Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c)'a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Biz Müslümanlar kitaplara iman ederiz. Son kitap Kur’an’ı Kerim, kendisinden önce gönderilmiş bütün kitapları doğrular, ancak bu kitapların insanlar tarafından tahrif edildiğini bize haber verir. Kur’an, kendisinden önce indirilmiş kitapların tamamını temsil eden tek hak kitap olarak kıyamete kadar hükmünü sürdürecektir. Bu özelliği ile Kur’an’ın hedefi, insanoğluna yol göstermektir. Allah yaratılmışların içinde insanı eşrefi mahlûkat olarak yaratmıştır. Bu üstünlük sıradan bir şey değildir. İnsan, Allah’ın sadece kendisine verdiği nimetler sebebiyle bu şerefe nail olmuştur.

Zamanı ve mekânı yaratan Allah’tır. İnsan yaratılmadan önce, zaman ve mekân yaratılmıştır. Zamanlar varken, biz yoktuk. O zamanlarda insan, anılmaya değer bir şey değildi. İNSAN 1-2: “İnsanlık, yaratılmadan önce hiç kayda değer bir şey değildi. İnsanı biz karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edelim diye işiten ve gören yaptık.” Allah, insanı zaman ve mekânda kendisine kulluk yapsın diye yaratmıştır. Bu gün tıp dünyasındaki bilgiler, meydana gelen olayın seyredilip, yazıya dökülmesidir. Çünkü ana rahminde meydana gelen olayları yaratan Allah’tır. İnsanların tamamı bir araya gelseler, beş milyon da bir meniyi yapacak durumda değillerdir. Biz insanın geçmişini bilmiyoruz. Rabbim bize burada insanın ana rahmindeki yaratılışını bildirmektedir. Allah, bize bu bilgiyi niçin veriyor? Bak ey insan, bir zaman vardı ki, sen yoktun, adın yoktu, ne olacağınız sizler tarafından bilinmiyordu, anan da, baban da insanlık da bilmiyordu. Sana göre meçhul âlemden, seni ana rahmine bir nutfe halinde koyan, orada dokuz ay besleyen, büyüten Allah’tır. Bütün dünyanın en kaliteli rızkını ana karnında veren Allah’tır. İşte O Allah, seni bir imtihan için bu dünyaya getirmiştir. Allah insanı bir usulle imtihan ediyor. Bu imtihan usullerini Rabbimiz bize bir kitap ile bildirmiştir. İNSAN 3: “Biz ona yolu gösterdik. İster şükretsin ister küfretsin.” Rabbimiz bize, bu imtihanı kazanmanın yolunu göstermiştir. O yol İSLAM yoludur. Yol gösterildikten sonra dileyen şükreder, dileyen küfreder. Ancak Allah Rahman ve Rahimdir. Kullarına karşı merhametlidir.

O bize, aklı vermiş, işiten kulak, gören göz vermiştir. Bizi imtihan sahasına bırakmış, ayrıca imtihanı başarmak için bir de kopya vermiştir. Ayrıca, belki kopyayı okuyup anlayamazlar diye Peygamber göndermiştir. Ey insanlar, Kur’an, sizin bütün dertlerinizin şifasıdır. O şifahaneden derdinizin devasını bulacaksınız. Siyasetle meşgul olanlar! Siyasette çıkmazlarınızın çözümü Kur’an’dadır. Ekonomiyi halletmeye soyunanlar! Ekonomideki çıkmazlarınızın çözümü Kur’an’dadır. Hukuki çıkmazda olanlar, adaletin en güzeli Kur’an’dadır.

İNKÂRCILAR

İNSAN 4: “Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli ateşi hazırladık.”

Dünya imtihanında İslam’dan yüz çevirenler, batıla koşanlar, haramın, şirkin ve inkârın her türlüsüne bulaşanlar için Allah, ayağa takılmış ateşten zincirler, ellerini boğazlarına bağlayan her türlü halkalar ve kızgın alevler hazırlamıştır. Dünyada bir bardak sıcak çayın tenlerini yakmasına dayanamayan anne ve babalar, eğer çocuklarınız kötü arkadaşları ile inkâr vadisinde dolaşacak olurlarsa, Allah’ın yasaklarını çiğneyerek, emirlerini tutmayarak inkârcılarla beraber olurlarsa, ateşten zincirlerle ayakları bağlanmış, elleri boğazlara kilitlenmiş olarak alevli bir ateşin içerisine atılacaktır. Buna ne yüreğimiz ne de kendimiz dayanabiliriz.

Öyleyse can bedenden ayrılmadan önce çocuklarımızı sıhhatli, iffetli, eğitimli, kültürlü, imanlı yetiştirelim. İnkârcılığın, münafıklığın, şirkin, fıskın, fücurun sonu ilahi gazaba uğramaktır. Bunlar insana dünya imtihanını kaybettirir. İslamsız saadet olmaz.

İNANANLAR

İNSAN 5: “Şüphesiz iyiler, karışımı kâfur olan bardaktan içerler.” İyi insanlar, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet edenler, her nefesini Allah yolunda geçirmeye çalışanlar, karışımında çiçek kokusu olan içeceklerden içeceklerdir. Bunlar tanımdır. Tatmadan bazı şeyleri bilemeyiz. Eğer İslam çizgisinde yürüyecek olursak Allah, her türlü cennet nimetlerinden tatmamızı bize nasip edecektir. İNSAN 6: “O bir pınardır ki, ondan Allah’ın kulları içer ve onu fışkırtırlar.” İyiler, İslam yolunda yürüyenler için cennette su kaynakları vardır, Allah’ın kulları bu su kaynaklarından içerler. Dünyada iken, İslamsız saadet olmaz diyenler, Allah yolunda malıyla canıyla cihad edenler, Allah’a kul olmuş olanlar içerler. Dünyada iken insana kul olmuş olanlar bu sudan içemezler. Cennette diledikleri yerde, o su kaynayıp duracaktır. İNSAN 7: “O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.” Müstakim olan yolun yolcuları, yani cennetlikler adaklarını yerine getirirler. Ahiret gününden korkarlar. Böyle yapmakla inananlar, dünya hayatlarında, hesap gününde acıklı ve şerli günleri görmemek için tedbirlerini alıp samimi Müslüman olmanın gayesini güderler. Çünkü Cehennem azabının kıvılcımları görülüp durmaktadır. İNSAN 8: “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.” İnananlar çok sevdikleri yemeklerini fakir fukara ile paylaşırlar. Buna çok dikkat ederler. “En sevdiğinizi Allah yolunda vermedikçe takvaya erişemezsiniz.” Ayetinin gereğini yapmak için birbirleriyle yarışırlar. Ve en sevdikleri mallarını Allah yolunda infak etmenin hazzını tadarlar. İNSAN 9-26: “Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz Biz, çetin ve belalı bir günde Rabbimizden (O’nun azabına uğramaktan) korkarız derler. İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir. Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk. (Cennet ağaçlarının) gölgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur. Yanlarında gümüşten kaplar ve billur kupalar dolaştırılır. Gümüşten öyle kadehler ki onları istedikleri ölçüde tayin ve takdir etmişlerdir. Onlara orada bir kâseden içirilir ki (bu şarabın) karışımında zencefil vardır. (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebil denir. O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedimler dolaşır ki, onları gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın. Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün. Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir. (Onlara şöyle denir:) Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.

(Resulüm!) Kur’an’ı sana biz, evet biz indirdik. Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra yahut hiçbir nanköre boyun eğme. Sabah akşam Rabbinin ismini yad et. Gecenin bir kısmında O’na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O’nu tesbih et.” İşte inananların elde edeceği karşılık budur. Bu karşılığa nail olmak isteyen herkes, Allah’ın ipi olan İslam’ı şekil ve ruh olarak yaşamak zorundadır. İslam’dan başka hiçbir din ve yol, kulu Allah’ın razı olduğu makama taşıyamaz.

İNSAN VE DÜNYA

İnsanlar dünya hayatlarında ahireti unutup sadece dünya hayatının geçici nimetleriyle meşgul olabilirler. Bu tercih hayırlı bir seçim olmaz. İNSAN 27-31: “Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar. Onları biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz. Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar. Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. O, dilediğini rahmetine dâhil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.” Allah’ın yarattığı kullar Allah’ın razı olduğu yolda yürürlerse kazanırlar. Sabredebilmenin en iyi yolu daima Allah’ı hatırlamakla olur. Onun yolunda çekilen cefalara, “sabret” diyen Allah’tır. Sabrı mükâfatlandıracak olan da Allah’tır. İmansız inkâra devam ederse, iman edenler de ihmale devam ederlerse, bu İslam dini yine yüceliğini korur. Çünkü Allah yeni bir milleti Müslüman eder ve onlar da İslam’ı yaşarlar. Rabbimizin bu uyarılan bizedir. Bize olan rahmeti sebebiyle uyarıyor. Yoksa kendisinin bize göndermiş olduğu kitap yine kendisi tarafından korunacaktır.

Biz irademizle İslam’ı seçmeliyiz. Bizim cüzi irademiz, Allah’ın Külli iradesi içindedir. Onun dilemediğini biz dileyemeyiz. Çünkü irademizi de yaratan Allah’tır. O dilediğini rahmetine koyar. Zalimler için de, acıklı bir azap hazırlamıştır. Allah bizi, zalim olmaktan ve zalimlerin şerrinden korusun vesselam.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum