Doğum da ölüm de insanın elinde değildir. Her doğan insan imtihan olmak için doğar, ölen her insan ise dünya hayatının hesabını vermek için ölür. İnsanı imtihan eden de sorumluluk yükleyen de Allah Teâlâ’dır. Dünya imtihanında insan;
1- Allah’ı bilip tanımak ve O’na şuurlu bir kullukta bulunmak, ibadet halinde olmak
2- Halife olarak yaratıldığını bilmek ve bu sıfatın gerektirdiği bütün görevleri yerine getirmek
3- Teklif edilen emaneti yüklendiğini unutmamak ve bu emaneti bütün unsurları ile muhafaza etmek
4- Yaşamak için iskân edildiği yeryüzünü imar ve ıslah etmek, sorumluluğunu üstlenmiştir.
Müslümanlık, bu dört görevi bir bütün olarak üstlenmektir. İnsan, bu görevleri ilim yani bilgi ile yapabilir. Biz Müslümanların temel bilgi kaynağı Kur’an’ı Kerim ve bu kitabi bize okuyan, öğreten, yaşayan Peygamberimizin sünnetidir. Fert ve toplumların mutlu bir hayat yaşayabilmesi için ilmin ve fıkhın önemi günümüzde çok daha iyi anlaşılmalıdır. Kur'an’ı Kerim’in temel konularından birisi de bütün ilimlerin temel esaslarıdır. Bunun için Allah, Alak 1-8: "Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku. İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir. Gerçek şu ki insan kendini kendine yeterli görerek azar. Kuşkusuz dönüş Rabbin Allah’adır." buyurmaktadır.
Burada Allah, insana her türlü okumayı değil, Allah için yapılan okumayı emrediyor. Yaratan Rabbin adıyla okuyan her insan, aydın ve âlim olur. Başkalarının adına okuyan insan ise cahil ve zalim olur. Şuurlu bir ömür sürmek isteyen her insan kendisini Allah Teâlâ’ya imana ve onun rızasını gözetmeye yönlendirecek faydalı ilme muhtaçtır. Faydalı ilim, Allah için elde edilen ilimdir.
İLMİN DEĞERİ
Hz. Âdem’i yeryüzünde yaratılmış bir halife olması yönüyleonu meleklerden de üstün, eşrefi mahlûkat yapan Allah'ın kendisine verdiği ilimdir. Âdem’in bu ilmi ortaya çıktığında ise yüce Allah meleklere, Âdem'e secde etmelerini emretmiştir. Bakara 30-34: “Hani Rabbin meleklere: ‘Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim.’ demişti. Melekler de: ‘Sen orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin! Oysa biz senin yüceliğinden övgü ile söz etmekte, seni hamt ile tesbih etmekte ve senin bütün eksikliklerden uzak, ulu sıfatların sahibi olduğunu dile getirmekteyiz’ demişlerdi. Allah da ‘Ben sizin bilmediklerinizi bilirim’ demişti. Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: 'Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin' dedi. Dediler ki: 'Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın. Allah: ‘Ey Âdem, şunların adlarını onlara bildir.’ dedi. Âdem kendilerine, o varlıkların adlarını bildirince Allah meleklere: 'Ben göklerin ve yerin gizliliklerini bilirim. Sizin açığa vurduğunuz ve gizlediğiniz her şeyi de bilirim, dememiş miydim’ dedi.Meleklere: ‘Âdem’e secde edin.’ dediğimiz zaman da hepsi secde ettiler. Ancak İblis secde etmedi. O bundan kaçındı, büyüklendi ve kâfirlerden oldu.“
Bu ayetlerde insanı değerli kılan şeyin, ilim olduğu bildirilir. İnsana verilen nimetler sıralanırken insanın yaratılmasından sonra ona ilk verilen şeyin, ilmin olduğu ifade edilmektedir. Rahman 1-4: “Rahman olan Allah, insana Kur'an’ı öğretti, insanı yarattı. Ona beyanı,konuşup düşüncelerini açıklamayı, öğretti.” Sanki insana, Kur’an ve açıkladığı ilimler verilmemiş olsaydı insan, yaratılmış olduğu gayeninadamı olamazdı,denilmektedir.
Allah Teâlâ, Peygamberimizede Kitabı ve hikmeti vermiştir. Nisa 113: “Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu, cidden büyük olmuştur.” Kuran, yöneticilik için de ilmin önemine dikkat çekmekledir. Kur’an'da yer alan Talut kıssası buna güzel bir örnektir. İlim, maldan üstündür. İlim öyle bir nimettir ki ona sahip olan kimse, hâliyle değer kazanır. İlim sahiplerinin adalet sahibi olacakları,Allah'ın verdiği misallerin ancak âlimler tarafından anlaşılabileceği,kullar arasında Allah'tan en çok korkanların âlimler olduğu, bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağı Kur'an'da ifade edilen hususlardır.
İlim, Allah’ın sıfatlarından birisidir. Kur’an; ilim ve âlimi hem övmekte ve hem de ilim öğrenmeyi emretmektedir. “Bil ki Allah'tan başka ilah yoktur.” “Bilesiniz ki Allah'ın azabı çetindir.” “Bilesiniz ki Allah'ın huzuruna toplanacaksınız.” “Bilesiniz ki Allah, çok güçlü ve her şeyi yerli yerince yapandır.” Bu ayetler bizi bilmeye yönlendiriyor. Burada emredilen ve insana üstünlük kazandıran ilim faydalı ilimdir. Faydasız ve zararlı ilim ise kınanmıştır. Bir ilim, fert ve toplumun saadeti için kullanılmıyorsa faydasız, zulüm için kullanılıyorsa zararlıdır. Gerçekleri engellemek için ilim öğrenmek haramdır. Batıla destek olacak her çaba, Kur’an tarafından dışlanmıştır. Değerli olan, insanı dünya ve ahiret saadetine taşıyan Allah için elde edilen ilimdir.
MATERYALİST OKUMA
Materyalizm, sadece beş duyu organı ile görülene ve aklın deneyler ile tespit ettiklerine inanan, görülemeyeni inkâr eden bir dindir. Bu dine göre Allah, ruh, melek, ahiret, manevi değerler görülemediği için inkâr edilir.Materyalist okumalar, bu inkâr üzerine bina edilir. Bu okumalara güre insan sadece maddi, görülebilen kısmı üzerinden ele alınır ve tanımlanır.
Materyalist okuma soyut okumadır. Bu okumalar ile hikmete ve ilme ulaşılmaz.
Sigaranın zararlı olduğunu en iyi sağlık çalışanları bilir amaen çok onlar, sigarayı tüketenler arasında yer alırlar. Hayata yansıması olmayan okumalar anlamsız ve faydasızdır. Kâinattaki her şeyi madde ile izah eden ve âlemde bir gaye, bir şuur ve bir irade göremeyen, toplum hayatını ve fertler arasındaki ilişki ve davranışları belirleyen faktörün madde olduğunu iddia eden Materyalizm,okumayı ve bilgiyi anlamsızlaştırmıştır. Çünkü materyalizmin “gerçek” tanımı yanlış ve cahilcedir. Materyalizme göre olay şudur:
“Gerçekler, his ile idrak edilebilen âlemde gizlidir. Duyularla idrak edilen tabiat olaylarının ötesinde bilgi elde etmeye çalışmak ve bu alanda illet arayıp bulmaya kalkışmak yanlıştır. Tabiat dine ve akla hâkimdir. Çünkü tabiat, her şeyin kendisinden çıktığı temeldir. İnsan aklı düşüncelerin kaynağıdır. Madde kâinatta köklü ve biricik gerçektir. Kâinattaki herşey ve herkes maddeden çıkmış olup, maddenin kanunlarına mahkûmdur. Maddenin sınırlarının dışında herhangi bir varlık söz konusu değildir. İnsan da dâhil olmak üzere, bütün varlıklar ve bütün organizmalar maddidir. Madde bütün duyuş, düşünüş ve idrakin kaynağıdır. İdrak ise ondan türemiş ikincil bir unsurdur. Çünkü idrak, maddenin yani varlığın bir yansımasıdır. Düşünce ise, maddenin bir sonucudur.”
Buna göre ezeli ve ebedi olan maddedir ve kâinatta var olan her şey -haşa- madde tarafından yaratılmıştır. Bu istikamette yapılacak bir okuma, insanı Allah’tan, İslam’dan, fıtrattan ve gerçek ilimden uzaklaştırır. Komünizmve Kapitalizm materyalist bir anlayışa dayanırlar ve telkin ve teklif ettikleri toplum düzeni ise katıksız olarak maddeci bir düzendir. Bu düzenlerde insan, yaratılış ve ahiretten soyutlanarakmaddi hayat içerisinde sadece çıkarlarıyla var olan bir “Ekonomik İnsan” olarak görülür. Böyle bir insan tipini yetiştirmek ise materyalist eğitimin görevidir. Böyle bir eğitimi tercih eden ülkeler, cehaletin zifiri karanlığında yok olup giderler.
ALLAH’IN İLMİ
Allah’ın ilmi sınırsızdır ve her şeyi kuşatmıştır. “O, her şeyi bilendir.”, “İlmi her şeyi kuşatmıştır.”gibi Kur’an ayetleri Allah’ın ilminin sınırsızlığını ve kuşatıcılığını ifade eder.
Allah’ın ilmi ezelidir ve ebedidir. Allah, “gayb” olarak ifade edilen şeyleri bilendir. “gayb” olan şeyleri Allah’tan başka kimse bilemez. Neml 65: “De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” Ancak izin verdiği elçilere gaybtan dilediği bir ayrıntıyı öğretebilir.
Ne var ki bu bilgi sadece o ayrıntı ile sınırlıdır ve sürekli değildir. Kıyametin ne zaman kopacağı gibi bilgilerin insandan gizlenmesi bir rahmettir. İnsanın öleceğini bilmesi ve ne zaman öleceğini bilmemesi ise Allah’ın insana en büyük bir lütfudur. Allah Teâlâ’nın tüm zaman ve mekânları, küçük büyük her olayı ve varlığı kapsayan bir ilme sahip olması, ilminin, kalplere kadar uzanması elbette birtakım sonuçlar doğurmaktadır. İnsanın kalbinden geçirdiği şeyleri Allah’ın bilmesi, insanın kalbini kötü duygulardan temiz tutma çabası içerisinde olmasını sağlar.
İnsan, iradesi dâhilinde içinden geçirdiği haset gibi kötü duygulardan elbette sorumludur. Zaten iyilikler de kötülükler de önce insanın içinde planladığı şeylerdir. Ruh eğitimi, bu nedenle önemlidir. Bakara 235: “…Bilin ki Allah, içinizden geçeni bilir. O'ndan sakının ve yine bilin ki Allah bağışlayandır, halimdir.” Böyle bir bilgiye sahip olan Allah, insanları tekrar yaratmaya ve yaptıklarının karşılığını vermeye de kadirdir. O, bilgisi sayesinde insan için en uygun emir ve yasakları koymuştur. Onlara dünya ve ahiret saadetinin yollarını göstermiştir.Allah ilmi sayesinde insanların ne yapacağını önceden bilmektedir. Kader dediğimiz şey, O'nun bu bilgisidir.

İNSANIN İLMİ
İnsan dâhil yaratılmış varlıkların ilmi, sınırlı bir bilgiye dayanır ve kesbidir. Örneğin insanın yeryüzünün imarı için ilimtahsil yeteneği, meleklerin yeteneğinden üstündür. İnsanlar arasında maddi ve manevi ilimler bakımından peygamberler en üstün seviyededirler. Araf 62: “Size, Rabbimin vahiyle bildirdiği gerçekleri ulaştırıyorum, size öğüt veriyorum ve ben Allah katından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.” İtikat ve düzen olarak İslam’ı tebliğ eden Peygamberimizin, tebliğ ettiği kimselerden İslam’ı daha iyi bilmesi, mantıki bir zorunluluktur.
İnsanın iki tür ilmi vardır. Yaratılışı sebebiyle kendisine verilen fıtri ilim ve bir de sonradan kazandığı kesbi ilim. İnsana doğuştan verilen fıtri ilim içgüdüdür.
Taha 50: “…Rabbimiz, her şeye yaratılış ve varlık sebebini gerçekleştirecek özellikleri veren, sonra da yaşaması ve görevlerini yerine getirmesi için aydınlatıcı bilgilerle donatan, yol gösterendir.” Bu konuda insanlar eşittirler. İnsan için önemli olan sonradan kazanılan kesbi ilimdir. Kesbi ilim, Allah için talep edilen ilimdir. Allah, bütün ilim yollarını bize Kur’an’ı Kerim ve kâinat kitabı olmak üzere iki kitapla göstermiştir. İnsan bu ilimleri kulak, göz ve kalp ile elde eder.
Selam hidayete tabi olanlara…