Kâbe, Allahın evi,
Bir nokta, yere konmuş.
Ötelerin Pertevi
Maddeye vurup donmuş,
Mücerretten bir âlem.
Mikap şeklinde bir asır,
O âlemle bu âlem
Arasında bir sır.
Üstad Necip Fazıl’ın mısraları böyle. Kâbe Allah’ın evi. Allah’ın en çok anıldığı, O’na en çok tazim edilen yer. Ahiret ve mahşerin hatırlanarak provasının yapıldığı yerdir Kâbe. Onun içindir ki o âlemle bu âlem arasında bir sırdır. Ve Kâbe’nin bulunduğu o kutsal belde Mekke…
Üstad, yaptığı hac yolculuğunda Mekke ile ilgili gözlem ve hissiyatını yazdığı Hac adlı kitabında şöyle dile getiriyor: “Kenarları yıldırımla yontulmuşçasına sivri, girinti ve çıkıntılar içinde dağlar, tepeler ve kayalar bana Peygamber ikliminden mahrem manalar fısıldıyor ve içimi haşyetle dolduruyor: Şu dağ da tabii, şu kaya da bildiklerimizden biri…” diyemiyorum ve maddeye katiyen kutsiyet kondurmaksızın O'nun nazarına değmiş, O'nun iklimini şekillendirmiş olmak imtiyazı bakımından yerlere kapanasım ve kumları öpe öpe Mekke'ye uzanasım geliyor.”
Kutsal bir beldede kutsal bir mabet… Geçen sayıda Kâbe’nin tarihsel serüvenini ele almıştık. Bu sayıda ise Kâbe’nin mimari özelliklerine ve bölümlerine değineceğiz.
Mimari Özellikleri
Iraklı tarihçilerin ekserisi Hz.İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken Sümer tapınakları olan Zigguratlardan esinlendiğini yazarlar. Buna gerekçe olarak da Hz.İbrahim’in Zigguratların çokça yapıldığı Ur kentinde doğup büyümesini gösterirler. Her ne kadar Kâbe küp şeklindeki ölçüleri itibariyle Zigguratların en üst katında yer alan kare yapı ile benzer olsa da Ur şehrinde bulunduğu süre içerisinde putlara karşı duran ve vakit bulduğunda onları kıran birisinin yıllar sonra benzer mekânı canlandırması makul bir davranış olamaz.
Kâbe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide “Mescid-i Haram” denilmektedir. Kâbe'nin geniş duvar yapısı yaklaşık bir küp biçimindedir. Yaklaşık 1,5 metre genişliğinde olan temeller üzerine yükselmiştir. Kâbe'nin kuzeydoğu duvarı 12,63 kuzeybatı duvarı 11,03 güneybatı duvarı 13,10 metre güneydoğu duvarı 11,22 metre ve yüksekliği ise kimi kaynaklara göre 13, kimi kaynaklara görede 14 metre civarındadır. Kâbe 145 m² alan üzerine kurulmuştur. Duvarlarında kullanılan çeşitli büyüklükteki 1614 volkanik bazalt taş Mekke tepelerinden getirilmiştir.
Kâbe’nin doğudaki köşesine Rükn-i Hacer-i Esved veya Rükn-i Şarki, Kuzey köşesine Rükn-i Iraki, Batı köşesine Rükn-i Şami ve Güney köşesine de Rükn-i Yemani denir.
Kâbe’nin Bölümleri
- Hacer-ül Esved
Cennetten geldiğine inanılan ve İbrahim -aleyhisselam- tarafından tavafın başlangıcına alamet olsun diye Kâbe’nin doğu köşesine yerleştirilmiş parlak taştır. Yerden 1,1 metre yükseklikte gümüş bir mahfaza içinde yer alır. Rivayetlere göre bu taş, cennetten çıktığı zaman sütten ve kardan daha beyaz idi. Fakat zamanla kendisine dokunan insanların günahları sebebiyle kararmış ve “Siyah Taş” anlamına gelen bu ismi almıştır. Kâbe'de çıkan bir yangında bu taş ısı değişimi nedeniyle kırılıp 15 parçaya bölünmüştür. Günümüzde taşın parçaları içinde bulunduğu gümüş mahfazada bir arada tutulmaktadır. Görünen kısmı yaklaşık 16,5x20 cm'dir. 930'da Mekke'yi basıp Kâbe'yi ellerine geçiren "Ebu Tahir Cannabi" idaresindeki Karamatiler bu taşı Mekke'den alıp Doğu Arabistan'da üsleri olan El-Ahsa vahasına götürmüşler ve Abbasiler de 952'de bu taşı geri almak için büyük bir fidye vermek zorunda kalmışlardır. - Makamı İbrahim
Hz. İbrahim'in Kâbe'yi inşa ederken bina ve inşaatı kontrol etmek maksadıyla üzerine çıktığı yerden hafif yüksek bir taş ve taşın bulunduğu yerdir. İsmail -aleyhisselam- ve Cebrail -aleyhisselam- taş taşıdı, İbrahim -aleyhisselam- da beytin duvarlarını yükseltti. Makam-ı İbrahim’deki İbrahim’in -aleyhisselam- ayak izi olan mermerin de Kâbe duvarları yükseltilirken asansör vazifesi gördüğüne inanılır. - Hatim ve Hicr-i İsmail
Kâbe'nin batı duvarının önünde bulunan 90 cm yüksekliğinde ve 1,5 m eninde beyaz mermerden yapılmış duvarla çevrili kavisli yarım daire şeklindeki bölgedir. Hazret-i İbrahim’in -aleyhisselâm- yaptığı Kâbe binasına bu kısım da dâhildi. Kureyş tarafından Kâbe tamir edilirken malzeme yetmediği için bu kısım dışarıda bırakılmıştı. Kâbe ile mesafesi 3 metredir. Hazret-i Hacer’le oğlu İsmail’in -aleyhisselam- Hicr bölgesine defnedildiği rivayet edilir. - Kâbe Kapısı ve Mültezem
Kâbe’nin kapısı, binanın kuzeydoğusunda zeminden yaklaşık 2 metre yüksekliktedir. Mültezem, Kâbe’nin kapısı ile Hacer-ül Esved arasında kalan kısma denir.
Kâbe Hz. İbrahim -aleyhisselam- tarafından inşa edildiğinde kapı yeri boş bırakılmıştı, dolayısıyla ilk kapıyı kimin taktığı bilinmemekte ancak Cürhümiler veya Himyeriler’in yaptırdığı rivayet edilmektedir. Kureyşliler 605'te Kâbe'yi yeniden inşa ettiklerinde daha önce yer seviyesinde iki adet olan kapı yerini teke indirerek yerden yaklaşık 2 m yükseğe koymuşlar ve tek kanatlı bir kapı takmışlardı. Kâbe’nin kaldırılan kapısı şimdiki kapının simetrisinde yer alıyordu. Kâbe’nin kapısı ilk defa Halife I. Velid tarafından altın levhalarla kaplattırıldı. - Şazirvan
Kâbe duvarlarının zeminle buluştuğu yere meyilli olarak konmuş mermerlerden meydana gelen ve Rukn-i Iraki ile Rukn-i Şami arasında kalan duvar hariç diğer üç duvara bitişik olan kısma da Şazirvan denmektedir. - Kâbe’nin İçi
"Ve Beytullah’ın içini hayal ediyorum: — Şimdi ben onun içinde olsam ne yapardım? Nasıl ayakta durabilir, gözlerimi hangi noktaya dikebilirdim? O 'Beytullah' ki, Allah’ın Sevgilisi, içine ancak dört kere girmiş, gözlerini yerden ayırmamış ve namazını her noktası Kıble olan bu dört köşe içinde kılmıştır. Kim bilir ne namaz!..”(N.F.K)
Kâbe kapısı zeminden yüksekte olduğu için özel bir tekerlekli merdiven kullanılarak içeri girilir. Üç direk tarafından taşınan ahşap tavana sahiptir. Bunlar ortada, güneydeki duvardan Hatim’e doğru sıralanırlar. Tabanı mermer ve kireçtaşı kareler ile kaplıdır.
Tavana kadar iç duvarlarının alt yarısı mermerle kaplı olup bu mermer duvar üstüne üzerine Kur'an'dan ayetler kazılmış olan mermer tabletler konulmuştur. Kapıdan girince sağ tarafta tavana çıkan bir merdiven mevcuttur. Merdivenin girişinde de bir kapı olup “Tevbe Kapısı” olarak isimlendirilir. Kâbe’nin iç duvarları ve tavanı ipekten yeşil bir örtü ile örtülüdür.
Padişah II. Selim zamanında yapılan ve planları Mimar Sinan tarafından hazırlanan Kâbe’nin etrafını çevreleyen kubbeli revaklar, günümüzün garabeti ve saygısızlığı olarak değerlendirdiğim ultra yükseklikteki otellere inat, Kâbe’nin yüksekliğini aşmamaktadır.