Batının ideolojileri batıl ve insan fıtratına ters olan ideolojilerdir. Bu jeolojiler ahlaken çöküntüye ve çözülmeye neden olmaktadır. Bugün Türkiye’de, herkesin feveran ettiği ahlaki çöküntü ve dejenerasyonun nedeni bu batılılaşma çabalarıdır. Özellikle gençler arasında görülen bu dejenerasyon ve ahlaki çöküntü toplumun geleceği açısından son derece büyük tehlike ve tehditler oluşturmaktadır. İnsanların bir zamanlar konuşmaya dahi utanarak çekindikleri bazı konuların, bugün, toplumda çok rahat bir şekilde konuşulur olması, hatta alenen işlenir hale gelmesi, toplumda da herhangi bir tepkinin oluşmaması bu tehlikeyi daha da vahim hale getirmektedir. Okullarımızda kız erkek ilişkileri, İmam Hatip Liselerinde bile ahlaki çöküş, kaliteli öğrenci profili oluşmadığı görülmektedir. İmam Hatipleri oluştururken devasa binalar oluşturuyoruz ama kalite bir o kadar negatifleşiyor. Bunu sebebi çok iyi araştırılmalıdır. Mesela yetkililere hep soruyoruz; İmam Hatip’lere idareci ve öğretmen atamada bir kriteriniz var mı? Yoksa iyi sonuç almamız mümkün olmayacaktır. Sosyal medyada, her tür ahlaksızlık pervasızca sergilenmekte, cinsellik, müstehcenlik, alkol kullanımı özenilen bir değer haline getirilmektedir. Ahlaki değerlerden yoksun kişilerin hayatları ve yaşam tarzları imrendirilmektedir. Ahlaksızlıkları, çürümüşlükleri çağdaşlık, modernlik olarak topluma sunulmaktadır. Ne yazık ki bundan en çok gençler etkilenmektedir. Reklâm, edebiyat, mizah ve sinema gibi kültürel araçlarda da hep aynı mesajlar verilmektedir. Dini, ahlaki değerleri yok sayılarak, sekülerizm, laisizm, ateizm vb. gibi sapkın düşünceler, nikâhsız yaşama, evlilik öncesi birliktelik özendirilmektedir. Hatta Belediyelerce bu kafalara şirin görünme adına konserler verdirilmektedir. Verilen bu paralarla toplumdaki ahlaki çöküntüye yardımcı olmaktadır.İslamî özgürlük olarak getirilenler iktidar değişiminde kolaylıkla sona erdirilecek türden özgürlüklerdir. Bir iktidarın demokratik bir hak olarak getirdiğini, bir başka iktidar ise, yine demokratik bir hak olarak kaldırma hakkını rahatlıkla kendisinde görebilir.
Türkiye’de son yıllarda boşanmaların Müslümanlar arasında da artmasının nedeni son yıllarda uygulanan politikalar neticesinde meydana gelen ahlaki çöküntü ve yozlaşmadır. Bu ise, kızıyla erkeğiyle, en çok çocukları ve gençleri etkilemektedir. Ne yazık ki son yıllarda fuhuş, uyuşturucu kullanımı, gasp, cinayet, yolsuzluk geçmiş dönemlere göre çok daha artmış ve içten içe toplumu çürütmeye başlamıştır. Araştırmalar fuhuşun, müstehcenliğin, cinsel istismarın 2000-2015 yılları arasında ortalama yüzde 100 üzeri artış olduğunu göstermektedir.
Ahlaki Çöküntünün Sebeplerinden Bazıları:
İslami anlayış ve yaşam tarzı toplumsal hayatta silinmeye, yok edilmeye çalışılmamış, aynı zamanda bireysel hayatta da yok edilmeye çalışılmıştır.
Türkiye’de uygulanan totaliter ‘egemen rejim’ odaklı bu politikaların neticesinde meydana gelen toplumsal değişme, gençlerdeki yozlaşmayı daha da arttırmıştır. Buna kentleşmenin, sanayileşmenin ve iç göçün artması, gecekondulaşmanın getirdiği problemler de ilave olunca, toplumsal anlamda içinden çıkılmaz hale gelinmiştir. Aileden sonra çocuğu eğitecek ve geleceğe hazırlayacak kurum ise, okuldur. Ancak mevcut anlayış, uyguladığı eğitim politikaları neticesinde okullar, amaçsız, hedefsiz, başına buyruk, yaratılış gayesinden habersiz hale yetiştirmektedir. 30-40 yıldır devam eden kirli iç savaşın etkisi de ilave olunca, önüne geleni yakan yıkan, bütün değerlere düşman, şiddet yanlısı, alkol ve uyuşturucu bağımlısı, Gezi Parkı’nda-ODTÜ’de olaylara katılan gözü dönmüş, örgütlerin maşası bir gençliği ortaya çıkarmıştır. Gençliğin bu hale gelmesinin en önemli nedenlerinden birisi de, yaratılış gayesinden habersiz ve hiçbir ölçü ve değer tanınmamasıdır.
Yazılı ve görsel medyanın telkinleri ile günü yaşayan gençler yarınını düşünemez hale gelmektedir. Düşünmeyen, üretmeyen sadece tüketen gençlik daha da pervasızlaştırarak kontrol edemez hale getirmektedir.
Gençliğin yetişmesinde, kimlik ve kişilik kazanmasında aile ve okul devre dışı kalmaktadır. Devreye sokaklar, internet merkezleri, terör örgütleri girmektedir.
Kuzu görünümlü Kurtları bizi yemeğe başlamadan önce tanıyamıyoruz.
Ne Yapmalıyız
“Kendinizi ve ehlinizi yakıtı insan ve taş olan ateşten koruyun” (Tahrim S. 6. Ayet) Bu ayetle Rabbimiz bir mükellefiyet yüklemektedir. İslâm’ın bir toplumda Her ferde bir görev yüklemiştir. Bu hedefler gerçekleşinceye kadar İslam, Müslümanlara İslami ölçüler çerçevesinde her türlü mücadele vermeyi zorunlu kılmaktadır.Bunu “Cihad” (Çaba sarf etme) “Emri bil ma’ruf – Nehyi anil münker” şeklinde sistematikleştirmiştir. Düzeltme onun bunu görevi değil her Müslüman’a gücü nispetinde vecibedir.
İslam’ın öngördüğü beş temel hedef ise, dini, aklı, nefsi, nesli ve malı korumaktan oluşmaktadır. Bu beş hedefin önemli unsurlarından biri aklın korunması ve ilahi ölçüler çerçevesinde kullanılmasıdır. Zararlı alışkanlıkların yayılmasında genellikle torbacı denenler ya da kullanıcılar yakalanmakta, onların arkasındaki asıl sivil ve resmi baronlara dokunulmalıdır. Güzel toplum güzel ailelerden, güzel ailenin temeli de ancak ailenin İslami temeller üzerine kurulmasıyla gerçekleşebilir. Çocuklarımızın iyi okul, iyi iş öncesinde iyi bir Müslüman yetiştirme yarışı başlatılmalıdır. Evlenirken ahlakı değil; arabası, evi maaşı sorulan gençlerin evliliğinden ne hayır gelir? Çocuklarımız Dar’ul-Erkam da yetişirse ancak Mus’ab Bin Umeyr olabilir. Bu gün yıllarca görmediğimiz arkadaşımızla görüşmemizde ilk soru çocuklar hangi okulda okuyor. Allah’a kulluk ta durumu nedir? sorusunu duyabiliyor muyuz?
Haram ve G.D.O. (genetiği değiştirilmiş organizmalar) ile yetişen nesilden hayır gelmez. Onun için bundan acilen kurtulmalıyız. Faiz haramdır. Günümüzde bunun gerekliliğini savunmak itikadı bir olaydır. Faizin azı çoğu diye tartışma toplum olarak nereye gittiğimizin göstergesidir.
Müslümanlar rehavet içinde bu rehavet felaket getirir. Bizim Müslümanların gittiği otellerde kumar oynama yerlerini artık başı örtük kadınlar kocaları ile beraber dolduruyor. Tesettür diye bizlere gösterilen gerçekten tesettür mü? Algılarımız değişti ahlakımıza yansıdı. Bunun suçlusu da tesettür mağazaları ve modacılarıdır. Tövbe edip yeniden öze dönmek zorundayız.