek, fizik, matematik, kimya öğretecek… Teknolojiyi öğretecek… Öğrenmesi gereken her şeyi öğretecek. Öğrenmemesi gereken lüzumsuz bilgiyle de meşgul etmeyecek. Bu öğrettiklerini kullanabilmeyi öğretecek ki davranışa dönüşsün, bilgi kalıcı olsun. Bütün bunları öğretirken ferdi terbiye edecek. Okulları terbiye mekanları haline getirecek. Okula altı yaşında verdiğimiz çocuğumuzu, okul iyi bir kalıba koyacak, şekillendirecek 17-18 yaşında bize bilgili, birikimli, donanımlı, terbiyeli, iyi ahlak sahibi, şuurlu… bir genç olarak ailesine ve Ülkemize teslim edecek.
Milli Şuur - Eğitim niçin bu kadar önemli
Tacettin Çetinkaya - Fertlerinin eğitimi her toplum için en hayati öneme sahiptir. Çünkü eğitilmiş insan gücü toplumların en büyük gücüdür. Eğitilmemiş insan gücü ise topluma her zararı verebilir. Bu gün Ülkemizde acı bir şekilde yaşadığımız ve yıllarca ölçülemeyecek maddi ve manevi kayıplarımızın asıl sebebi budur.
Kendi dünya görüşümüz ve değer ölçülerimiz olan İslam esaslarına göre eğittiğimiz ve şuur verdiğimiz fertler bu inanç ve şuuru harekete geçirerek ülkenin bütün kaynaklarını verimli kullanırlar. Sosyal hayatta yardımlaşmayı ve dayanışmayı artıran ortak paydaları öne çıkarırlar. Toplum ile devletin bütünleşmesine ortam hazırlarlar. Güçlü devlet böyle oluşur. Güçlü devlet milletiyle bütünleşmiş devlettir.
Tarihi gerçek olarak eğitime önem verdiğimiz dönemlerde ekonomik ve sosyal gelişmeler hızlı olmuş; toplumsal yardımlaşma ve dayanışma artmış ve devletimiz güçlenmiştir. Ne zamanki eğitimi ihmal ettik ve eğitim sistemimiz bozuldu ahlak yozlaştı, iç çatışmalar arttı ve devlet zayıfladı.
Milli Şuur - Çizdiğiniz bu çerçeveye göre mevcut Milli Eğitim sistemimiz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tacettin Çetinkaya - Bugünkü Milli Eğitim sistemimiz ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmıştır.
Mevcut Milli Eğitim sistemi; Milletimizin ortak dünya görüşü ve değer ölçülerini yansıtmamaktadır. Batının yozlaşmış, materyalist, seküler eğitim sistemini esas almaktadır. Milli Eğitim sistemimiz AB uyum yasaları çerçevesinde Batıya tam olarak bağlanmıştır. Müfredatını da 2006 ve 2010 yılları arasında buna göre düzenlemiştir.
Milli Şuur - Temel sorun AB’ye uyum mu?
T.Ç. – Evet, temel sorun bu. AB müktesebatı olarak 32 başlıktan biri olan “Eğitim ve Kültür” uyumu neredeyse tamamlandı. AB’nin düşünce yapısında, “Yaratılış yoktur”, “Din saplantıdır” tezleri var. Bu anlayıştaki Batı modelinin peşine düşersek erdemli bir gençliği, bir nesli, bir toplumu nasıl inşa edeceğiz?
Milli Şuur - Temel sorun sadece bu mu? Mevcut eğitim sistemimizin başka sorunları da var mı?
Tacettin Çetinkaya - Tabii ki bu işin asıl etkin noktası. Diğer sorunlar da var.
Öncelikle müfredat var, buna bağlı olarak ders kitapları var. Müfredat bozuk.
Diğer en önemli problemlerden biri de öğretmenlerle ilgili. Öğretmenler Bakanlığın kendilerine yeterince değer vermediği düşüncesinde. Öğretmenlerin bilgi ve görgülerini artırıcı destekler yok denecek kadar az. Tüm araştırmalar eğitimde asıl unsurun öğretmen olduğunu söylüyor, ama Bakanlık her halde böyle düşünmüyor olmalı ki öğretmen faktörünü fazla önemsemiyor.
Diğer bir sorun sistem bilgi öğretmiyor, konuşmamızın başında değindiğimiz “talim” işini yeterince yapamıyor. Mesela, merkezi sınavlarda matematik, fizik, kimya gibi ana derslerde doğru seçeneği bilme ortalaması 50 soruda 7-8. Üniversite giriş sınavlarında girenlerin %30’dan fazlası barajı bile aşabilecek bilgi seviyesinde değil. Bu eğitimimiz adına vahim bir durum.
Gelişmişlik indekslerinde de durumumuz iyi görünmüyor. Yıllardır zorunlu eğitim uygulaması olmasına rağmen okulda geçen süre ortalaması Türkiye’nin 6,5 yıl. Bu rakam Finlandiya’da 13 yıl, Almanya’da 12,5 yıl.
Milli eğitim sistemimiz bilgi öğretemediği gibi öğrencilerimize yeterli “terbiye” de veremiyor. Kendi eğitim sistemi kendisi için insan yetiştiremeyen bir toplum haline geldik.
Milli Şuur - Peki bütün bu sorunlar sizce nasıl çözülür?
Tacettin Çetinkaya - Bugün Türkiye’nin bir numaralı meselesi, milletimizin dünya görüşü ve değer ölçülerine dayalı “Hak Merkezli Yeni Bir Milli Eğitim Sistemini” geliştirmek ve uygulamaya koymaktır. Türkiye, bugün sahip olduğu tarihi müktesebatı, ulaştığı bilgi düzeyi ve deneyimlerine dayanarak yepyeni bir milli eğitim sistemi geliştirebilir. Bu açıdan coğrafyamızda örnek ve önder ülke olabilir.
Çocuklarımızın kalplerini ahlak ve maneviyatla, milli ve manevi değerlerle doldurmazsak bir takım kanun tedbirleriyle yanlış yoldan, kötü alışkanlıklardan çevirmek mümkün olmaz.
Evlatlarımızı vatana, millete yararlı insanlar yapmak istiyorsak eğitim sistemini yeniden kurmamız gerekir.
İyi bir nesil yetiştirmek için hep beraber, vakıflar, STK’lar, siyasi partiler, öğretmenler, öğrenci velileri, basın-yayın… Hep birlikte maarif davamıza omuz vermeliyiz. Çünkü eğitim hepimizin ortak davasıdır. Bizden öncekiler, Üstat Nurettin Topçu ve liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız meseleye milli bir dava olarak hep yaklaştılar. Meseleyi hep “MAARİF DAVAMIZ” diyerek sundular. Milli Eğitim meselesinin ancak dava şuuruyla çözülebileceğini ifade ettiler. Eğitim meselesi ancak Milli Görüş’ün prensipleri, Saadet Partisi’nin programıyla düzelir. Bu nedenle diyoruz ki;

  • Batıcı, materyalist, taklitçi eğitim anlayışından vazgeçilerek maneviyatçı, kendi kök değerlerimize uygun eğitim anlayışına geçilmelidir. Müfredatlar anlayışımıza uygun hale getirilmelidir.
  • Eğitimde öğrenci merkeze alınmalıdır. Öğrencinin yeni şeyler bulma ve keşfetme yetenekleri geliştirilmelidir. Öğrencilerin heyecan, araştırma ve sorun çözme kapasiteleri geliştirilmelidir. Sorunlara ilmi çözüm arayışı özendirilmeli, taklitçilikten uzak durulmalıdır.
  • Alternatif okul modellerini geliştirmeye ihtiyacımız vardır.
  • Okullar terbiye mekânları haline getirilmelidir. Okul, öğrencilere adaleti, merhameti öğretmelidir.
  • Okullar öğrencilerin içini boşaltmamalı, onların azim ve iradesini geliştirmelidir.
  • Öğretmen yeterli, güvenilen ve etkileyici olmalıdır. Okul kültürü geliştirmede öğretmen aktif rol almalıdır.
  • Lider ve etkileyici öğretmenin inancı, düşüncesi, söylemi ve eylemi arasında çelişki olmamalıdır.

Milli Şuur - Son cümlenizi alabilir miyiz?
Tacettin Çetinkaya - "Bir milletin en büyük gücü eğitilmiş insan gücüdür." diyerek son verelim.

Milli Şuur -Kıymetli zamanınızı bizler ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum