Cinsel ihtiyaç, tutum ve davranışların kaynağı ve ortaya çıkışı, hayatın tabii akışının bir parçası ve bunun yanında sosyokültürel yapının, yani öğrenme-eğitim sürecinin bir sonucudur. Nefsani tatmin ve(ya) neslin devamını sağlamak maksadıyla erkek ve kadınlar arasında meydana gelen hissî, sosyal, fıtri, şehevi (cinsel) ve(ya) bedensel faaliyetlerin tümü olarak tanımlanan cinsellik, kapsam olarak insani yaşama biçiminin bütün unsurlarını içermektedir. Cinsellikte erkek ve kadının sosyal rolleri gereği takındıkları tavırlar yani bu iki cins arasında meydana gelen sevgi, aşk, saygı, hissî bağlar, muhabbet, sohbet, erotik ve cinsel ilişkiler gibi birlikte yaşananların bütünü sağlıklı ve mutlu yaşamanın temel unsurlarındandır.

Cinselliği, biyolojik olarak sadece neslin devamı olarak algılayanlar, hakikatte cinsel hayatın bir parçası olan gayrı bedenî unsurların ve yansımaların kişilerin sosyal hayatlarına ve manevi gelişmelerine sağladığı olumlu katkıları görmezlikten gelmektedir. Bundan dolayı, cinsel hayatın ve üremenin tıbbi, biyolojik, sosyal, psikolojik ve ahlaki yönlerini ve tehlikelerini anlatan cinsel eğitim, özellikle zihinsel engellilerin genel sağlığı için son derece önemlidir.

Zihinsel Engelli Çocuk ve Gençler Neden Cinsel Eğitime İhtiyaç Duyar?

Zihinsel engelli çocukların biyolojik anlamda cinsel gelişimi, istisnalar hariç, diğer çocuklardan farksız ve zekâ seviyelerinden bağımsız olarak gerçekleşmektedir. Zihinsel engellileri bedenî rahatsızlığı olanlardan ayıran en önemli unsur, kişinin bütün aklî imgelerinin oluşturduğu zihnî varlığının (şuur, mantık, idrak, tefekkür vb.) az gelişmiş olmasıdır. Değişik sebeplerden dolayı zekâ gelişiminde meydana gelen yavaşlama, duraklama ve gerileme sonucu kişinin tutum ve davranışlarının yanında sosyal uyumunda ve bu çerçevede psikososyal ve cinsel hayatında da bazı sorunlar çıkabilmektedir.

Cinsel sorunlar, kişinin zekâ düzeyine ve dolayısıyla eğitilebilir ve öğretilebilir durumuna göre değişik boyutlara ulaşmaktadır. Cinsel sorunların en yoğun olarak yaşandığı dönem, cinsel kimliğin elde edildiği gençlik dönemidir. Bu durum, zihinsel engelli olsun veya olmasın, bütün çocuklar için geçerlidir. Çocukluktan gençliğe dönüşüm sürecinde ahenk içinde olan çocuğun beden yapısı, hızlı bir şekilde değişmektedir. Ancak, tam bu dönemde zihnî ve hissî değişim, çoğu kez aynı hız ile gelişmemektedir. Zihnî ve hissî değişimin hızı, bedenî değişiminkine yaklaşamadığı içindir ki bu dönemde buluğ ile ilgili psikososyal sorunlar yaşanmaktadır.

Bazı aileler, cinsel gelişim döneminde yaşanan bu davranışsal değişim karşısında hem çaresiz kalmakta, hem de bu durumu kabullenememektedir. Bedenen güçlü olması hasebiyle müdahale ve etkileme biçimleri de bu dönemde zorlaşmaktadır. Bu dönemde artık çocukluk döneminin kapandığını ve gençlik çağının başladığını kabul etmenin ötesinde başka bir çıkar yol yoktur. Ebeveynlere ve eğitimcilere bu dönemde düşen görev, zihinsel engelli gencin hem genel sosyal ahlâk anlayışının dışına çıkmamasını sağlamak, hem de bağımsızlığını ve mahremiyetini korumak olacaktır. Bu dengenin kurulmasına yönelik sarf edilen çabanın karşısında elbette birçok zorluk ortaya çıkacaktır, ancak sabır ve hoşgörü çerçevesinde zihinsel engelli gence dostane ve samimi bir yaklaşım tarzı sergilemekle bu dengenin zamanla oturması sağlanabilmektedir.

Özel Cinsel Eğitimin Özellikleri ve Hedefleri Nelerdir?

Diğer insanî ihtiyaçlarda olduğu gibi cinsellik alanında da kişilerin eğitim görmesi ve sosyokültürel ortama ve dine uygun olarak cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri, kişilerin psikososyal gelişimini sağlayan önemli unsurlardandır.

Cinsellik konusu, eğitim açışından sadece cinsel teknik, ilişki ve üreme ile ilgili olmadığı gibi, şehvani arzuların kontrol altına alınmasına yönelik öğretiden de ibaret değildir. Cinsel eğitim, çocuk ve gençlerin fizikî, hissî ve cinsel gelişimlerini anlamalarını, cinsel kimliklerini benimsemelerini ve cinsiyetlerine uygun bir davranış sergilemelerini amaçlamaktadaır. Ayrıca, cinsel eğitim yoluyla cinsel anormalliklerin ve sapmaların da önüne geçilmek istenmektedir.

Sosyal pedagoji alanına giren cinsel eğitim, özellikle buluğ çağına gelmiş zihinsel engelli çocuklar için ayrı bir önem taşımaktadır. Bu hususta birçok sorunla karşılaşan ve bazen de çaresiz kalan ebeveynlerin desteklenmesi kaçınılmazdır. Ancak, çoğu kez bu alanda tecrübeli sosyal eğitimciler bulunmadığından dolayı zihinsel engelli çocuk ve gençlerin cinsel sorunlarının çözümüne yönelik ciddi katkılar sağlanamamaktadır. Önemli olduğu kadar hassas ve suiistimale açık bir mesele olmasından dolayı da sorun, çoğu kez ya hiç gündeme gelmemekte (getirilmemekte), ya görmezlikten gelinmekte ya da çözüme kavuşturulması bakımından zamana bırakılmaktadır.

Zihinsel engelli çocukların ruhsal yönden sağlıklı yetişebilmeleri için, çocukların cinsel yönden fıtratlarına uygun olarak eğitilmeleri ve terbiye edilmeleri ne kadar önemli ise, ebeveynin de bunları bilmesi ve benimseyerek bunları tatbik etmesi de bir o kadar önemlidir.

Ebeveynlerin zihinsel engelli çocuklarının cinsel ihtiyaçlarına cevap bulmakta zorlanmaları, Türk toplumunun mahremiyet ve aile çocuk ilişkileri ile ilgili konularda takındıkları geleneksel görüş ve tavırların ötesinde bizzat özel eğitimin zorluğunda yatmaktadır

Diğer pedagojik tedbirler de olduğu gibi, cinsel eğitim konularında da inter-disipliner bir yaklaşımın sergilenmesinde fayda vardır. Dolayısıyla bu alanda ebeveynlerle sıkı diyalog içinde bulunmak gerekmektedir. Cinsel eğitimde yer alan kişiler arasında şeffaflık içinde karşılıklı fikir alış verişin yanında dayanışma elzemdir. Cinsel meseleler dile getirilirken aile fertlerinin sosyokültürel ve dinî hassasiyetleri dikkate alınmalıdır. Ancak, zihinsel engelli çocuğun psikososyal gelişiminin sağlanması hedefinden taviz verilmemelidir.

Ebeveynlerin zihinsel engelli çocuklarının cinsel ihtiyaçlarına cevap bulmakta zorlanmaları, Türk toplumunun mahremiyet ve aile çocuk ilişkileri ile ilgili konularda takındıkları geleneksel görüş ve tavırların ötesinde bizzat özel eğitimin zorluğunda yatmaktadır. Özellikle cinsel eğitim alanında bilinen ve her zaman geçerli olduğu düşünülen pedagojik yöntemlerin zihinsel engelliler üzerinde pek de etkili olmadığını söylemek mümkündür. Dolayısıyla özel cinsel eğitime dönük farklı ve/fakat işlevsel olan yeni pedagojik yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Daha somut bir ifadeyle özel cinsel eğitimde pedagoji ve metot yöntemi olarak “Bunu çocuğuma nasıl söyleyebilirim veya anlatabilirim ?”den ziyade “Bunu çocuğuma nasıl gösterebilirim?” sorusu önem arz etmektedir. Eğitilebilir seviyede olan zihinsel engellilere cinsel eğitim verilirken yanlış anlaşılmalara ve yorumlamalara sebebiyet vermeyecek bir şekilde ifadelerin somut ve açık olması gerekmektedir. Soyut, üstü kapalı veya imalı sözlerin etkinliği burada pek geçerli olmadığını düşünmeliyiz.

Özel Cinsel Eğitimde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Zihinsel engelli çocuk ve gençlerin cinsel yönden uyumsuz hâle gelmemeleri, istismara ve karmaşık cinsel saplantılara uğramamaları için veliler ve eğitimciler şunlara dikkat etmelidir:

  • Çocuk ve gençler arası zararlı cinsel yakınlaşmaları önlemek için, zihinsel özürlü gençlerin, kendilerine ait özel ve müstakil bir yatak odasına sahip olmalıdırlar.
  • Anne ve baba arasındaki cinsel ilişkiler, zihinsel engelli çocukların göremeyeceği ayrı bir mekânda olmalıdır. Çocuklar, anne ve babalarını, anadan doğma çıplak olarak görmemelidir.
  • Çocuklara, kendi cinsiyetlerine uygun düşmeyen kılık kıyafetler giydirilmemelidir. Ayrıca, cinslerine ve fıtratlarına uygun düşmeyen davranış biçimleri de öğretilmemelidir.
  • Erginlik (buluğ) çağında görülen değişiklikler, açık, doğru ve onların anlayacağı lisan ve seviyede önceden anlatılmalı ve yeni dönemlerine hazırlıklı olabilmeleri için, kendilerine yardımcı olunmalıdır.
  • Evde cinselliği tahrik eden pornografik içerikli neşriyatın bulundurulmamasına dikkat edilmelidir. Ailece, yani çocuklarla beraber televizyon seyredilirken, şiddet ve seks ihtiva eden programlardan kaçınılmalıdır.
  • Evlilik çağına gelmiş engellilerin evlendirilmeleri henüz gerçekleşmemiş ise, cinsel enerjileri kültürel ve sportif faaliyetlere yönlendirilmelidir.
  • Zihinsel engelli gençlere, sosyal münasebetlerini ancak güvenilebilir kişi ve ortamlarda geliştirmelerine yardımcı olunmalıdır.

Millî Kültürümüze Uygun Özel Cinsel Eğitim Nasıl Olmalıdır?

Zihinsel engellilerin en özel ve mahrem görünen durumlarıyla ilgilenilmesi, hayatın kuşatıcılığının bir gereği olarak bazen kaçınılmazdır. Bu durum özellikle cünüplük için söz konusudur. Uyku hâlinde (ihtilam) veya uyanıkken iradi olarak cinsî zevk vererek veya alarak şehvetle meninin gelmesi durumunda zihinsel engellinin cünüp duruma düştüğünü bilmesinde fayda vardır. Bu durumda kişinin, dinin bir gereği olarak bir an önce cünüplükten kurtulması yani gusletmesi (boy abdesti alması) gerekmektedir. Zihinsel engelliler, cünüplüğün kişiye bazı sorumluluklar yüklediğini öğrenmeli ve maddi-manevi temizliğinin önemini bu şekilde öğrenmelidirler.
Sevgi, şefkat ve bununla birlikte cinsellik, her insan için aynı derecede önemli bir ihtiyaç olduğu hâlde, zihinsel engellilerin cinselliği ve evliliği konusunda sosyal çevre, her nedense gerektiği kadar anlayış göstermemektedir. Zihinsel engellilerin cinsel talepleri veya davranış biçimleri karşısında sosyal çevre sadece duyarsız kalmamakta, aynı zamanda zihinsel engellilerin evlenme taleplerini de görmezlikten gelmektedir. Bilgisizlikten veya beslenen korkudan dolayı bazen önyargılar hâkimdir, konu tedirginliğe yol açtığı gibi bazen de zihinsel engellilerin cinsel haklarını yok sayan yasakçı bir anlayış sergilenmektedir. Toplumun, velilerin ve hatta eğitimcilerin bu konuya karşı takındıkları genelde olumsuz tavır, sorunun önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Onun için kadın veya erkek olarak karşı cinslerle meşru bir zeminde cinselliklerini yaşayabilmeleri için, zihinsel engellilerin desteklenmesi gerekmektedir.

Bilgisizlikten veya beslenen korkudan dolayı bazen önyargılar hâkimdir, konu tedirginliğe yol açtığı gibi bazen de zihinsel engellilerin cinsel haklarını yok sayan yasakçı bir anlayış sergilenmektedir

Cinsel ihtiyaçların karşılanması yöntemleri arasında başvurulacak en ideal yol şüphesiz evliliktir. Her ne kadar sosyal çevrenin bazı kesimleri zihinsel engellilerin evlenmelerine kuşku ile bakıyorsa da cinsel sağlık ve mutluluk açısından evliliğin bir alternatifi bulunmamaktadır. Nitekim evlenme imkânı bulan zihinsel engellilerin evlilikleri hakkında verdikleri bilgiler ve yaşadıkları tecrübeler, bunun en doğru yol olduğu görülmektedir.

Millî Kültürümüze Uygun Özel Cinsel Eğitim Sistemine Yönelik Bazı Öneriler

Zihinsel engellilere dönük aile odaklı cinsel eğitim ve politikaların belirlenebilmesi için, bir bilgi bankası oluşturulmalıdır. Bu bilgi bankası kapsamında sadece zihinsel engellilerin değil diğer engelli grupların demografik özelliklerine, bibliyograflarına ve sayısal verilerin analizine de yer verilmelidir. Cinsellik olgusunu ortaya koyan ve bu alanda gerçekçi bir veri tabanı oluşturan saha araştırmaları yapılmalıdır.

Engellilerin evlilik yoluyla cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için, evlenmeye aday olanların birbirleriyle tanışabilmelerini kolaylaştıran imkânlar sağlanmalı ve bununla ilgili olarak kurumsal yapılanmalara gidilmelidir.

Zihinsel engelli çocuk ve genç yetiştiren ailelere psikososyal yardımın yanında cinsel anlamda pedagojik destek sağlanmalıdır. Engelli ailelere, cinsel konuları da içeren profesyonel danışmanlık hizmetleri götürebilecek sosyal hizmet uzmanları yetiştirilmelidir.

Zihinsel engelli gençleri, evliliğe ve aile hayatına hazırlayacak eğitim programları geliştirilmelidir. Ayrıca, yapılan evliliklerin uyumlu bir şekilde devam edebilmesi için aileler psikososyal boyutuyla sürekli olarak desteklenmelidir.

Özel cinsel eğitim programları, örgün ve yaygın kurumların yanında sivil toplum kuruluşları tarafından da yürütülebilmelidir. Bu bağlamda engelli çocuk ve gençlerin cinsel istismarı konusunda aile fertleri, koruyucu-önleyici eğitim programları kapsamında aydınlatılmalıdır.

Hangi sosyal gruba yönelik olursa olsun cinsel ihtiyaçların giderilmesine yönelik yöntemlerden sadece dinimize, millî kültürümüze ve medeniyetimize uygun olanlar tavsiye edilmelidir. Dolayısıyla manevi değerlerimizin de öngördüğü aile modelinin bugünün imkânları ve ihtiyaçları ile uyumlu örneğini oluşturmaya ve geliştirmeye yönelik millî eğitim ve sosyal politikalara ağırlık verilmelidir.

Evlenmeye aday zihinsel engelliler, kuracakları yuvada başarılı olabilmeleri için, mümkün mertebe (zihinsel) engelli olmayan kişilerle veya bedensel engellilerle evlendirilmelidir.

Mesleki eğitim alamamış evli zihinsel engellilere veya eşlerine istihdama uygun meslekî beceri kursları sunulmalıdır. Çalışmak isteyen evli zihinsel engelliler veya eşleri pozitif ayrımcılık ilkesine uygun olarak ya emek piyasasında engelli kota sistemi kapsamında istihdam edilmeli, ya da korumalı işyerlerinde çalıştırılmalıdır.

Evli zihinsel engellilerin çocuklarına yönelik eğitim-öğrenme, araç gereç ve materyalleri ücretsiz dağıtılmalıdır. Bu ailelerin çocuklarının ücretsiz anaokullarına kayıtları yapılmalı ve okul çağında ev ödevlerinin ifası gibi alanlarda eğitim desteği sağlanmalıdır.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

0 Yorum