Devletin vatandaş için üniversite açması ve gençlerimizi okutması tabi ki çok büyük bir şey fakat her şehirde bir hatta bazı şehirlerde birden fazla üniversite açması ne derece doğru? Gençlerimizin tümünü okutmaya yönlendirmek hayatın akışına ve imkanlarımıza uygun mu? Acaba bilinçsizce açılan bu okullardan mezun olanlar aldıkları eğitimden iş bulabiliyorlar mı? Yoksa kayıp yıllar ve hayal kırıklıkları mı yaşıyorlar?
Artık devletin bu üniversite olayını ciddi ciddi düşünmesi gerekir. Tüm vatandaşlarının üniversite eğitimini aldığı bir model bizi kalkındırır mı? Bunun dışında bir de uzaktan eğitim çıktı ve insanlar okula gitmeden diploma sahibi oluyorlar. Açık öğretim fakültesi mezunu birisi ile yıllarca çalışıp çabalayarak Boğaziçi, Odtü veya siyasal gibi okullara giden birisinin diploması arasında hiç bir fark bulunmamaktadır. Üstelik açık öğretim bitiren birisinin ciddi siyasi bağlantıları varsa bir anda yüksek makamlara da gelebilmektedir. Hatta son yıllarda insanlar birden fazla fakülte bitirmeye çalışmakta ve ne kadar çok diplomaya sahip olduklarını gururla söylemektedirler. Ev hanımları da açık öğretimin bir programını bitirip devlet memuru olmak için başvurmaktadır.
Son yıllarda yaşadığımız garabetin temelinde bilinçsizce açılan bu üniversiteler olmuştur. Peki bunun yerine neler yapılabilir?
Bence öncelikle insanlar neden üniversiteye yöneliyor sorusunun cevabı aranmalı ve bu sorunun cevabına göre çözüm üretilmelidir. Ben Üniversiteye hazırlanan gençe "neden üniversiteye gitmek istiyorsunuz" diye sorduğumda çoğu iyi bir iş ve iyi bir gelecek için olduğunu söylemektedir. Yani Üniversite tercihinin temel nedeni iyi bir iş… Dikkat ederseniz ilim için diyenlerin sayısı çok azdır.
O halde devlet bunun yerine gençlere iş imkanı sunmalı ve böylece üniversite önündeki yığılmayı da kendilğinden önlemiş olacaktır. Örneğin Iğdır'da devlet üniversite kuracağına (bu bir israf) bölgede büyük hayvan çiftlikleri ve hayvan çiftliklerinin yanında et entegre tesisleri kursaydı hem ülkemizin hayvancılığını geliştirir ve hem de bölge halkına bir kazanç kapısı sağlardı.
Yani devlet öncelikle ülkenin ihtiyaçlarına göre mesleki alanlar açmalı ve gençler üniversiteye gitmeden bu mesleki alanlara Meslek kolejleri ile (evet meslek lisesi yerine ortaokul ve lise'den oluşan meslek kolejleri) girebilmelidir. Meslek okulları ile iyi bir mesleğe kavuşacağını gören aileler çocuklarını sonu belirsiz saçma bir bölüme göndermektense bu alanları tercih ederler. Boşa açılmış üniversiteler işsizliği sadece 4 yıl erteleyeceği gibi artık ara eleman olarak çalışmak istemeyen ve iş arayan mutsuz bir kitle oluşturmaktadır.
Devletin çok okul açmasının diğer bir sakıncısı da yeterince öğretim görevlisinin olmadığı veya sahasında gerçekten iyi yetişmiş hocaların bulunmadığı haliyle eğitim kalitesinin düşük olduğu kurumların açılmasına yol açmaktadır. Alel acele akademik ünvanların verildiği gecekondu üniversiteleri mantar gibi bittiği okullar yerine kaliteli eğitimin verildiği ve gerçekten de öğrenme azmiyle gelen gençlerin olduğu okulların açılması ülke için daha faydalı olacaktır.
Öğretim görevlisinin olmadığı bir gecekondu üniversitesi kurmak, ülkenin kalkınmışlığını sağlayamayacağı gibi, sadece tüketici olacak ve rant kapısı haline gelecektir. Bunun yerine çevre üniversitelerin kontejanını artırması ihtiyaç duyulan eğitim açığını kapatacaktır.
Her şehre hatta bir çok ilçeye üniversite veya bunların fakültelerini açmak popülist politikanın bir ürünü olup bilimsel değildir. Bunun yerine üniversite şehirleri, hatta branş üniversiteleri kurulmalıdır. Üniversite şehirleri ülkenin en büyük şehirleri olan Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa gibi metropol şehirlerde değil nüfusu bir kaç yüzbin olan şehirlere serpiştirilmelidir ki mevcut metropol şehirlerin ulaşım sorunları artmasın.
Ülkemizin kaynakları maalesef böylesine gereksiz bir çok fantaziye aktarılırken, insanlarımız işsizliğin getirdiği travmalara düşmekte, ülkemiz ise üretim yapmadığından spekülasyonlara uğramaktadır.
Ülkemizin kaynakları maalesef böylesine gereksiz bir çok fantaziye aktarılırken, insanlarımız işsizliğin getirdiği travmalara düşmekte, ülkemiz ise üretim yapmadığından spekülasyonlara uğramaktadır. Üniversiteler bilim üreten merkezler olmaktan çıkmış, gençleri bir kaç yıl daha hayattan koparan hapishaneler dönüşmüştür. Bir an önce bilim üreten merkezlere dönüştürmemiz ülkemiz ve geleceğimiz için elzemdir.
Üniversiteler yerine meslek kolejleri, hayvancılık ve tarım gibi geniş insan kitlelerini istihdam eden alanlara yatırım yapılsa ülkemiz ve gençliğimiz için bir kurtuluş vesilesi olur. Tarım alanlarını Osmanlı Devleti gibi devletin kontrolüne alıp kooperatifçiliği yaygınlaştırırsak, işletilmeyen arazileri devlet bu kooperatifler aracılığıyla işletse büyük bir gelir sağlandığı gibi ülkenin kalkınmasına da katkı sağlar. Kooperatifler aracılığıyla sorunlar çözüleceği gibi pazar ve satış imkanı da elde edilir.
Sanayi üretimi yapmak uzun ve meşakkatli iken, tarım ve hayvancılık için bu imkana sahibiz. Üstelik tarım ve hayvancılıkta geniş bir kitle iş sahibi olabildiğinden, işsizliği de düşürme özelliğine sahiptir. Ayrıca köylerin şenlenmesine de neden olacaktır. Devletin bir an önce tarımı, hayvancılığı ve büyük çiftlikleri özendirmeli, onların ihtiyaç duyduğu imkanı ayaklarına kadar getirmelidir.
Gerekirse mevsimlik tarım işçiliği sistemi kurulmalıdır. Yani tarım mevsiminde insanların büyük çiftliklere gidip çalıştığı, tarım mevsimi bittiğinde büyük şehirlere döndüğü bir sistem de özendirilebilir. Bu aynı zamanda ek kazanç arayanlar için de bir avantaj olacağı gibi, ev hanımlarına da büyük bir gelir kapısı olur. Yani klasik köylülük ortadan kaldırılıp geniş çiftlikler oluşturulacak ve insanlar sabah işe gider gibi burada çalışıp akşam da şehir merkezlerindeki evlerine dönecek böylece şehrin nimetlerinden de yararlanmış olacaklardır. Devletin klasik köy ekonomisini değiştirmesi ve değişime ayak uydurup öncü olması gerekir ki işsizlik ortadan kalktığı gibi boşu boşuna açılmış olan okullar da kapatılmış olur. Üniversite hayali nedeniyle aileler gençlerini tarıma, hayvancılığa ve meslek dallarına özendirmemekte bu durumda ülkemiz tarım ülkesi olmasına rağmen dışardan ithal etmekte veya bu açığı göçmenler karşılamaktadır. Bu bizim için büyük bir ekonomik ve sosyal kayıptır. Kayıp nesiller oluşturmuş olacağız ki bu durum ülkemizde sermayenin el değiştirmesine bile yol açacaktır.
Devlet bölgelerin iklimine uygun ve tüketim marjı yüksek tarım ürünlerine ağırlık verebilir. Bu ürünleri üreten çiftçilerin, tüccarların elinde soyulmamaları için de tıpkı fındıkta olduğu gibi devlet satışta aracı olabilir veya geniş tarım borsaları kurarak aradaki tüm aracıları çıkartabilir. Ayrıca üretilen tarım ürünlerinin yakınına o ürünle ilgili sanayi de kurabilir. Yani buğday bölgesine un ve makarna fabrikası kurarken, hayvancılık bölgesine et entegre tesisleri, süt fabrikası, mama fabrikası kurabilir.
Yani aslında sorunları çözmek istediğimizde elimizdeki şu anki imkanları bile kullansak başarılı sonuçlar elde edebiliriz. Tarım üretimi için eğer yeterli insan gücüne sahip değilsek bunun için kamplarda bekletilen Suriyelileri de kullanabilir, ilgili köylere de dağıtarak onları tüketici olmaktan çıkarır, ülkemizin ekonomisine katkı vermelerini sağlamış oluruz.