Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu
M. Akif İnan

Yeryüzünde kutsal beldelerden bir belde, Kudüs… Ve Kudüs’te bir mabet… Hz Peygamberin “Yolculuk ancak şu üç mescidden birisine yapılır: Mescid-i Nebeviye, Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Aksa’ya” hadisinde buyurduğu Mescid-i Aksa … Hangi şehir için bu kadar savaş yapılmıştır, hangi mabet için bu kadar can verilmiştir. Var olduğundan beri kan ve gözyaşıyla harcı yoğrulmuş bir belde ve bir mabet…

Mesci-i Aksa çeşitli zamanlarda farklı isimlerle anılmıştır. Bazı tarihçilere göre on yedi adının olduğu söylense de en çok bilinen diğer ismi Beyt-ul Makdis’tir. Bugün Kâbe’ye çevresiyle birlikte Mescid-i Harâm denildiği gibi, Mescid-i Aksâ’ya da çevresiyle birlikte Harem-i Şerif denilmekte. Eski Kudüs’teki kuzeyi 321, güneyi 283, doğusu 474 ve batısı 490 m. uzunlukta olan ve yer yer 30-40 m. yüksekliğe ulaşan surlarla çevrili bulunan, içinde Kubbetü’s-Sahra’nın da yer aldığı kutsal mekân kastedilmektedir.

Tarihçe

Mûsevîliğe göre mâbed dünya yaratılmadan önce de vardı ve gökte idi. Rab dünyayı onun gölgesinin düştüğü yerden yaratmaya başlamış, ardından o noktada Hz. Âdem’i yaratmıştır . Ebu Zer (r.a)’den bir rivayette, Peygamber Efendimiz (as), yeryüzünde kurulmuş ilk mescidin Mescid-i Haram, ikincisinin ise Mescid-i Aksa olduğunu nakleder. İkisinin arasında 40 yıl olduğu da rivayet edilmekte.

Ahd-i Atik’e göre ilk inşaat İsrâiloğulları’nın Mısır’dan çıkışının 480. ve Hz. Süleyman’ın hükümdarlığının dördüncü yılında, yahudi takviminin ikinci ayı olan “ziv” ayında (Nisan-Mayıs) başlamış ve yedi yıl kadar sürmüştür. Ahd-i Atîk, mâbedin uzunluğunun 60, genişliğinin 20 ve yüksekliğinin 30 arşın olduğunu bildirmektedir. Girişte 20 arşın eninde, 10 arşın uzunluğunda bir yer ve iki yanında Sûr Kralı Hiram tarafından döktürülmüş iki tunç sütun yer almaktaydı. Ortada 20 × 40 zirâ boyutlarındaki kutsal ana bölüm yer alıyordu. Sunak da bu bölümdeydi. Hz.Süleyman'ın vefatından sonra, Babilliler M.Ö. 586 senesinde Kudüs’e saldırarak tapınağı yakmışlardır. Ezra Kitabı'nda geçtiğine göre Pers Kralı II. Kiros; M.Ö. 538 senesinde Yahudilerin Kudüs'e dönmelerine ve Tapınağın yeniden inşasına izin vermiştir. Böylece Yahudiler Kudüs'e geri dönerek ikinci tapınağın inşasına başlamışlar ve M.Ö. 515 senesinde, Birinci Darius döneminde ikinci tapınağı tamamlamışlardır. Bu gün İsrail terör devleti, Aksa’nın altını kazarak ortaya çıkarmaya çalıştığı Süleyman mabedinin temelleri üzerine, üçüncü tapınağı inşa etmek istemektedir. Ahd-i Cedîd’deki bilgilere göre Hz. Îsâ’nın yaşadığı dönemde yahudilerin mâbede gereken saygıyı göstermedikleri anlaşılmaktadır. Hz Îsâ Kudüs’e geldiğinde mâbedin pazar yerine çevrilmiş olduğunu görmüş ve bunu engellemeye çalışarak insanlara, Ahd-i Atîk’te mâbedin yapılış amacının bütün milletler için dua evi olduğunu hatırlatmıştır. Milâttan sonra 70 yılında Roma ordusunun işgali sırasında hemen hemen tamamen yakılan Kudüs’le birlikte mâbedin de yıkıldığı ve şehir Hadrien zamanında (117-138) yeniden imar edilirken Beytülmakdis’in yerine Jüpiter Tapınağının yapıldığı anlatılmakta. Kostantinos’un Hıristiyanlığı kabulünden sonra bu tapınağın yıkıldığı sanılıyor.

“Bir gece kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O gerçekten işiten ve görendir.” (İsrâ Suresi, 1)

Müslümanlar için ayrı bir öneme sahip olan Kudüs ve Mescid-ül Aksa’nın önemini ortaya koyan en büyük delil, namazın farz kılınışından itibaren 13 yıl boyunca Müslümanların ilk kıblesi olmasıdır. Bunun içindir ki Kudüs üzerine seferler düzenlendi. Ve nihayet Ebu Ubeyde komutasındaki ordunun Kudüs’ü kuşatması sonrası, şehir halkı şehri bizzat Hz Ömer’e teslim ederek Kudüs fethi gerçekleşti (H15. M 636). Hz Ömer fetih gerçekleştikten sonra o zaman metruk bir tepeden ibaret olan Mescid-i Aksa’ya geçti. Hz.Ömer, daha sonra üzerine Kıble Mescidi'nin kurulacağı alana, Aksa Hareminin güney bölgesine, bir mescit inşa edilmesini emretti. Hz. Ömer döneminde bu mescit yaklaşık 1000 kişiyi alabilecek ahşap bir yapıdan ibaretti. Bu yapının Muaviye dönemine kadar korunduğu rivayet edilmekte. Mescid-i Aksa’nın ikinci defa birinci Velid tarafından 747-48 yıllarında yaptırıldığı rivayet edilir. Depremler ve savaşlar nedeniyle Emevi, Abbasi, Fatimi, Memlük dönemlerinde bir çok defa onarım ve değişimler yapılarak Mescid’i Aksa ibadete açık halde tutulmuştur. 1099 yılında 1. Haçlı istilası sırasında Mescid tahrip edilerek adı Süleyman Mabedi olarak değiştirildi. Haçlılar ilk olarak krallık sarayı daha sonra da at ahırı olarak kullandılar mescidi. 1119 yılında Mescid-i Aksa tamamen Tapınak Şövalyelerinin üssü haline getirildi. Selahaddin Eyyubi tarafından Kudüs tekrar fethedilince Mescid’i Aksa haçlı pisliklerinden arındırılarak tekrar esas kimliğine kavuşturuldu.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum